İçeriğe geç

living with death' minsung ✓

Bölüm 19 · 5 dk okuma

living with death' minsung ✓

Bölüm 19

19: seni seviyorum.

"Hazırlandın mi hayatım?" Akşam saatleriydi, belki de akşam çoktan bitmişti. Eksik kalmaması açısından son bir kez gözden geçirdiği çantasını yatağına üzerine bırakarak annesine döndü Jisung.

Tıpkı Minho'ya söylediği gibi, birkaç günlüğüne hastanede olacaktı. Akşamdan gitme nedeni ise gün içerisinde hastanenin kalabalık olmasıydı. Çekinmezdi genelde, sadece bir sürü hasta insanın içinde bulunmak huzursuz hissettirirdi onu.

"Sanırım her şey hazır. Ben hariç..." Bayan Han yaslandığı kapı pervazından ayrılarak oğlunun yanına ilerledi. Onu kolları arasına almadan önce derin bir nefes alıp "Sanırım ben de," diye kendi kendine konuştu. Oğluna olan bağlılığı her geçen gün artarken ona bir şey olacak kaygısı zihnini kurcalıyordu. Hiçbir şey yokmuş gibi davranmak, Jisung'u mutlu etmeye çalışmak ağır geliyordu. Zorlandığını şey oğlunu mutlu etmek değildi ancak, zorlandığı şey üzgün olmasına rağmen mutlu gibi davranan evladına ayak uydurmaktı.

"Pekâlâ, bu gidişle evden ayrılamayız. Hadi bakalım küçük velet, çantanı da al aşağı in." Sarıldığı bedenin saçlarına birkaç öpücük kondurarak geri çekildi. Omuzlarından tutarak Jisung'u sarstığında artık daha iyi hissediyordu Jisung. En azından annesinin hâlâ onunla dalga geçebiliyor olması güzeldi.

"Siz kazandınız majesteleri," Ellerini omuzlarının üstünde olacak şekilde havaya kaldırdı. "Hemen gidiyorum." Yatağa bıraktığı sırt çantasını ellerine arasında alarak kapıya kadar ilerledi. Kapıdan bir adım ileri attıktan sonra son sözlerini de söyleyerek son hız merdivenleri inmeye başladı. "Ayrıca reşit olalı birkaç ay oldu. Çocukmuşum gibi davranma!"

Jiwoo kıstığı gözlerini normal hâline getirerek ellerini beline çıkardı. Yüzündeki tebessüm silinmezken o da odadan çıkarak diğer ikilinin yanına, salona doğru ilerledi. Jisung telefonuyla ilgilenirken Daniel kolundaki saatten saati kontrol ediyordu. Gece yarısına birkaç saat vardı henüz.

"Hazırsanız gidelim?" Babası sorgulayıcı bakışlarla kendisine baktığında Jisung üzerinde hissettiği gözler nedeniyle boş boş takıldığı telefonu kapatıp cebine attı. Kafasını olumlu anlamda hareket ettirdiğinde oturduğu yerden kalktı.

Üçü beraber evden ayrıldıklarında Jisung gecenin serin havası nedeniyle üzerindeki kabana olabilecekmiş gibi daha da sokuldu. Sırtına taktığı çanta her ne kadar yumuşak olsa da gerçekten ağırdı. Ne kadar kalacağını bilemediği için birkaç parça kıyafetin yanında vakit geçirmek adına günlük eşyalarını da almıştı. Hâliyle çanta normalden daha ağır bir duruma gelmişti.

Annesi onun için işinden bir haftalığına izin almıştı, babası ise hem yoğun olduğundan hem de hastanede yalnızca bir refakatçi kabul ettiklerinden yanında olamayacaktı. En azından gün içerisinde boş olduğu vakitlerde kendisini ziyarete gelecekti, bu da yeterliydi. Ve bir başka ziyaretçisi ise sevgilisi olacaktı. Bu düşünceyle sırıttı Jisung, aklına geldiği her an yüz ifadesi değişiyor, yerini kocaman ve sıcacık bir gülümseme alıyordu. Onu düşünmek kendisine iyi geliyordu.

Gecenin karanlığında kendini saklayan siyah araba görüş alanına girdiğinde kapıyı açarak arka koltuğa bıraktı kendini. Kulaklığını da takarak cama yaslandğında artık gitmek için hazırdı. Yaz yaklaşıyordu, havalar gittikçe ısınıyordu ancak bu gece olabilirmiş gibi soğuk esen rüzgarlar kışın varlığını hatırlatmıştı.

Araba hareket eteme başladığında karanlıkta varlığını belli eden silüetler ilişti gözlerine. Kimi sadece bir arabaydı, kimisi evine dönen bir insan, kimisi de yıldızları izleyen birkaç hayvan. Sade güzel bir geceydi, soğuk ve ıssız bir karanlıktı.

Evleri şehrin merkezinde olduğu için hastane çok da uzak değildi oturdukları yere. Birkaç dakikalık bir seyehatin ardından da varmışlardı zaten. Araba durduğunda Bayan Han ve Jisung arabadan ayrıldılar, Bay Han ise arabayı park ettikten sonra yanlarına gelecekti.

İkisi beraber lobiye kadar beraber yürüdüler. Bekleme alanında bulunan koltuklara karşılıklı olarak oturduklarında hastanenin bu kadar sessiz olması ürkütmüştü Jisung'u. Saat geç değildi, ancak görünürde kimse yoktu. Boş durmamak amacıyla telefonundan öylesine bir şeylere baktı. Çok geçmeden gelen babasıyla beraber resepsiyonun yolunu tutmuşlardı.

