Selam yine bizziko😜
Öncelikle geç kaldık baya bunun farkındayım sizden özür dilerim ama kendime biraz zaman ayırmaya ihtiyacım oldu Allah'ın izni ile eski neşemize döneceğiz.
AYRICA. Spoi vermek gibi olmasın AMA...
‼️Bu bölüm;🔥🔥🔥🔥🔥🤭 içerir‼️
Haberiniz olsun. Geç kalmanın telafisi olsun, tekrardan özür dilerim bekleyenler için..❤️🔥
🐚🐚🐚
İçimdeki büyük rahatsızlıkla gözlerimi açtım. Kafamı kaldırır kaldırmaz bulanık görmeye başlamıştım. Kararmaya başlayan gözlerim ile kim olduğunu anlamaya çalıştığım ama anlamlandıramadığım korkunçlukta bir adam duruyordu karşımda. En son Alparslan'ın yanındaydım.. Ben ne zamandan beri buradaydım? Onu bunu bırakın.. ben neden buradaydım!
"Günaydın limonlu şeker." Dedi kafasını yana eğip gülümseyerek bana.
Limonlu şeker?..
Bu ses çok tanıdıktı.. Gözlerimi kısıp daha net görmeye çalıştım. Yüzünü bet bir şekilde görünce nefesim kesileceğini sandım. Bir gözündeki büyük yara ila fazlasıyla korkutucu duruyordu..
"Lavin.." Alparslan?
Alparslan'ın sesiydi bu..
Etrafıma bakındım panikle. Gözlerim fazlasıyla kararmaya başlamıştı. Ağzıma bağlanılan bez parçası konuşmama engel oluyordu. Başım dönüyor ve midem bulanıyordu. Sırtım duvara yaslanmış, ellerim ayaklarım yere kelepçelenmiş şekildeydi. Çırpındım olduğum yerde. Fazla hareket edemiyordum.
"Oh, hayır hayır çırpınman boşuna" diyip kahkaha attı karşımdaki adam. Sinir ve hırsla baktım. Burnumdan soludukça beynime kan sıçrıyordu.
"Bakma ama öyle tırsıyorum bak.." Çırpındıkça çırpındım. Asla hareket edemiyordum. Bez ağzımda olmasına rağmen bağırdım son gücümle. Nefesim kesiliyordu.
"Lavin.. korkma çiçeğim! Korkma.." diye sesi geldi Alparslan'ın. Sesinde garip bi hırs vardı. Ağzımı açması için bağırdım karşımdaki pisliğe. Alparslan ve abimin sesleri vardı ama kendileri yoktu.
"Ağzını mı açmamı istiyorsun?" Hiç bir tepki vermeden hırsla baktım.
"Aç." Dedi sadece. Nereden geldiğinin farkına bile varmadan bir adam gelip ağzımdaki bez parçasını çıkardı.
"Alparslan! Nerdesin..." dedim hıçkıra hıçkıra ağlarken. Sesim duyulmayacak derecede az çıkıyordu. Neler oluyordu bana..
"Ah.. o burada merak etme Sarı şeker. Görmek ister misin?" Dedi yeniden o korkunç adam.
"Bekleyin siz.. bulucaklar sizi.. pişman olucaksınız! Hepinizin sonu sarı torbada biticek..." Diye bağırdım var gücümle. Ancak karşımdaki hiç bir tepki vermedi. Güldü sadece acıyormuş gibi bakarak..
"Alparslan!" Diye bağırdım yeniden.
"Korkma.. göstericem biricik sevgilini." Diyip geriye doğru yürüdü adam. Üzerinde kir gibi kalıntıları olan beyaz perde gibi şeyi tuttuğu gibi aşağıya çekmesi ile Alparslan'ı gördüm karşımda. Elmacık kemiğinde ve kaşında kötü derecede yaralar vardı. Ağzının kenarlarından çeneside doğru yol alan kan damlalarını gördüğüm an her şey bitmişti benim için.. Bir sandalyeye oturtulmuş, elleri ayakları sandalyeye kelepçelenmişti. Üstü çıplaktı altında ise askeri pantolonu duruyordu kanlar içerisinde. Buza kesildim görür görmez..
"Alparslan!" Diye bağırdım.
"Bakma bana!" Diye bağırdı var gücü ile. Nefesim kesildi. Sanki boğazıma iki el sarılmış nefes almamı engelliyor gibiydi. Gözlerimi nasıl alabilirdim ki?
"Alparslan.." diye ağlamaya başladım. Göğüsünden aşağı kan damlaları yol alıyordu.
"Bakma bana dedim!" Diye bağırdı yeniden.. yapamadım. Baktım. Nasıl bakmamamı beklerdi?.. arkadaki korkunç yüzlü adam Alparslan'ın arkasınsa duruyordu. İki bıçak alıp birbirine sürtüştürerek keskinleştirmeye başladı. Ne yapacağını düşünmek bile istemezken bağırış ve çırpınış içinde buldum kendimi.
Beynim sarsılıyordu. Bedenim sarsılıyordu. Elindeki bıçağı Alparslan'ın göğüsüne getirip ucunu batırarak büyük bi yarık açmasıyla Alparslan acı dolu boğuk şekilde bağırmaya başladı.
Canımdan can gitti, canım gitti..
"ALPARSLAN! HAYIR LÜTFEN YAPMA LÜTFEN HAYIR!" Diye bağırırken Alparslan boğuk inlemelere devam ediyordu. Kendini sıkıyordu. Güçlü durmaya çalışıyordu. Başarıyorduda. Göğüsüne açılan yarık ile karın kasları kırmızıya bulanmıştı.
"Lavin bakma bana tamam mı çiçeğim? Bakma kurban olayım bakma.." diye çığlık attı yeniden Alparslan.
"LAVİN BAKMA.."
"ALPARSLAN!" Diye bağırıp irkilerek yerimden kalktım.. etrafıma baktım. Bakındım. Tek hissettiğim sıcak kollardı.
"Geçti.. geçti tamam kâbustu güzelim sakin ol.." Alparslan? Yaşıyordu.. şükürler olsun yarabbim yaşıyordu..
"Alparslan.." diye ağlamaya başladım. Kollarım zorlukla omuzlarına dolandı. Bacağımı kendisine çekerek kucağına aldı beni. Babasının kucağında sesli bir şekilde hıçkıra hıçkıra ağlayan kız çocukları gibiydim resmen. Kollarım onu hapis etmek istiyormuş gibi asla benden ayrılmasını istemiyormuş gibi sarmıştı omuzlarını.
Saçlarıma öpücük kondurdu. Eli, sırtım ve belim arasında gidip geliyordu. Nefes nefeseydim. Saçlarımın arasından akan ter damlalarını hissediyordum. Sırtımdaki kolları belim dolandı.
Hangi ara kalktığını farketmedim ama kapıyı açarak salona doğru yürümeye başladı. Kolu hala belimde sarılıydı. Üzerindeki tişörtün omuz kısmını göz yaşlarım ile sırılsıklam etmiştim. Başım omuzuna yaslanmış, kollarım sıkıca boynuna dolanmış şekildeydi. Mutfağa girdik. Kollarını belimden çekip ellerini kalçama getirerek beni hafif kaldırıp tezgaha oturttu. Bi an üşüdüğümü hissettim. Ama benim kollarım onu asla bırakmadı. Dahada sarmaladı. Hala ağlamaya devam ediyordum. Sesim kesilsede hıçkırıklarım bitmek bilmiyordu.
"Lavin, al güzelim.." Dediğinde kafamı geri çektim. Elinde bir bardak su vardı. Ne ara doldurmuş olduğunu düşünemeden sudan bir iki yudum alıp kafamı geri çektim. Hıçkırıklarım öyle bir boyut aşmıştı ki yutkunmama bile engel oluyordu.
"Dur. Tamam burnundan nefes al." Dediğini yapmaya çalışıp hurnundan nefes almaya başladım. Böylelikle hıçkırıklarım azda olsa dinmişti.
"İyi misin?"
"Alparslan.." diyip saçlarını geriye doğru taradım.. Hüzün dolu bakışları yüzümde dolaşıyordu.
"Ne gördün?"
"Bi.. bi adam vardı.. sol gözünde büyük bi çizik vardı çok korkunçtu, o seni.. o seni esir düşürmüştü ve seni gözlerimin önünde sana büyük yaralar açıyordu..." şaşırmaya bile fırsat bulamadan beni göğüsüne çekti.
"Şşşt.. Tamam sadece kabustu. Öyle bişey yok. Korkma buradayım, yanındayım kabustu o sadece." Derken mutfağın kapısı sertçe açıldı. İçeri giren abimin yüzünde anlamlandıramadığım bir korkunçluk vardı.
İşte şimdi asıl kabus başlıyordu.
"Lavin!" Dedi benim yüzüme bakarken. Gözlerini kapattı. Ve derin bir nefes aldı.
"Ben bu göz yaşlarının hesabını sana sormaz mıyım lan!" Diyip Alparslan'ın yakasından tutup büyük bir yumruk geçirdi. Ağzım şaşkınlıkla açılmış, donuk bedenim ile abimi izliyordum. Daha atlatamadığım şokun üzerine bir şok daha gelmişti resmen.
"Yetmedi mi! Yeterince göz yaşı dökmedi mi!" Derken kapının önünde kısa boylu bi silüet belirdi.
"Ay noluyo..." Diye uykulu hali ile içeri giren yaren abla abimleri öyle görünce gözlerini irice açıp
"Berat! Berat yetiş!" Diye telaşla bağırdı. Daha az önce gördüğüm kabusu atlatamazken şu an bu yaşadığımında bir kabus olmasını bekliyordum.
Hadi çimdikleyinde uyanayım.
Anında kapıda beliren Berat abi karısına koştu. Abimleri görür görmez koşup abimi kolundan yakalayarak araya geçerken abimi tutmaya çalışıyordu.
"Lan bi dur Sikicem şimdi seni!" Diye bağırdı Alparslan. Bizzat oda kabusu görmüş kadar oldu. Alparslan'a baktım. Suçsuz yere yumruk yedi birde ya.
"Abi bırak beni şunu bi sikeyim aklı başına gelsin artık yeter!" Derken yeniden yakasına yapıştı Alparslan'ın. Alparslan'ın gıkı çıkmıyordu.. berat abi arada kaynayıp gitmişti.
"Lan noldu size!" Derken yavaş adımlar ile abimin yanına gittim.
"Abi ben kabus gördüm.." abim belertmiş gözlerini bana çevirdi. Bi an donup kaldı. Büyük bi nefes verdi. Elindeki yakayı silkeleyip kafamı tutarak göğüsüne yasladı. Alparslan sessizdi. Saçlarımı okşamaya başladı abim babammış gibi. Titrek bir nefes verdim dudaklarımın arasından. Dizlerim titriyordu.
"Ne gördün güzelim? Ne gördün bebeğim? Çok mu korktun? Korktuysan gel yanımda yat.." derken başıma minik minik öpücükler konduruyordu.
"Anlatmak istemiyorum.." dedim zorlukla.
"Tamam anlatma bebeğim. Gel.. gel seni uyutayım.." diyip Alparslan'a ters ters bakış atarken buruk bakışlarım ile baktım Alparslana. Elini sırtıma yerleştirip mutfağın kapısından çıkardı beni. Ama ben Alparslan'sız uyumak istemiyordum.. Alparslan ve benim uzandığımız yatağa yatırdı beni. Hala ağlıyordum.
