Hemen sınıfımı buldum. Her zamanki gibi en arka sıraya geçtim. Yanıma Yağız geldi:"Orası benim yerimde ama,"dedi gülerek.
"Ben,şey pardon. Kalkayım ben en iyisi," Kalkmaya yeltendiğim sırada "Saçmalama Beyza. Oturabilirsin istediğin yere. Kendini bu kadar kasmana gerek yok."
Bu cümlenin üstüne "Peki,teşekkür ederim,"diyebildim.
"Sen niye sürekli bana teşekkür ediyorsun, sadece açıklama yaptım,"dedi gülerek.
"Teşe- pardon," ve ikimize de bir gülme sardı. Yanıma oturdu. Sohbet etmeye başladık. Ardından yanımıza bir çocuk geldi. Bu çocuk kumral saçlı, kahve gözlü biriydi.
"Yeni sınıfımıza ve okulumuza hoşgeldin," gözlerimi Yağız'a çevirdiğimde ellerini ve dişlerini sıkıyordu. "Hoşbuldum," diyebildim sadece. Ardından kısa bir tanışma faslı geçirdik adının Barış olduğunu öğrendiğim kişiyle. Ardından beni yanına davet etti. Yağız'a baktım sanki "gitme" dercesine bakıyordu. Nazik bir şekilde Barış'ı reddettim. Sonra Yağız'ın bana dik dik baktığını farkettim.
-Birşey mi oldu Yağız?
-O çocukla konuşmanı istemiyorum.
-Ne?
-Duydun beni,o çocukla konuşmayacaksın.
-Pardon da sen buna nasıl karışabiliyorsun?
-Karışırım Beyza! O çocuk tehlikeli,kendini yakarsın.
-Bana öyle tehlikeli davranışlar sergilediğini farkettiğim zaman ben zaten uzaklaşırım, merak etme sen 'arkadaşım'.
-Arkadaşım deme lazım olur Beyzoş, dedi ve göz kırpıp önüne döndü...
#benimcizgim








