Namjoon sabah erkenden kalkmış duşunu almış özel dikim siyah takım elbisesini giymiş içine yine siyah bir gömlek giymiş, saat koleksiyonunun olduğu çekmeceyi açıp uzun uzun bakmıştı onun için hazırlanmanın en zor kısmı saat seçmekti bu olsun dedi hem spor hem şık, bir Rolex alıp koluna taktı saatine bakarken aman tanrım dedi sekize geliyor koşarak evden çıktı.
Kısa bir yolculuktan sonra çünkü Jin'in ailesinin olduğu sokaktan bir ev almıştı Jin nerde yaşarsa o da orda yaşardı ve işte gösterişli malikanenin önündeydi bu evi çok seviyordu çünkü içinde hayatnın ablamı vardı içi içine sığmıyordu kurdu bile eşini göreceği için mutlulukla oluyordu zili çaldı hizmetçi kapıyı açtığında günaydın diyerek selam verdi hizmetçi "Bay Seo yemek odasında sizi bekliyor" dediğinde Namjoon başıyla onaylayıp hızla yemek odasına ilerledi ama kapıda dondu kaldı içeride kimse yoktu sadece Kim Seo tek başına kahvaltı yapıyordu ve belliki başka kimse de gelmeyecekti çünkü sadece iki kişilik servis vardı
Kim Seo "günaydın ,neden orda dikilip duruyorsun gelsene" dedi
Namjoon" nerde" diye sordu sesi duyuldumu emin değildi çünkü o kadar yıkılmıştı ki konuşmaya bile hali yoktu ama kim Seo onu duymuştu gülümsedi "sana demiştim büyükannesini ziyarete gitti"
Namjoon kendine sırıtarak bakan adama öfkeyle baktı şu anda elleri kaşınıyordu eğleniyormuydu bari ama onunda eğleneceği günler gelecekti
"Ben dışarıda bekliyorum" diyerek arkasını dönmüştü ki Kim Seo Namjoon diye seslendi
Namjoon arkasını döndüğünde sandalyenin üstünde duran çantasını işaret etti "onu taşımak senin görevin" Namjoon derin bir nefes aldı ve birşey demeden çantayı alıp çıktı
Kim Seo kahvaltısını yapmış dışarı çıktığında Namjoon arabaya yaslanmış sigara içiyordu ve çantası da yerdeydi bir çantaya bir Namjoon'a baktı arabaya binerken "sen sigaradanı kullanıyorsun" dedi "bu eksi puan "
Namjoon elindeki izmariti yere atıp ellerini cebine soktu" demek puan sistemi var kaç puan alırsam Jin'i görebilirim" dedi
"50"
"Güzel kolaymış "
Kim Seo gülümsedi" -2 puanın var senin işin biraz zor gibi"
Namjoon "bir puanımı nerden kırdın" dediğinde Kim Seo gözleriyle yerde duran çantasını işaret etti " çantam yerde"
Namjoon derin bir nefes aldı çantayıda alıp" tamam mı gidelimmi artık" dedi
Kim Seo şoförün açtığı kapıdan arabaya bindi Namjoon kendi arabasına ilerlerken "hey nereye gidiyorsun sende bu arabayla geleceksin" dedi
Namjoon bir şey demeden geri döndü arka kapıya yöneldiğinde Kim Seo "öne bin şoförün yanına" dedi ve birlikte şirkete doğru yola çıktılar
Namjoon kendisini izleyen Betaya dönüp "hey sen iyimisin dedi işin yokmu senin"
"Yok Bay Kim toplantıda "
"Benim bildiğim sekreterler patronunlarının yanında toplantıya girerler sen neden burdasın "
Beta hala hayran gözlerle karşısındaki alfayı izliyordu" burası daha güzel de ondan , demek işe yeni başladın artık bol bol görüşürüz,çok memnun oldum Bay Kim çok iyi bir adamdır burayı çok seveceksin"
"Ya ne demezsin gerçektende çok iyi bir adam tam bir sevgi pıtırcığı"
Bu sırada toplantı odasının kapısı açıldı kim Seo göründü" Namjoon yarım saate çıkıyoruz hazır ol" diyerek yanından geçip gitti
Araba durduğunda Kim Seo "buradaki toplantı benim için çok önemli bu adamlarla bu sözleşmeyi imzalamam lazım ve sende yanımda ol sağı solu belli olmaz bu adamların tekin tipler değiller aynı senin gibiler yani" dedi
Namjoon" en azından benim gibi adamların niyetleri belli ama senin gibileri anlamak mümkün değil sence hangisi daha kötü" dedi
Kim Seo cevap vermeden arabadan indi Namjoon'da peşimden onu takip ediyordu zaten sabahtan beridir yaptığı tek şey Kim Seo'nun peşinde yürümekti
Kim Seo toplantı odasına girdiğinde içerideki adamlar hepsi birden ayağa kalktı Namjoon sadece arkada bekliyordu "Bay Kim sizi görmek ne büyük şeref" diyerek bir adam onlara doğru yürümeye başladı Namjoon hiç oralı olmadı ama kim Seo bu ilgiden çok memnun olmuştu ama beklediği gibi olmadı
Kim Seo'nun yanından geçip Namjoon'un önünde durdu saygıyla eğilip "hoşgeldiniz efendim dedi buyurun lütfen "diyerek masayı gösterdi
Namjoon gösterilen yere oturduğunda "kusurumuza bakmayın geleceğinizi bilseydik kapıda karşıladık hazırlık yapardık" dedi
Namjoon "sorun değil rahat olun ben bu gün sadece bay Kim Seo'ya eşlik ediyorum" dedi
Diğer taraftan Jin annesi ve büyükannesi ile birlikte alışveriş yapıyordu büyükannesi "bak bu ipek kumaşlarda çok güzel damatlığı seçtiniz mi?"