"Abi.. ben uyumak istemiyorum.. ya aynı şeyi görürsem?" Omuzlarıma sıkıca sarılıp şakağıma öpücük kondurdu.
"Ben yanındayım. Söz veriyorum bir salise olsun yanından ayrılmayacağım. Gözlerimi bir saniye olsun ayırmayacağım üzerinden." Dedi saçlarımı okşamaya devam ederken. Gözlerim gidip geliyordu. Uykum vardı evet. Ama yine aynı şeyi göreceğim korkusu olduğu için gözlerim kapanmayı red ediyordu.
"Abi.."
"Söyle Lavin'im."
"Siz.. göreve çıkarsanız esir düşme ihtimaliniz yüzde kaç?"
"O nerden çıktı şimdi? Sen çok düşünme böyle şeyleri." Vardı işte bir ihtimal..
"Abi ben uyuyana kadar cevapla tüm sorularımı." Uykumun böyle geldiğini biliyordu.
"Kanımızdan akan kan Türk kanı Allah'ımıza şükür. Biz kolay kolay esir düşmeyizde düşürmeyizde." Dedi sert bir ses tonu ile.
"Düşmezsiniz değil mi?"
"Düşürmeyiz."
"Abi.."
"Söyle Lavin'im."
"Yarın Tuğsem gelebilir mi.."
"Kızlar yetmiyor mu?"
"Lütfen.."
"Tamam. Onada tamam. Ne istersen o olsun." Öpücük kondurdu yeniden şakağıma.
"Lavin'im canımı istesin oda olsun.." diye mırıldandı tekrardan.
"Abi.."
"Hm."
"Neden 'Söyle Lavin'im' demedin?" Güldü.
"Söyle Lavin'im."
"Beni yalnız bırakır mısın?"
"Ölürümde bırakmam. O nasıl kelime.. her bir göz yaşında canımdan can giderken.." dedi olduğundan daha sıkıca sararken.
"Alparslan'ı istiyorum.." diye mırıldanırken gözlerim güvenin kollarında rahat hissedip otomatikten kapanırken kendimi buz gibi hissettiren uykunun kollarına bırakırken buldum..
🐚🐚🐚
İrkilerek uyanırken buldum kendimi. Kalbim güm güm atıyordu. Nefes nefese kalmıştım. Yan tarafıma baktığımda abim mışıl mışıl uyuyordu.
Alparslan yoktu.. onun sıcaklığına ihtiyacım vardı. Özür dilerim abi ama onun kadar sıcak hissettiremiyorsun..
Yavaş hareketler ile abimi uyandırmamaya dikkat ederek üzerimdeki battaniyeyide sırtıma alıp ayaklarımı yataktan sarkıtıp ayağa kalktım. Abimin üzerindeki yorganı üstüne örtüp yanağına küçük bir öpücük kondurdum. Yavaş adımlar ile kapıya doğru yürüdüm.
Kapı kolunu yavaşça aşağı indirip açtım. Ve anında duvarın dibine çökmüş, kafasını kapının pervazına yaslamış Alparslan'ı gördüm. İçim yandı bu görüntüden. Görünüşe bakılırsa bensiz rahat uyuyamıyordu. Bende aynı şekilde onsuz rahat uyuyamıyordum...
Ayaklarını uzatmış, kollarını bağlamış kafasını geriye doğru yaslamış bi şekilde uyuyordu. Yanına yaklaşıp bacaklarının üzerine oturarak üzerimdeki battaniyeyi ikimizin üstüne sardım.
"Lavin?" Dedi ama umursamadım. Kollarımı boynuna dolayıp yanağımı göğüsüne yasladım. Anında kolları bedenimi bulmuştu. Sım sıkı sarıp sarmalamıştı bedenimi. İşte ben burada rahat hissediyordum. Benim evim burasıydı..
🐚🐚🐚
Dile kolaydır kabus anlatmak. Yaşaması vardır bide. O kabusun gerçekleşmesinden korkmak, yeniden o kabusu görmek korkusu başlamıştı Lavin'de.
Metehan uyku aralığında gözlerini açabilmeyi başarmıştı. Elini uzatıp Lavin'i yokladı bi süre. Ama yoktu. İrkilerek kalktığında etrafına bakındı.
"Lavin?!" Diyerek yataktan kalkıp banyoya girdi ama yoktu. Kapıyı açması ile karşılaştığı manzaraya pek bi şaşırdığı söylenemezdi. Alparslan yerde duvara yaslanmış bir şekilde uyuyordu. Lavin ise Alparslan'ın kucağında onun göğüsüne sığınmış, mışıl mışıl uyuyordu.
O zaman anlamıştı Metehan, en başından beri bu ikisinin gerçekten birbirlerine ait olduklarını.
Ayağı ile Alparslan'ın dizini dürttü.
"Şşşt! Kalk lan," dedi sert ama sessizce. Sessiz olmaya özen gösteriyordu. Anında irkildi Alparslan. Kucağındaki Lavin'in yüzü çenesine yaslanmıştı.
"Kalk bari yerine yatır." Dedi Metehan. Tepki vermeden yavaşça ayağa kalktı. Lavin irkilip Alparslan'ın tişörtünü elinde sıkı sıkıya tutmuştu.
"Alparslan, bırakma beni.." diye mırıldandı Lavin. Alparslan'ın gözleri Metehan'a kaydı. Buruk bi şekilde bakıyordu ikisine.
"Ölürümde bırakmam." Dedi Metehan'a bakarken. Bunu ona gönderme gibi söylemişti. Öyleydide zaten. Yatağa bıraktıktan sonra odadan çıktı. Metehanın sırtına elini yerleştirerek mutfağa doğru yol aldılar. Duvara yaslı sandalyeye oturdu Alparslan.
Cebinden bir paket sigara çıkardı. İçinden bir dal çıkarıp dudaklarının arasına sıkıştırıp çakmak ile ucunu ateşledi. Bir nefeslik içine çekti Alparslan. Burnundan dumanlar çıkarken parmaklarının arasına sıkıştırdığı sigarayı Metehan'a uzattı.
Yanına çöken Metehan bu teklifi red etmedi. Uzatılan sigaradan bir nefes içine çektikten sonra dumanı yavaş yavaş ağzından döküldü.
"Gözüm döndü amına koyayım. Ona bişey oldu diye ödüm yüreğim koptu. Gözüm sadece seni gördü Alparslan."
"Benim onu kırmak istemediğimi en iyi sen biliyosun Metehan." Metehan hırsla baktı Alparslan'ın gözüne.
"Nasıl büyüledin artık bilmiyorum ama.. dün gece uykuya dalana kadar 'Alparslan'ı istiyorum' , 'Alparslan'a bişey yapmayın' diyip durdu. Kabusunda ne gördüyse artık.." dedi Metehan.
Lavin uykuya dalana kadar 'Alparslan'ı istiyorum' diye mırıldanması ayrı bir canını sıkmıştı Metehan'ın.
Lavin'in bu hallerine alışık değildi. Lavin eski neşesini kaybetmiş gibiydi. Ancak Alparslan ile sevgili olduktan sonra eski neşesine geri dönmüştü. Hepsinin gözünde bir bebekten farkı yoktu Lavin'in. O ortamı Lavin kurmuştu.. herkesi bir araya o toplamıştı. Bu yüzden grubun göz bebeği kendisiydi.
Sigaradan bir nefes daha aldı Alparslan. Yavaş ve akıcı bir şekilde burnundan çıkan dumanlar havaya süzülmeye başlamıştı akışkan bir şekilde.
"Sikeyim.. Birbirimize ihtiyacımız var.." diyip ayağa kalkarken Metehan kolundan yakaladı anında.
"Sadece bir günlük ondan uzak dur Alparslan."
"Duramam abi. Yapamam. Ben yapsamda kendi gözünle görüyorsun, o yapamaz.. Acı bana. Sevenleri ayırarak günaha girme.." dediğinde Metehan şok olmuş gibi baktı.
"Bunu sen mi diyorsun lan?"
"Bak. Korumak ile ayırmak ayrı şeyler. Sen burada Lavin'i korumuyorsun benden ayırıyorsun.." buruk bir şekilde baktı Metehan. Gerçekten hatasının yeni farkına varıyordu. Lavinin uykudayken bile Alparslan'ı yanında istemesi gerçekten sevdiği onsuz yapamadığı anlamına geliyordu.
"Ne olursun Lavin'i benden uzak tutmaya çalışarak ders verme bana." Metehan anladığını hissetti Alparslan'ı. Yaşadığı zorluğu kendisi yaşıyormuş gibi hayal etti. Alparslan'ın yerine koydu kendisini.
"Sadece bir kaç dakika. Telefon görüşmem bitene kadar. Sonrasında kardeşimi rahatsız etmeyeceksin." Kafasını onaylar şekilde sallayıp Lavin'in yanına gitti Alparslan. O sırada Metehan Tuğsem'i arayacaktı çağırmak için.
Yavaş adımlar ile odaya giriş yaptı Alparslan. Bebek gibi cenin pozisyonunda uyuyan Lavin'i burukça izledi. Tam o sıra Lavin mırıldandı.
"Alparslan'ı istiyorum.." derken bekletmeden yanına sokuldu sevdiceğinin. Kolunu omuzlarına sararak sıkıca sarmaladı sevdiğini. Teni buz gibi olmuştu. Tüylerinin diken diken olmasından üşüdüğü belli oluyordu. Ve kendisini rahat bıraktı Lavin. Cenin pozisyonundayken Alparslan'ın sıcaklığını hissedip kendisini rahat bırakmıştı. Bu kadar mırıldanmasına şaşmamalıydı.
🐚🐚🐚
Saçlarımda hafif kıpırtılar hissediyordum. Artık nasıl uyumuşsam her yerim tutulmuş gibiydi. Gözüme çarpan güneş ışınlarıyla birlikte yavaş yavaş gözlerimi araladım. Ve gözlerimi açar açmaz Tuğsem'in güzel bembeyaz gülümser yüzü ile karşılaştım. Dirseğini yastığıma yerleştirmiş avucuna kafasını yaslamış ve öbür eliylede saçlarımı okşarken görmüştüm.
"Günaydın gece kuşu." Dediğinde gülümsedim. Ellerimle gözlerimi ovuşturduktan sonra esnerken konuştum.
"Günaydın Tuğsem.." diyip yatakta oturur hale geldim. Dün gecenin aksine mutluydum. Ellerimi kocaman açıp göğüsümü kabartarak esnedim. Omuzuma öpücük kondurdu Tuğsem.
"Hadi bizimkiler uçuşuyor etrafta yine. Kızların yanına gidelim.."
"Tamamm" diyip sıcacık gülümserken birlikte kalktık yataktan. Yanımda Alparslan'ın olmasını bekliyordum aslında. Abimle uyuyup Tuğsem ile uyanmıştım. Ama ben onunla uyuyup onunla uyanmak istiyordum.
Kalkıp odamızdaki lavaboya girip yüzümü yıkayıp ağzımı çalkaladım. Aynadan kendime bakınca saçım başım dağınık duruyordu. Saçımı klasik bi örgü yapıp odamdan çıktım. Tuğsem'in mutfaktan sesi geliyordu.
