İçeriğe geç

LAVİNİALP

Bölüm 4 · 21 dk okuma

LAVİNİALP

Bölüm 4

4. Bölüm

Herkese merhaba dostlarım. Bu bölümü yazarken aşırı zorlandım. Ve etkilendim yani hala etkisindeyim.

Fazla uzatmak istemiyorum

Aşağı inin iyi okumalar.💗

Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın💗

🐚🐚🐚

"A...ABİ!"

Yüreğim parçalandı... az önce dünyanın en mutlu kızıyken şuan dünyam başıma yıkılmıştı.

"AMBULANS! AMBULANS ÇAĞIRIN!"

Bu bağırmanın adına çaresizlik deniyordu. Abimin yanına diz çöküp elinden tuttum.. bir elim ile yarasına dokundum... ellerim kırmızı sıvıya bulanırken elini asla bırakmadım.

"Abi dayan lütfen... abi ben sensiz yapamam lütfen bunu bana yapma abi!"

Abimsiz asla yapamazdım. Abim bana babamın vermediği sevgiyi veriyordu... Abimde gitseydi ben ne yapardım?

Her şeyi dalgaya vuran kızın tek ciddi konusu abisiydi...

Ambulans gelmişti. Ambulansın içinden hemşireler sedye çıkarıp yanımıza gelmişlerdi. Abimi ambulansa götürdükten sonra annemde ambulans ile birlikte gitmişti. Alparslan bileğimden tutup kendi arabasına doğru götürdü.

Ambulansı takip etmeye başladık.

🐚🐚🐚

~Yazarın anlatımından~

Metehan ambulanstan indirilip hızlıca hastanenin girişine doğru götürüldü. Alparslan arabayı durdurduğunda Lavin hemen aşağı inip hastanenin girişine doğru hızlıca koşmaya başladı.

Sedyede götürülen Metehanı görünce yanına gidip elinden tuttu.

"Abi ne olur iyi ol abi BEN SENSİZ NE YAPARIM!"

Lavin'in çağresizce haykırışları hastanenin koridorlarında yankılanırken babası ve annesi onu durdurmaya çalışıyorlardı. Elleri kana bulanmıştı. Kimisi garip bakışlarda bulundu, kimisi acı dolu bakışlarla...

"Hanım efendi lütfen temasta bulunmayın!"

Diye uyaran hemşireleri umursamadı Lavin. Tek istediği abisinin yaşamasıydı.

Metehan'ı ameliyata almışlardı.

Lavin'in en büyük korkusu şehitlerdi. Şehitlerden korkmuyordu, Yakınlarının şehit olmasından korkuyordu..

Lavin'in korkusunu sadece Ayla anlayabilirdi.. birde annesi. Aynı anda 3 asker beklemek zorundaydı.

1. babası 2. abisi 3. ise sevdiği adamdı...

Bu durum kendisine çok ağır geliyordu. Ama maalesefki yaşadığı zorlukları kendisi seçmiyordu.

~Lavin'in anlatımından~

Ayla koridorun sonunda belirdi. Hemen koşar adımlarla gelip bana sarıldı. Ağlıyordu. Sarılmasına karşılık veremedim

Konuşmaya bile takatim kalmamıştı. Ellerim oturduğum sandalyeden sarkıtmış bir köleye kilitlenmiş şekildeydim. Ne konuşuyor, nede hareket edebiliyordum.

Abim ölebilirdi.

Abimin ölme ihtimali vardı.

Bunu asla kaldıramazdım. Düşüncelerim zihnimde yankılanırken adımı seslenen kişileri duymazdan geldim. Ben hareket edemiyordum?

Kendi kendime sorular sorup cevaplıyordum.

Ben neden her seferinde yakınlarımın ölme korkusuyla yaşamak zorundaydım?

Çünkü yaşadığım zorlukları ben seçmiyordum.

"Kızım? İyimisin annem?"

Dedi annem. Yanıma oturup bana sarılıp şakağıma öpücükler bıraktı. Öbür tarafımdan Esra teyze gelip bana sarıldı. Bende hala kilitlendiğim noktaya bakıyordum.

Oturduğum yerden birden ayaklanıp etrafıma baktım. Hepsinin gözü benim hareketlerimin üzerindeydi. Hızlı hızlı nefes alıp vermeye başladım.

Nefes alamıyordum. Annem kolumdan tutup beni oturtmaya çalıştı.

"BIRAK!"

Diye bağırdığımda Esra teyzenin anneme kafa salladığını gördüm. Ama umursamadım.

Benim yüzümdendi.

"Kim yaptı... KİM YAPTI!"

Bunu yapsa yapsa murat yapmıştı.

"Lavin sakin ol"

Diye gelen sesleri umursamadım.

Sinirle parmaklarımı saçıma geçirip koridorda yürümeye başladım. Düşünmem lazımdı.

Alparslana döndüm.

"Biz dans ettikten sonra gözden kaybolmuştun muratı hallettiğini sanmıştım..."

"Halletti.."

Sözünü yarıda kestim. Ağzımdan çıkan sözleri kulaklarım duymaz oldu. Alayla gülerek devam ettim.

"Ne güzel halletmişsin?"

Kafamı olumlu anlamda salladım.

"Lavin ben onu düğünün her köşesinde aradım hiçbir yerde yok.."

"Nasıl yoktu ya?! Senin yüzüne şuan abim ölebilir!"

Dediğimde annem konuşmaya başladı.

"Lavin Alparslanın bir suçu yok annem"

Dediğini takmayarak bağırmaya devam ettim. Sesim koridorda yankılanıyordu.

"Senin yüzünden... SENİN YÜZÜNDEN!"