"Hayır büyük anne anlattım ya daha hiçbir şey konuşmadık sadece babam onay verdi ve bizi apar topar buraya yolladı "
Büyükannesi torununa baktı" üzülme oğlum₺ dedi ne diyebilirdi ki "bence bu kumaşlardan alalım" dedi
Jin" ben kumaş falan istemiyorum sıkıldım ben, hadi çıkalım" dedi
Jin etrafta boş boş bakılırken büyükannesi koluna girip "şurada harika bir restoran var hadi yemek yiyelim" dedi Jin'in canı ilk defa yemek bile yemek istemiyordu "iştahım yok büyük annne" dedi
Büyükannesi" menüyü görünce açılır hadi gel" dedi Jin etrafa bakarken küçük bir dükkan gördü tabelasında şifalı taşlar yazıyordu ve vitrindeki bir yüzük dikkatini çekti siyah bir taşı vardı etrafı gümüş işlemeliydi bu yüzüğü Namjoon'un elinde hayal etti gülümsedi büyükannesi bu gün ilk defa torununu gülümsereken görmüştü "istersen bakalım güzel şeyler var gibi "dedi Jin başını sallayıp dükkana girdi
Orta yaşlarda ve omega olduğu belli olan bir bayan "hoşgeldiniz" diyerek onları karşıladı
Jin "vitrindeki siyah yüzüğü görebilir miyim?" dedi
Kadın tabiki diyerek vitrini açıp yüzüğü aldı Jin'e uzattı "oniks taşı çok güzel değil mi uzaktan bakrsan simsiyah ama yakından bakarsan içindeki binlerce kristali görebilirsiniz, oniks şans taşıdır insanları kötü enerjilerden korur"
Jin yüzüğü aldı baktı çok güzeldi parmağına taktı annesi" sana pek olmadı, sanki büyük oldu" dedi
Jin hayranlıkla yüzüğe bakıyordu Namjoon'un büyük elinde, kemikli uzun parmaklarında kim bilir ne kadar güzel dururdu ah o eller ,o ellerin vucudunda gezindiğini düşündü beline sarıldığını annesi omzuna dokundu "oğlum iyi misin kızardın" dedi
Jin annesinin teması ile bir anda irkilerek düşüncelerden sıyrıldı" ben bu yüzüğü alıyorum "dedi
Büyükannesi güldü "tamam hadi eve gidelim artık, ben yaşlı bir kadınım yoruldum" dedi
Jin eve geldikten sonra odasına çıkmış camın önündeki koltuğa oturmuş bahçeye bakıyordu kapısı çaldı içeri büyükannesi girdi
Torununun yanına oturdu "konuşmak istermisin₺ dedi
Jin başını iki yana salladı
"Bak oğlum bu günler geri gelmeyecek tanrı sana bir hediye vermiş ruh eşini göndermiş hayatta kaç kişi bu kadar şanslı ki, bu şansı iyi değerlendir tadını çıkar bazen uzak olmakta ilişkileri canlı tutar "
Jin hiçbir şey anlamıyordu sadece tamam diyebildi
Büyükannesi" neyse biz annen ile birlikte biraz yürüyüş yapacağız" dedi ve cebinden bir telefon çıkarıp koltuğa bıraktı "ben yaşlı bir kadınım bu telefonları kullanmayı beceremiyorum bu senin olsun" dedi
Jin odadan çıkan kadının arkasından bakıp gülümsedi "ne yani al bu telefonu Namjoon'u ara" demek varken lafı bu kadar uzatmaya ne gerek vardı bu yaşlılar gerçekten çok tuhaf oluyorlar diye düşündü
Jin telefonu aldı ama Namjoon'un numarasını bilmiyordu ki aslında kimsenin numarasını ezbere bilmiyordu Taehyung'un numarası bilse onu arar Yoongi den numarayı alırdı ama yoktu Jin telefonu kenara fırlattı
Saatler geçmişti Jin telefona bakıyordu sosyal medyaya gireyim kafam dağılır dedi
Taehyung'un resimlerini beğendi sonra dm kutusu tabi ya dedi ben nasıl aptal birşey oldum böyle diye düşündü hemen Taehyung'a mesaj attı bir süre sonra işte Namjoon'un numarası gelmişti heyecandan elleri terledi mesaj mı atsam acaba diye düşündü ne yazsam ki diye düşündü selam yazsa yada merhaba ne yazsaydı ki sonra vaz geçti en iyisi aramaktı numarayı çevirdi derin bir nefes aldı telefonu kulağına tutup beklemeye başladı ve karşıdan duyduğu sesle kalbini tuttu durmuşmuydu o yoksa çok mu hızlı atıyordu da Jin fark etmiyordu
"Alo"