Ömer…
İç çekerek ona baktım ardınan gülerek bana bakarak söyledi “geç kaldın yine dimi?” Dediği zaman cevap vermeden derin bir nefes aldım “gel hadi gidelim” dedi ve kaskı bana uzatınca gözlerim o ve kask arasında gidip geldi. Sabırsız bir sesle bana kaskı tekrar uzattı ve “Salim hocadan eline cetvel yemek istersen ayrı tabi” diyerek kaskı çekti ve ona kızıl gözlerle bakarak söyledim “kim dedi okula gidiyorum diye?” Bana alayla bir bakış atarak güldü ve kaskı tekrar uzattı “iyi gel kafeye götürürüm” dediği zaman kaska uzanarak taktım bana motora binmeyi öğreterek bindirdi motoru hızla sürerken beline sıkıca sarıldım “yavaş!” Diye bağırsam bile sadece güldü ve daha hızlı sürdü yol boyu ona küfür ettim kafenin önüne gelince motordan indim ve kaskı ona fırlatır gibi verdim. Sinirle ona bakarak “bir daha senin motoruna binersem iki olsun!” Dedim ve motorun aynasından saçımı düzelterek rujumu sürdüm o ise beni izlerken tepki vermedi. Kafamı kaldırıp ona baktım ardından içeri yürüyecekken birden kolumu tutup beni motora yasladı ve üstüme eğildi elini dudağıma götürerek parmağını dudağımın kenarına sürterek fazlalık ruju sildi ardından gülerek geri çekilince şaşkınca donup kaldım. Kendime gelerek ona baktım ve “sen-ne-?” Konuşamadan kekeledim o ise gülerek “sakin ol küçük rujun taşmıştı” diyip parmağını gösterdi. O sırada arkadan bir ses seslendi “Gökçe!” Arkama bakarak gülümsedim Eflin de kafeye gelmişti Ömer’e bakmadan Eflin ile kafeye girerek Yelda’nın yanına oturduk.
*Ömer’den* Gökçe giderken gülümseyerek ona baktım ardından parmağımdaki rujuna bakarak gülümsedim. Tatlı bir kızdı şirindi Ahu’nun arkadaşı olmasa onunla nasıl iletişime geçeceğim hakkında fikrim olmasa bile yinede şuan halimden mutluydum. En azından beni tanıyor ve biliyordu hiç umrunda olmamaktan daha iyiydi bu ama emindim bir gün bana hisleri değişecekti.
*Gökçe’den* hep birlikte kızlarla oturup ilk başta kahvaltı için poğaça falan alıp yedik ardından sigara kahve ve tatlı üçlüsü ile konuşurken Ahu’nun sevgilisi Ahmet gelince onlar arka masaya geçti Ahmet Ahu için değildi çok çirkindi özellikle Ahu için Ahu beyaz tenli siyah saçlı ve güzel bir fiziği olan bir kızdı ama Ahmet…Allah affetsin çok çirkindi kilolu sarışın iğrenç saç kesimi olun sadece babasının parasıyla övünen dünyaya hiç bir katkısı olmayan bir erkekti Ahu ile uymuyorlardı ama Ahu sevdiği için bişey diyememiştik. Eflin Yelda ve ben konuşurken Ahmet bir anda elini masaya vurup bağırınca hep birlikte ayağa kalktık. Ahmet yine saçma sapan konulardan bağırıp kavga çıkarırken Ahu sakinliğini korumaya çalışıyordu. Sinirle yumruklarımı sıkarken Yelda beni oturtmuştu ama Ahmet durmamıştı bağırmaya devam ederek Ahu’yu omzundan itince sinirle ayağa kalkıp Ahmet’i ittim ve bağırdım “senin o elini sikerim piç!” Eflin hızla beni geri çekerken Ahu masadaki yeni gelen sıcak kahveyi Ahmet’in önüne pantolonuna döktü ve çok sakin bir çekilde eşyalarını alarak kafeden çıktı. Ahmetin arkadan gelen acı dolu inleme ve küfürlerine aldırmadan kafeden çıktık. Yol boyu söverken Ahu umursamıyordu “it bu nerde kemik bulsa oraya döner, ona da tek kemik veren ben olduğum için yine dönüp dolaşıp özrünü dileyecek” dediği zaman yol ortasında kahkaha atarak yürüdük ani bir karar ile çarşıya gitmeye karar vererek otobüse bindik çarşıda dolaşırken saati umursamadık kıyafet baktık, aldık ardından kozmetik mağazasına girdik ve bir kaç eşta alıp çıktık yorgunlukla yürürken onları kuzenim Efe’nin mekanına götürdüm güzel bir mekandı çok kafa dengi bir