Diye bağırdığımda hepsi beni durdurmak için üzerime hücum etti. Alparslan hızla tek elini havaya kaldırdı. Herkes onun bir hareketi ile yerlerinde durdular. Kime sinirleneceğimi bilmiyordum. Yavaş adımlarla ayaklarımı yere sertçe vura vura Alparslan'a doğru yürümeye başladım. O ise sadece bana bakıyordu.

"Benim abim senin yüzünden orada yatıyor!"

Ayla'nın sesi duyuldu.

"Lavin seni anlıyoruz ama burda tek üzülen se..."

"Karışmayın! Sinir krizi geçiriyo"

Dedi Alparslan.

Ben sinir krizimi geçiriyordum? Şuan kalp krizi geçirsem umrumda olmazdı. Adımlarımı durdurdum.

"Gözlerime bak Lavin."

"Hayır!"

Dedim bağırarak.

"Gözlerime bak dedim Lavin."

Gözlerini gözlerimden asla ayırmıyordu. Yavaş adımlar ile tam önümde durdu. Gözleri bana 'benim suçum değil.' Diye bağırıyordu.

Sağ elimin bileğinden tutup kalbinin olduğu yere getirdi.

"Hissediyormusun?"

Kalbi çıkacak gibi atıyordu resmen. Kafamı olumlu anlamda salladım.

"Senin korktuğun kadar bizde korkuyoruz Lavin. Benim Metehan'ıma hiç birşey olmaz bunu en iyi sen biliyorsun."

"Kim yaptı o zaman!"

Dedim ağlamalarımın arasından.

"Şuanlık sadece murattan şüpheleniyoruz ama bulacağım. Bunu yapanın derisini ellerim ile yüzeceğim."

Resmen salya sümük ağlıyordum. Cevap vermedim. Ayla yanıma gelip bir elini sırtıma yerleştirdi.

"Lavaboya gelmek istermisin?"

Kafamı olumsuz anlamda salladım. Abimi yalnız bırakamazdım. Herkesin yaptığını abime yapamazdım. O bensiz yapamazdı ben onsuz yapamazdım.

"Bak bakiyim sen bana?"

Dedi Berat abim. Yüzümü ona çevirdğimde yeniden konuşmaya başladı.

"Yok abi 'ağlayınca çok çirkin oluyosun' derdimde bi kız her haliylemi güzel olur?"

Dediğinde gülümsedim. Şu halimde bile beni güldürtmeyi başarıyorlardı. İşte ben buna aile derdim. Burnumu bir kere çekip berat abinin yanına gidip kollarımı boynuna doladım. Oda beni kollarının arasına almıştı.

"Bana bak"

Dediğinde kafamı geri atıp yeniden ona baktım.

"Ne güzel oynadınız düğünde bizden çok beğenildiniz resmen ikiniz"

Dediğinde Alparslan'a baktığımda sağ dudağı yukarı kıvrılmıştı. Hemen geri bir adım atıp Berat abimin omuzuna vurdum. Yapmacık bir şekilde inleyip omuzunu sıvazladı.

"Hazırlıksız bişeysiz beni nasıl zeybeğe çıkarırsın ya?"

"Allahtan kursuna gittin Lavin. Ama çok güzeldiniz valla"

Doğru söylüyordu. İlkokul, ortaokul ve lisede hep zeybek kursuna gitmiştim ve okul gösterilerinde oynamıştım.

"Hadi git yüzünü yıka tipe bak"

"Berat abi ya"

"Hadi biz burdayız"

Dediğimde şakağımdan öpüp beni aylanın yanına gönderdi.

Lavaboya girdiğimizde aynadan kendime baktım. Aynada; Eski, bakımlı Lavin yoktu. Aynada ucube, sarhoşun ta kendisi vardı. Rimelim akmış, göz altına sürdüğüm kapatıcıda göz yaşlarımın aktığı yerler silinmişti. Üst dudağımdaki ruj silinmiş, alt dudağımdaki ruj ise taşmış bir haldeydi. Yüzüme bir süre daha baktım.

"Bu kim olum"

Dediğimde Ayla cevapladı.

"Hah işte bizde sana bunu anlatmaya çalışıyoruz be gülüm hadi yıkayalım yüzünü"

"Seninde benden bir farkın yok"

Dediğimde oda aynaya baktı. Cidden onunda benden bir farkı yoktu. Oflayarak suyu açtı. İlk eline hastane sabunundan alıp yüzüne sıvamaya başladı.

"Napıyosun hastane sabunu bu?"

"Başka seçim varmış gibi konuşmada şu rimelini sil Allah için"

Cidden başka seçimimiz yoktu. Suyu açtığımda ellerime baktım. Ellerim.. ellerimde abimin kanı vardı... bunu farkettiğimde ellerim titremeye başladı.

"Lavin?"

"Abimin kanı..."

Gözlerini kapattı Ayla. Yeniden gözlerini açtığında gözleri dolu doluydu. Ellerimi nazikçe turup suyun altına getirdi.

"Hadi yıka ellerini"

Dediğinde sabun alıp ellerimi ovuşturdum. Yeniden sabun alıp bende yüzüme sıvadım. Rimelin boyası yüzüme yayıldı. Ayla; gözleri kapalı, ağzına sabun girmesin diye yanaklarını şişirmiş yüzünü yıkıyordu. İşini bitirip gözlerini açmadan yüzünü kuruladı. Ben ise yüzüne yaklaşmış hareketlerini izliyordum. Gözlerini açar açmaz geriye üç adım atıp cırlamaya başladı

"AĞĞĞ ZEBANİ!"

Gerçekten zebaniye mi benziyorum lan?

"Gerizekalı korktum öyle durulurmu!"

Dediğini unursamayarak yüzümü yıkamaya başladım.