"Komutanım sakin olun lavaboda.." diye sesi geldi Tuğsem'in.
"Metehan bırak onu benim görmem lazım.. zaten göstermedin abi Allah'ın rızası için azıcık acı bana lütfen bırak göreyim.." Alparslan'ın sesiydi bu..
"Oğlum dur geliyo işte bi sakin ol amına koyayım!" Yavaşça mutfağın kapısını açtım.
"Günaydın.." derken hızla belime sarılan kollar ile ayaklarım yerden kesildi. Kollarım hızla boynuna dolandı. O kadar sıkı sarılmıştı ki vücuduma nefes bile zorla alıyodum. Bir anda kahkaha bastırdı. Mutluluktan mı yoksa komiklikten mi pek anlam veremedim o sıra.
"Alparslan.. dur!" Diye haykırdım kahkahalarımın arasından. İndirip örgü yaptığım saçımı omuzumdan sırtıma bıraktı. Örgünün arasından çıkan saçı kulağımın arkasına sıkıştırırken ellerini yanaklarıma getirip yanaklarımı sıktı.
"Korkmadın değil mi? Ben odanın önündeydim korkma diye.." beni ne ara bu kadar düşünür olmuştu ki.. erir haldeydim şu an!
Yanaklarımı sıktığı için zorlukla konuşmaya başladım.
"İyiyim.." diye mırıldandım. Yanağıma minik bi öpücük kondurdu. Ohh derken arkadan ses geldi.
"Hoop hop! Aile var!" Dedi Berat abim. Arkaya baktığımda Tuğsem, Aybars abi, Ayla, abim, Berat abim, Yaren abla, Batuhan abim ve Serap gülümseyerek bakıyorlardı bize..
"Barıştılar vallahi barıştılar bu sefer" dedi yaren abla ellerini heyecan ile birleştirirken. Gülümseyerek baktım ona. Biz zaten barışmıştık.
"En başından beri barışmışlar zaten!" Dedi gülerek Batuhan abim. İşaret parmağımı dudağıma götürerek "şşt" diyip göz kırptım şakadan susmasını söyleyerek. 32 diş sırıtarak bakıyordum onlara.
"Lavin hanım.. iyi misiniz?" Dedi Aybars abi. Gülümsemem yavaştan sönsede yüzümden silmedim gülümsememi.
"Hanım demenize gerek yok. Adımla seslen. İyiyim, sağol." Alparslana baktım. "Hemde hiç olmadığım kadar." Dedim Alparslan'a bakarken. Oda bana bakıyordu. Hemde en derinliklerime.
"Sonunda be!" Diye sevinçle haykırdı Berat abi. Sanki herkes bu anı bekliyormuş gibiydi. Herkesle bizde bu anı bekliyormuşuz gibi.
"Hadi acıktım ben!" Dedi Yaren abla masaya otururken. Güldüm bu haline. Elimde büyük bi sıcaklık hissettim. Alparslan elimden tutup masaya doğru sürüklemişti beni. Sonra oturarak yine tabağıma yığmıştı tek tek bir sürü kahvaltılığı.
🐚🐚🐚
"Lan yeter kapat şu şarkıyı!" Dedi Metehan, kulaklarına yastık bastırırken.
"Kapatmayacağım abi. Bu şarkılar ile içimi döküyorum susar mısın." Dedi Batuhan, açtığı müziğin dahada sesini açarken.
Yıllardır küllenmiş aşkın var bende
Aşkın mekan kurmuş, yalan gönlümde
Beni terk edipte gittiğin halde
Sana intizara kıyamıyorum
Dedi şarkı sesindeki Cengiz Kurtoğlu. Ardından şarkı ile birlikte mırıldanmaya başladı Batuhan.
"Benim kadarr sevene rastlamadıysan
Dertlere çare bulamadıysan
Benim kadarr sevenee rastlamadıysan
Dertlere çare bulamadıysan
Gittiğin yerlerde garip kaldıysan"
Sonra bir anda bağırarak söylemeye başlamasıyla Metehan irkildi.
"GERİ DÖÖÖNNNNNN" diyerek elini şakağına yasladı.
O eski yerimizde beklerim seni
Üzülme sevgilim, affettim seni.
"Kulaklarım paslandı amına koyayım!" Batuhan umursamadı asla.
"Lan ne oluyo" diyerek içeri girdi Berat.
"Batuhan ile OsesSuriye" dedi Metehan. Şarkı durmadı, devam etti.
Geri döönnn..
O eski yerimizde beklerim seni
üzülme sevgilim affettim seni..
"Metehan eziyet ediyor sanmıştım." Dedi Berat gülerek.
"Şu an o bana eziyet ediyor," dedi göz devirerek Metehan. Berat, Batuhan'a baktı. Batuhan gerçekten perişan haldeydi.
"Oğlum üzülme lan yenisini buluruz elbet.." dedi Berat, Batuhanın omuzunu babacan bi şekilde sıvazlarken.
"Yenisini bulamayız abi ben ondan başkasına tövbeliyim.." dedi telaşla Batuhan.
"Lan kim ki bu kadar ciddi? Söyle bari biz konuşalım yapalım aranızı," Dedi Berat. Gözü bir an Metehan'a değdi Batuhan'ın. Berat hiç bir şeyden haberi yoktu ama şüphelenmiş gibi davranıyordu. Oysaki hiç bir şeyden haberi yoktu.
Bir mecnun yarattım çöldeyim şimdi
Eskiden volkandım, kül oldum şimdi
En büyük aşkımdın el oldun şimdi.
Sana intizara kıyamıyorum
"Söyleyemem." Dedi Batuhan önüne dönerek.
"Benden mi kaynaklı?" Dediğinde ikiside beklemiyordu. Metehanın gözleri ikisi arasında gidip geldi.
"Yok abi ne alaka. Nazar değmesin diye söylemiyorum."
"Allah allah bizim mi nazarımız değicekmiş." Dedi kınar gibi Berat.
"Anlatıcam ama zamanı değil abi."
"İyi sen öyle diyorsan öyle olsun bakalım." Diyerek arkasına bakmadan odadan çıkıp gitti.
"Sence ne yapmalıyım abi.." dedi Batuhan, Metehana bakarak. Metehan ise en doğru cevabı verdi.
"Berat abiden ölüm fermanı imzalamak istediğini söyle kardeşim."
🐚🐚🐚
"Eee bugün sahilde miyiz yani?" Dedi Aybars abi.
"Evet akşam oturup eski günleri yâd edicekmişiz."Diyip göz devirdi Serap. Bugün tatilimizin 3. Günüydü ve yarın yola çıkıcaktık.
Serap kendi odasına doğru yol aldı. Herkes farklı bi kafadaydı. Ayla ve abim köşelerde fingirdeyorlardı tahminimce. Zaten bizdeki şans bunlara verilmiş tü tü tü maşallah (!) yaren abla yemek yiyordu Berat abimden bahsetmiyorum artık alışmışsınızdır, karısının peşinde. Batuhan abimden ses çıkmıyordu. Benim sevgilim, aslanım, aşkım, Alparslan ise duş alıyordu.
Tuğsem yanıma gelip bir elini omuzuma attı. Gülümseyerek elimi beline yerleştirdim bende. Asker olmasından mı kaynaklı bilmiyorum ama fit bir vücuda sahipti. Uzun boyuna fiziği pek bir yakışıyordu maşallah. Yüzünden bahsetmiyorum bile nur yüzlü Tuğsemim.
"Tuğseem akşam sende geell" dedim yavru köpek bakışları atarken.
"İşim çıkmazsa kalırım." Diyip omuzuma yerleştirdiği elini kafama çıkarıp saçlarımı karıştırdı. Sinirlendiğim hareketlerdi bunlar aslında. Ama gülmemi sağlıyordu Tuğsem.
"Bi işimiz yok" dedi Aybars abi. Tuğsem yüzündeki gülümsemeyi silip göz devirdi.
"Bizim değil senin işin yok. Ha sen işsizsen bilemem" Dedi tersçe. Aybars abininde kaşları çatıldı yavaştan. İkisinin yüzü resmen aynı gibiydi. Aynı tepkileri veriyorlardı resmen!
"Senin işin benimde işim Tuğsem." Diyince tuğsem dahada sinirli bir hal aldı.
"Senin işin ve benim işim ayrı Aybars. Bir değil."
"İşinin olmadığını biliyorum Tuğsem." Tuğsem yavaştan elini omuzumdan çekerek benden uzaklaştı.
"Hayır, bilmiyorsun." Dedi tıslayarak.
"Bildiğimi gayet iyi biliyorsun." Dedi Aybars abi kaşlarını kaldırarak. Tuğsem dibine girmişti Aybars abinin.
"Ya özel görev ise?" Dedi Tuğsem, tek kaşını kaldırırken.
"Arkadaşlar! İkinizde görevde olmadığınıza göre biraz yumuşamaya ne dersiniz ha?" Dedim yalandan gülmeye çalışıp ortamı yumuşatmak isteyerek.
"Sen karışma," diye bağırdı ikisi aynı anda. İrkilip olduğum yere sindim anında.
"Odana git Lavin." Dedi Tuğsem gözlerini Aybars abinin gözlerinden çekmeyerek. Ben niye şu an kavga eden anne babanın çocuğu gibi odama gitmem isteniliyor?!
Derken içeri Berat abi giriş yaptı.
"Selamınaley- Aha başladı bizim dizi," Dedi Tuğsem ile Aybars'a bakarken. Tuğsem alev püskürtüyordu resmen. Aybars abi ise onun nefret bakışlarına karşı aşk dolu bakıyordu..
"Bizim işimiz diye bir şey yok Aybars. Benim işim seni, senin işin beni ilgilendirmez." Dedi Tuğsem. İşler çığrından çıkıyordu..
"Batuhan! Çekirdek kap gel koçum" dedi Berat abi koltuğa yerleşirken. Ancak Aybars abi onlar hiç yokmuş gibi davrandı.
"Allah'tan aynı timdeyiz ve aynı işi yapıyoruz Tuğsem. Sana verilen iş banada veriliyor," dedi Aybars abi sinir bozucu bir gülümseme ile. İşte Tuğsem buna sinirlenirdi..
"Benim işime karışmanı istemiyorum Aybars!" Aybars abi alayla güldü.
"Senden üst kademedeyim Tuğsem." Dedi sinir bozucu bir ses ile. İkisi arasında gidip gelen gözlerim Alparslan buraya gelmediği sürece burada hiç iyi şeyler olmayacağını tahmin edebiliyordu.
"Aklın sıra rütbeni kullanarak beni elde ediceksin tabii" diyip arkasını dönüp gidecekken Aybars abi belinden kavradığı gibi yeniden kendisine çevirerek dibine girdi Tuğsem'in. Ağzım gözümle birlikte kocaman açıldı.
"Seni elde etmem için rütbemi oyun etmem. Hakaret olarak algılıyorum." Diye konuştu Aybars abi kurnaz bir gülümseme ile.
"Af buyur?" Derken abim, ayla ve Batuhan abi girdi ortama. Sevgilim nerde kalmıştı benim? Batuhan abim Tuğsem ve Aybars abinin o halini görünce kapının pervazına tutundu irkilerek.
"Çok ani oldu!" Dedi yavaş yavaş yanımıza yaklaşırken. Batuhan abi yanıma oturdu.
