İçeriğe geç

lee jisung

Bölüm 2 · 3 dk okuma

lee jisung

Bölüm 2

Arkamdan yaklaştığında fark ettim.

"Jisung masayı hazırlar mısın hayatım?" Annesinin üst kattan yankılanan sesini işittiğinde elinin altındaki taze domatesleri doğramayı bıraktı ve kaşlarını çattı. "Bana emirler yağdırmak yerine gelip yardım et."

Küçük küpler haline getirdiği domatesleri kızgın tavaya aktarıp haşlanan makarnanin sosunu pişirmeye başlamıştı. Elini bel çukuruna yerleştirdiğinde bir ayağını diğer bacağına doğru yapıştırıverdi hemen.

"Minho gelecek bebeğim. Hazırlanmam gerekiyor."

"Banane Minho'dan. Onun için annelik yapmaktan vazgeçtin sanırım?"

"Saçmalama Jisungie." Soğuk içecekleri özenle masaya bırakırken kadının tiz sesine karşılık yüzünü buruşturdu. "Her zaman senin biricik annen olacağım."

"Ne annelik ama," dalgalı saçlarını puantiyeli büyük bir bandanayla tutturup sandalyeye oturdu öfkeyle. Hala bu evde neden kaldığını bilmiyordu fakat çaresizlik en ciddi sorunuydu.

Evi terk etse bile nereye gidecekti ki? Başına annesi ve Minho'dan daha kötü belalar açması olasıydı. Bu yüzden bir süre buradakilere katlanmaya mecburdu.

Kısa süreli düşüncesini bölen zil sesiyle kapıya doğru baktı. Minho gelmiş olmalıydı. Annesinin tepki vermemesi yetmezmiş gibi ardı arkası kesilmeyen ses sinirlerini bozmuştu fazlasıyla.

"Kapıya bakacak mısın artık?"

"Saçlarımı yapıyorum bebeğim. Sen bakar misin lütfen? Zaten Minho gelmiştir." Mutfaktan çıkıp koridora doğru ilerlerken tırnaklarını avuç içlerine batırmaktan çekinmedi. Annesinden nefret ediyordu, Minho'dan daha fazla nefret ediyordu.

Kapıyı sertçe açıp o adamla tekrar göz göze geldiğinde nefesinin kesildiğini hissetti. Garipti ki onu uzun süredir tanıyormuş gibiydi. Sessizce kenara çekilip Minho'ya yol vermişti. Hiçbir şey söylemediler.

"Kafandaki yakışmış." Minho mutfağa doğru yürürken Jisung onun iltifatında takılı kalmıştı. Elleri kafasındaki tokaya dokunduğunda teşekkür bile edemedi. Neler oluyordu o huysuz Jisung'a?

"Khranna nerede?" Yemek sofrasına oturup etrafı kolaçan eden Minho, Jisung'a sorgularcasına sorduğunda çeri domateslerden birisini hızla ağzına atmıştı. "Odasında hazırlanıyor. İstersen yukarı yanına çıkabilirsin."

"Gerek yok." Bacak bacak üstüne atıp avcunun altına aldığı çenesiyle süzdü tabakları dizen Jisung'u. "Seni izlemek istiyorum."

"Ne saçmalıyorsun?"

"Yemek yapmayı bilmiyorum. Nasıl yaptığını merak ettim." Önündeki tabağa domates soslu makarnayı boşalttığında dudaklarını yaladı. "Çok güzel görünüyor."

"Teşekkür ederim."

Jisung elindeki tencereyi tezgaha bırakırken derin bir nefes vermişti. Ne saçmalıyordu ki bu? İltifat etmenin sırası mıydı? Açıksözlü olmanın kelime anlamı bu adam olmalıydı sanırım.

Başı ayaklarına düştü. Ellerinin ani titreyişi tekrar başlamıştı. Yemek falan umrunda değildi şimdi. Sadece annesinin ve arkasındaki bu adamın hemen evden gitmesini istiyordu.

Boğazına takılan sert yumru ensesinde hissettiği sıcak nefesle daha fazla genişlemişti. Küçük elleri tezgahın kenarını sıkıca kavradı ve göz bebekleri ortama uyum sağlamak istercesine büyüdü.

"Jisung." Minho'nun sesini işitmesiyle başını arkaya doğru yasladı. Annesi yukarıdaydı fakat bu adam ne yaptığının farkında mıydı? Yanlış anlaşılmaya müsait bir konumda ayakta duruyorlardı. "Baban olmamı istediğinden emin misin gerçekten ufaklık?"

"Sen ne-"

Parmak uçları Jisung'un kısa tişörtünden içeri ilerledi. Bel çukurunu okşayan elleri rahat durmuyordu. Sırtında hissettiği kaslı göğsü kalbine batıyor gibiydi sanki. Jisung elleriyle ağzını sıkıca kapatmak istemişti çünkü inlememek için zor tutuyordu kendini.

"Soruma cevap ver."

"Ben babam olmanı istiyorum fakat sen henüz buna hazır değilsin sanırım."

"Hazırdım." Sırtından kaydırdığı parmakları Jisung'un karnına doğru gezdi ve genci kendisine daha sert bastırdı. "Ta ki seni görene kadar Jisungie."

Minho'nun yaramaz avuçları en sonunda gencin göğüs uçlarına ulaştığında Jisung daha fazla dayanamamıştı. İniltisi mutfak duvarlarına çarpıp zevkli bir tonla odada yankılanırken arkasındaki Minho'nun cezbedici gülümsemenin farkında değildi.

Elleri ağzını sıkıca kapattı ve başı adamın geniş omzuna düştü. Şeytan onların yasak ilişkisini o gün onaylarken tüm bu arsız manzaradan habersiz annesi aşkının verdiği mutluluğu yaşıyordu. Fakat bu mutluluk büyük bir hayal kırıklığı ile sonlanıcaktı.

Bölüm sonu

40 yorum