Namjoon aynanın karşısında son düzeltmelerini yapıyordu aslında erken kalkmak pek onun tarzı değildi zaten çoğu zaman bu saatlerde daha yeni yatmış olurdu ama bu gün onun için çok özeldi aynaya bakıp saçlarını son kez düzelttiğinde kendine şöyle bir baktı ceketini giydi kol düğmelerini düzeltti aynaya bakıp iyi görünüyorum şuna bak yeryüzünde bu görüntüden etkileneyecek omega yok dedi kurdu hep çocukça işler tutup kolundan çekip getiremedin ne biçim alfasın sen kalıbından utan, karşısında iki çift söz söyleyemiyorsun diye söylendi.
Namjoon'un kurdu omegasından uzak kaldığı için çok huysuzdu ve baskın bir alfa olarak bu gururuna dokunuyordu onun bir ruh eşi vardı ama bu insanın korkaklığı yüzünden yalnız yatıyor yalnız uyanıyordu kurduna kalsa çoktan omega ile mühürlenmiş hatta hamilelik haberini bile almış olurlardı ama Namjoon Jin'i bu şekilde elde edemeyeceğini çok iyi biliyordu.
Namjoon o senin bildiğin omegalardan değil o başka tam bize göre asi, hırçın pek çok alfadan daha güçlü o yüzden biraz sabret bende bayılmıyorum böyle uğraşmaya dedi.
Namjoon kapısının çalması ile odasından çıkıp kapıyı açtı karşısında Yoongi ve Jungkook ikilisi kapıda dikiliyordu sabahın köründe bizi çağırmanın mantıklı bir sebebi varmı acaba junkook söylene söylene içeri giriyordu ki Namjoon yakasından tutup gidiyoruz işimiz var bana destek olacaksınız dedi
Üçü birlikte artık sıkça geldikleri dernek binasının önüne geldiklerinde Namjoon hızla arabadan indi Yoongi huzursuzca burda ne işimiz var diye arkasından bağırsada onu dinlememişti "hadi acele edin bu gün minik yavrular için bir kampanyaya başlıyoruz" dedi
Jungkook "ne yavrusu sen çocukları sevmezsin ki hatta nefret edersin hatta çocuklarda seni sevmez ne yapmaya çalışıyorsun sen yine neyin peşindesin"
Namjoon birden yerinde durup jungkook'ka döndü"sana ne jungkook neden sorguluyorsun yap diyorsam yap işte hadi yürüyün" diyerek kapıyı sertçe açıp içeri girdi
Yoongi jungkook'kun omzuna elini atıp "bu aralar bir garip, galiba Jin'i etkilemeye çalışıyor bu hareketlerle tavırlarla biraz zor tabi amaaaan neyse alttan alalım biz" dedi
Hoseok Namjoon'u görür görmez ayağa fırladı ona göre her insan iyiydi tanrının yarattığı her insan sevilmeyi hak ederdi bu yüzden o herkese karşı güler yüzlü davranırdı ama bu adam, bu farklıydı bu adamı bırak sevmeyi onunla aynı ortamda bile bulunmak istemiyordu "hoşgeldiniz Bay Kim buyurun lütfen' dedi
Namjoon birşey demeden başıyla selam verip Hoseok'un yanından geçip onun masasına oturdu Hoseok birşey diyemedi derin ve sıkıntılı bir nefes aldı " birşey içer..." daha sözünü bitrmeden Namjoon "kahve sade olsun" dedi
Hoseok donup kalmıştı kaba adam diye düşündü Namjoon "daha bekleyecek misin kahveler kendi gelemez değilmi" Hoseok bir cevap vermemişti Namjoon "hadi fırla, fırlada bir fırlama görelim" dedi
Hoseok odadan çıkarken o espirimi yaptı ıyyy espiri yapamıyorsa birdaha yapmasın bu ne böyle diye düşünüyordu
****
Jin erkenden kalkmış hazırlanmış derneğe doğru yola çıkmıştı Taehyung ve Jimin daha sonra geleceklerini yazmışlardı biraz bozulsada birşey demedi çünkü kurdu bu gün o kadar mutluydu ki hiçbir şeye takılmıyordu kırmızı ışıkta durduğunda arabanın radyosunu açtı bu gün şanslı günündeydi en sevdiği şarkı çalıyordu yani aynı şarkıyı internetten de açabilirdi ama radyoda denk gelince daha da mutlu oluyordu ileride sevdiği pastaneyi gördü kahvaltı yapmamıştı acaba uğrayıp çikolatalı kruvasanlarından alsam mı diye düşündü hem Hoseok'a da götürürdü o onun için gece yarısı çorba getirmişti bir teşekkür olurdu evet bu iyi bir fikirdi hemen durdu iki tane kruvasan alıp yoluna devam etti