İşimizi bitirmiştik. Lavabodan çıkıp koridora doğru yürümeye başladığımızda koridorun sonunda doktor ile Alparslan ve annemin konuştuğunu gördüm. Annem elini açmış yukarı bakarak şükür ediyordu. Alparslan ise sadece doktora kilitlenmiş dediklerini pür dikkatle dinliyordu.

Yanımda yürüyen Ayla ile koşarak hemen oraya ışınlandım.

"N..Ne oldu sorun yok dimi?"

"Siz neyi oluyorsunuz?"

"B..ben kız kardeşi Lavin.. Lavin Gündoğdu"

Ne oluyordu bana? Neden konuşamıyordum...

"Kurşunu çıkarttık. Ameliyat sorunsuz geçti ama mikrop kapma ihtimali var. Hasta uyanana kadar odada kalacak sonra normal odaya alacağız."

Derin bir nefes verdim... Alparslan'dan dilemem gereken bir özür vardı. Doktor arkasını dönüp gittiğinde hemen anneme sarıldım.

"Çok şükür yavrum Allah sizi başımdan eksik etmesin"

Annem mutluluk göz yaşları ile dualar ederken gözüme babam çarptı. Bir noktaya kilitlenmiş bir şekilde bakıyordu. Baktığı noktaya yüzümü çevirdiğimde Alparslan'a bakıyordu.

Alparslan ise duvarın köşesine çökmüş bir haldeydi. Annemden ayrılıp Alparslanın yanına gittim. Benim ona doğru adımladığımı görünce hemen ayağa kalktı.

"Alparslan abi.. şey. Ben özür dilerim"

"Benden özür dileme. O an kendini kontrol edemediğini çok iyi anladım. Bak Lavin. Bende senin abinim. Sende benim kardeşimsin."

Şunu söyleyip durma artık biz evleneceğiz be adam!

Hiç tepki vermeden dediklerini dinliyordum.

"Burada tam kaç asker beklediğini bilmiyorum ama emin ol yaşadıklarının kolay olmadığının farkındayız. Seni anlıyorum. Abin asker, baban asker.."

"Sende askersin..."

Hassiktir! Bunu söylemicektim...

Anlamamışçasına bana bakıyordu.

"Erdem amca benim babayarım. Sende benim abimsin. İkinizide bekliyorum tek abim ve babamı değil.."

Dediğimde kafasını onaylar bir şekilde salladı.

"Bak Lavin. Belkide gelecekteki eşinde Asker olacak orasını bilemeyiz."

NEEYYYY?

ANNEMDEN İZİN ALDIIIIMMM ANNEMDEN İİZİN ALDIIM

"Asker beklemek kolay değil. Ölebiliriz Lavin. Ölme ihtimalimiz çok yüksek."

"İşte ben bundan korkuyorum. Ölmekten değil, yakınlarımın ölmesinden korkuyorum."

Dediğimde kafamdan tutup beni göğüsüne çekti..

"Seni asla yalnız bırakmıyacağız Lavin. Her anlamda."

"Sözmü?"

Dedim çocuk gibi.

"Asker sözü"

Dediğinde Ayla'nın sesi duyuldu.

"Dışlıyosunuz beni ya"

Senin ben am-

Kanka bi salsan mı kocamla fingirdeşicektim neyse..

Alparslan diğer kolumu açtı. Ayla hemen öbür kolunun altına girip ikimize sarıldı.

"Sana demiştim benim aslanıma hiç bişey olmaz"

Cevap vermedim. Alparslan'ın her dediği çıkıyordu cidden. Ona bu yüzden güveniyordum.

"Metehan abinin yanına girebiliyomuyuz?"

Dedi ayla. Al işte abime yanık diyorum size!

Geri bir adım atıp sorunun cevabını bekledim.

"Bilmiyoruz."

Dedi Alparslan.

"Normal odaya alınınca göreceğiz elbet koçumu"

Dedi Berat abim.

Bir anda etrafıma panik ile bakmaya başladım. Herkes anlamamışçasına benim hareketlerimi farkedip bana bakıyorlardı.

"Lavin? Ne oldu?"

Dedi berat abim.

"Serap? Serap nerde?"

"Serapı yengenle eve gönderdim abim. İçin rahat etsin kalabalık olmasın diye gönderdim"

"Ne kalabalığı berat abi biz bi aileyiz"

"Olsun yinede abim ben bi gelişme olduğunda arayıp söylüyorum. Metehan'ım normal odaya alındığında oda geleceğini söyledi. Biliyorsun kan tutuyor zaten kendisini"

Dediğinde kafamı yere eğdim. Ardından onaylar bir şekilde salladım. Berat abimin düğünü mahvolmuştu...

🐚🐚🐚

~Bir gün sonra~

Bir gün geçmişti. Herkes evlerine gitmişti. Bi ben gitmemiştim. Beklemiştim abimin yanında. Tabiki beni tek bırakmadılar. Bazen Alparslan kalıyordu bazen ayla geliyordu Alparslan gidiyordu Ayla veya Serap kalıyordu.

Hala üstümde düğündeki elbiselerim vardı. Bacağımda abimin kan lekeleri vardı. Elimi hareket ettirip parmaklarımı bacağımın üzerinde gezdirdim. Gözlerim yavaş yavaş kapanmaya başlamıştı.

Asla gözlerimi kapatmak istemedim. Hiç uyuyamamıştımda. Başımı geri atıp gelen gözyaşlarımı geri göndermeye çalıştım. Boğazım düğümlenmişti. Yanımda oturan Alparslana kafamı çevirip bir süre baktım. Gözleri kapalı, arkasına yaslanmış ve kafasını duvara yaslamış bir şekildeydi.