"Batuhan abi ayır araya gir bişeyler yap!" Dedim telaşla. Gözlerini irice açıp side eye attı.
"Bakma sen bunlara her gün aynı film çevriliyor sağolsunlar 7 sezonluk dizi izlemiş kadar oluyoruz buda yeni bölümü." Dediğinde inanamaz gibi baktım. Ciddi olamazlardı!
"Susar mısın en heyecanlı kısmı şu an!" Dedi berat abi Batuhan abiye karşılık.
"Biliyorum bayılıyorsun bana.." dedi Tuğsem'e yaklaşarak. Tuğsem tepkisizdi. Alaylı bir gülüş yerleşti haddinden kırmızı ve dolgun dudaklarına.
"Bayılmak ne kelime ölüyorum" tısladı.
"Bu kadar sevgi hastanelik eder seni dikkat et" dedi Aybars abi daha çok yaklaşırken. Garip bir şekilde Tuğsem uzaklaşmıyordu ve hiç bir şekilde tepki vermiyordu. Aybars abi Tuğsem'in dudaklarına bakıyordu.
"Yaa sevgi ne kelime nefret ediyorum hatta." Dedi Tuğsem.
"Bende seni seviyorum Tuğsem." Derken Tuğsem'in gözlerinin Aybars abinin dudaklarına kaymamak için savaşıyordu resmen. Tuğsem'in gözleri eni sonunda savaşı kaybedip dudaklarına kaydı Aybars abinin. Aybars abi yaklaştı.. yaklaştı.. tam dudakları birleşicek iken tuğsem sinsi bir gülümseme ile kafasını yana çevirdi.
"Oha!" Dedi Batuhan abi.
"Yuh!" Dedi abim.
"Yaaaa!" Diye mızmızlandı Ayla.
"Lan yine mi!" Dedi Berat abi. Bi saniye.
"Berat abi aile vardı sanki?"
"Yaren'im yoksa sıkıntı yok." Bu aile nedense bir biz yaklaşınca mı oluyor?! Diye düşünürken Tuğsem'in Aybars abiyi itmesi ile arkasını dönüp gidicekken Aybars abi sinirle elini Tuğsem'in kolunu tutmak için uzattı. Tuğsem anında uzatılan eli havada kapıp ters çevirdi. Anın acısını hissetmiştim resmen. Sanki benim koluma yapılmış gibi anında elim koluma giderek dudağımı ısırıp yüzümü buruşturdum. Aybars abi kolunun ters çevirilmesine tepkisiz kalmıştı.
"Reflekslerim iyidir. Kusura bakma Aybarscık." Dedi Tuğsem. Aybars abinin dudaklarında sinsi bi kıvrılma görüldü.
Tuğsem bunu beklemiyor olacaktı ki Aybars abi ani bir hareket ile arkasını dönüp kolunu tutan ellere sarılarak Tuğsem'i aniden omuzuna alıp koltuğa hızlı bir şekile bırakarak bileklerinden yakaladı anında.
"Kusura baktım bile Tuğsemcik. Olmadı bu. Reflekslerini geliştir düşmana da mı böyle hafif davramacaksın?" Hafif mi? Kadın kolunu ters çevirdi, hafif diyor manyak!
Tuğsem çırpınıyordu. Ancak sadece çırpınmak ile kalıyordu. Tuğsem'in basen kısımlarına oturdu Aybars abi. Ağzımı kapattım heyecan ile.
"Ne demiştik?" Dedi Aybars abi.
"Yaklaşma bana!" Dedi Tuğsem dişlerini sıkarak.
"Seni elde etmek için Rütbemi oyun etmem demiştim değil mi?" Dedi umursamazca Aybars abi.
"Aha olucak galiba!" Dedi Berat abi heyecanla.
"Hadi inşallah.." dedi Ayla ayak uydurup elini heyecan ile ağzına kapatarak.
"Seni öldürürüm Aybars bozuntusu!"
"Ömrüm senin elinde, ölümüm senin elinden olsun Tuğsemim..." dediğinde abim, Berat abi, Batuhan abi ve Ayla aynı anda heyecan ile bağırması ile yüzümü buruşturdum. Tuğsem dumura uğramış gibiydi. Göz temasını bozmadı asla. Arada hafif hafif göz kırpıyprdu. Kiprikleri resmen kaşlarına değiyordu. Ve o an bir ses duyuldu.
"Ne lan bu ses?!" Diye gür bir ses. Kimin olabilirdi ki? Cevap çokta zor değil, Tabiiki benim sevgilimin. Anında yanında buldum kendimi. Yanında durunca bana bakmadan elimi tutup arkasına çekti.
Tuğsem ile aybars abilerle birlikte anında abimlerin hepsi ayağa kalkıp hazırda bekledi. Islak dağınık saçları ile iki üç adımda yanlarına ulaştı. Bende arkasından tabii. Yanyana duran Tuğsem ile Aybars abinin önünde durdu.
"Siz çocuk musunuz lan? Ne bu ses! Gelmişsiniz 26 yaşlarınıza iki veletten farkınız yok!"
"Özür dileriz komutanım." Dediler aynı anda. Tuğsem başını aşağı eğdi.
"30 yaşıma geldim! Kafamda beyaz saçlar çıkmaya başladı ben daha sizinle mi uğraşıyım napiyim!" Diye bağırdı gür sesi ile Alparslan. Bu kadar hafif bir şey için biye bu kadar sinirlenmişti ki?
Adamın saçındaki beyazlıklardan biraz bizde sorumluyuz sanki.. dedi sağımdaki melek. Ayh kurban olsun bana?
"Anlat." Dedi sakinleşmiş sesi ile Alparslan. Tuğsem ağzını açıcakken Alparslan'ın sözleri ile kesildi.
"Sen değil." Dedi. Aybars abi ağzını açıcakken yine konuştu.
"Sende değil." Dedi bu sefer. Ee nası öğrenecekti o zaman! Bana değdi bi an gözleri.
"Lavin, baştan beri burada olduğunu biliyorum sen anlat." Dediğinde ne diyeceğimi bilemedim. Tuğsem'in anlat dermiş gibi bakışları vardı. Aybars abi ise düz bakıyordu sadece. Anlaşıldı, iş başa düştü.
Burnumu çekip hafifçe boğazımı temizledim. Alparslan'a yaklaştım. Koluna girerek omuzuna sırnaştım.
"Şey.. ben burda anlatamam" dediğimde çatık kaşlar ile önüne baktı. Çok sesten hoşlanmadığını biliyordum. Duraksadı bir an.
"Saçın ıslak. Gel odada kurutalım anlatıcam."
"Saçım ne alaka?" Tuğsem ile Aybars abiye baktı. Alparslan'ın bakışları ile Tuğsem ürkek bakışlar atmaya başlamıştı. Artık nasıl göt korkusu saldıysa.
"Nasıl ne alaka ya? Sen bana karşı mı geliyosun? Tamam git hasta ol o zaman" Diyip sahteden sırtımı döndüm. Yüzümü Tuğsem görüyordu. Çaktırmadan kaş göz yaparak kapıyı gösterdim. Dudak büzerek kafasını olumsuz şekilde salladı. Alparslan ağızlarına tükürecekti.
"Siz ikiniz. Ben buraya gelene kadar ne yapacağınızı iyi biliyorsunuz." Diyip parmağını uyarıcı bir şekilde onlara uzattı.
"Eğer ki! Bir fısıltı, bir bağırma, bir kavga duyarsam ikinizide affetmem evire çevire döverim duydunuz mu!" Diye gür sesi ile emir verdi. Yapardı. Dövenezsede ağır cezalar verirdi.
Anında asker selamları verildi.
"Emredersiniz komutanım!" Diyerek yere oturdular bir anda. Ne olduğunu anlamadan koluma bir el sarıldı ve savrulurcasına sürükledi Alparslan. Odaya girip beni arkasına çekip kapıyı kapattı. Bana dönüp belime sardı ellerini anında. Alnını alnıma yaslayarak gözlerini kapattı otomatikten benimde gözlerim kapanmıştı. Ve derin bir nefes verdi. Nefes verirkende fısıldamaya başladı..
"Dünden beridir sana dokunamıyorum yemin ederim migrenden kafam patlayacak" ellerimi boynuna dolayıp parmak uçlarım ile ensesindeki ıslak saçlarına dokundum.
"Saçını kurutalım." Diyip geriye çekildim gülümseyerek.
"Siktir et şimdi saçı seni özledim ben Lavin," Diyerek yeniden belimden tuttuğu gibi kendisine çekti. Ellerimi göğüsüne yerleştirip kıkırdadım. Sonra yapmacık bi sinir yerleştirdim yüzüme.
"Yaa! Hasta olucaksın şimdi.. hasta olursan uğraşamam seninle bak.." dediğimde kendiside gülümsedi. Yüzüme düşen saçımı kulağımın arkasına sıkıştırırken yanağıma yaklaştı. Dudaklarını yanağıma sürtüştürdü. Bunu yaparkende yavaşça fısıldamaya başladı.
"Kolay kolay hasta olmam ben. Hem sevgilim iyileştirir beni." Diyip yanağıma öpücükler kondurmaya başladı. Evet. Elimden geleni yapardım iyileşmesi için. Gıdıklanmanın hissi ile kıkırdamaya başladım. Göğüsüne yerleştirdiğim ellerim ile itiştirip elinden tutarak yatağa doğru yöneldim.
"Otur buraya. Ben gelene kadar beni bekle." Diyip banyoya gittim. Havlular nerede olabilirdi ki? Banyo dolabını açıp baktığımda içinde katlı bornozlar olduğunu gördüm. Aradığım bunlar değildi.
Alt çekmeceleri kontrol ederken elime küçük, kare bir paket geldi. Kaşlarım çatıldı. Ne olduğunu anlayamamıştım. Evirip çevirdim. Üstünde bir şeyde yazmıyordu ki. Ortasına doğru halka şeklinde bir çıkıntı vardı. Ama yok, anlayamadım hiç bir şekilde. Belki Alparslan bilirdi diyerekten arka cebime sokuşturdum. Kısa uğraşlar sonra bulmuştum havluların yerini.
Banyodan çıkarken beni dinleyip uslu uslu oturan Alparslan'ı görünce gülümseyerek yanına adımladım. Yavaş ve yumuşak hareketler ile saçlarını saçlarını kuruturken yüzüme bakıp gülümsemeye başlamıştı. Ellerim yavaşladı.
"Ne oldu?" Dedim gülümserken.
"Çok güzelsin." Dedi gülümsemeye devam ederken. Ellerini belime yerleştirdi. Cropumun açık bıraktığı göbeğime öpücük kondurdu bi an. Şaşıp kalmıştım. Elim dondu.
"İnşallah burada ikimizden bir parça olduğu günleride görürüz..." Dedi çenesini göbeğime yaslarken. Gülümsemem soldu.
"Daha çok gencim."
"Ama ben değilim"
"Daha 24 yaşındayım"
"30 yaşındayım Lavin."
"Çok mu yaşlısın yani?"
"Beyaz saç tellerim çıkmaya başladı."
"Abartma Alparslan. Görende 70 yaşında sanar.." diyip güldüğümde kendiside güldü.
"Bu konuyu evlenince konuşuruz." Yaklaşıp dudağına minik bi öpücük kondurdum.
"Seni çok sevdiğimi biliyorsun değil mi?" Dediğinde başka bir yere bakıp gülümsedim.
