Selamlar ben ayla, doğaya çok düşkün birisiyimdir. Kolay kolay ikna olmam zordur beni ikna etmeleri, kolay sevmem; kriterlerim vardır her zaman, çok okurum, çok gezerim, çok yerim, çok doğayım. Fakat beni tanıyanlar eğlenceli bulurlar nedenini inanın bende bilemiyorum. Diğerleri gibi club, aşk, içki gibi bir hayatım yok aksine çok normal bir hayatım var.
Günlerden 10 Temmuz saat 10.40
Bir sabah tekrar kalktım karşımdaki aynaya bakıp dedim ki “MAŞŞALLAH çok güzelim “ evet genelde kendimi böyle gaza getiriyorum. Ardından yürüyüşe gitmek için hazırlanmaya başladım. Sabahları en sevdiğim şey sessiz kimsesiz mis gibi temiz havadır inanın çok iyi geliyor tavsiye ederim.
Giyindim ve çıktım
Saat 11.16
Yine aynı yolda minik kendime hazırladığım kahvaltımı yiyerek yürüyorum, sabahları ağır şeyler değilde hafif minik bir yumurta ve meyve çok iyi gidiyor.
Saat 12.02
Bitirme zamanı gelmişti, yakınımdaki bir banka oturdum saate baktığımda artık hastaneye gitmem gerektiğini anladım. Sizlere söylemedim değil mi? Evet ben bir doktorum evet, saat 12’ye kadar koşup hastaneye giderim işim bitince üstümü değiştirir doğaya giderim. Artık eve gidip üstümü değiştirmem gerekiyor.
Hastanede Saat 12.34
Geldiğim gibi kırmızı gölgeye gittim bilmeyenler için kırmızı bölge en ağır yaralıların olduğu bölümdür.
Ben hastaneye geldiğim gibi benimle birlikte bir trafik kazası geldi
“Ayla doktor! Bu vaka sizin”
Denmesi ile birlikte en ağır yaralılardan birini aldım, fazla kan kaybediyordu acilen ameliyata almalıydım.
“ECE! İlgilen hemen geleceğim ameliyathaneyi hazırlatmam gerekiyor “
Dedim ve hocamızı çağırmaya gittim.
Bölüm hocamızla birlikte ağır bir ameliyata girdik.
Saat 15.10
Yaklaşık 2 saat süren bir ameliyattan çıktık, benimde nöbetim 2-3 saat sonra bitti. “Normalde koşuya giderdim ama bugün fazla yorulduğum için sadece yürüyüşe gideceğim”
Üstünü değiştirir ormanda.
Yürürken kulaklığım son ses yere bakarak gidiyordum ki ÖKÜZ gibi birine çarptım. Adam mı kadın mı bilmiyorum ama demir gibi vücudu var kafamı kıracaktı!
“Kusuruma bakmayın”
“Önüne baksana yerin dibinden insan gelmiyor sonuçta.”
Haklıydı.
“Tamam özür diledik kardeşim işte ya abartma, kafamı kırdın zaten.”
“Çarpan bendim ya zaten”
“Off tamam uzatma “ Dediğim gibi gözüm çocuğun koluna gitti, Kanıyordu!
“KOLUN KANIYOR!” Dedim telaşla, neden telaşlandım bilmiyorum.
“Yani?”
“Ne oldu oraya çok derin dikiş lazım oraya.”
“Önemli bir şey değil”
Dediği gibi kolunu sıkıp sürüklemeye başladım*
“Bıraksana! Bir şeyim yok dedim”
“Sus.”
Evime getirdim onu dikiş atacaktım.
“Doktor musun “
“Hayır YouTube’dan nasıl dikiş atılır ona bakacağım” diyip dalga geçtim ama o çokta dalgalık durmuyordu.
“Acırsa söyle tamam mı?”
“Tamam”
Uyuşturup dikiş atmaya başladım
“Adın ne bu arada?”
“Demir, senin?”
“Ayla benimde, kaç yaşındasın demir?”
“22, sen?”
“21”
“Küçükmüşsün”
“Aramızda 1 yaş var abartma. Ayrıca elimde iğne varken çok sataşma bence bana gözüne yada başka bir yerine girer falan.”
Sırıttı
“Bitti, geçmiş olsun”
“Teşekkür ederim doktor ayla “
“Ne demek burada kal istersen geç oldu “
“Hayı-“
“Yerini yapıyorum”
• • •