"Alparslan abi"

Hiç pozisyonunu bozmadan mırıldandı.

"Hmm.."

Hassiktir! Bu adam bilerek mi yapıyordu?

"Sen... istiyosan gidebilirsin ben tek te bekleyebilirim"

Hemen doğrulup yüzüme baktı ve konuşmaya başladı.

"Hayır asıl sen istiyosan git bence burdan hiç ayrılmadın"

"İstemiyorum"

"Lavin. Bak abiciğim. Daha üstünde düğün elbisen var"

Abiciğim nedir ya! İçim yanıyor yemin ederim şu sözü Alparslan'dan duyunca...

"Abiminde üstünde düğün elbisesi vardı"

Diyip kafamı eğdiğimde hemen büyük elleri ile yanaklarımı avuçlayıp yüzüne bakmamı sağladı.

"Bak Lavin'im."

Bana sadece Ayla ve Abim Lavin'im diyordu...

"İnan abin inşallah uyandığında ilk seni görmek isteyecek bak beni bile değil. Büyük ihtimalle sanada kızacak neden eve gitmedin diye uyanır uyanmaz kavga ediceksiniz sizi tanıyorum"

Alıştı yavrum bize. Tabi insan her gün 3. Dünya savaşı görünce alışmaması hata olurdu.

"Herkes evine 15 dakika olsa bile uğradı bi senin gözüne uyku girmedi bi sen gitmedin ben buradayım zaten."

Bir süre düşündüm. Bir duş alsam banada iyi gelicekti aslında.

"Tamam o zaman ama bak bişey olursa ilk beni arayacaksın kimseyi değil tamam mı?"

"Tamam hadi" diyip beni ayağa kaldırdı.

🐚🐚🐚

Eve geldiğimde yatağa kendimi attım. O kadar yorgundum ki takatim kalmamıştı. Bir süre aynı pozisyonda durup sağ elimde olan telefonumun ekranını açıp saatine baktım.

09;25

Banyoya girip üzerimdekilerden kurtulmuştum. Telefonumu sifonun üstüne koyup soğuk suyu açarak duş almaya başladım. Normalde telefonumla asla banyoya girmezdim. Ama şimdi Alparslandan her an haber gelebilir diye düşünerek telefonumu yanıma almıştım.

Kısa bir sürede banyoda işimi bitirip kurulanarak hazırlanmaya başladım. Üzerime beyaz üzerinde kiraz desenli olan bir cropumu geçirdim. Ardından altıma siyah kumaş pantolonumu giyip saçlarımı kurutmadan dışarı çıktım.

Zaten hava biraz rüzgarlıydı saçım kurur giye düşündüm. Abimin arabasının anahtarını annemden alıp yola koyuldum.

Bir kaç süre sonra hastaneye vardım. Arabayı parkedip güler bir yüz ile aşağı indim. Resmen seke seke gidiyordum.

"Merhaba nasıl yardımcı olabilirim?"

Dedi masada oturan bir görevli. Yanına adımlayarak konuşmaya başladım.

"Metehan Gündoğdu"

Dedim güler bir yüzle.

"Lavin!"

Adımın geldiği yere kafamı çevirdim.Geniş koridorun sonunda Alparslan vardı. Ama telaşlı bi yüz ifadesi vardı..

Koşarak yanıma geldi ve kokumdan sertçe tuttu.

"Alparslan abi napıyosun bırak canım yanıyo"

Dediğimde cevap vermedi. Bilgisayara bakan görevliye kilitlenmiş bir şekilde bakıyordu.

"Metehan gündoğdu değilmi?"

"Evet abim."

Dedim gülümseyerek.

"Çok üzgünüz"

Dediğinde gülümsemem yüzümden silinmişti.

"Ne..ne? Neye üzgünsünüz an..anlamadım..."

"Metehan Gündoğdu'yu maalesef kaybettik. Çok üzgünüz başınız sağolsun.."

Hayat bitti.

"Ne.. ney? Bir dakika? Yanlış olmalı na..nasıl olur?"

Elimi masaya sertçe vurduğumda Alparslan'ın yaptığı tek şey bileğimi tutmaktı. Bileğimi sertçe kendime çekip ondan kurtarıp yüzüne doğru bağırmaya başladım...

"A..abim öldü?.. benim... abim... öldü!"

Dedim göğüsünün olduğu yere yumruk atarak.

"Hani söyleyecektin? HANİ SÖYLEYECEKTİN!"

Hiç bir şey demiyordu.. yüzüne öylece bakakalmıştım. Onunda yaptığı tek şey bana bakmaktı.

"Hanımefendi çekilirmisiniz lütfen!"

Sesin geldiği yere kafamı çevirdiğimde...

Toplam 1 doktorun ve 4 hemşirenin hızlıca götürmeye çalıştıkları sedyeye baktım.

Bi..birisi yatıyordu.. üstünde beyaz bir örtü örtülüydü. Hastanenin bir odasından Annemin çıktığını gördüm. Çaresizce bağırma ve ağlama sesleri bomboş koridorda yankılanıyordu...

Annemin sedyeye doğru koştuğunu gördüm.

Yavaşça örtüyü kaldırıp abimin şakağına, yanaklarına tüy kadar hafif öpücükler bırakıyordu. Annem kafasını benim olduğum yere çevirdiğini gördüm.

Ama bana değil ayaklarıma bakıyordu. Annem elleri ile başını tutup çıldırırcasına bağırmaya başladı.. resmen sağır olacaktım. Annemin baktığı yere baktığımda.

Bedenim yerde yatıyordu.

"LAVİN'İM!..."

Hızla yattığım yerden doğruldum. Nefes nefeseydim. Alnımdan resmen sel gibi terler akıyordu.