"Düşünmem lazım.." derken benim kondurduğum minik öpücüğün aksine kendisi kocaman bi öpücük kondurup geri çekildi. Yüzünde gülümseme vardı.
"Düşündüm, seviyormuşsun" Diyip kıkırdarken saçlarının nemini almaya devam ettim. Ellerini bel oyuntularıma getirip kendisine biraz daha yaklaştırdı. Ve daha şaşırmama bile izin vermeden beni kucağına oturttu.
"Ayaktasın yorulursun. Böyle devam et ne yapıyorsan." Dediğinde şaşkınlık ile gülmeye başladım.
"Çok düşünceli bir sevgiliyim değil mi?"
"Çoookk." Diyip elimdeki havluyu omuzuna yerleştirdim. Ardından ellerimi omuzuna yerleştirip ensesindeki hafif nemli saçları ile oynamaya başladım.
"Kurutma makinası ile kurutmamız lazım. Var mı?"
"Onu boş verde içeride neler oldu anlat bakalım." Hah bende ne zaman soracak diye bekliyordum.
"Niye bu kadar yükseldin ki Aybars abi ile Tuğsem'e?"
"Ne yapmamı bekliyorsun Lavin? Komutanlarıyım farkındaysan. Cilveyle konuşmamı beklemiyorsun değil mi?" Dediğinde kıkırdadım. Alparslanın cilveyle konuştuğunu hayal ettim bi an. Gerçekten gülmekten yığılırdım.
"Şimdi anlat bakalım niye huzursuzluk verdiler" dediğinde kaşlarımı çattım.
"Yaa 'dünden beri özledim' diyorsun baş başa kaldık ve bunu mu konuşacağız?" Dedim dudak büzerek. Şaşırır gibi oldu.
"Yani başka şeyler yapmamızı istiyorsun?" Dediğinde yanlış şeyler söylediğimi anlamıştım. Gözlerimi irice açarak omuzuna vurdum.
"Niye oraya çekiyorsun?" Gülmeye başlamıştı şerefsiz.
"Sus ya?" Dedim kaşlarımı daha çok çatarak. Dahada gülmeye başladı. Birde o gülüşü var ya. Ah ulan!
"Sustur ya?" Dedi burnuma öpücük kondurarak.
"Utanma hemen."
"Nasıl utanmayayım?" Diyip tek kaşımı kaldırdım.
"Utanma işte. Biz sevgiliyiz Lavin. Yapacağız yani yapmalıyızda bence." Diyerek sırtımdaki elini belime indirdi yavaştan. Tepkisiz kaldım bu hareketlerine. Az önce esip gürlerken şimdi kedi gibi kucağında uslu uslu göğüsüne siniyordum.
"Ne yapmalıyız? Ayıp mı?" Yaklaşıp yanağımı öpmeye başladı.
"Hm hmm. Ayıp. Ayıplar. Büyük ayıplar." Gözlerim kapanmıştı. Yanağımdaki dudaklarını kaldırmadan, minik minik öpücükler kondurarak dudağıma geldi. Yavaş yavaş öpüyordu hissettirerek. Karşılık vermeye başladım. Dolgun dudakları, dudaklarımı bir yapboz parçası gibi tamamlıyordu.
Sağ eli kalçamın bir köşesinde sanki bir çıkıntı hissetmiş gibi tekrar tekrar kalçamın üzerinde gezindi. Ben öperken kendisi durmuştu. Son bir kez daha öperek geriye çekilip gözlerimi açtığımda çatık kaşlar ile bana bakıyordu.
Elini cebime geçirdiğini hissettim. Ve bir şey tutup çıkardığında o çıkıntının yerinin boşaldığını hissetmiştim. Sağ elinin baş ve orta parmağı arasında tuttuğu banyoda bulduğum küçük kare paketti.
"Bu ne?" Diye sordu bana. Dudak büzüp bilmiyorum dercesine omuz silktim.
"Hazır mısın yani?"
"Neye?"
"Lavin ne demeye çalışıyorsun?" Dediğinde anlamaz gözler ile bakmaya devam ettim.
"Asıl sen ne demeye çalışıyorsun anlamıyorum.. neye hazır mıyım?" Dediğimde elinde tuttuğu küçük paketi gözüme sokmak istercesine sallayarak konuşmaya başladı.
"Bunu nerede buldun sen tam olarak?"
"Banyoda çekmecede buldum. Ne olduğunu anlamadım sana sorucaktım cebime sığdırdım bir şekilde yanına geldikten sonra unutmuşum. Şimdide sen buldun. Bu tam olarak ne oluyo?" Dedim merak içinde. Gözlerini sabırla kapatıp burnundan nefes verdi
"Lütfen bunun bi şaka olduğunu yada bana bilerek yaptığını falan söyle Lavin." Gözlerine baktım. Çatık kaşlar ve sinirli haliyle bakıyordu bana.
Ya neydi ki şimdi bu? Niye bu kadar sinirlenmişti buna?
"Bu ne biliyor musun?" Dediğinde başımı onaylamaz şekilde salladım.
"Prezervatif." Dediğinde gözlerim kısıldı. O neydi ki?
"Prezerve.. mi?"
"Prezervatif,"
"Ne yani, Ayıp mı?"
"Ayıp." Gözlerim irice açılıp Alparslan'a baktım.
"Çok mu ayıp?" Gözlerini sabırla kapatıp başını onaylar şekilde salladı.
"Çok ayıp."
"Ne... ne işe yarıyor peki?" Dememle ellerini yeniden kalçamda buldum. Bu kez sertçe dokunuyordu elleri.
"Göstermemi ister misin?" Dediğinde gözlerim irice açıldı. Ne olduğunu bilmediğim şeyi nasıl deneyebilirdim ki? Hem çok ayıpmış.. evlenmeden olmazdı ki?
"Alparslan.. ne olduğunu bilmiyorum lütfen bana açık olur musun?" Dediğimde göz devirdi. Utancımdan yerin dibine gireceğimden habersiz Alparslan konuşmaya başladı.
"Sevişirken eğer kadın hamile kalmak istemiyorsa adam, erkekliğine bu küçük paketin içindeki prezervatif dediğimiz elementi geçirir. Ve kadının hamile kalmasını engelleyerek sevişmiş olurlar. Tabii hamile kalmamak için illa bu şeyin kullanılması gerekmez."
Dudaklarından dökülen her bir kelimesinde daha da yüzüm kızarırken yanaklarımın alevlendiğini, ateşlendiğini hissediyordum. Her şeyi geçtim.
BU. BİZİM. ÇEKMECEMİZDE. NE. GEZİYORDU!
"Asıl konuya gelicek olursak." Dedi bir anda kalçalarımı kendisine çekerken. Ellerim tişörtünün göğüs kısmını sıkı sıkıya tutuyordu. Yüzümde ise hala anın şokunu atlatamamış bir yüz ifadesi duruyordu.
"Hazır elimizde varken bi denesek mi?" Dedi göz kırpıp gülümserken.
"Alparslan.." dedim yapamam der gibi.
"Yavrum." dedi yalvarır gibi.
"Daha çok erken değil mi?.." dediğimde düz bi şekilde yüzüme baktı.
"Biz sevgiliyiz Lavin."
"Ama evli değiliz?"
"Yapmak için evli olmak zorunda değiliz. Seni daha yeni bulmuşken.. ölmeden bırakmam."
"Alparslan daha bir kaç hafta önce sevgili olduk.. hazır hissetmiyorum." Dedim titreyen sesim ile.
"Korkuyor musun?" Diye konuştu sert sesi.
"Ne?"
"Sana sert davranmamdan korkuyor musun?" Dedi gözlerimin içine bakarken.
Bana sadece bu konuda sert olmanı bekliyorken.. senden neden korkayım?..
"Sadece sürtüneceğim. Eğer korkarsan çekinme, söyle. Eğer istemezsen yemin ederim bir daha dokunmayacağım sana." Dediğinde derin bir nefes verdim. Sesi güven veriyordu. İstiyordum..
"Bunu kullanacak mıyız?"
"Kullanmak isterdim ama maalesef içine girmeyeceğim." Titriyordum resmen kucağında. Kalçalarımdan tutup yavaş bi şekilde kendisine çekti. Anında o sertliği hissettim altımda.
Hassaslaştım. Anında büyük bir ıslaklık hissettim kadınlığımda. Regl olaması imkansızdı, çünkü daha bir hafta önce bitmişti..
Kalçalarımı bir kez daha bastırdı altımdakine. Ağzımdan inler gibi mırıldanmalar kaçtı. Kadınlığım ile erkekliği arasında sadece bir kaç kumaş parçası vardı. Ama yok gibiydi.. resmen içime giriyormuş gibi hissediyordum. İçimden gelen kadınsı dürtü ile sürtünme ihtiyacı hissettim..
Bakışlarımı yukarı çevirdim. Tepkisine bakarak altımdaki ereksiyonuna kalçamı ittirerek azıcık sürtündüm. Anında kasıldı. Gözleri irice açılıp ağzını aralayarak titrek bir nefes verdi
"Lavin.. tehlikeli sularda yüzüyorsun.." dedi dişlerinin arasından. Kendisinin elleri durmuştu. Tüm kontrol bendeydi. Sanki yapmasam Kadınlığım alev alıcakmış gibi hissediyordum..
Ne kadar sürtünürsem o kadar zevk alıyordum. Elleri kalçalarımı sıkı sıkıya tutarak durdurdu. Kıvranır gibi oldum. Yapmak istiyordum. Eğer yapmazsam patlayacak gibi hissediyordum..
"Dur."
"Alparslan.." diyerek devam etmeye çalıştım ama elleri buna engel oluyordu.
"Benim sevgilim sürtünmekten fazla mı zevk almış?" Dediğinde yalvarır gibi gözlerine baktım.
"Yapma bunu bana.." Gülümsedi anında. Şu an istediğimi yapmak zorundaydım.
"Bacaklarını biraz daha aç." Dediğinde isteğini yerine getirip biraz daha açtım bacaklarımı. Kalçalarımdan tutup sertçe kendisine yasladı. Bacaklarımı açınca daha bi hissetmiştim.
"Alparslan!.." diye inledim.
"Lavin!.." diye inledi.
Geri çekilip tek hamlede üzerindeki tişörtü çıkarıp bir yere fırlattı. Bu hareketinin gazına gelip üzerimdeki siyah cropumu çıkardım. Altımda sadece, bordo sütyenim vardı. Bunu beklemeyen Alparslan'ın gözleri irice açılmış, yiyecek gibi bakıyordu.
"Alparslan sana kurban olsun.." Şu an oluyordu heralde. Gülümsedim. Salık saçlarıma parmaklarımı geçirerek sağ tarafa doğru yatırdım. Parmaklarım saçlarımdan boynuma, ordan göğüslerime yol aldı. Biraz daha aşağı inen parmaklarım Alparslan'ın vücuduna geçiş yaptı. Baklavalarında gezindi parmak uçlarım. Yukarı doğru çıktı. Göğüs kaslarından sonra boynunda dolanırken adem elmasında oyalandı parmaklarım. Sadece beni izliyordu.
"Seni hep bordoların içinde hayal etmişimdir..." onunda eli yukarı çıktı. Parmaklarının sırtı ile sütyenin üzerinden göğüslerimde gezindi.