insandı uzun boylu,komik sarıya yakın kumraldı iri yarı ve güçlüydü abi kardeş gibi takılırdık yakınlık bizim için pek önemli değildi ama mesafemizi bilirdik. Masaya oturunca kızlar menüye bakarken arkadan bir ses geldi “ooo Prenses gelmiş!” Arkama bakınca Efe’yi görerek ayağa kalktım sarılarak selamlaştıktan sonra kızlara döndüm. “Kızlar bu Efe hem mekanın sahibi hemde kuzenim” dedim ardından Efe’ye dönüp kızları gösterdim “Efe bunlar Eflin, Yelda ve Ahu” dedim kızları tek tek göstererek. Efe tek tek selamlaştı ama Ahu’da uzun süre elini bırakmadı saçma yerden sorular sormaya çalışınca gülmemeye çalıştım ardından “Canım kuzenim sen bizim siparişlerinizi getir hadi” dedim alayla onu kovarak Efe bana küfür eder gibi bakarak yanımızdan ayrılınca Ahu’ya bakıp güldüm “senden hoşlandı” dedim sakince Ahu hızla bana bakıp “ne alakası var? Hem benim sevgilim var” dediği zaman göz devirdim ama uzatmadım. Efe siparişleri getirince Ahu’ya uzun uzun bakarak uzaklaştı yaklaşık iki saat kadar orda oturduktan sonra Ahu telefona baktı ve telefonu masaya bırakarak “Ömer geliyor” dedi tepki vermemeye çalışarak kahveyi içtim. Aradan beş dakika geçmeden içeri Ömer girdi. Eline baktığım zaman bir buket çiçek vardı masaya gelip Ahu’ya sarılıp yanına oturduğu zaman Ahu “manitana mı aldın?” Diye sorup çiçeği gösterdi Ömer önce bana kıza bir bakış attı ardından çiçeğe bakarak “evet kızın yanına geçicem” dediği zaman istemsizce içimde bişeyler koptu. Yüzüne baktım ardından telefonu elime alarak sosyal medyada gezdim.
*Ömer’den* Ahu’nun sorusuna “evet kızın yanına geçicem” diye yanıt vererek Gökçe’ye baktım. Yüzü bir anda düşer gibi oldu gözlerinde kırgınlık belirdi gibi oldu ama sonra umursamadığını görünce rahatladım fakat içimde hala bir şüphe vardı beni mi kıskanmıştı?…bu düşünce beni istemsizce sevindirirken bir yandanda korkmuştum ya kıskandırmak için söylediğim şey aslında onu benden soğuttuysa…en son vazgeçerek “kız falan yok ya bir arkadaş istedi sevgilisine çiçek yaptırmış almamı istedi onu götürürken uğradım” dedim ardından tekrar Gökçe’ye baktım hala telefona bakıyordu ama ekranı kaydıran parmağı bir an durdu yüzünde belli belirsiz bir gülümseme fark edince rahatladım .
*Gökçe’den* Ömerin sözü üstüne hafif gülerek telefonu kapatıp tekrar onlarla konuşmaya döndüm “çiçek güzel ama ben bunu istemezdim” dediğim zaman Eflin “biliyoruz sen ve Karanfil aşkını” dedi Yelda “cidden sen neden Karanfili çok seviyorsun?” Diye sorunca onlara baktım “okuduğum bir kitapta erkek karakter sadece sevdiği kadına iki tane karanfil vereceği üzerine yemin ediyordu. Ama bir gün annesi dışında başka bir kadına daha iki karanfil veriyor,böylece onu sevdiğini tamamen anlatarak bir adım atıyor, o günden sonra evleniyorlara ve adam her gün eve karanfil ile geliyor.” Dedim ve kahveden bir yudum aldım. Ardından ekledim ve “ayrıca bence güzel bir çiçek yani” dedim gülerek kahveyi tekrar içerken Ömerle göz göze geldik Agu birden “demek o yüzden sen bana iki karanfil verecek olan adamla evleneceğim diye yemin ettin?” Dedi ve kafa salladım “evet” dedim gülümseyerek “iki karanfil bir kırmızı bir beyaz.”
Ömer gidince bir bir saat daha oturduk en son kalkarak kafeden çıktık hesap için ısrar etsek bile Efe sinirle para almayı reddetmişti.
Yapacak bişey kalmayınca durağa gidip otobüse binerek eve gittik otobüste giderken kafede çekildiğim fotoğrafı İnstagram hesabımda paylaştım. Aradan iki dakika bile geçmeden bir bildirim ile telefonu açtım
*Ömer size bir sohbet mesajı dönderdi görmek için dokun…*