Ben.. ben kabus mu görmüştüm?..

Şarkı sesinin geldiği yere kafamı çevirdiğimde telefonum çalıyordu.

Ekranını kendime çevirip baktığım.

Saat/ 10;07

Alparslan arıyordu. Hızlıca açıp hoparlöre vermiştim.

"Alo? Alparslan abi? Abim uyandımı?"

Nefes nefeseydim resmen.

"Dur bi kızım"

Abim? ABİMİN SESİYDİ BU!

"Abi? Abi geliyorum bekle beni"

"Acele etme kesin uyuya kaldın dimi salak"

"Ya daha yeni uyandın kurban olduğum"

"Hadi gülüm hayyde Annemleride aradık Esra teyzemlerdelermiş sonra geleceklermiş. Bana bak benim arabanın anahtarı iç çamaşırı çekmecemde sakın alma tamammı"

Dediğinde kahkaha attım. Hastaneye gidince abime sülük gibi yapışacaktım.

"Yok. Alacağım"

Lan Alparslan gibi konuştum. Abim yeniden konuşmaya başladı.

"Alparslan sen olmaya çalışıyor he"

"Seven sevdiğine benzermiş"

Dedi Ayla. Alparslanın az önce kahkahaları duyulurken şuan boğulma sesleri geliyordu.

"Az anır göt oğlu göt"

Dediğinde bu kez herkesin gülme sesi geliyordu.

Ben ise bu sırada giyeceğim kıyafetleri çıkarıyordum.

"Abi"

"Ha Lavin'im"

"Ben kapatıyorum bi 20 dakikaya orda olurum"

"Tamam hayyde kapatıyom abe heyran"

Dediğinde kahkaha atarak telefonu kapattım.

Üstümde hala düğün elbisem vardı. Şiddetli bi ağrı girmişti başıma. Soğuk bir duş alsam iyi gelicekti.

🐚🐚🐚

Kısa bir sürede duş alıp üstümü giyinip abimin arabası ile yola koyulmuştum.

Üzerime Ami Paris tişörtlerimden beyaz olanı geçirmiştim.

Ne saçmalıyosunuz kenarında 'A♥ ' yazdığı için eve depolamadım tabikide?

Altıma krem bir pantolon seçmiştim. Saçıma siyah bir bandana geçirip perçemlerimi öne bırakıp saçlarımıda arkadan salık bırakmıştım.

Hastaneye vardığımda arabayı parkedip aşağı indşm. Yüzüm gülüyordu. Aklıma kabus gelince gülümsemem solmuştu.

"Merhaba nasıl yardımcı olabiliriz?"

Dedi bilgisayara bakan görevli.

"Mete- Metehan Gü..Gündoğdu"

Konuşamıyorum?

"3. Kat 672. Oda"

Dediğinde derin bir nefes vererek asansöre doğru koşar adımlarla yürüdüm.

Asansöre geçtiğimde bir kişi daha gelmişti benimle.

"Geçmiş olsun yakınınız için mi gelmiştiniz?"

Dedi. Kafamı çevirip ona baktığımda erkek bir doktor benimle konuşmaya çalışıyordu.

"Abim için"

Dedim sadece. Ve önüne dönüp asansörün yukarı çıkmasını bekledim.

Ama asansör hareket etmiyordu. Yada çok yavaştı.

"Ben Ahmet Özçivit"

Dediğinde yeniden kafamı ona çevirdiğimde elini uzatmış bir şekilde onunla tokalaşmamı bekliyordu.

Elimi yavaş hareketler ile elini kavradığımda bende adımı söyledim.

"Lavin Gündoğdu"

Elimi çekmeye çalıştım. Ama hala tutuyordu.

"Siz Metehan Gündoğdu'nun yakını olmalısınız"

Dedi. Elimi ondan kurtarıp konuşmaya başladım.

"Evet ben kız kardeşiyim?"

"Ben doktoruyum. Birazdan odaya size bilgi vermek için geliyordum."

"Anladım"

Dediğim sırada asansörün kapısı açıldı. Hızla dıları çıkıp söylenilen odayı aramaya başladım. Odayı sonunda bulup kapıyı tıklattığımda

"Geeel"

Diye ses geldiğinde kapıyı açtım.

"Abiii"

"Lavin'immm"

Hızlıca yanına gidip ona sarıldım. O ise bir kolu ile bana sıkı sıkı sarılıyordu.

"Abi çok kötü bi rüya gördüm"

Dedim gözlerimin dolmasını engelleyemeyerek.

"Hayır olsun inşallah abim?"

Tam ağzımı açıp anlatacakken

"Merhabalar"

Diye ses geldiğinde sesin geldiği yere baktım. O doktor gelmişti.

"Ben bilgi vermek için gelmiştim."

Dedi sonra.

"Dinliyoruz"

Dedi Alparslan.

"Yarası daha çok taze olduğu için ilk 4 gün boyunca su değdirmemeye çalışın tam 1,5 hafta boyunca evde kalmak zorunda ve yağlı şeyler yememesine dikkat edin."

"Ne 1,5 haftası?"

Dedi abim şaşırarak

"Sağlığınızı düşünüyoruz Metehan bey. Doktor ne derse dinlemek zorundasınız"

"Ama doktorum beni göreve..."

"Orasını halledicez aslanım"

Dedi Alparslan abşmin sözünü yarıda keserek.

"Ben evde durmak istemiyorum"

"Metehan bey sağlığınız için çok riskli lütfen zorluk çıkartmayın"

Abim sabır verircesine nefes verdi burnundan.

"Abi 10 gün evde olucaksın sadece abartmasanmı?"

Dediğimde doktor çoktan çıkmıştı.

