İçeriğe geç

Lost in the Fire

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Lost in the Fire

Bölüm 1

1

Her seferinde aynı şeyi yaşamaktan, burada olmaktan hatta herşeyden bıkmıştım. Burada olmak hiçbir zaman istememiştim. Fakat mecburdum, burada olmaya mecburdum. Kimse beni istemiyordu, evlat edinme derneğindekiler bile. Beni zaten kimse istemezdi. 16 yaşına gelmiştim. Kalabildiğim kadar burada kalacaktım. Sonra da muhtemelen dışarı atılacaktım. Evet, dernekten atılacağıma adım gibi eminim. Kimse beni istemiyordu. Zaten ben de pek dost canlısı sayılmazdım ya da uslu biri.

"Almira, sana hazırlanmanı söylemiştim."

Dudaklarımı her zaman ki gibi büzerek ayağa kalktım. Tuğçe uzaklaşır uzaklaşmaz tekrar yatağa uzandım. Hiç gitmek istemiyordum hoş yine de istenmeyecektim zaten. Seçilen asla ben olmayacaktım. Tuğçe, bir adamın geldiğini söylemişti.

Alparslan Acar.

Benim yaşımda birisini evlat edinecekti ve o kişi ben olmayacaktım. Zaten sadece 3 kişi vardı istenilen yaşta olan. Kesinlikle Açelya seçilecekti ve ben de o iğrenç odaya geri dönecektim. Yavaş adımlarla merdivenleri çıkıp yatağıma kendimi atacaktım.

"Almira!"

"Tamam, tamam!" Tuğçe yine odamdaydı. Bu kadını hiç sevmiyordum. Bir an önce beni göndermek istiyordu. Emin ol Tuğçe, ben de bir an önce buradan gitmek isterdim. Bu iğrenç yerden kurtulup, gerçekten nefes almak isterdim.

Yavaşça ayağa kalkıp dolabıma ilerledim. Zaten pek kıyafet seçeneğim de yoktu. Kolları dantelli olan pembe elbisemi giydim. Ayaklarıma da beyaz spor ayakkabılarımı geçirdim. Saçlarımı da gelişigüzel tarayıp odadan çıktım. Yavaş adımlarla Tuğçe'nin odasına ilerlemeye başladım.

Kapıyı öylesine açtığımda Tuğçe'nin gözleri büyüdü. Karşısına dikilip ellerimi arkamda birleştirdim.

"Olmuş mu, sayın Ertekin?"

Üzerimi gösterdikten sonra bacaklarımı birleştirip durmaya devam ettim. Odanın köşesinde diğer kızlar vardı. Açelya bana iğrenerek bakarken ona gülümsedim.

"Bence olmuş gibi."

Arkamdan, tam kulağımın hizasından gelen derin sesle duraksadım. Yüzümdeki gülümseme solmuştu. Bu ses o kadar derin ve güzeldi ki karnım karıncalanmaya başladı. Sıcak nefesi boynuma ilerledi, nefesini bile ayarlamış gibiydi. Her şeyi kontrol edebilecek birisiydi sanki. Yüzünü görmemiş olmama rağmen derince yutkundum. Sakallarını yavaşça omzuma sürttü. Anında kendimi ileriye attım ve arkamı döndüm. Bana gülümsüyordu. Giydiği takım elbisesinin kollarını kaslarını göstermek istercesine yukarı kıvırmıştı. Saçmalama Almira, adam neden kaslarını göstermek istesin? diyen iç sesimi duymazdan gelip adama bakmaya devam ettim. Gözleri o kadar yeşildi ki. Ona bakmak nefes kesiciydi.

"Almira, yerine geç."

Derin bir nefes alıp Tuğçe'ye döndüm. Başıyla diğer kızların yanını işaret etti. Başımı onaylar anlamda sallayıp kızların yanına gittim. Ada'nın yanına geçtiğimde bana her zaman ki sıcak gülümsemesini bahşetti. Ada iyi bir kızdı, belki de o seçilirdi. Kim bilir? Onun için bunu isterdim. Gerçekten de her şeyin en iyisini hak edecek birisiydi. Ben de ona aynı şekilde gülümsedim. Ya da yanaklarımı gülümsemeye zorladım desek daha doğru olurdu.

Alparslan'a döndüğümde dikkati bizde değildi. Odanın bir diğer köşesindeki dolabı inceliyordu. Bir an için onu daha dikkatli incelemek istedim. En fazla 37 yaşında olabilirdi. 37 ona fazla gibiydi sanki. Esmerdi. Yeni çıkmaya başlamış sakalları yüzünde mükemmel duruyordu. Bir insanın bu kadar mükemmel olması gerçekten olası mıydı ki?

"Alparslan bey, isterseniz sorularla başlayabilirsiniz."

Tuğçe'nin sesini duyduktan sonra elindeki kitabı kapatıp yerine bıraktı. Tuğçe'ye dönüp gülümsedi. Sonra bize döndü. Gözleri benim gözlerimle buluşunca gözlerimi kaçırdım. Tuğçe'nin karşısındaki sandalyeye oturup yüzünü ellerinin arasına aldı. Derin bir nefes aldıktan sonra konuştu.

"Soru sormak... Bunun gerekli olduğunu düşünmüyorum. Ben kararımı zaten verdim."

