İçeriğe geç

Leyla Çok Yanlış Yerlerde

Bölüm 1 · 6 dk okuma

Leyla Çok Yanlış Yerlerde

Bölüm 1

Genç kız düşünüyordu. Hayat ne garipti, az önce saat dördü dört geçeyi biraz geçmişti ancak sanki dördü üç geçedeymiş gibi hissediyordu. Bu yüzden saatini hiç aralıksız takip etmeye koyulmuştu. Yanılıyor olamazdı.

Ancak saat öyle demiyordu, bir süre durum hakkında düşündükten sonra kafasını aşağı yukarı sallamış ve dersin sonunda sırasından kalkarak saati sınıfın çöpüne doğru fırlatmıştı.

Bu hareketiyle birlikte ona kuşkulu gözlerle bakan bir grup kızı görmüş ve onların şaşkın bakışları altında erimişti. "Çok çirkinim."

Bakır saçları yeşil gözleri mükemmel fiziğiyle birleşiyordu ancak yine arada sırada böyle hayıflanmaktan asla vazgeçmiyordu.

"Çirkin değilsin." Derdi artık ona laf anlatmaktan yorulsa da büyük bir şefkatle sözcüklerini yineleyen en yakın arkadaşı Mısra.

"Yok yok öyleyim öyle." Derdi Leyla da büyük bir kararlılıkla sonra dudaklarını aşağı büker ve aniden dersi terk ederek tuvalette ağlardı. Ancak sonra tuvalette canı sıkılır ve makyaj çantasından biraz ruj biraz far biraz allık biraz fondöten biraz maskarasını sürer ve burnunu çeke çeke kollarını birbirine dolar kütüphaneye girerdi.

Böyle anlarda neden Leyla'yı takip ettiğini bilmeyen Mısra ise Leyla'yı yine üst üste koyduğu kitapların üstünde uyurken bulurdu.

Yani aslında bakılırsa Leyla'nın çok kitap okuduğu söylenmezdi hatta Mısra onu bir defa olsun bu şekilde görmemişti ancak yine de yine bir şekilde onu kitapların üstünde saatler harcamış ve en sonunda, her seferinde yorgunluk uyuyakalmış bir insandan farksız bir şekilde bulurdu. Bugün de öyle olmuştu.

Leyla'nın ona anlattığına göre kızın kitaba tıpkı diğer pek çok şeye olduğu gibi alerjisi vardı, kitabın ona alerjisi ise uykuydu. Yine Leyla'nın dediğine göre kız bazı günler o kadar mutsuz olurmuş ki bile bile ladese gider ve acısını içine atmak için kitaplara koşarmış. Mısra tüm bunları dinlemekten yorulur ve biraz kafasını açmak için –haftanın yaklaşık bütün bir zamanı- onu dinler ve kafasını anlayışla salladıktan sonra onu tutup kahve içmeye götürdü.

Bugün de öyle bir gün olduğunu düşünen Mısra kızı zorlukla uyandırmasına karşı Leyla'nın omuz silkmesiyle karşılaşmıştı. Aslında bu gibi durumlara ve hatta Leyla'nın her şeyini ezbere bilen Mısra bu bilindik döngünün içinde yaşamayı güvenli bulurdu ancak artık canına tak ettiğini hissettiğinden ve bu omuz silkmenin tüm döngüyü bozmasından bir garip olmuştu.

Ansızın Mısra kızı oracıkta bırakmış ve mutlak farkındalığıyla birlikte içine doğan büyük bir huzur dalgası onu sarmalamış, oradan uzaklaşarak onu bekleyen fırsat dolu yeni hayatının başlangıcını atmıştı. İleride onu bekleyen saf mutluluklar ve başarılar sayesinde bir konuşmasında zinciri kırdığı için Leyla'ya teşekkür edecek ancak Leyla bunu duyamayacak kadar uzaklarda olacaktı.

Bir evren kadar uzakta...

Leyla omuz silkmesinin hemen ardından bir daha omuz silkmeye kalkmış ve kaşlarını çatarak gözlerini de hafif aralayarak onu dürtükleyen kimsenin olmamasına ilk başta kızarak sonra şaşırarak tepki vermişti. Gözleri Mısra'yı aramış ve derse sürüklenmeye ve yatıştırılmaya ihtiyaç duymuş ve oracıkta terk edildiğini anlayarak –Mısra biraz sonra mesajla ona paragraf dolusu açıklamalarla arkadaşlıklarının bittiğini açıklamış- ağlamaya başlamış ve telefonundaki mesajın sonunu okuyarak bunu doğrulamıştı. Mesajın sonunda hoşça kal yazıyordu. Yarı yolda bırakılmıştı. Hem de uzun bir mesajla! Mısra yazıların ona uyku getirdiğini bilmiyor muydu? Şu an bile uykuluydu bin bir çabayla ayağa kalkmış ve dersliğin yerini unuttuğunu fark edip sinirlenerek okuldan çıkmış ve bir taksiye atlamıştı.

Hayat çok zordu.

Eve gidebilirdi, evde onu seven anne babası vardı. Biraz dinlenip bolca yemek iyi hissettirirdi muhakkak.. Özellikle de biraz romantik komedi izledi mi Mısra'yı unutabildi. Aslında çoktan unuttuğunu henüz kabul etmemişti. Sonuçta çekiyor olduğunu düşündüğü acısını boşlukla örtmek hoş değildi.

Güzel çocukluk anıları ve ışıltı hiç zorluk görmemiş, daha önce hiç gerçek bir sıkıntıya düşmemiş hayatına devam etmek üzereydi ancak taksicinin trafik olduğunu ve eve gitmenin uzun süreceğini söylemesinin ardından histeri krizine girmiş ve bir süre karamsarca öylece kalmıştı.

