İçeriğe geç

Lestrange’in Gölgesi

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Lestrange’in Gölgesi

Bölüm 2

2-Yılanların Arasında

Hogwarts'ın kuleleri sisin içinden yavaş yavaş yükselirken trenin içindeki gürültü de değişmeye başlamıştı.

Az önce kahkahalarla dolu olan vagonlarda artık heyecan ve tedirginlik vardı. Bazı öğrenciler pencerelere yapışmıştı, bazıları ise cübbelerini düzeltiyor, saçlarını toparlıyordu.

Ama Ophelia Lestrange kıpırdamıyordu.

Tren camına yansıyan yüzünü izliyordu.

Yansıma soğuktu.

Duygusuz.

Tam Bellatrix'in öğrettiği gibi.

"Düşmanlarını korkutmak için bağırmana gerek yok," demişti Bellatrix yıllar önce.

"Bazen sessizlik en tehlikeli silahtır."

Ophelia bu cümleyi hiç unutmamıştı.

Tren durduğunda öğrenciler vagondan dışarı akmaya başladı.

Gecenin soğuk havası istasyona dolmuştu. Uzakta Hogwarts'ın ışıkları parlıyordu.

Birinci sınıflar telaşla bir araya toplanırken üst sınıflar kendi gruplarına ayrılıyordu.

Draco Malfoy, Blaise Zabini ve Theodore Nott merdivenlerden yukarı doğru yürürken Draco'nun aklı hâlâ trende gördüğü kızdaydı.

Ophelia Lestrange.

İsmi bile rahatsız ediciydi.

Lestrange'lar her zaman tehlikeli olmuştu.

Ama o kız...

Draco içinden istemsizce düşündü.

Farklı.

"Malfoy."

Blaise'in sesi düşüncelerini böldü.

"Ne?"

"Az önceki kıza bakıyordun."

Draco kaşlarını çattı.

"Saçmalama."

Blaise sırıtıyordu.

"Lestrange kızı."

Draco cevap vermedi.

Theodore ise sessizce yürüyordu.

Ama gözleri düşünceliydi.

Çünkü Theodore Nott insanların fark etmediği şeyleri fark ederdi.

Ve Ophelia Lestrange... sıradan değildi.

⸻

Büyük Salon'un kapıları açıldığında içeriden yükselen ışık öğrencilerin gözlerini kamaştırdı.

Tavan yıldızlı geceyi yansıtıyordu.

Mumlar havada süzülüyordu.

Keşke daha 1.sınıfken gelseydi diye düşündü.

Dört büyük masa öğrencilerle doluydu.

Ve salonun önünde...

Seçmen Şapka bekliyordu.

Birinci sınıflar sıraya dizildi.

Ophelia en arkada duruyordu.

Etrafındaki çocukların çoğu heyecanlıydı.

Bazıları korkmuştu.

Ama Ophelia hiçbir şey hissetmiyordu.

Sadece gözlemliyordu.

Masaların birinde Draco Malfoy oturuyordu.

Gözleri istemsizce yine ona kaydı.

Ophelia bunu fark etti.

Bakışlarını ona çevirdi.

İkisi birkaç saniye birbirine baktı.

Sonra Draco başını çevirdi.

Bu kızın bakışlarında hoşuna gitmeyen bir şey vardı.

Sanki insanın zihnini okuyormuş gibi.

⸻

"Adı okunan öğrenci öne gelsin."

Profesör'ün sesi salonda yankılandı.

İsimler tek tek okunuyordu.

Ravenclaw.

Hufflepuff.

Gryffindor.

Slytherin.

Salon alkışlarla doluyordu.

Sonra profesör bir isim söyledi.

"Ophelia Lestrange."

Salon bir anda sessizleşti.

Bazı öğrenciler fısıldamaya başladı.

"Lestrange mı dedi?"

"Bellatrix ile akraba mı?"

"Ciddi misin?"

Ophelia ağır adımlarla yürüdü.

Yüzünde hiçbir ifade yoktu.

Sanki insanların bakışları onun için önemsizdi.

Tabureye oturdu.

Şapka başına kondu.

