wonhee aksam vakti üstünde pembe şişme montuyla eve doğru yürüyordu. okulun son haftası olmasına rağmen hala okula gidiyordu çünkü devamsızlığı bitmişti geçmişten birileri yüzünden...
wonhee eve gelince direkt odasına girdi çantasını çıkarıp yatağın yanına, pembe şişme montunu çıkarıp çalışma masasının sandalyesine attı. üstünü değiştirip yatağa attı kendini, kızlarla olan WhatsApp grubunu açtı
JAPONYA AKIL HASTANESI.
iroha; yarın matcha latte içmeye gidiyo muyuz yani
minju; ne matchası ya hani karaokeye gidicektik
yunah; sarma sarıyorum ikide bi yazıp dikkatimi dagıtmayın
minju: benide sarsana kollarına
yunah; toptop konuşup benim canımı sıkmay ya
iroha; şu kıza niye soyle davranıyosun
yunah; sarma sarıyorum bekleyin az
minju; pekala?
moka; SEONG YAZDI BANA AAAHAHHAHAHA
iroha; TUTTU MU MERDIVEN ALTINDA YAPTIGIMIZ RITUEL
minju; kizim siz naptınız lan
iroha; sonra anlatırım shhh
moka; -2 EKRAN GÖRÜNTÜSÜ- BAKSANIZA AHAHHAHAH
minju; bu çocuk okulun ortasında çilekli sütü senin yüzüne fırlatmadımı?
moka; ya hayır o seongun kotu ikizi
minju; moka sen ciddi misin çocuk seni okulun önünde rezil etmiş sonra gelip nasılsın nabıyosun demiş gidio cevap vermissşn bide gerrrrizekalı mal aptal
moka; ya benim üstüme çok geliyosunuz
wonhee; NOLUO
iroha; inegimiz gelmis okuldan
wonhee; ya sus tum gun oturdum zaten sırada bosbos
minju; ben sana dedim kacma okuldan son hafta kacarsınız diye
wonhee; o salak yuzunden okula gidiyorum zaten suan
moka; o salak demişken seong bana yazdı🩵
wonhee; ne seonghyeon mu yazdı
moka; evvett
wonhee; picorospu ver sunun numarasını panelleyip evine bin tane pizza gonderiyim ne diyerek dalga gecti yine seninle
minju; HAUZJAHXPJQPXUAOZUQP
moka; ya dalga gecmedi
wonhee; ne?
moka; nasılsın napıyosun dedi
wonhee; sende buna inandın mı
moka; merak etti sadece
wonhee; bu çocuk seni zorbalıyodu neyini merak etsin moka
iroha; kız asik olucagı kisiyi kendi secemiyo
minju; sus kanka bi sen
iroha; iyi tamam
wonhee; bekleyin keonhoya yazıcam
moka; YA BANA DIYOSUN SEN EXINE YAZIYOSUN
wonhee; GERIZEKALI ARKADASINA SAHIP CIKSIN DIYE YAZICAM
minju; kanka tamam uğraşma moka bi daha yazmaz zaten engellemistir coktan, sende o salagın engelini acma bosuna
moka; of peki
...
wonhee yatağında uzanmış telefondan arkadaşlarıyla mesajlaşırken yanda laptobundan monster high boo york boo york filmi açıktı, tam filme odaklanmışken dışardan gelen sesin evi titretmesiyle kaşlarını çattı
...
Japonya Akıl Hastanesi
wonhee; ya bitane keko dışarda son ses toz pembe çalıyor
iroha; ne güzel işte toz pembe hislerle kafayı bozdun sen o duslerleee koz bende acele etme yasak askın emin ellerdeeee
wonhee; hayir o degil sey toz pembe hayallerim vardı benim seninle
moka; ney
yunah; sarmalarım bitti yarın dışardaki date iptal bana geliyosunuz
minju; geliriz
wonhee; camdan dışarı baktım bi arabadan çalıyo şarkı, araba gitmiyo kaldırıma park etmiş
minju; sarhoş mu acaba
yunah; wonhee bi plakaya baksana
wonhee; ney
...
wonhee yunahın bahsettıgı seyi anlamıştı, yatağından fırlayıp cama doğru yürüdü ve perdenin kenarından dışardaki arabanın plakasına baktı. tanımıştı. telefonunu odada bırakıp pembe şişme montunu giydi. üstünü bile değiştirmemişti pijamalarıylaydı.
evden çıkıp kaldırıma park eden arabanın yanına yaklaştı. yaklaştıkça ses artıyordu daha da rahatsız ediyordu. yüzünü ekşitip arabanın camına hızla tıklattı. içerideki tanıdık silüet sürücü koltuğunda arkasına yaslanmış gözleri kapalı şarkı söylüyordu.