"Ne abartması abiciğim 10 gün kolay mı sanıyorsun"

"Doğru senin gibi deliyi yerinde durdurmak için savaşa girip çıkmak lazım"

Dediğimde Ayla beni onayladı.

"Doktor neyse o Metehan abi doktorun işini ondan iyi bilemezsin"

"Ben bu elemana çok pis kıl oldum"

Abimde anlamıştı iyi biri olmadığını.

"Ben 10 gün boyunca kimi zorbalıyacağım"

Dediğinde güldüm.

"Hakketten ben kimle birlikte zorbalayacağım milleti? Neyse Batuhana kaldık dimi lan"

Dedi Alparslan. Sonra abim işaret parmağını Alparslana doğru sallayarak konuştu.

"Aldatmam dedin aldattın"

"Aa bende mi kalıcaksın aşkım"

Dedi Batuhan abim.

"Yaaa batuş sendemiii"

Dedi abim yapmacık bir şekilde. Ayla ve ben resmen gülmekten çatlamıştık.

Bunlar cidden gay yahu! Bi kocam düzgün aralarından.

"Şaka maka sensiz olmuyormuş abi ya.."

Dediğimde abim kolunu açarak arasına girmemi bekledi. Kolunun arasına girdiğimde ona çok sıkı sarılmadım canı acır diye.

"Ağlıcam şimdi yha Alpsu gidelim aşkım"

Dedi Batuhan abim.

"ALPSUMU"

Diye kahkaha atmaya başladı Ayla.

"Ya senin ben götünün iliğini sikeyim Batuhan kızların yanındada bana küfür ettirdin"

Batuhan abi elini kalp yapıp göğüsünün üzerine getirerek kalbi atarmış gibi yapıp Alparslana öpücük attı.

Ben ise bunu görmemle yere oturup anırmaya başladım.

Alparslan ayağa kalkıp Batuhanı geçenki yaptığı gibi sırtladı.

"Ay Alpsu napıyosun!"

Alparslan kapının oraya doğru ilerleyip kapının tam önünde durdu.

"Kantine gidecek olan varmı?"

Dedi Alparslan. Bir süre kimseden ses çıkmayınca abim konuştu.

"Lavin'im? bana Elma suyu alırmısın"

Daha yaratıcı bir bahane bulsaydın bari abiciğim?

Aylaya baktığımda abime içi gider gibi baktığını gördüm. Dudaklarımı bastırarak dışarı doğru yavaş adımlarla ilerledim. Kapıyı örtüp Alparslan'ın yanına geldim ve yavaş yavaş adımlamaya başladık...

~Metehan'dan~

Lavinin imalı bakışlarını umursamayarak dışarı çıkmasını beklemiştim. Ayla bana dalmış bir şekilde bakıyordu.

"Daha iyimisin?"

Diye sordu ilahi sesi ile.

"Sen merak edince daha iyi oldum biliyomusun"

Dediğimde gülümseyip utanarak kafasını aşağı doğru eğdi.

"Ayla seninle bir şey konuşmak istiyorum"

Sanırım ne konuşmak istediğimi bilmiyorum çaktırmayın.

"Tabiki?"

Dedi yanımdaki sandalyeye oturarak.

Titriyor muydu yoksa bana mı öyle geldi?

Harbi ben ne konuşacaktım?

Neyse giriştik artık çıkışımız zor olacaktı. Allah'ım sen sonunu hayır eyle...

Kırmızı çiçekli mini bir elbise giymişti. Kendisine aşırı yakıştığını fark etmiştim. Gerçi bu kız çuval giyse yine yakışırdı fiziğine.

"Elbisen çok yakışmış"

"Sağol"

Dedi gülümseyerek.

"Biz ne konuşacaktık?"

Dedi sonra. Cidden biz ne konuşacaktık?

"Bilmem mesela seni.. beni.. bizi..."

Dediğimde inanamaz gibi bir şekilde yüzüme baktı. Ağzı açık kalmıştı.

"Ben.."

Abi deseydi şuan Batuhan ile öpüşebilirdim.

"Seni zorlamıyorum Ayla. Ama artık söylemenin zamanı geldi diye düşünüyorum... Ben her soru sorduğumda veya konuştuğumda senin cevaplarını umursuyordum. Ben hayatı sende gördüm Ayla."

Ağzı açık bir şekilde beni dinliyordu.

"Metehan ben..."

"Eğer mesleğimden korkuyorsan.. bu en normal şey yani asker Yareni olmak asla kolay değil. Mesela Lavin.. hem beni hem babamı en önemlisi sevdiği Adamın yolunu gözlüyor"

Dediğimde gözünü irice açarak bana bakmaya başladı...

"Sen nerden.."

"Ben bilirim Ayla. Benim gözümden bir şey kaçmaz. Lavin'in Alparslan'a nasıl içi giderek baktığını gördüm. Alparslan ufak bi umut kırıntısı verdiğinde Lavin'i dünyanın en mutlu kızı edebiliyordu."

"Ama en son Lavin'in ilişkisi oldu diye ceza vermiştin.."

"Ben ilişki yapmasına kızmamıştım. Ben Murat oluşumu ile sevgili olmasına kızmıştım. Ne bekliyordunuz? Kardeşimi böyle bir insana bırakmamı falan mı?"

"Hayır tabikide"

"Alparslan'a güvenim sonsuz. İnan bende Lavin ve Alparslan için uğraşıyorum."

"Bütün ömrüm boyunca bu ikisi için uğraştım bende."

"Sana bir şey söyleyeceğim ama kimseye söyleme"

Dediğimde merak ile yüzüme bakmaya başladı.

"Beni vuran kişi Murattı. Kurşunun önüne atlayan bendim."

"NE? Neden böyle birşey yaptın!"