O sırada benzinlikte aldığı Bordo külot.
"Hayal ettiğin kadar var mı?" Dedim dudağımı ısırarak. Nereden geliyordu bu arsızlık, bu cesaret?..
"Hayal ettiğimden dahada güzeller..." diyip sütyenden taşan beyaz dolgun göğüsüme küçük bi öpücük kondurdu. Dudak büzerek göğüslerime bakarak konuşmaya başladı.
"Özür dilerim. Eğer ikinizi görürsem dayanamam, şimdilik bununla idare edeceğiz." Dediğinde kıkırdadım. Gerçekten zor duruyordu, saldırmamak için.. Doğruldu. Ellerini yatağa yaslayarak geriye çekildi.
"Hadi rahatlat kendini." Şaşırdım.
"Ne?"
"Kendimle ilgilenebilirim, sürtünmeye devam et." Dediğinde şaşırdım.
"A..ama sen?.."
"Bulucaz artık bir çaresini. Liseli ergenler gibi Otuzbir çekeceğiz amına koyayım.." dedi sinirle. Bu halde dolanmak istemediğini anlamamak zor değildi.
Kafanı eğip düşünmeye başladım.
"Öylece duracak mısın?" Dediğinde bakışlarım pantolonundaki kemere takıldı. Elim kemere gitti. Hızlı hızlı tokasını açtım.
Madem bi işe başlamıştık, o zaman bitirmek zorundaydık.
"Dur kız napıyon!" Diyip bileklerime sarıldı elleri.
"Seni bu halde bırakamam. Birlikte rahatlayacağız.." dediğimde dudakları yukarı kıvrıldı. Kaşlarını 'öyle mi' dercesine kaldırıp kaldığım yerden devam etmeme izin verdi.
Pantolonunun düğmesini açıp fermuarını indirdiğimde kalçasını hafif kaldırması ile bende havalanmıştım kucağında. Aynı zamanda altımdaki şey bana daha da çok yaslanmıştı..
"Alparslan!" Diye inleyerek ellerimi karın kaslarına dayadım bir an.
"Pardon yavrum." Derin bir nefes alıp pantolonuna sıkı sıkı tutundum. Bağırmamak için zor duruyordum. Duruma bakılırsa kendisinin baya hoşuna gidiyordu benim bu hareketlerim.
Umursamadım. Pantolonu dizine kadar indirip baksırı ile kalmasını sağladım. Ağzım açık kalmıştı anında.
Bu şey benim sayemde mi bu hale gelmişti?!
"Çok mu şaşırdın? Senin için bu halde." Diyerek içimden sorduğum soruyu cevapladı. Şaşırmıştım ama korkmuyordum. Daha çok istiyordum Alparslan'ı..
Pantolonumun düğmesini açmaya başlamıştı oda. Ne ara indirdiğini farketmediğim pantolonumu umursamadan bi köşeye fırlattı. Bordo sütyenimin altına onun aldığı bordo kilodum vardı.
"Beni öldürmeye meyillisin Lavin.."
Yeniden kucağına oturttuğunda elleri yavaş yavaş kalçalarımı kendisine sürtüyordu. İncecik kumaş parçaları yokmuş gibi hissettiriyordu sıcaklığı.
"Benzinlikte.. sütyenini görmüştüm. Altınıda aynı renkte almıştım." Dedi itiraf ederken. Şaşırdım.
Kalçamı itiştirerek daha çok sürtündüm. Kasıldı anında. Hızlanmaya başlamıştık. İnlemelerimiz durmak bitmiyordu. Hızlandık. Kalçalarımı kendisine daha çok sürtmesi ile kadınlığım alev almaya başlamıştı artık. Hızlandık. Kendisinin kalçalarımı kendine bastırması yetmiyormuş gibi bende yardımcı olarak kendimi daha çok bastırıyordum. Hızlandık. Uçurumun kenarında kendimi aşağıya bırakıyormuş gibi hissetmiştim. Hızlandık, hızlandık ve hızlandık.
"Aynı anda!" Diye uyarmasıyla kendimi bırakmam ile büyük bir rahatlama yaşadık. Nefes nefese kalmıştık. Derin bir nefes aldım. Kucağından inmedim, omuzuna yasladım kafamı. Kendisini geriye bırakarak rahat bir pozisyon ile beni yanına yatırıp sarıldı. Bakışlarımı Alparslan'a çıkardım. Gülümsedi nefes nefeseyken.
"Çok güzeldi, çok güzeldin..." dediğinde kıkırdamaya başladım. Bacak aramda büyük bir ıslaklık vardı. İlk defa bu duyguyu yaşıyordum.
"Bana bu duyguyu yaşattığın için çok teşekkür ederim Lavin." Diyip bacağını bacağımın üstüne atarak bana sarıldı. O kadar yorgundum ki sarılacak takatim kalmamıştı. Ve anında uykunun kollarına bırakırken bulduk birbirimizi.
🐚🐚🐚
Akşam sahile serilmişti. Göz alabildiğine akşam karanlığı, yıldızlar pırıl pırıl. Dalga sesleri uzaktan usul usul vururken, ayaklarımı kuma gömmüş, sessizce yıldızlara bakıyordum. Yanımda Alparslan oturuyordu, yorgun gözleri bende. Uykumuzu tam alamamıştık. O yüzden bitkin bir haldeydik.
Biraz ötede Yaren abla, Berat abinin omzuna başını yaslamış, sessizce gülümsüyordu. Metehan abim ve Ayla yan yana, aralarında tatlı atışmalar. Aybars, elindeki çubuğu ateşte çevirirken arada Tuğsem'e bakışlar atıyordu, Tuğsem sinirle göz devirip gözlerini kaçırıyordu.
O sırada Batuhan abi konuşmaya başladı.
"Hadi size bir kaç yıl önce yaşadığım komik bir olayımı anlatacağım" demesiyle gözler Batuhan abiye döndü.
"Bismillah." Dedi abim.
"Korkuyorum" dedi Tuğsem. Bu hallerine gülerken Batuhan abi göz devirdi.
"Bir gün işe yetişmem gerek, ama mahallede top oynayan çocuklar gördüm. Tabii Alparslan komutanımda beni bekliyor timde sadece ben eksikmişim."
"Şaşırtmıyor." Diyip göz devirdi Alparslan. Batuhan abi umursamadı.
"Veletin biri benim arabaya top atarken havada yakaladım yani reflekslerim bilirsiniz." Diyerek göğüsünü kabarttı. Serap göz devirdi bu haline.
"Sonra ben elimdeki topu yere indirdim bir kaç adım geriye gittim koşa koşa bu topa bi koydum komşunun cama gelmesin mi? Ve ordan bir ses duyuldu..
'CAFER BEZ GETİR' " diye taklit etti Batuhan abi. Kahkaha attık aynı anda. Serap kahkaha atarken sadece onun gülüşüne dalmıştı Batuhan abim. Ortaya kurulan ateş ve etrafına yayılan biz ile bugün sohbet fazlası ile koyuydu.
"Hayret Mehmet Albay hiç aramadı." Dedi Tuğsem.
"Çünkü dönünce sıçıcak ağzınıza." Dedi Alparslan.
"Ağzımıza." Diye düzeltti abim, Alparslana gıcıklık.
"Mehmet amcam oğlu olduğu için Metehan abime karışmaz bence." Dedi masum masum Serap.
Bunu demesi ile Yara timi gür sesleri ile kahkahalara boğuldular. Buna ben bile gülmüştüm. Ne olduğunu anlamayan Serap tek kaşını kaldırmış gülmeye devam eden abimlere baktı. Hani, Alparslan bile gülmüştü.
"Yaa ne demezsin geçen oğluyum diye götüme bomba sokuyordu" dedi abim. Bak bunu bende bilmiyordum!
"Ne!" Dedi Serap elini ağzına kapayarak.
"Bu daha fragman" dedi abim gülerek.
"Bir keresinde eğer esir düşersek diye bize eğitim verirken Metehan komutanım az daha kökten gidiyordu." Dedi Aybars abi. Anında gülümsemem soldu. Alparslanda farketmişti.
"Bir keresinde orta okul birinci sınıfken okula gidiyorum. Okulumuz ormana aşırı yakın olduğu için ormanda yaşayan minik hayvanlar ile karşılaşabiliyorduk. Abim bilir, annemin ne kadar evde hayvan beslemeye karşı olduğunu." Derken Alparslan konuştu.
"E Berat var işte kadın haklı ikinciye ne gerek var." Dedi Berat abiye bakarken. Kahkaha attım bu dediğine.
"Ayıp oluyor komutanım." Diyip Berat göz devirirken herkes gülmüştü. Ardından serap devam etti.
"Tam okul otobüsüne binecekken ağaçtan yere düşen bir şey dikkatimi çekti. Arkadaşım kozalak falandır dedi ama içim hiç rahat etmedi. Gittim yanına. Baktım minicik bi sincap. Ağaçtan düşünce biraz yaralanmıştı" dedi burukça gülümseyerek. Aklıma bir an Alparslan'ın bana sincap diyişi gelmişti. Yaralı bir sincap...
"Sonra?" Dedi merak edercesine Batuhan abi. Serap ona bakarak konuşmaya başladı.
"Yanıma aldım. Montuma gizleyip eve götürdüm. Annemden gizli eve sokmayı başarmıştım. Sıcak bir ortam hazırladım anında." Güldü bi an.
"Her gün onun için fıstık, fındık ve leblebi çalardım onun için. Artık bensiz yapabileceğini anlamıştım. Onu aldığım yere geri bıraktım. Sonrasında hiç bir şey eskisi gibi olmadı. Ne o eskisi gibi benim karşıma çıktı nede ben onun karşısına çıkmaya çalıştım." Derken birbirlerine burukça bakıyorlardı. Mesaj gayet netti.
"Fıstık mı çalardın? Abicim bana niye söylemedin gider beraber alırdık?" Dedi Berat abi. Serap tek kaşını kaldırarak ona baktı.
"Hııı aynen gidip anneme yetiştirseydin sonra.." derken berat abi güldü.
"İyi niyetini yerim senin.." diyip Serapın yanağına öpücük kondurdu Yaren abla. Tuğsem onların bu hallerine göz devirerek çubuk ile ateşin içindeki odun parçalarını dürtüyordu.
"Ateş biraz fazla yüzüme vurdu galiba.. ben bi denize bakıcam." Diyip ayağa kalkarak üstünü silkeledi.
"Serap bu ne abicim?" Diyip eliyle denizi gösterdi Betat abi.
Serap cevap vermeden arkasını dönüp yürümeye başladı. Sulu göz serap hanım yeniden ağlamaya gittiği fazlasıyla belliydi. Serap srkasına bile bakmadan bizden uzaklaşırken Berat abi konuşmaya başladı.
"Serapın bu halleri hoşuma gitmiyor. Benden bir şey mi saklıyorsunuz?" Dedi tek kaşını kaldırırken. Hepimiz donduk. Diyecek bir şeyimiz yoktu. Birbirimize bakarken bulduk kendimizi. Batuhan abi bize bakmıyordu.
"Sen ne biliyorsan bizde o kadarını biliyoruz Berat abi." Dedi Ayla. Yalandı. Her şeyin ayrıntısına kadar biliyorduk ama onların iyiliği için söylemiyorduk.
"Abi biraz kızı salsan mı ya?" Dedi Alparslan.