Jin derneğin kapısından girdiğinde şaşkındı burası ilk defa bu kadar sessizdi kimse yoktu acaba fotoğraf çekimi başka bir yerdemi yapılacaktı yanlışmı gelmişti ama mesajda dernekte olacak diye yazıyordu en iyisi Hoseok'a sormak diye düşündü
Hoseok'un kapısını tıklatıp açtığında karşısında o kaba alfayı görmeyi beklemiyordu ama onun aksine Namjoon sabırsızlıkla Jin'i bekliyordu
Namjoon ayağa kalkıp hızlı bir kaç adımda Jin'in önünde durdu hoş geldin dedi sesini elinden geldiği kadarıyla yumuşak tutmaya çalışıyordu
Jin "Senin ne işin var burda" diyerek yanından geçip masanın önünde duran tekli koltuklardan birine oturdu
Namjoon gururlu bir ses tonuyla "burası artık benim" dedi bu adam kendini övmeye bayılıyordu
Jin "onu biliyorum Hoseok herşeyi anlattı neyse aranızdaki mevzu beni alakadar etmez ama onun masasına oturman hoş değil bir sürü oda var kendine başka bir oda hazırlatabilirdin, sonuçta Hoseok bu derneğe çok emek verdi ve halende veriyor, veriyor değilmi?" Şüpheyle Namjoon'un yüzüne baktı "o yoksa bende yokum biliyorsun"dedi
Namjoon "tabikide birlikte çalışıyoruz haklısın benim vaktim olmadı hemen bir oda hazırlatırım bana mobilya seçmemde yardım edermemisin sen çok zevklisin" dedi Jin ile biraz daha vakit geçirebilmek için böyle bir teklifte bulunuyordu ne acınası bir durum, bu sırada kapı açılmış Hoseok elinde bir tepsi ve içinde bir fincan kahve ile içeri girmiş kahveyi Namjoon'a servis etmişti Namjoon kahveyi alıp" sen ne içersin "diyerek Jin'e sordu
Jin Hoseok'un yüzüne" bakıp buda ne demek oluyor sen bu derneğin çaycısmısın sekreteri misin?" Namjoon'a dönüp "Hoseok bu şekildemi devam ediyor sen ona bu ayak işlerini mi yaptırıyorsun bu ne kabalık" diyerek bağırdı
Namjoon Hoseok'a öfkeyle baktığında Hoseok bir an ne diyeceğini bilemedi yani Jin haklıydı ama bu adam herşey onun suçuymuş gibi davranıyordu hemen birşeyler yapmalıydı "Jin yanlış anladın ben gelirken asistanım kahveyi getirmişti bende kapıdan alıp içeri girdim, ayrıca bay Kim çok kibar bir beyefendi biliyormusun çocuk yuvasının inşaatına başlıyoruz sonunda, Bay Kim arsa ve ruhsat işlerini halletmiş bakanlıklarda adını söylemem yetiyor tüm kapılar açılıyor"dedi böylece hem sorunu çözmüş hemde biraz bu kaba alfayı överek can güvenliğini sağlamayı hedeflemişti.
Jin için önemli olan bu kimsesiz çocuk yuvasıydı geri yerine oturdu "inanmıyorum şu an çok mutluyum bay Kim size minnettarım" dedi ve mutlulukla feromon salgılamış odayı güzel bir lilyum kokusu sarmıştı
Namjoon hafif gülğmsemiş bu güzel kukunun tadını çıkarırken Hoseok'a ters ters bakıp "masana geçsene ayakta kaldın" dedi aslında burada Jin ile baş başa oturmayı tercih ederdi ama neyse şimdilik Hoseok ile iyi anlaşmlıydı
Namjoon Jin'in elinde tuttuğu kutuyu işaret ederek oda nedir dedi
Jin" aaa kafamı kaldı "diyip Hoseok'a dönerek "çikolatalı kuruvasan aldım sen seversin"derken Namjoon Hoseok'tan önce kutuyu aldı "teşekkür ederiz severiz değilmi Hoseok" dedi paketi açıp kuruvasanın birini alıp çoktan yemeye başlamıştı aslında o tatlı şeyleri pek sevmezdi, ona göre sağlıksızdı ama omegası aldıysa yerdi.