Ailesi onun için giriş izinlerini ve diğer ayrıcalıkları hallederken o geride durup olanları seyrediyordu. İlk gelişi değildi bu, belki son bile olmayabilirdi. Gözü acil bölümündeki bekleme alanına kaydı. Minho'yla tanıştıkları yerdi burası. Daha doğrusu Minho'yu fark ettiği andı. İstemsizde yüzünde bir tebessüm oluştu. Neredeyse 3 ay geçmişti yaşananların üstünden. Bu süre boyunca onunla olmak ise yaşayabileceği en güzel hayat olmuştu.

"Siz odaya çıkın. Sizden sonra bir hemşire gönderecekler ilgilenmesi için." Babasının sözleri daldığı düşüncelerden çıkmasına neden olmuştu. Demek ki zamanı gelmişti.

"Jisung, iyice dinlen olur mu?" Bir eli Jisung'un omzunu bulduğunda teselli vermek istercesine gülümsemişti. Jisung da bu gülümsemeye karşılık verdiğinde babası, annesiyle vedalaşarak hastaneden ayrılmıştı.

"Hadi bakalım, epey geç oldu. Odaya çıkalım da dinlen." Elindeki oda kartıyla önden yürümeye başladığında peşi sıra ilerlemişti Jisung. Odanın girişine geldiklerinde ise kapı numarasına ufak bir göz attı, 428.

Yaklaşık yarım saatlik bir yerleşme macerasının ardından değiştirdiği kıyafetleriyle birlikte bırakmıştı kendini koltuğun üzerine. Oda normal hastane odalarına kıyasla epey geniş, kişisel eşyalar için özel bir dolabın bulunduğu ve banyonun da yer aldığı bir olaydı. Kendi odasından bile güzel gelmişti o an gözüne. Kim bilir, belki de yeni odası burası olurdu.

Saat gece yarısını çoktan geçmişti. Annesi bir süre önce uyumuş olmasına rağmen Jisung'un gözüne bir damla uyku girmiyordu. Oda sıcak falan da değildi, ancak içinde boğuluyormuş gibi hissetmeye başlamıştı. Tek çareyi gecenin bu saatinde Minho'yu rahatsız etmekte buldu. Komidinin üzerinden aldığı telefonun sesini kısarak Minho'yu aradı. Bir süre çaldı telefon, öyle ki ilkinde açılmadığı için ikinci kere aramıştı. İkincisinde açılan telefonun ardından gelen boğuk ses yüzündeki gülümsemeyi daha da büyüttü. Onun uykulu sesine ikinci kez denk geliyordu ancak ilkinde olduğu gibi hızlanmıştı kalbi

"Jisung? Bu saatte neden beni uyandırdığını merak ediyorum açıkçası."

"Ben uyuyamıyorsam sen de uyuyamazsın."

"Bir sorun mu var?"

"Hayır, sadece gözüme uyku girmedi, ben de birilerinin kabusu olmak istedim. Şanslı kişi sensin."

"Aman tanrım ne kadar da büyük bir şans!"

Jisung kıkırdamaya başladığında telefonun diğer tarafından gelen boğuk kahkaha daha da mutlu etmişti onu. Göz ucuyla annesine baktığında uykusunun derin olmasına şükretti.

"Neredesin şu an?"

"Hastanedeyim,"

"Ah, bu kadar erken gideceğini tahmin etmemiştim. Gerçi bugün söylemiştin. Aklımdan çıkmış."

"Hmm..."

"Benimle uğraşmak hoşuna mı gidiyor?"

"Neden öyle diyorsun?"

"Jisung, gecenin bir yarısı beni arıyorsun ve sadece konuşmak istediğini söylüyorsun. Yarın okula gidecek olan kişi benim unutma."

"Bu gibi durumlarda sevgilinle ilgilenmen gerek. Üzgünüm ama okul şu anlık ikinci planda."

Birkaç saniyelik sessizlik olmuştu. Jisung'un duyduğu tek ses Minho'nun nefes alışverişleriydi. Oysa bu ses ona ninni gibi gelmişti.

"Yarın, okuldan sonra yanıma uğrar mısın?"

"Bunun için söz vermiştim zaten."

"Sadece emin olmak istedim."

"Jisung..."

"Hm?"

"Teşekkür ederim."

"Ne için?"

"Sanırım bu sorunun cevabını ben de bilmiyorum. Sadece, teşekkür ederim."

"Asıl ben teşekkür ederim."

"Bu ne içindi peki?"

"Bilmem, içimden geldi."

"Hmm... Anlıyorum."

"Minho..."

"Efendim?"

"Seni seviyorum."

Duyduğu tek şey derin bir iç çekiş olmuştu Jisung'un. Minho hâlâ bazı konularda kendini geri çekiyordu, bunu engelleyemezdi sonuçta. Ayrıca çıkmaya başlayalı sadece birkaç gün olmuşken onu zorlayamazdı da. Ona böyle zamanlarda ihtiyaç duymak kötü bir şey miydi yani?

"Ben de seni seviyorum ufaklık. Şimdi biraz olsun uyu ve dinlen. Birkaç saat sonra güneş doğacak, manzarayı seyretmek gibi bir planın yoksa kafanı yastığa koy ve gözlerini kapat. Emin ol işe yarar."

Küçük kıkırtılar dudakları arasından döküldüğünde veda ederek telefonu kapattı. Artık rahat bir uyku çekebilirdi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.