İçeriğe geç

Legend of Wonderland - İzsiz kayboluş?

Bölüm 10 · 4 dk okuma

Legend of Wonderland - İzsiz kayboluş?

Bölüm 10

Wonderland

Aslı, YKS sınavına girmişti. Eşit ağırlık bölümüyle çözümlediği sorular, grafik tasarımı isteğiyle ilgili umutlarını beslese de, sınavın uzun maratonu onu oldukça yıpratmıştı. Ailesiyle tatile gitmeye karar vermişlerdi, çünkü biraz rahatlamak ve kafasını boşaltmak istiyordu. Ancak tatilde bile zihnindeki kaygılardan tam olarak kaçamayacak gibiydi.

Bir akşam, denizin dibinde güneşlenirken, zihnindeki karışıklıklardan bir türlü sıyrılamıyordu. Derin bir nefes aldı, gözlerini kapadı ve sakinleşmeye çalıştı. O sırada bir ses duydu.

"Aslı, nasılsın kızım?"

Aslı, şaşkınlıkla gözlerini açtı ve sesin geldiği yöne bakarak irkildi. O an, ilahi figürü kim olduğunu hemen anlayı verdi. İnsan formunda onu görmek, Aslı'yı önce biraz şaşırtmıştı ama sonra emin olmak için yine sordu:

"Ustam, siz misiniz?"

"Benim yavrum, evet. Sana dediğim gibi, artık fiziksel dünyada da eğitimlerimize devam edebiliriz," dedi Army, sakin bir şekilde gülümseyerek.

Aslı, tek başına plajda olduğu için ailesine yakalanma korkusu taşımıyordu. Army'ye dikkatlice baktı; orta yaşlarda, kısa saçlı ve saf bir ifadeye sahipti. Yavaş hareket eden, sakin ve karizmatik bir beyefendi olarak Aslı'nın gözünde beliriverdi.

"Ustam, sizin adınız nedir? Biri bizimle soru sorduğunda tuhaf olmasın diye isminizi bilmem iyi olur," diye sordu Aslı.

Army, gülümseyerek, "Adım Army. Army bey ya da Army usta diye de hitap edebilirsin," dedi.

"Aslında, Army Ustam," diye karşılık verdi Aslı.

"İstersen burada, meditasyonu sana gösterebilirim. Buradaki meditasyon tekniği, kafandaki uyumsuz enerjiyi atmana yardımcı olur. Temiz enerjiyle hayatına devam edebilirsin ve her zaman istediğinde uygulayabilirsin," dedi Army.

Aslı, hala bir adım daha ileri gitmek istediğini hissediyordu. "Ustam, biz ne zaman aksiyonlu bir şey yapacağız? Çok teşekkür ederim beni eğittiğiniz için ama biraz daha enerji dolu bir şey görmek isterim," diye sordu.

Army, hafifçe gülümsedi. "Aslı, Wonderland'e gitmek ister misin?"

Aslı'nın gözleri parladı. "Anladım, Ustam. Yani biraz daha gayretli olmam lazım, değil mi?"

Army başını sallayarak, "Evet, evladım. İstediğini gösteririm. Bir göreve seni götürürüm, ama şu var: Daha öğrenecek çok şeyin var," dedi.

Army, Aslı'yı eğitmeye devam ederken, ona ilahi yolun huzurunu ve dengeyi nasıl bulacağını göstermişti. Ama bir yandan da, yıkım ve döngüler olan şiddeti de öğreteceğini bildiği için, Aslı'nın eğitim süreci biraz daha zorlu olacaktı. O an Aslı, hocasının gösterdiği teknikleri uygulayarak, basit bir şezlongda uzanıp kafasını dinlemeye başladı. Çok geçmeden uykuya daldı.

Annesi onu uyandırdığında, "Oh be, keyfe bak," dedi.

"Anne, selam," dedi Aslı uykulu bir şekilde.

"Kızım, tek başına burada uyuyorsun! Dikkat etsene, bir şey olacak," diye endişeyle seslendi annesi.

