İçeriğe geç

Lilyum

Bölüm 19 · 5 dk okuma

Lilyum

Bölüm 19

Bembeyaz butuların üstünde akıp giden kuşların arasından ilerleyen gürültü metal yığınının içinde geçirdiği 15 dakika nın içindeüö kez öfkemiş beş kez yer değiştirmiş bir kaç kezde dışarı bakıp anın tadını çıkarmayı denesede karşısındaki adeta betondan yapılmış bir heykel gibi kıpırdamadan,nefes dahi aldıpından şüphe ettirecek derecede sessiz sessiz oturan adam içini aydınlatmak tan ziyade daha boğuyordu birbirlerini tanımak için kabul ettiği bu tatil şimdiden onu bıktırmıştı son bir kez daha iç geçirdi,kollarını göğüs hizasında kavuşturdu ve camdan dışarıya bakarak ne kadar daha bu sıkıcı yolculuk devam edecek diye düşünmeye başladı

Onun aksine alfa bulunduğu durumdan oldukça memnundu onun için bulutlar pamukları gökyüzü masmavi bir denizi kuşlar ise cennette uçuşan melekleri andırıyordu omegası yanındayken üzgün olması ne mümkündü onun rahatını bozmamak için nefes bile almıyordu lakin bu sıkıcı sessizlik yavaş yavaş onuda etkilemeye başlamıştı Jin'e döndü gülümseyen ve oldukça sempatik görünmeye çalışan bir tavırla başını yana eğdi dolgun dudaklarını araladı gözlerini hafif kısarak " yolculuk nasıl?" Dedi

Jin başını sertçe ona çevirdi sanki bulunduğu uçağın gövdesi üstüne üstüne gelmiyormuş gibi sorulan bu aptalca soruya karşılık önecs öfkeyle nefes aldı hemen ardından elkerini açıp uçağın zeminini göstererek "yolculuğu tek başıma yapmıyorum" dedi" sen daha beraber yaptığımız aktivitelerde bile bireyselliği ön planda tutuyorsa şu an bu yaptıklarımızın hiç bir önemi yok demektir" Namjoon haklısın diyerek başını bu seferde diğer tarafa eğerek mahcup mahcup camdan dışarıya baktı daha önce kelimekerine hiç bu kadar dikkat etmesi gerekmediği için afallamıştı demekki bu omega kelimelerden etkileniyordu ortamı yumuşatmak adına yine bağışı eğerek ve sıcak bir tebessüm takınarak " çölde açan bir zambak gibisin"

Jin kaşlarını çattı dözlerini birkaç saniye kapatıp sabır dilercesine bekledikten sonra " ne demek istiyorsun" diye stemkar bir sesle sordu

Namjoon bir süre için boş boş baktı söylemek istedikleri apaçık ortada değil miydi? Acaba daha fazlasını mı söylemesi gerekiyordu yoksatam anlaşılmamış mıydı " yani....zambak gibi kokuyorsun ya güzel anlamında....güzelsin yani" Namjoon tedirgin bir şekilde gülümseyerek Jin'den alacağı tepkiyi bekliyordu

Jin'in sol kaşı havaya seyirdi " güzel mi? Ama çöl dedin?" Dedi

Namjoon artık soğuk terler döküyordu "hiçliğin ortasında açmış güzel bir zambaksın nadirsin teksin"

Jin'in ses tonu artmaya başladı" ne yanibaşka bir omega olmadığı için mi benden hoşlanıyorsun hiçlikteki bir zambağım senin için başka çiçek görmemişsin ki görsen çöldeki zambağı neden umur sayasın ki"

Namjoon tekrar başını öteki tarafa eğdi mahcubiyetle sustu sessşzlik uçak inile geçip hava alanına yaklaşana kadar devam etti

Havaalanına inmelerine az bir zaman kalmışken Namjoon bir kez daha şansını denemek istedi "jeju adasının en sevdiğim yönü hava alanı "

Jin dirseğinş kolçağa yaslamış yüzünüde eline yaslamış hafif sıkkın ve umursamaz bir edayla " neden" diye umursuyor gibi görünmeye çalışarak sordu

Namjoon aldığı bu negatif olmayan dönütten sonra aklına ilk geleni söylemey karar verdi" burası eskiden bir mezarlıktıda ondan"

Jin'in kaşları çatıldı başını ağır çekimde elinden çekti ve tereddüt ile mırıldandı" bunun sevilecek ne yanknvar peki?"