Ve bir anda...

Bir ses zihninde konuştu.

"Hmm..."

Ses eskiydi.

Bilgiliydi.

"Lestrange... evet... bunu hissediyorum."

Ophelia gözlerini kapattı.

"Büyük bir güç..."

Şapka devam etti.

"Zekâ var... cesaret de var... ama en güçlü şey..."

Bir an durdu.

"Karanlık."

Ophelia içinden cevap verdi.

Bu bir sorun mu?

Şapka güldü.

"Hayır."

Bir saniye sonra bağırdı.

"SLYTHERIN!"

Slytherin masası alkışlarla patladı.

Draco Malfoy da alkışlıyordu.

Ama gözleri dikkatliydi.

Ophelia masaya yürüdü.

Pansy hemen konuştu.

"Lestrange olduğun doğru mu?"

Ophlia sandalyeye oturdu.

"Evet."

Blaise eğlenmiş görünüyordu.

"Bu yıl gerçekten ilginç olacak."

Draco ise sessizce onu izliyordu.

Sonunda konuştu.

"Lestrange."

Ophelia başını ona çevirdi.

"Malfoy."

Draco'nun kaşları hafifçe kalktı.

"Soyadımı biliyorsun."

Ophelia omuz silkti.

"Slytherin'de herkes birbirini bilir."

Draco eğildi.

Gözleri gri ve keskindi.

"Bazı insanlar diğerlerinden daha dikkat çekicidir."

Ofelia'nın dudaklarında hafif bir gülümseme belirdi.

"Endişelenme."

Bir an durdu.

"Ben senin yerini almaya gelmedim."

Masadaki herkes sessizleşti.

Draco'nun gözleri daraldı.

"Benim yerim mi?"

Ophelia başını hafifçe eğdi.

"Slytherin'in prensi gibi davranıyorsun."

Blaise kahkaha attı.

Pansy Draco'ya baktı.

Draco birkaç saniye konuşmadı.

Sonra sakin bir sesle cevap verdi.

"Ve sen?"

Ophelia gözlerini onun gözlerine kilitledi.

"Ben kraliçe olmakla ilgilenmiyorum."

Bir an durdu.

"Tahtı yıkmak daha eğlenceli olabilir."

Theodore Nott o anda sessizce gülümsedi.

Çünkü Ophelia Lestrange gerçekten tehlikeliydi.

⸻

Tam o sırada salonun kapıları tekrar açıldı.

Ama bu bir öğrenci değildi.

İçeri giren kişi uzun boylu bir gençti.

Siyah saçları kusursuzdu.

Yüzü neredeyse korkutucu derecede yakışıklıydı.

Ama en dikkat çekici şey...

Gözleriydi.

Karanlık.

Derin.

Salonun içindeki uğultu anında kesildi.

Birçok öğrenci onu tanıyordu.

Tom Riddle.

Slytherin masasındaki herkes saygıyla sustu.

Tom yürürken kimse konuşmadı.

Sanki salonun havası değişmişti.

Tom Riddle Slytherin masasına geldiğinde gözleri kısa bir an Ophelia'nın üzerinde durdu.

Bu bakış sadece bir saniye sürdü.

Ama içinde merak vardı.

Tom oturdu.

Draco hafifçe konuştu.

"Riddle."

Tom başını çevirdi.

"Malfoy."

Sonra gözleri Ophelia'ya kaydı.

"Yeni öğrenci."

Ophelia ona baktı.

Tom'un bakışları sıradan değildi.

İnsanları tartıyordu.

Sanki içlerini görüyormuş gibi.

Tom yavaşça konuştu.

"Lestrange."

Ofelia başını hafifçe eğdi.

"Riddle."

Masada kısa bir sessizlik oldu.

Sonra Tom'un dudaklarında küçük bir gülümseme belirdi.

"İlginç bir yıl olacak."

Draco içinden bunu düşündü.

Evet.

Çünkü Slytherin'e gelen bu kız...

Sadece bir öğrenci değildi.

Ophelia Lestrange bir fırtına gibiydi.

Ve Draco Malfoy bunu çok yakında öğrenecekti.

——

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.