Aslı, ilahi figürle derslerine devam etmiş ve sadece bir hafta içinde birçok sihir tekniğini öğrenmişti. Sihir üzerindeki kontrolü biraz daha genişlemişti. Bu figüre “Usta” diye hitap ediyordu ve ona sevgiyle bağlıydı. Geçen zaman içinde Ustasına güven duymaya başlamış ve onun söylediklerini dikkate alıyordu.
Gündüzleri okul ve aile hayatını dengede tutmaya çalışırken, geceleri rüyasında Ustasıyla birlikte sihir pratikleri yapıyordu. Yaz mevsimi yaklaşırken, gündüzleri evde müsait olduğunda da güç denemeleri gerçekleştiriyordu.
Ancak sihir pratiği ve günlük sorumlulukları arasında zaman geçtikçe yorulmaya başlamıştı. Yine de gelişimi devam ediyordu. Ustası, Aslı’yı bir gece farklı bir âleme götürdü.
Burası düz, dalgasız bir denizle kaplıydı ve gökyüzü sayısız yıldızla bezenmişti. Aslı etrafına dönerek manzarayı inceledi.
Merakla sordu:
“Hocam, buraya neden geldik?”
Ustası gülümseyerek yanıtladı:
“Sana hem sihir kabiliyetini geliştirmen için bir fırsat vermek, hem de âlemler arası seyahatin mümkün olduğunu göstermek istiyorum. Böylece ihtiyacın olduğunda doğru diyara giderek oradan güç toplayabilirsin.”
Aslı başını salladı. “Peki burası neresi?”
“Burası, kızım, Huzur Denizi Diyarı. Ayaklarımızın altında sonsuz bir deniz ve tepemizde yıldızlarla dolu bir gece göğü var. Burada meditasyon yaparak zihnini sakinleştirebilir, mental dengenle birlikte sihir yeteneklerini geliştirebilirsin.”
Aslı biraz düşündü. “Peki Ustam, neden bir deniz ve gökyüzü? Bunun özel bir anlamı var mı?”
Ustası, suyun yüzeyine doğru eğilerek elini içine daldırdı.
“Deniz, fiziksel rahatlamayı temsil eder. Suyun sıcaklığı ne fazla sıcak ne de fazla soğuktur; ılık ve dengeli bir ısıya sahiptir. Gökyüzü ise cenneti ve temiz aklı simgeler. Bu âlemde kara parçası yoktur. Ancak bazı yapılar bulunabilir, ama onları görmek için henüz erken.”
Aslı başını salladı. “Anladım hocam.”
Ustası gülümsedi. “O hâlde gel, meditasyon yapalım.”
İlahi figür ve Aslı, suyun yüzeyine oturdular ve meditasyona başladılar.
“Beni izle ve yaptıklarımı tekrar et, Aslı.”
Önce kollarını göğe kaldırdı, ardından ellerini suyun yüzeyine yerleştirdi. Aslı da aynı şekilde hareket etti. Bu sırada zihni yavaş yavaş boşalmaya başladı.
Ustası, ellerini bir araya getirdi ve yukarı kaldırırken suyun yüzeyinden bir su küresi oluştu. Aslı bunu taklit etmeye çalıştı ama ilk iki denemesi başarısız oldu. Üçüncü denemesinde ise nihayet başardı.
Ustası açıkladı:
“Bu küre bizim zihnimizi temsil ediyor. Şu an hiçbir şey yansıtmadığı için pürüzsüz. Ancak eğer agresif düşünceler beslersem, kürenin yüzeyi kabarmaya başlar. Eğer zihnimi temizlersem, küre berraklaşır. Bu küre, iç huzurunu temsil eder. Onu kullanarak kendini dengede tutabilirsin.”
Aslı, küreye hafifçe dokundu. Dokunduğu noktadan üç tur dalga yayıldı. Küreyi izlerken, zihninde hayatındaki olaylar belirdi. Su küresinin yüzeyi dalgalandı, içten dışa hareketlenmeler oluştu.
Ancak derin bir nefes alarak kafasını boşalttığında, su yavaşça sakinleşti. Dalgalar kayboldu ve küre tekrar durgun hâle geldi.
Bu antrenman ve meditasyon toplamda kırk dakika sürdü. Aslı, suyu kontrol etmenin yanı sıra stresini yönetmeyi ve iç dengesini korumayı da öğrenmişti.
Ustası ayağa kalkarak ona döndü. “Buraya gelmek istediğinde, içinde minik bir dua veya niyet geçirmen yeterli olacaktır. Bunu unutma.”
Aslı, hocasına saygıyla eğilerek selam verdi.
Ustası gülümsedi. “Yarınki derste görüşürüz, Aslı. Günaydın.”
Aslı gözlerini açtı ve tüm yorgunluğunun bedeninden silindiğini hissetti.