Taksici kıza arada bakarak kız için üzülmeye başlamış ve davranışlarını hiç sorgulamamıştı. Hayatta çok dert vardı o da kızı yargılayacak değildi sadece kızın kızaran yüzü ve titreyen dudaklarına karşı neşeli bir şarkı mırıldanması onu endişelendiriyordu.

Leyla ise büyük fanı olduğu grubun şarkısını mırıldanmayı bitirdiğinde gruptaki tüm üyelerin ismini tek tek sayıp onları saygıyla selamlamış ve tavana bakarak en iyi enerjisini onlara yollamıştı.

Artık karar anıydı ve kendisini daha iyi hissediyordu bu nedenle büyük bir kararlılıkla kafasını kaldırmıştı. "En trafiksiz yerden gidelim."

“öyle bir yer yok.” Demek istemişti adam.

“Vardır bir daha düşün.”

“Yok.”

“Beni kesin dolandırmaya çalışıyorsun.” Demişti Leyla kaşlarını çatıp kollarını dolayarak.

Taksici tüm öfke problemleri dışında pek iyi kalpli birisi sayılmazdı, Leyla’nın da tavırları eklenince pek düşünmeden hareket etmeye karar vermişti. "En trafiksiz tek yer bu saatte orman yoludur."

"Neden en başta oradan gitmedik. İlla demem gerek yani." Demiş ve elini savuşturmuştu, telefonuna bakmaya başlamış ve o an kendisini sosyal medyaya kaptırmış kız daha fazla şey duymak istemiyordu.

Yaklaşık bir saat sonra telefondan dizi izleye izleye gelen Aslı arabanın durduğunu fark etmiş ve en sonunda kulaklıklarını çıkartmıştı.

"Geldik mi?"

"Geldik." Demişti defalarca kıza kararı hakkında soru soran ancak artık dinlenmediğini anlayıp pes eden adam. “Şu ağaçların hemen ardında dediğiniz yer.”

“Hah öyle mi…” Leyla açıkça bugüne dek yolları hiç takip etmemişti, annesi her canı sıkıldığında evden bezdiğini söylerdi bu yüzden de sürekli taşınmak zorunda kalırlardı. Yollarsa onun için bir anlam ifade etmez her yolun her yere çıkabileceğini düşünürdü.

Leyla büyük bir kararlılıkla taksiden inmiş ve ücreti adama kuruşu kuruşuna tam vermişti. Taksiciyse kızın ona bağıracağını düşünerek kendisini hazırlasa da kızın her şeyi kabul etmesine şaşırmış ve durumu bozmak istemeyerek oradan ayrılmıştı.

Sorun yoktu hava güzeldi. Adamın söylediği yer biraz uzak mesafe olmalıydı.

Ancak yine de bir süre sonra topuklu ayakkabılarının en sonunda ayağını sıktığını anladığında gözlerini boşluğa devirmiş ve ağlamaya başlamıştı. Ağladığını fark ettiğinde ise telefonunu çıkarıp bir kaç poz çekinmiş ve fotoğrafın üstüne -her şeye rağmen çok güçlüyüm- yazmıştı. Bir süre ağaçlık arazinin içinde dolaşmış ve kaybolacağı gerçeğiyle yüzleşmekten kaçınmıştı. Kaybolsa ne fark ederdi ki? Bu zamana kadar çok defa kaybolmuş hepsinde bulunmuştu. Anne babası veya arkadaşları belki biraz strese giriyor olabilirdi ancak yine de günün sonunda herkes mutlu olurdu. Bir nevi onlara kendisini iyi hissettirirdi Leyla bu hareketiyle.

Ancak sıkılmıştı, düşünmüştü ki babasını aramalı ve kendini buradan aldırmalıydı ne de olsa doğaya doymuştu.

Ancak telefonunu tekrar çıkartacağı o anda güzel sandığı havanın büyük bir nankörlük yaptığını görmüş ve çığlık atmıştı. Yağmur yağıyordu! Üstelik sıradan bir yağmurda değildi bu siyahtı ancak bunu fark etmeden çığlığı basmıştı ne de olsa elbisesinin ıslanmasını ve hatta yeni fönlediği saçının bozulmasını istemiyordu.

Böyle bir şey mümkün müydü? Leyla her şeye rağmen aptal değildi sadece insanı rahatsız edecek kadar tembel ve umursamazdı. Hayat hakkında düşünmez bunu onun yerine başkalarının yapmasını tercih ederdi. Siyah yağmur yağmazdı evet.

Leyla siyah yağmuru fark ettiğinde delirdiğini varsaydı. Mutlaka fazla üzüntüden, kederden artık gördüğünü dahi şaşırıyordu ancak bir süre sonra yağmurdan çok daha ürkütücü bir şey fark etmişti. Yağmurun bir onun üstüne yağması dışında -ki nereye koşarsa koşsun bulut onu takip ediyordu- vücudu siyah yağmur damlalarıyla birlikte siliniyordu. İlk önce ellerinin kaybolduğunu görmüş ve hemen ardından koşturan güzelim bacakları yok olmuştu ilk kez zihninde hiç hissetmediği hisler ve düşüncelerin kıpırdadığını hissetse de artık düşünmek için çok geçti çünkü birkaç saniyeye kalmadan zihnide var olan gerçeklikten silinivermişti.

Zaman geçmiş maddeler yer değiştirmiş yağmur durmuş ve bir başka evrende bir başka yağmur bulutunun altında genç kız tekrar var olmuştu.

Evren değişmiş ve Leyla aynı kalmıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.