Ne kadar süredir buradaydı ki? Diğer kızlarla konuşmuş muydu? Başımı yere eğerek ayaklarıma baktım. Ayak uçlarımı birleştiriyordum veya ayak topuklarımın üzerine kalkıyordum. Gergin olunca yaptığım şeylerden birisiydi. İlk defa bu kadar gerildiğimi hissediyorum. Başımı yavaşça kaldırdığımda bana doğru baktığını fark ettim. Bana yavaşça gülümsedi. Ben de ona aynı şekilde gülümsedim. Küçük bir gülümsemeydi. Ardından başımı başka bir tarafa çevirdim. Ona uzun süre bakamıyordum nedensizce.

"Fakat-"

"Kararımı verdim." Kararlı sesi Tuğçe'yi durdurdu. Tuğçe gülümseyerek masanın üzerinde duran kağıtlara uzandı.

"Pekâlâ. Kızlar odalarınıza geri dönebilirsiniz."

Tekrar başımı salladım. Konuşamıyorum, sanki dilim lal olmuş gibiydi. En son ben çıkacaktım. Yanından geçerken elini önüme doğru uzattı. Aniden karnıma dokunan eliyle donduğumu hissettim. Dirseği bacaklarıma dokunduğu an yere düşebilirmiş gibi hissettim. Donakaldım. Ona doğru dönüp yutkundum. O ise bana tekrar aynı şekilde gülümsedi ve elini önümden çekti. Sonra ise önüne döndü. Hızlı adımlarla odadan çıktım.

Tanrım!

Bu bana ilk defa oluyordu. İlk defa bu kadar aptal gibi hissetmiştim. Birisinin karşısında daha önce asla böyle olmamıştım. Hiç konuşamamış, kendimden soğuyacak iğrenç şakalar yapmamıştım. Yine de beni istemeyeceğini adım gibi biliyordum. Bu yüzden orada durmama daha fazla gerek yoktu. Kütüphaneye doğru ilerledim. İçeride kimse yoktu. Kimsenin buraya gelmemesi çok güzeldi ve de burada bu kadar çok kitabın olması. Kitapların çoğunu zaten okumuştum. Ama tekrardan okumak beni asla üzmüyordu. Sevdiğim kitapları sürekli okumak beni mutlu ediyordu. Kitapların arasından sevdiğim bir kitabı seçtim. Kütüphanenin en köşesindeki masaya geçtim. Bir anda arkamdan gelen ses ile yerimden sıçradım.

"Kitap okumayı seviyorsun demek."

Kitaba o kadar dalmışım ki geldiğini duymamıştım bile. Burada olduğumu birinden öğrenmiş olabilirdi. Herhangi biri benim burada olduğumu tahmin edebilirdi zaten.

"E-evet."

Kahretsin! Kekelemek istememiştim. Güçsüzün teki gibi görünmekten nefret ediyordum. Acaba öyle mi görünüyordum? Bir şey söylemeden gelip yanıma oturdu. Ona doğru döndüğümde ellerini birleştirmiş camdan dışarısını izlediğini izlediğini görmüştüm. Düşünceli gibiydi. Bacağı bacağıma değiyordu. Çeksem tuhaf olur muydu? Rahatsız olmamıştım ama tuhaf hissettirmişti. Ben bir şey demeden o bacağını çekti. Bu hareketi gülümsememe yol açtı.

"Evimdeki kütüphanem daha büyük. Oraya da bir gün uğramalısın."

Ne?

Neden bahsediyordu ki? Onun evindeki kütüphaneye nasıl gidecektim?

"Anlamadım?"

Hâlâ ona anlamaz gözler ile bakarken bana doğru döndü, yüzlerimiz çok yakındı. Derince yutkundum.

"Eşyalarını hazırla bakalım. Akşam olmadan gidelim, Almira."

Bölüm sonu

7 yorum

  • https://discord.com/invite/M2PUn4GY2q Merhaba🌺 2500+ üyeye sahip yazar ve okur topluluğu adından sizi Discord'ta sohbet eğlence, kitap, vote, dil sohbet (Native Ingilizlerle), AI sohbet/foto bot, oyun(lol, gartic, valorant), temelli "Yazarlar Ansiklopedisi" isimli tüm gün aktif sunucumuza davet ediyorum. Sunucumuzda özenle seçilmiş yazarların ve okurların arasında sizi de görmekten mutluluk duyarız. Sunucumuz gelişmekte olan yazarlardan ve nitelikli okurlardan oluşuyor.Haftanın beş günü sırayla bir yazarın kitabının üç bölümü okunur yorumlanır, sunucumuzda isteğe bağlı iki tur vardır " eleştiri ve destek" turları, eleştiri turunda yazarın nerede eksiği olduğunu ve nerede iyi olduğunu söylüyoruz. Destek turu ise fazla vakti olmayan üyelerimiz içindir. Bu turda okuma zorunlu değil.Sunucumuzda yarışmalar düzenliyor, yarışmaları kazananlara yorum,vote gibi ödüller veriyoruz. Ve sunucumuzda 🏆Ayın Yazarı🏆yarışmasıda geçirilmekte. Şu an 2500+ üyeli her daim aktif sunucumuzda 13 yaşından 45 yaşına kadar her yaştan yazar var. Tabi çoğunluk 13-45 yaş arası. Oyun kanallarımızda ise toplu mafya, vampir köylü, cinayet çözme role play, tiyatro gibi oyunlar da oynuyoruz ve farklı bot oyunlar da var. Her gece üyeler seslide müzik dinliyor, sohbet ediyoruz. Sunucumuza girmek için yukarıdaki linke tıklamanız yeterlidir. Unutmayın bu linkin süresi asla geçmiyor ve her zaman dahil olabilirsiniz. Linke panomdandan da tıklayarabilirsiniz.