Namjoon bir an için duraksadı belkide gövde gösterisi yapmak iyi bir fikir değildi ama artık başlamıştı dönüşü yoktu devam etmeliydi " öldürdüğüm adamların cesedinin üstüne özel jetimle inmek iyi hissettiriyor"

Jin bunu açık bir tehdit olarak algılamıştı en başından beri bu adamın bir katil olduğu gerçeğini görmezden gelmek aptallıktı zaten sessizliğine geri dönmeden önce "gördüğüm son yüz seninki olsun istemezdim birde bunun üstüne bir canlı tarafından ezilecek olsam o canlınında sen olmasını istemezdim toprağın altındaki adamlar oldukça huzursuz ve mutsuz uyuyor olmalılar"

Namjoon hemen toparlamaya çalıştı "yok canım canlı değil uçak eziyor sonuçta benimle ne alakası var" Jin iç geçirdi ondan bahsetöedipimi biliyorsun" dedi Namjoon boş bakışlarıyla karşılık verdi başı hafif hafif yana düşerken "neden ki? Canlı falan dedin işte ....haaaa....huzursuzluklar onu ben nerden bileyim canım" dedi

Jin bu garip sohbeti devam ettirmeye karar verdi

Uçaktan indiklerinde Jin deniz kokusunu ciğerlerine çekerek neşeyle gülümsedi "nihayet" dedi" bir an öleceğim zannettim"

Namjoon etrafa şöyle bir göz gezdirdikten sonra uçakla seyahat etmeyi sevmeznisin?"

"Beraber seyahat etmeyi sevmediğim şey uçak değil"

Namjoon yine boş bakışlarıyla Jin'e yaklaştı yine sıcacık gülümsedi." Görünüşünden ödün verirsen kot pantalon ile seyahat etmene gerek kalmaz"

Jin birşey demedi sessiz kalmayı tercih etti bazen sadece susarsın

Önlerine gelip duran son model arabadan inen şöför arabanın etrafından koşarak Jin için kapıyı açtı Jin arabay bindiğinde Namjoon da hemen yanına oturmuştu araba hareket etmeye başladığında Jin "hangi otelde kalacağız"

"Otel mi?"Namjoon hafif alaycı bir tavırla konuştu " ben omegamımotel köşelerinde süründürmem"

" Ev mimtuttun yani?"

Namjoon umursamaz bir tavırla " ben ev tutmam satın aldım" dedi

"İki gün için ev mi satın aldın?"

"Neden alamamıyım beni çok küçük görüyorsun "

" iki gün için ev mi satın alınır böyle saçmalık görmedim görgüsüzlük resmen benim gözümü böyle boyayamazsın böyle oyunlara gerek yok"

Namjoon yine ve yine sessizliğe büründü başını cama çevirip yolu izlemeye başladı

Şoför patronunu bu alışılmadık sessizliğine karşın endişelenmişti kendisini sorumlu hissetmişti boğanızı temizledi dikiz aynasından arka koltuktaki ikiliyi inceledi fırsatını buldupu anda çok şanslısınız efendim dedi "festivallere denk geldiniz jeju adasının her bir köşesinde türlü türlü etkinlikler vardır şimdi katılmanızı şiddetle tavsiye ederim"

Namjoon iç geçirdi "düşünmedim mi sanıyorsun " diyerek tersledi

Jin araya girdi " adamın dediği kötü bir şey mi var senşn aksine o kalbe hitap etmeye çalışıyor"

" Burada kalbe hitap eden tek şey benim kurdun sendeki çiçeklerde bunun kanıtı"

Jin eliyle ağzını kapatıtı usulca başını cama çevirip hafifçe gülümsedi her ne kadar kabul etmek istemesede alfanın onu kıskanması hoşuna gitmişti.

Eve gelene kadar sessizlik devam etti şoför eşyaları eve taşırken Namjoon Jin'in karşısına geçmiş ellerşnş Jin'in omuzlarına yerleştirmiş ve parlak gözlerine odaklanmıştı" bende kalbe hitap edebilirim" ellerini omuzlarından çektiğinde iki elindede parmaklarının arasına sıkıştırılmış birer bilet oldupunu fark etti bu gece ikimiz için Kore'nin en büyük senfoni orkestrasının konserine iki bilet aldım gitmek istermisin"

Jin alayla güldü "şoförüne ne zaman aldırttın bunları kaşla göz arasında kaç kişiyi tehdit ettiniz bu biletleri ben bile bulamadım sen nasıl dakikalar içinde almış olabilirsin"

"Ben bileti ilk alanlardanım bu tür konserleri asla kaçırmam seninde sevebileceğinş düşündüğüm

için iki tane almıştım göreceksin ben sandığın gibi bir adam değilim"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.