"Toz pembe masallarım vardı benim seninle. gidiyorduk arka mahallerde el ele. yolu uzatırdık ya hatırladın mı senle. gömleğimde kokun duruyor koydum öylece"
wonhee sinirle cama vururken en sonunda arabanın içindeki adam sırıtarak wonheeye bakıp sesi kıstı ve camı açtı. üzerinde herzaman ki gibi siyah adidas ceketi ve baggy jeansi vardı... keonho.
keonho; artık baktın sonunda he
wonhee sinirle göz devirdi
wonhee; akşam akşam ne bu rezillik!
keonho; bağırma akşam akşam
wonhee; ya of ne istiyosun
keonho; engelimi kaldırsaydın bu saatte gelmezdim
wonhee; seonga mokaya yazmasını sen mi soyledin
keonho oturduğu yerden dikleşti sırıtması genişledi
keonho; vay vay vay vay seonghyeon aşk işlerine mi başlamış
wonhee sinirle arabanın içindeki keonhonun kafasını ittirdi
wonhee; la havle ve la kuvvete illa billahil alliyil azim
keonho; umarım aşk büyüsü yapmışsındır
wonhee; ya ayrıldık diyorum niye hala peşimdesin
keonho; ben ayrılmadım senden
wonhee; allahın kekosu allahın kekosu
wonhee söylenerek evine geri girerken keonho arkasından bağırdı.
keonho; engellimi açarsın artık fıstık!
keonho arabayı çalıştırıp gidecek iken arabanın arkasından dank sesi gelmesi ile irkildi. başını camdan uzattı geriye baktı. ellerinde bastonla iki yaşlı teyze vardı
teyze1; sen bizim mahallenin kızını mı rahatsız ediyosun dallama!
teyze2; bakbak oduna bak hala duruyo, sür arabanı git burdan gormiyim bidaha seni!
keonho hızlıca camını kapatıp arabayı çalıştırdı son gazla mahalleden hızlıca çıktı. wonhee ise eve tam girmemiş binanın cam kapısından olanları izleyip gülüyordu.
...
wonhee sabah okula yürüyordu bu sefer yanında minjuda vardı. wonhee okulda tek kalmasın diye minju onunla birlikte okula gidiyordu. ikisi kolkola okula doğru yürürken bir anda iki bisiklet önlerinde durdu. wonhee karşısında gördüğü kişiyle kaşları çatıldı ve bağırmaya başladı
wonhee; YA YETER ARTIK BIKTIM KALDIRMIYCAM ENGELINI FALAN PIS HIRT SAL BENI ARTIK DUS YAKAMDAN BIKTIM TAMAM MI BIKTIM TIPKI NESIN BILIYO MUSUN GULERKEN YANLISIKLA CIKAN OSURUK GIBISIN GIT ARTIK
wonhee sövmesini bitirmiş nefes nefese iken keonhonun uzun boylu sarışın arkadaşı martin ve minju şokla ona bakıyordu. keonho wonheeye yaklaşıp adidas hırkasını çıkarttı. wonheeye uzattı
wonhee; napıyosun ne bu
keonho; hangi duvara yaslandıysan tişörtünde iz kalmış kötü gözüküyor
wonheenin gözleri büyüdü, kıyafet konusunda çok titizdi üstüne birşeyin dökülmesine bile katlanamazdı. keonhonun elinden hırkasını alıp giydi. minjunun koluna girdi
wonhee; yarın yıkar getiririm
keonhonun cevabını beklemeden yürüdüler. keonho arkalarından bağırdı
keonho; getirmene gerek yok ben gelirim yorulmasın bacakların!
martin şokla keonhoya baktı
martin; sen bu kızla nasıl 10 ay geçirdin çok korkunç
keonho; düzgün konuş lan
martin; senden 10cm uzunum sen düzgün konuş istersen.
keonho; ne 10cmi lan
martin; 1,80sin mal ben 1,90ım
keonho; ayakkabılarını çıkart aynı boydayız
martin; terlik var ayağımda
keonho martinin ayaklarına baktı
keonho; maşallah martin senin ayaklar 42 var mi
martin; 43
keonho; aboouv
martin; ben ortaokuldayken hem basketbolda hemde atletizmdeydim böyle koştum koştum koştum ayaklarım şişti pide gibi oldu kaldı böyle
keonho yüzünü ekşitti ve bisikletine geri bindi
keonho; ben hiç koşmam, koştururum
martin; aynen o yüzden 3 tane i love wonhee yazılı tişörtün var
keonho; o ayrı. mahallede koşturturum aşkta koşturtmam
martin tiksindirici bakışlarını keonhoya attıktan sonra bisikletini sürmeye başladı. keonho arkasından küfürler ederek bisikletini sürdü.