"Ne salması ben darlamıyorum ki?"
"Oğlum hadi bizde abiyiz halinden anlıyoruz ama sen biraz fazla gidiyorsun Serap'ın üzerine." Dedi abim. Batuhan abinin sesi çıkmıyordu. Dirseğini dizine, elini başına dayamış bi şekilde uzaklara bakıyordu.
"İkinizdede anlamadığım bi hallenmeler var." Dedi Berat abi Batuhan abiye karşı. Batuhan abi tek kaşını kaldırdı anında.
"Ben ne alaka? En azından kendi acımı dışıma yansıtmıyorum ben hem ne için üzüldüğüm ortada" dedi Batuhan abi. Gözüm Berat abiye değdi.
"Ne için üzüldüğün belli ama kim için üzüldüğün belli değil? Kusura bakma kardeşim ama biz hepimiz hiç bir ilişkimizi saklamadık birbirimizden." Dedi meydan okurcasına.
"Alparslan komutanımda gizlemişti? Hemde aynı sebepten abi. Nazar değmesini istemiyorum. Zamanı gelince söylerim zaten." Diyip ayağa kalktı.
"Size iyi eğlenceler ben biraz tek takılıcam." Dedi bacaklarını silkelerken. Sonra oda ayrıldı ortamdan. Serap'ın gittiği yolun zıt tarafına doğru yürümeye başladı. Hiç böyle hayal etmemiştim ama ben..
"Ben bir Batuhan komutanıma bakayım.." diyip aybarsta kalktı ayağa. Bizden uzaklaşırken Berat abi çenesini sıvazladı sinirle. Burnundan sesli bir nefes gerip konuşmaya başladı.
"Siz bilmiyorsunuz artı kendiler saklıyor.. Bu ikisinde bi hallenmeler var ama dua etsinler ki benim kızacağım bişey olmasın." Dedi kafasını sinirle sallarken. Yaren abla elini omuzuna yerleştirip şefkat ile okşadı. Berat abi karısının yüzüne bakarken Yaren abla gülümsedi. Yeniden bi iç çekip kafasını yere eğdi. Acaba Batuhan abi nereye gitmişti..
Yanımdaki Ayla'yı dürttüm. Gülümseyerek bana baktı.
"Efendim balım."
"Ayla sana bişey anlatmam gerek." Dediğimde gülümsemesi söndü bi an.
"Bir sorun yoktur inşAllah?"
"Hayır hayır yok.." dediğimde gülümsedi yeniden samimice.
"Ama bak aramızda!" Dediğimde elini ağzına götürüp fermuar kapatır gibi yaptı.
"En son öğlen biz odaya geçmiştik ya.."
"Eee"
"Ben havlu ararken çekmecede bişey buldum.."
"Ne gibi bişey?" Dedi tek kaşını kaldırarak.
"Dur gelicem oraya dinle. Böyle küçük kare bi paketti. Evirip çevirdim ama anlayamadım bir türlü. Cebime sıkıştırdım Alparslan'a sorarım diye.." Derken Ayla'nın yüz ifadesi değişti. Kesin Ayla'da biliyordu ne olduğunu..
"Eee," diye mırıldandı.
"Alparslanın saçlarını kuruturken biz biraz yakınlaştık gibi bişey oldu.." gözleri irice açılıp gülerek ağzını kapattı.
"Ne?!" Dedi benim duyabileceğim şekilde.
"Sus.." dedim yüzümü kapatarak.
"Eee sonra?"
"Sonra o şeyi farketti Alparslan. Adı Prezerve.. miydi?" Diye düşünürken.
"Prezervatif." Diye açıklık getirdi Ayla.
"Evet ondan işte.. çok ayıpmış.."
"Size verilen oda çift odası olduğu için çalışanlar, yada bir önceki balayına gelen misafirler bırakmış olmalı.." dediğinde yüzüm daha da çok kızardı.
"Ee peki kullandınız mı?" Dedi gülümseyerek.
"Ayla!"
"Tamam tamam sustum.."
🐚🐚🐚
Uzakta oturan Serap'ın yanına doğru ilerledi Aybars. Batuhan'ın yanına diye gitmişti ama Serap'ın yanına gidiyordu. Bir bankta oturmuş, salık bırakılan kömür karası saçları rüzgar vurması ile uçuşurken ellerinin yanaklarına gidip göz altlarını sildiğini gördü.
"Selam." Dedi Aybars, Serap'ın oturduğu banka otururken. Serap görünce bir an şaşırdı.
"Merhaba." Dedi göz yaşlarını yeniden silerken. Dirseğini oturduğu bankın sırt kısımlarına dayadı Aybars. Serap ise sildiği göz yaşlarının yerine gelen yaşları silmek ile meşguldü.
Hiç konuşmadılar. Sadece denizin dalgalarını dinleyip izlediler. Aybars ise denizin dalgaları ile birlikte Serap'ın burnunu çekmeleri arada ağzından kaçak hıçkırıkları dinledi üzgün üzgün.
"Ya en çok ne zoruma gidiyor biliyor musun? Ben onu bu kadar çok severken onun beni yanlış anlayıp beni kırmasıydı.." Aybars sessiz kaldı. Denizi izlemeye devam etti.
"Sizin dükkanınıza geldiğim, benimle geldiğin gün varya.. ben o saatte dükkan dükkan gezdim sırf kendimi affettirmek için ona onun en sevdiği yemeği yapıcaktım.. köpek sürüsüne rastladım, tek başıma kimsesiz korkunç sokaklarda dolaştım.." Aybars hala sessizliğini bozmuyordu. Serap hiç Aybars'ın yüzüne bakmadan konuşmaya devam etti.
"Ben artık yanlış anlaşılmaktan çok yoruldum.. Ben resmen abimi kırdım onun için hemde kaç kez! Biz çok güzeldik her şey mükemmel ilerliyordu. Sadece bir kez olsun bana ciddi olmasını istedim o ise sanki küfür etmişim gibi davrandı bana.. Yanlış bir şey mi söyledim onuda bilmiyorum ki.. Ama o zamana dönsek yemin ederim aynı şeyleri söylemezdim..." büyük bir nefes verdi Aybars. Tepkisiz ve sessiz kalmaya devam ediyordu. Serap ise denize bakarak içini döküyordu.
"En çokta ne kırıyor biliyor musun? Ona abi demek.. Onu deli gibi severken abi demek koyuyor resmen ya.." derken yan tarafına baktı. Ancak bir terslik vardı. Hatta büyük bir terslik. Yanında Aybars yerine Batuhan oturuyordu. Serap donup kaldı anında. Göz yaşlarını silip ayağa kalktı. Etrafına bakınırken Aybars'ı arada gözleri. Ama yoktu.
"Sen ne zamandır buradasın?!" Dedi Serap. Batuhan gülümsedi.
"En başından beri. En başından beri buradaydım gülüm.." diyip Serap'a yaklaşıcakken Serap elini uzatarak durdurdu. Resmen her şeyi açık açık itiraf etmişti.
"Bana gülüm deme sakın.. Abi kardeş mesafeni koru." Derken Batuhan gülümsemeye devam ederken kafasını onaylamaz şekilde salladı.
"Hayır.. Az önce abi demek istemediğini ve beni çok sevdiğini söyledin Serap'ım.."
"Öyle olsada abimsin sen benim." Dedi serap kafasını onaylamaz şekilde sallarken.
"Abin değilim bu bir." Dedi Batuhan bir adım yaklaşırken. Anında geriye adım atarak mesafeyi yeniden korumaya başlamıştı serap.
"Yaklaşma.. Aybars nerede?" Dinlemedi. Yaklaştı.
"Aybarsı bizimkilerin yanına gönderdim artı Aybars seni ilgilendirmiyor bu iki."
"İyi. Bende Aybars'ın yanına giderim." Diyip arkasını dönüp gidiyordu ki Aybars belinden kavradığı gibi kendisine çekti. Anında donup kalan Serap ile gülmeye başladı.
"Üç, kaçan her zaman kovalanır Serap hanım." Diyerek yüzüne yaklaştı Serap'ın.
"Bırakır mısın Batuhan abi!" Dedi sabırla. Batuhan bırakmadı.
"O Aybars bozuntusunun yanına gitmeyeceksin Serap." Dedi hırsla. Bunu derken yakınlaşmışlardı. Batuhan inatla Serap'ın dudaklarına baksada Serap gözlerinin kaymaması için diretiyordu.
"Gidicem!" Dedi Serap inatla. Batuhanın kıskanması o kadar hoşuna gidiyordu ki.
"Gitmeyeceksin!" Dedi Batuhan gözlerini belertip burnundan sinirle nefes verirken.
"İzin almadım," dedi Serap rahatlıkla.
"Yiyorsa git?"
"Bana emir veremezsin Batuhan!" Diyip kaşlarını çattı Serap. Sinirlenmeye başlıyordu.
"Sana emir vermiyorum zaten," Derken kendiside kaşlarını çattı sevdiceği gibi. Serap kaşlarını düzeltip derin bir nefes alıp bıraktı.
"Tamam, Aybarsın yanına gitmeyeceğim."
"Gitmeyeceksin."
"Gitmicem dedim zaten sağır mısın?"
"Sağır değilim bu bir, gidemezsin zaten buda iki!"
"Ya gidersem?"
"Abine zevkle sevdiğim kişi olduğunu söylerim." Bir anda dondu serap.
" 'Deli gibi sevdiğin' adama bişey olmasını istemezsin öyle değil mi?" İstemezdi tabiiki. Serap öylece kaldı.
"Söyleyemezsin." Derken alayla gülüyordu.
"Sen bana yapamazsın dersen ben onu yaparım." Dedi Batuhanda gülerken. Yüzüne yaklaştı Sera'ın.
"Bugün burada tüm küslük bitecek."
"Nah biter!"
"Bitecek dedim."
"Sen öyle san Batuhan abicim." Son kelimesini duyunca gözleri sabır ile kapandı Batuhanın.
"Serap. Sabrımı sınama istersen güzelim!" Derken Serapın belindeki eller daha bi sıkılaştı.
"Azıcıkta sen sınan! Bırak beni.." diyip ittirip geriye çekildi Serap.
Ve beklemiyor olacak ki bir anda Batuhan'ın kendisini omuzuna alması ile kalpten gitmesi bir olacaktı.
"Batuhan!"
"Heh ne güzel yakıştı ismim güzel dudaklarına." Dedi yürümeye başlarken.
"Bırak vallahi abimi çağırırım bak!" Diyip Batuhanın beline yumruklar geçirdi.
"Çağır ulan! Oda öğrensin sevgili olduğumuzu."
"Biz sevgili değiliz!" Derken ayakları yeniden yer ile buluştu Serap'ın.
"Daha ne eksik?" Dedi ciddi haliyle.
"Ne?" Dedi serap şaşırırken.
"Daya diyorum. Ne eksik!" Dedi göz kırparken. Serap göz kırpıştırıp kaldı öylece. Bu ciddi hallerine alışık değildi işte.
"Çok şey eksik biliyor musun Batuhan." Dedi Serap, ona sakladıklarını anlatması gerektiği belirterek. Ancak Batuhan anlamamazlıktan geldi.
"Sen beni seviyorsun, ben seni seviyorum eksik olan bir şey yok."
"Var!"
"Yok."