"Tamam anne, özür dilerim," diye cevap verdi Aslı.

Annesiyle birlikte deniz kenarında keyif yaparak akşam saatlerine kadar vakit geçirdiler. Sonrasında evlerine dönerken, Aslı'nın babası bahçede bitkilerle ilgileniyordu. Akşam yemeği sonrasında mutfakta bulaşıkları yıkarken, Aslı bir anda başka bir ses duydu.

"Öğrencim, işini bitirince dışarı çık, seninle antrenman yapacağız."

Aslı, o sesi duyunca durakladı. Başını salladı, bulaşıkları yıkayıp tezgahı temizledi ve Army'nin dediğini yerine getirerek dışarı çıktı.

Army, ışık huzmesi olarak belirdi. Birlikte yürüyüşe çıkarlarken Aslı, merakla sordu:

"Nereye gidiyoruz?"

"Öğrencim, seni sessiz ve sakin bir yere götürüyorum. Böylece bir aşama daha eğitimine devam edeceğiz," diye yanıtladı Army.

Aslı, çoğu zaman Army'ye güvenmemekteydi ve ona mesafeli davranıyordu. Ancak bir şey vardı; ilahi bir figür olsa da, insanlar her zaman kendini korumak zorundaydı. Güven, en dikkat edilmesi gereken olguydu.

Bir süre sonra karanlık ormanın içinde, tek ışık kaynağı Army'nin kendisi oldu. Çiçek gibi ışık huzmesi, bedeninden etrafa yayılıyordu. Army, parmağını kaldırarak bir kubbe oluşturdu ve içerisi sabah ışığı gibi aydınlanmaya başladı.

Army, ciddi bir tonla konuştu: "Kızım, artık seni bir kez daha fiziksel olarak güçlendirme zamanı. Ruhani olarak sana çoğu şeyi verdim, ancak bundan sonra senden rapor alacağım. Artık bir çırak olacaksın ve bir nevi asker gibi çalışman gerekecek."

Aslı, hocasının tonunu duyduğunda, bir anda hazır hale geldi ve "Evet efendim!" diye yanıtladı.

Army, ilk olarak savunma çalışmalarına başladı. Minik bir küreyi Aslı'ya gönderdi. Aslı, mavi renkli kalkanını çıkararak küreyi engelledi, ancak biraz geri itildi. Army, iki küre daha gönderdi ve Aslı bu sefer iki adım geriye itildi, ardından yere düştü.

Army, kibar ama sert bir şekilde Aslı'ya seslendi: "Eğer aksiyon istiyorsan, çalışman gerek. Bu dünyadan farklı bir deneyim istiyorsan, sertleşeceksin."

Army gözlerini kapattı ve alanı bir antrenman bölgesine dönüştürdü. Aslı, açma germe hareketleri yaptı, ardından parkur çalışmalarına başladı. Çoğu kez düştü, terledi ve yoruldu. Ancak en sonunda antrenman bitmişti.

Army, Aslı'nın omzuna elleriyle iki kez dokundu. "Aslı, biraz daha yorulacaksın. Sonra bunlara alışıp, daha iyisine gideceksin," dedi.

Aslı yorgun bir gülümseme ile başını sallayarak, "Evet, Ustam," diye cevap verdi.

İki ay süren yoğun antrenmanlardan sonra, Aslı sonunda Army ile dövüş antrenmanlarına başlamıştı. Bir aya yakın sürede çoğu beceriyi öğrenmiş ve pratiğini geliştirerek ilerlemişti. Eylül ortasında, Aslı ailesiyle birlikte evine dönmeye hazırlanmaktadır. Son bir akşam yemeğinde, birlikte huzurlu bir ziyafet yapacaklardı. Üniversite sonuçlarında, yaşadığı yere en yakın okula yerleşen Aslı, ekim ayında okula başlamak üzereyken Army ona son bir hatırlatmada bulunmuştu: "Okul zamanında da eğitimlerine devam edeceğiz, unutma."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.