"Eğer merminin önüne atlamasaydım ya Alparslan yada Lavin aramızda olmayacaktı."

Dediğimde gözleri dolu bir şekilde üzerime doğru kapandı. Kollarını boynuma dolayıp bama sıkıca sarıldığında kolum havada kalmıştı. Beklemiyordum. Mis gibi kokusunu içime çektim.

"Metehan sen naptın..."

"Sizin canınız benim canımdan daha önemli."

"Deme öyle içim gidiyor ya"

Dedi. Sesi titriyordu.

"Metehan ben..."

Dediğinde dikkatle onu dinliyordum.

"Ben... bende seni seviyorum!"

Dediğinde gözlerimin parladığına yemin edebilirdim. Bu an benim için çok değerliydi.

"Ne kadar denesemde senden vaz geçemedim! Beni red edersin sevmezsin ye düşündüm hep ama olmadı.. Sen!.. Vaz geçemediğimsin sen benim!"

Sevgi patlaması deniyordu heralde buna.

Bu kızı yeminle öpecem şimdi!

Bende şaşırmıştım. Ellerim ile yanaklarını tutup kendime çektim ve dudaklarına tüy kadar hafif bir öpücük kondurdum. Kolum yaralı olmasına rağmen kaldırmıştım onun için...

Hemen ayrılıp yaralı olan kolumu minik elleri ile tutmaya çalıştı.

"Metehan napıyorsun sen!"

"Ulan en mutlu anlarımı yaşıyorum daha ne yapabilirim"

Dediğimde gülerek kolumu yavaşça yatağa bıraktı.

"Lavin hep senle beni yakıştırdığını söylerdi."

"Sen ne derdin?"

Dudaklarını büzdü.

"Utanırdım"

Dediğinde gülümseyerek ona baktım. Anlamıştı.

"Ne bakıyosun ya"

"Sende boş değilsin yani"

"Metehan!"

"Emret"

Dediğimde yüzünü saklamaya çalışıyordu.

"Abimlere ne diyeceğiz..."

"Alparslan karşı gelebilir."

"Niye sen Lavin'e gelmiyorsun?"

"Geliyorum."

"Yoo baya baya aralarını yapmaya çalışıyormuşsun kendin dedin"

"İkiside birbirlerini seviyorlar"

Dedim kafamı iki yana sallayarak.

Dudaklarını büzüp parmakları ile oynadığını gördüm. Alparslan ilişkimizi öğrenirse sorun çıkartmasından korkuyordu. Oynamaktan yara ettipi ellerini bir elim ile tutup karnımın üzerine yerleştirdim.

"Ayla'm. Biz birbirimizi seviyorsak bize kimse engel olamaz"

Ona ilk defa Ayla'm demiştim...

Gülümsediğini gördüm. Kafasını getirip karnımın üzerine, ellerimizin olduğu yere yaslayıp gözlerini kapattı.

"Çok uykum var"

"Uyu bebeğim"

Dediğimde uyku sersemi gibi kıkırdayarak konuşmaya başladı.

"Bebeğinmiyim gerçekten"

Dediğinde onu taklit ederek

"Bebeğimsin gerçekten"

'Ihıığğğ' diye kıkırdamaya başladı. Benimde gözlerim kapanıyordu.

"Başka neyinim"

"Her şeyimsin Ay yüzlümsün"

Ona küçükken hep ay yüzlüm derdim. O ise kötü anlamda anlayıp bana hep kızardı öyle dediğim için.

"Başkaa"

"Uyu Ayla."

Dediğimde anlaşılmaz bir şekilde bişeyler mırıldandı.

"Hığğ sini sovuyorom"

"Bende sini sovuyorom"

Diye taklit ettiğimde bir süre ses gelmediğinden uyuduğunu anlayarak bende uykuya daldım...

🐚🐚🐚

~Lavin'in anlatımından~

"Ya Batuhan abi!"

"Batuhan kadar başınıza taş düşsün emi"

"Ya versene dürümümü!"

"Yedim bile"

"Gavurun tohumu defol lan!"

Dediğimde 'side eyes' attı.

"Allahtan beğenmedim dedin Lavin"

"Ama açım! Hemde bir ısırık diye aldın!"

"Napıyım kızım benim bir ısırığım bu kadar işte"

Göz devirip oflayarak önüme döndüm.

"Kocam nerde ya!"

Dedim bir anda. Alparslan ortalıkta yoktu. Batuhan abim Alparslan'ı sevdiğimi biliyordu. O yüzden yanındayken rahatça konuşabiliyordum.

"Ne ara evlendiniz "

Dedi Batuhan abim. Sinirle gülüp yüzümü sıvazladım. Bir anda şaşırarak konuşmaya başladığında irkildim.

"Hiiğğğ! Şu Alparslan değilmi hemde kız birisiyle konuşuyor!"

"HANİ!"

Dedim kafamı 360 derece çevirerek etrafıma baktığımda hiç kimseyi görmemiştim. Zaten yazın sıcağında kavurulduğum yetmiyormuş gibi birde Batuhan abinin zorbalıklarını çekiyordum.

Omuzuna sert bir yumruk geçirip sinirle konuşmaya başladım.

"Batuhan abi şuan bunu sana dediğime inanamıyorum ama siktir git bir dahada benimle konuşma"

Diyip kollarımı göğüsümde kavuşturarak hızlı adımlıyordum.

"Tepkini görmen lazımdı puanahahah"

Diyip kahkaha atıyordu. Durup ona 'sus artık' bakışı attım

"Batuhan abi şuradaki tabelayı görüyormusun?"

Karşımızdaki tabelanın üzerinde

"gassaliye/Morg"

Yazıyordu.

