Küçücüktüm, yamacında dağlardan da büyük...
Bacaklarının yörüngesinde dünyadan da hızlı döne döne,
İçinde daha önce görülmemiş güzelliklerin olduğu bir evrene uzanırdım.
Bazen soruyorum kendime:
Acaba hâlâ o evrenin parçalarını saklıyor muyum bir yerlerde?
Sahi, o "bir yerlerde" nerede?
Yanında bunca gürültü,
Düşünmeden söylenen sözler olup tepkisizliğe kuşatılıyor,
Suskunluksa dolu dolu oluyor...
Sabırsızlığın çanlarından uzaklaşıyorum.
Affedilmeyecek sevgiye, sevgi demiyorum.
Ve inan ki bu benim için,
Nice diyarı gezip görmekten,
O diyarların sahibi olmaktan, katbekat daha değerli.
Senin için her an kulvarında,
Yastıkta sallanırken komik uzun sarı saçları da salınan o küçük bebek olarak kalacağım...
Kravatının desenlerine benzetimlerini ekleyen o küçük bebek...
Bendeki yerini,
Ben göstermeden de bulacaksın:
Bariz, pirüpak,
Naifsiz nahif, doğallığından...
Bir tırmığa dönüşmeden de özgürleşebilecek, en sert ciddiyetler.