Liam çatırdama seslerinin oldukça yaklaşmasından mütevellit olduğu yerden hızlıca çıktı ama gördüğü şey karşısında donakaldı. Elinde tuttuğu, renkli boya fırlatan silahı elinden düşürdü. Yaklaşan şey düşman takım değil bir Dehşet Doktoruydu. Elinde ise zalimde öldürdüğü bir oyuncu vardı. Oyuncunun göğsünde kocaman bir kılıç vardı ve oyuncu sürükleniyordu. Yaratık, ağır adımlarla, ayağının altındaki kurumuş yaprakları ezerek yürüyordu. Hemen sağından sürüklenen ceset yerde şeritler halinde kan bırakıyor, yapraklar kana bulanıyordu. Liam dehşet içinde yaratığın ağır adımlarını izliyordu.
Julia herhangi bir ses duymadığı veya hareketlilik görmediği için olduğu yerden çıktı ama gördükleri karşısında o da dehşete düştü.
"Liam! Liam!"
Julia'nın bağırmasıyla kendine geldi ve arkada, her yerde takım takım olan insanların aksine hemen dönüşüp yaratığa saldırdı. Azı dişlerini göstererek var gücüyle kükrüyordu.
Bunu duyan Theo, önce gökyüzüne baktı. Bulutsuz bir gecede dolunay bütün çıplaklığıyla parlıyordu. Dolunay...
Theo dönüştü ve dolunayın ona verdiği güçten faydalanmak için nabzını hızlandırdı. Evet! Theo nabzını kontrol edebiliyordu.
Hızla koşarak Liam'ın yanına geldi. Liam tam olarak saldırmak üzereydi ama Theo onu omzundan kavradı. "Gökyüzüne bak" dedi gökyüzünü işaret ederek. Liam gökyüzüne baktı ve gülümseyerek "Dolunay..." Dedi. Theo kötü bakışlarıyla yaratığa baktı ve "Güçlenmek için öfkeni kullan! Bırak seni elegeçirsin! Sen onu kontrol etme, o seni kontrol etsin." Liam Theo'ya boş boş baktı ve "Nasıl olacak o?" Diye sordu. Theo kötücül bir gülümsemeyle "Kendini serbest bırak. Kasların gevşesin. İçinde tuttuğun şeyi bırak." Liam denileni aynen yapmaya başladı. O sırada yaratık, aşağılayıcı bir şekilde sadece izliyordu.
Liam gözleri kapalı bir şekilde "Ee?" Diye sordu. Theo, gülümsemesini bozmadan "Dolunayın gücünü hisset. Öfkelendiğini hisset. Seni en çok kızdıran anıyı düşün!" Diye anlattı. Liam, aynen yapmaya devam etti. Dolunayın öfkesi ve gücü onu öylesine sarmıştı ki öncekinden iki kat daha güçlü bir kükremeyle karşılık verdi.
Liam ve Theo, yaratığa karşı pek de etkili olamamışlardı ama diğerlerini koruyabilecek kadar da güçlülerdi.
Etrafta çığlık çığlığa kaçan insanlar kurumuş yaprakları eziyorlardı. İnsanların çığlıkları çatırdayıp kırılan bütün yaprakların seslerini bastırıyordu. Havanın karanlığında göz gözü görmüyordu. Dehşet Doktorlarının gelişiyle önce bozulup sonra patlayan ışık lambaları daha fazla aydınlatmıyordu. Herkes korku içinde kaçarken insanların aynı zamanda acı içinde attıkları çığlıklar gecenin karanlığını yarıyordu. Liam şu ana kadar üç kişinin acı içinde çığlık attığını saydı. Ona göre bu, gittikçe artacaktı. Bir şey yapmaları gerekiyordu. Beta gözleriyle etrafına bakındı ve Julia'yı görmeye çalıştı.
"Julia!" Sesi bütün havada yayıldı. Julia'nın korku dolu çığlığını duyunca Liam, sesin geldiği yere döndü. Julia, onu boynundan sıkıca tutan yaratıktan mürevellit kıpırdayamadı. Korkuyla derin nefes alıp verirkenki yüz ifadesi odaklanmış birininkine aitti. Sanki sessiz ve çaresiz bir şekilde ölümünü bekliyordu. Liam yaklaşıp onu kurtarmak istedi ama sanki en ufak bir hareketinde kızı öldürecekmiş gibi bir izlenim aldı Liam. Bu riske girmeyi göze alamazdı. Biraz bekledi. Bekleyişinin geçen her saniyesinde kalbi daha da hızlı atıyor, korkusu artıyordu.
Julia, onu boynundan sıkıca tutan yaratığa odaklanmış, onu dinlerken ve hissederken aynı zamanda da Liam'a bakıyordu. Yaşla dolan yemyeşil gözlerinden bir damla taştı ve süzüldü. Bir tane daha...
Bir tane daha...
Julia'nın göz çevresi kıpkırmızı oldu. Korku ve çaresizlikle ölümünü kabul etmiş ve onun hemen şimdi gelmesini bekler gibi gözlerini sıkıca kapattı. Gecenin karanlığında, dolunay tüm çıplaklığıyla parlarken sessizliği bozan tek şey Julia'nın sessiz hıçkırıklarıydı.
Liam için sanki zaman durmuştu. Kalbi göğüs kafesinden çıkacakmış gibi atıyordu. Aynı şey Juliada da oluyordu. Derin nefes aldı ve tuttu. Korkudan hem titriyor hem de ağlıyordu. Nefesini tutamayacak kıvama gelene kadar bir şey olmayınca nefesini bıraktı.
Duyulan kesilme sesiyle beraber yerde ezilmiş yapraklar kana bulandı...