"Var dedim." Derken serap'ın dudaklarına minik bir öpücük kondurdu. Ama dudakları geri çekilmedi. Serap hala hareket etmiyordu. Batuhan geriye çekildi.
"Artık yok." Ve geriye çekilmesi ile donuk kalan Serap gözlerini irice açıp hiç bir şey demeden arkasına bile bakmadan gitmeye başladı. Ne Batuhan böyle sonlanmasını istemişti nede Serap..
🐚🐚🐚
"Bugün tatilimizin son günü ve tadsız tuzsuz geçti" dedim Alparslan'ın göğüsünde elimi gezdirirken.
"Bence sabah gayet tatlıydı" dediğinde yutkundum. Yanaklarım ısınmaya başladı. Göğüsüne vurdum hafif.
"Tamam şaka yaptım." Diyip gülmeye başladı.
"Komik değildi." Dedim kaşlarımı çatarak. Kendisi bu halime daha çok güldü. Göğüsünden kalkıp oturur hale geldim.
"Beni kendine çok pis alıştırdın. Arada yapalım bence." Dediğinde gülen ben oldum bu sefer. Hatta gülmedim, kahkaha attım.
"Komik değil şurada canımızı düşünüyoruz heralde.." dediğinde daha da çok güldüm. Bacağımdan tutup öbür tarafına attı. Ve belimden tutarak beni karın kaslarına oturttu. Anında ellerim açıkta kalan kaslarına gitti.
"Saat kaç?" Diye sordum alakasız.
"Bir buçuk." Dedi hiç düşünmeden. Telefona bile bakmamıştı.
"Abimler uyumuş mudur?"
"Uyumuştur.. da sen ne yapacaksın geç saati, abinleri?" Harbi. Ne yapacaktım? Düşündüm, düşündüm ve aklıma ilk gelen bahaneyi savurdum.
"Acıktım."
"Acıktın mı?" Dedi garipseyerek. Adamın kucağında uydurduğum bahane gerçekten mükemmel ötesiydi. Ama gerçekten acıkmıştım yalan yok.
Komidinin üzerinde katladığı siyah tişörtü alarak kafasından geçirirken ona yardımcı oldum.Benimle birlikte yataktan kalktı. Tek kolunu kalçamın altından geçirirken diğer eliyle telefonunu açıp bir şeylere bakıyordu. Kolumu boynuna dolayıp daha çok tırmandım göğüsüne. Tabi oda bunu bekliyormuş gibi kalçamdan yukarı doğru ittirerek destek veriyordu. Şimdilik telefonunu daha rahat görebiliyordum.
"Tut bakiyim şunu." Diyip telefonu bana uzatınca bir kolumu omuzundan çekip telefonu elime aldım. Bir an çevirip baktım elimdeki mücevhere.. benim külüstür yanında fazlası ile sönük kalıyordu. En kısa zamanda bu işe bi el atmam lazımdı. Ekrana baktığımda menülere bakıyordu. Yavaşça yürümeye başladığını hissettim.
"Dur.." dediğimde durdu.
"Ya abimler uyanıksa?" Dediğimde göz devirdi.
"Horlamasına ses yalıtımı bile etki etmiyor." Diyip yeniden yürümeye başlayınca umursamadım. Kalçamı kaldırıp tezgahın üzerine oturttu beni. Ben telefona bakmaya devam ediyordum.
2 kişilik Pizza menüden seçmiştim. Uygulamanın söylediğine göre büyük ihtimalle en fazla yarım saate kadar gelirdi.
Kaş göz arasında Alparslan'a baktım. Dolaba bakıyordu. Girdiği yemek uygulamasından çıktım. Ana ekran duvar kağıdında benim gülümserken çektiğim bir fotoğrafım vardı. İçim bir hoş olurken anında ciddi halime dönüp galerisine girdim. Bismillah. Korkmuyor değilim.
Batuhan abinin garip ve komik pozlar vererek çekildiği 1928203 tane fotoğrafları görünce sessizce kıkırdadım. Ardından dağ-taş ortamları ve manzaraları çekilmişti. Biraz daha aşağı kaydırdığımda benim fotoğraflarım vardı. Ve hepsi nasıl bilmiyorum ama haberim yokken çekilmişti! Ve en güzel kısmı olan şu ki.. bazısında ben yalnız, bazılarında ise birlikteydik...
Bir tanesinde minibüste, birbirimize yaslanmış uyurken çekilmişti. Bir tanesindede biz daha sevgili olmadan, ben daha açılmadan önce Berat abinin düğününde dans ederken çekilmişti. Kimisinde ise saçlarım yüzüme dağılmış uyurken çekilmiş bir fotoğrafımdı. Farklı farklı fotoğraflarım çekilmişti ve ben bunları şimdi görüyordum. Çıktım o fotolardan. Başka fotoğraflara bakmaya başladım.
Kendisinin bir fotoğrafını gördüm. Güneşte, üzerinde kamuflajı ile karizmatik bir poz vermişti. Güneş gözlerinin rengini açmıştı yine. Aşıktım her bir zerresine. Paylaşma kısmına dokunup kendimi aradım. Minik sarı kalp ile kaydetmişti beni. Kendime attıktan sonra Alparslana baktım yeniden.
"Ee galeri keşfin bittiyse telefonumu aliyim güzelim." Dediğinde kıkırdadım.
"Al sevgilim"
Ellerini iki yanıma dayayıp yüzüme yaklaştı.
"Ne söyledin?"
"Pizza söyledim,"
"İyi yapmışsın." Derken kapı çaldı. İkimizde dona kaldık. Söyleyeli daha on dakika bile olmamıştı.
"Bu kadar hızlı gelmesi normal mi?" Derken kapı alacaklı gibi çalınmaya başladı.
Hızlıca kapıya doğru ilerledik. Kapıyı açtığımızda, el ele tutuşmuş Batuhan abi ve Serap'ı gördük.
"Batuhan?" Dedi Alparslan.
"Serap?!" Dedim şaşkınlıkla. Anında yüzüme korktuğumu belirten bir ifade yerleşti. Batuhan abi sinirliyken Serap ağlar gibiydi ama elini asla çekmiyordu, tutmuyorduda.
"Çekilin." Diyip bizi bir kenara itiştirdi. Kapının açık kalmasını umursamadık. Çünkü şu an kapıdan daha önemli olan şeyler vardı!
"Sakın düşündüğüm şeyi yapma Batuhan!" Dedi Alparslan. Batuhan baktı. 'Tamda düşündüğün şeyi yapacağım.' Der gibi bakıp gülümsedi. Kafayı yemişti bu çocuk! Serap elini çekmeye çalışırken konuşmaya başladı.
"Batuhan yapma yalvarırım.. abim seni öldürür yapma"
"Lan delirdin mi sen Berat yaşatmaz seni!" Dedi ardından.
"Batuhan abi, bizi geç Serap için bunu yapma. Ne olursa olsun pişman olacağını biliyoruz.." dediğimde Batuhan abi bana baktı, ve alayla güldü.
"Zaten daha önce yapmadığım için pişmanım.." derken üçümüzünde gözleri kocaman açıldı.
"BERAT ABİ! BURAYA GEL KONUŞACAĞIZ!" Diye bağırdı Batuhan abi gür sesi ile. Aynı zamanda Serap'ın elini bırakmıyordu.
"Batuhan yapma..." dedi Serap yalvararak.
"Sana bişey yapamaz Serap!" Dedi Batuhan abi.
"Lan senin ben beynini sikeyim! Kız senin için korkuyor!" Dedi Alparslan. Ve kapıda bir ses belirdi.
"Ne bu sizin sesiniz?!" Dedi Berat abi. İşte şimdi sıçmıştık. Hızlı adımlarla yanımıza geldi. Batuhan ve Serap'ın ellerini görünce bir an dumura uğradı.
"İnşallah söylemek istediğin bir şeyler vardır Serap." Dedi Berat abi sabırla. Serap bişey diyemiyordu. Çünkü abisinin gözündeki hayal kırıklığını görebiliyordu.
"Onun değil, benim söylemek istediğim bir şey var." Dedi Batuhan abi çenesini havaya kaldırarak. Serap'ın gözlerindeki korkuyu görebiliyordum.
"Kız kardeşin Serap Karaca'yı seviyorum!" Demesi ile yüzüne bir yumruk yedi.
"Senin ecdadını sikerim ulan ben!" Yakasından tuttuğu gibi bir yumruk daha geçirirken Batuhan abi yere yapıştı.
"Abi dur!" Diyordu Serap ama nafile. Alparslan ve ben ise bir köşede kollarımızı bağlamış olanları izliyorduk. Derken bir yumruk daha yedi Batuhan abi.
"Ouyy bak bu iyiydi." Dedi Alparslan. Berat abi sert yumruklarını indirirken bizim jüri gibi puanlamamız olağandı.
"Yardım etmeli miyiz?" Dedim Alparslana kararsızca. Dilini damağına vurdu.
"Çık. Hak etti. Hemde bu bir şey değil Berat onu testten geçiriyor." Dediğinde 'hee.' Diyip önüne döndüm. Berat abi Batuhan'ın üzerine çıkmış evire çevire dövüyordu resmen. Ağzı yüzü kanlar içinde kalmıştı. Berat abi durup biraz soluklandı.
"Vursana?! İstediğin kadar vur! Ama sonra düşün olur mu? Bunun bir gerçek oldunu asla değişm.." derken yüzüne yediği yumruk onu susturmaya yetti.
"Sende benim kız kardeşime o gözle bakacak göt var mı ulan!" Diye bağırdı Berat abi.
"Karşına çıkıyorsam var demektir.." dedi gülerek Batuhan.
"Ben o götü bir sikerim.." diyerek sert yumruklar indirdi.
"Abi dur lütfen yeter.." diye yalvarıyordu Serap.
"Karışmak şimdi ayıp olur. Abin dua etsin ben ona bu testi uygulamadım, iyi tanıdığım için." Dedi Alparslan yeniden.
"Berat abi dellendiyse her şey tamam demektir." Diye ortama giriş yaptı abim. Ayla arkasından geldi ama o uykuluydu.
"Hah bizde senden bahsediyorduk kardeşim." Dedi Alparslan. "Şerefsiz insan sözün üstüne gelirmiş." Diye ekledi ardından. Abim ise güldü pis pis. Berat abileri gösterdi kaşları ile.
"Ne oluyo bunlara?"
"Beratın yanlışlıkla eli çarpıyor."
"Allah'ın gücünü hafife almayacaksın kardeşim."
"Alparslan abi bişey yap.." dedi serap abisine dokunmaya korkarak.
"Bişey yok abicim sakin ol o dangalaka bişey olmaz." Dedi rahatlıkla.
"Metehan abi bari sen yap.." şu an Berat abiyi hiç bir güç kuvvet durduramaz diye düşünüyorduk.
"Kusura bakma abicim, en başından hak etti.. off bak bu favorimdi."
"Pizza.." diye açık kapıdan giriş yapan kurye Berat abileri görünce şok oldu. Ve herkesi susturacak aynı zamanda durduracak o cümle geldi Yaren abladan.
"Berat ben hamileyim!"
🐚🐚🐚
BİTTİİİİİİİİĞĞ
İLK SMUT BÖLÜMÜMÜZ HAYIRLI OLSUNNN
👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻
Hadi ilk smutumuzda böyle olsun🤭
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere, öptüm.
😚❤️🔥