Jin ama onlar Hoseok ve benim içindi diye düşünürken Hoseok Jin'in ne düşündüğünü anlamıştı ayağa kalkıp "hadi gel çekim için hazırlanalım fotoğrafçı gelir birazdan" dedi biraz olsun Jin'in dikkatini dağıtmalıydı Jin bir şey demeden Namjoon ayağa kalkıp" tamam hadi gidelim "dedi
Jin makyajının yapılması için çeketini çıkardığında Namjoon'un tüm dikkati Jin'in bileğindeydi acaba çiçekleri nasıl görünüyordu Jin'in bileğine dokunmuştu çiçeklerin dokunulan yerde çıktığını biliyordu mesala onunkiler avuç içimdeydi ama Jin'in bileğinde hiçbir şey yoktu Namjoon hızla Jin'in bileğini tuttuğunda Jin "ne yapıyorsun sen" diyerek kolunu çekti
Namjoon" nerdeler "diye sordu bu sırada içeri Yoongi ve Jungkook girmişti Jin Yoongi'yi görünce hemen sıcacık gülümsedi kurdu alfam dedi Jin evet alfamız diye fısıldadı hemen Yoongiye doğru ilerleyip elini uzattı hoşgeldiniz dedi Yoongi ve Jungkook başlarıyla selam verip hoşbulduk dediler elini sıkmayı akıllarının ucundan bile geçirmediler çünkü Namjoon Jin'in arkasından onlara öfkeyle bakıyordu.
Jin Yoongi'nin çiçeklerini görmek istiyordu ama Yoongi'nin elinde deri eldivenler vardı aslında hepsinin elinde eldiven vardı neyse dedi zaten bu kalabalıkta değil başbaşayken görmek istiyordu sonuçta bu dünyada kaç kişi ruh eşini bulabiliyordu ki bu an çok özel olmalıydı
Jin makyajı yapılmaya başladığında odayı sert bir okyanus kokusu sarmıştı makyöz bir cam açabilir miyiz ayrıca bu hanginizin feromonuysa lütfen dursun nefes alamıyorum dedi Jin rahat görünüyordu şu anda okyanus kıyısında oturmuş hafif bir esinti okyanusun kokusunu getiriyormuş gibi hissediyordu huzurla gözlerini kapattı makyöz sen hiç rahatsız olmadın mı diye sordu Jin hayır ben iyiyim dedi
Namjoon memnuniyetle gülümsedi tabikide olmazdı herkese ağır gelen o koku ruh eşine sadece huzur verirdi biliyordu ama çiçekleri nerdeydi ki?
Bu sırada odaya bir alfa girdi "Jin tatlım nasılsın" diyerek Jin'in yanağına bir öpücük kondurdu
Namjoon öfkeyle "yaklaşma ona" diyerek yakasından tutup geri çektiğinde genç alfa" Jin bu da kim yeni koruman mı?" sonra Namjoon'a dönüp "merak etme dostum ben Jin'in eski dostuyum fotoğrafçıyım benden zarar gelmez ama arabayı kötü yere koydum sen şunu çekiver" diyerek anahtarı Namjoon'un avucuna koydu evet bilseydi karşısında bir baskın alfa var asla bunu yapmazdı ama yaptı
Namjoon anahtara baktı "ben vale değilim" dedi genç alfa" korumasın işte şu anda işin de yok boş boş duracağına bir işe yara"' dedi sözünü bitirdiğinde
Namjoon "başka söylemek istediğin birşey varmı?"diye sordu alfa "neden sordun" dediğinde
Namjoon boynunu sağa sola çevirerek esnedi" varsa şimdi konuş çünkü uzunca bir süre konuşamayacaksın" dedi ve alfanın yüzüne bir yumruk geçirdi Hoseok ve makyöz çığlık atıyordu Hoseok hemen alfanın yanına koştu iyimisin dedi ama zavallı adam konuşamadı
Namjoon" boşuna uğraşma çenesi kırık konuşamaz ,yemek yiyemez"dedi
Hoseok ambulans çağırın diye bağırdı Jin ayağa kalkmış korkulu gözlerle Namjoon'a bakıyordu "sen ne yaptın" dedi "şehir eşkıyası dağ ayısı diye bağırıyordu"
Yoongi koşarak Jin'in yanına geldi daha fazla konuşursa Namjoon omega falan dinlemez onuda sustururdu Jin Yoongi'ye "gidelim burdan daha fazla burda kalmak istemiyorum" dedi
Namjoon başını kaldırıp "Yoongi hemen onun yanından ayrıl "dediğinde Jin'i Yoongi'nin koluna girmiş bir şakilde görmeyi baklemiyordu Namjoon için bu artık son damlaydı bir anda gözleri kızıla dönüştü "omegama dokunma" diyerek resmen Yoongi'nin üstüne atladı.