"Ee gülüm nolmuş tabelaya"

"Biraz daha konuşursan ait olduğun yer olacakta o yüzden göstereyim dedim"

Dediğimde gülmesi hala durmamıştı. Elimde çok iyi bir tehtid malzemesi vardı. Yaşasın kötülük NİHAHAHA!

"Vazgeçtim Serap'ı sana ayarlamayacağım"

Dediğimde yüzündeki gülümseme solmuştu. Bu sefer ben kahkaha atmaya başladım.

"Çoğk mu kömik he yüzüme bak gözlerimin içine bak he şerefsiz"

Dediğimde bu kez ikimizde anırmaya başladık.

"Alparslan nerede?"

"Adam bize kanser garantili dürüm söyleyip lüks lokantada yemeye gitti resmen halsiyetsiz"

Diyip Alparslan'ı bana kötülemeye başladı.

"Batuhan abi bak annene küfür edicem anneni seviyorum ebeni si... sivasa yollarım bak"

Derken arkadan tanıdık bir ses geldi. Yanımıza ulaşarak Batuhan abimin ensesinden tutup sıkarak konuşmaya başladı.

"Eee Batu halsiyetsizmişim ben sonra noldu"

Alparslanın elinden kurtulup topuklarını poposuna vurarak koşmaya başladığında güldüm.

"Sen nerdeydin"

"Elma suyu arıyordum"

"Hmm iyi"

Dedim. Eline baktığımda bir poşet aldığını gördüm.

"Abim bir yudum belkide hiç içmeyecek niye bu kadar aldın ki"

"Olsun yarasın aslanıma"

Dediğinde kıkırdadım. Bir süre sessiz kaldıktan sonra yeniden konuşmaya başladım.

"Kulağın çınlattı baya az önceki eleman"

"Ne demezsin sağır oluyodum az daha"

Dediğinde yeniden kıkırdadım.

"Seninde baya yaratıcı küfür olmayan küfürlerin varmış"

Dedi ensesini sıvazlayarak.

"Seninkilerin yanında sönük kalır Alparslan Abiciğim"

Diyip saçlarımı savurup seke seke yolda koşmaya başladım. Hastane marketi hastanenin dışındaydı inanabiliyormusunuz...

Hastaneye giriş yaptığımda klimanın soğuk esintisi yüzüme vurduğunda gözlerimi kapattım. Erimiştim resmen.

Asansöre girdiğimizde yavaşça yukarı çıkmayı beklemiştik...

~Batuhan'ın anlatımından~

Alparslanın eziyet planlarını üstüme uygulamadan elinden kendimi kurtarabilmeyi başarmıştım.. içeri girdiğimde hastanenin kliması o kadar iyi gelmişti ki.

Asansöre binip yukadı çıkıyordum. Yanımda bir doktor daha vardı. Yanımdaki elemana kafamı çevirip baktığımda oda kafası ile selam veriğini gördüm.

Lan bu Metehan abimin kıl olduğu dingil değil mi? Neydi neydi...

Ahmet özçivit..

Aynen bu adamda bir şeyler vardı. Ciddi anlamda dış görünüşündem inek birisi olduğu belli oluyordu. Mavi gözler, sarı saçlar, zargana vücut ve bacakları Lavin'in kollarından ince daha kötüsü ne olabilirdiki?

Ben asansörden çıktığımda neyseki başka bir odaya doğru gidiyordu.

Odanın tam önğne geldiğimde kapıyı tıklsttım ilk başta. Ses gelmeyince kapıyı açtım birde ne göreyim!

Ayla kafasını Metehan'ın karnına yaslamış bir şekilde uyuya kalmıştı. Metehan ise kullanabildiği tek elini Ayla'nın yanağı ile saçının arasına yerleştirmişti.

Telefonumu çıkarıp 1-2 tane fotoğraflarını çekip yeniden pantolonumun cebine koydum telefonumu.

"Maalesef birazdan bu görüntüyü bozmazsam savaş çıkabilir üzgünüm."

Diye mırıldanıp ikisinide kollarından dürtükledim. Alparslan küçük bir kıpırtıda hemen irkilip etrafına bakınmaya başladı.

"Abi yengeyi uyandır Alparslan gelir şimdi"

Dediğimde 'yenge' deyişimi umursamayıp Aylayı uyandırmaya çalıştı.

Ama Ayla uyanamamıltı ve kapı birden açılmıştı...

~Lavin'in anlatımından~

Kapının önüne geldiğimizde Alparslan benden önce davranıp kapıyı çalma ihtiyacı duymadan içeri dalmıştı. Ve karşılaştığımız manzara karşısında şok olmuştuk..

Aylanın kafası abimin göğüsüne yaslıydı! Bunlar çok şükür olmuşlar derdim ama maalesef aşk kuşları birazdan siz diye bir şey kalmayacaktı...

"Noluyo lan burda?"

🐚🐚🐚

OHHH NENNİ KOÇARİİİ KOÇARİ KİMUN YARİİ

OHHH NENNİ KOÇARİİİ KOÇARİ BENUM YARUM!

AÇULUN ULA BİZ GELDUK

(4177 kelime nedir kardeşim!)

Ay bu bölüm çok geç geldi lütfen kusura bakmayın bir kaç sıkıntılar oldu ama hallettik relax arada erken bölümler atabilirim bazen geç olabilir elşmde olan birşey değil lütfen kusura bakmayın.

Bu bölümde aslında kaldıramıyacağım şeyler yazıcaktım ama işte Lana ablanızın bir yüreği varrğh

Ve bu bölümü yazarken çok zorlandım öyle böyle değil yazdığım en uzun bölüm buydu.

Umarım beğenmişsinizdir

LÜTFEN OY VE YORUM ATMAYI UNUTMAYIN💗

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.