"Bundan sonra görürsün o zaman"
DERKEN?
Gözlerimin dedinine bakıyordu. Bende onun gözlerine bakıyordum.
"Fingirdeşmeniz bittiyse artık beni bi salsanızmı diyorum"
Dedi Batuhan. Bu çocuk hem benle Alparslan'ı shipliyor hemde Alparslana kendisi yavşıyordu.
"Batuhan abi sana bi soru sorucam ciddi ciddi cevapla"
Dediğimde arkalarından yürümeye başladım. Batuhan elleri ile Alparslanın götünden tutup kafasını kaldırıp bana baktı.
"Ha gülüm"
"Gaymısın"
Dediğimde güldü.
"Sence? Gaymiyim?"
Alparslanın götünü mıcıkladığını farkettim. LAN KOCAMIN GÖTÜNÜ BIRAK!
"Alparslan abi namus elden gidiyo haberin olsun"
Dediğimde Alparslan omuzundaki Batuhan'ı eğilip zıplayarak havaya fırlattı.
"ANANI SİKİM"
Şaka değil ciddili 10 saniye felan havada süzüldüğünü görmüştüm. Batuhan bok çuvalı gibi yere kapaklandı.
Gülmekten taburu sırtlamıştım resmen. Alparslanında sırıttığını gördüm.
"Ne güzel fırlattın aşkımm"
Dedi Batuhan. Alparslan ona doğru bir adım attı.
"SİKTİR GİT LAN!"
Diye bağırdığında yattığı yerden kalkıp resmen topuklarını poposuna vura vura kaçtı.
Ben ise gülmekten karnım ağrıyordu. Karnımı tutarak anırıyordum.
"Çok mu komik"
Dedi Alparslan. Gülmemin arasından konuştum.
"Belli olmuyormu"
Dediğimde cevap vermeyip yürümeye başladı. Napıyo bu ya! Adımlarımı durdurup arkasından ona baktım. Pardon, götüne baktım.
Oha benimkilerden büyük resmen. Kıskanmadım değil şuan.
"Batuhanın yerinde olmanın hayalini kurmayı bırakta babanı bulmamız lazım."
Arkasından hızlıca adımlayarak yanına ulaştım.
"Batuhanın yerinde olmanın hayalini niye kurayım ben?!"
Diye bağırdım.
Bir adımına ulaşmam için koşmam gerekti resmen. Onun bir adımı benim üç adımımdı.
"Ne biliyim arkam güvende değil nazar değdireceksin"
Ağzım açık kaldı. Bu adamın arkadında bir gözü varda bizim mi haberimiz yoktu?!
"Ne alakası var bakmadım bile"
"Aynen."
Bir kaç dakika sessiz yürüdük. Sessizliği bozan o oldu.
"Sabah ne için bağırmıştın sen?"
HAYIR YA HAYIR YA!
"Senlik bi konu değil boşver"
Yüzüme dik dik bakmaya başladı. Kafamı "ne" anlamında salladım. Dudağının sağ tarafı hafif yukarı kıvrıldı.
"Sivilce iyi kapanmamış bir dahakine düzgün kapat"
Ya SENİN BEN-
Gözlerim irice açıldı elim yanağımdaki sivilceye gitti.
"Abim söyledi değilmi!"
Dediğimde "hmm hmmm" diyerek onayladı. Sey. Sanırım yukseldim... Eve gidince abime ebesini ters gösterecektim.
"Herkeste sivilce çıkıyo?"
Yüzüme eğildi.
"Seninki kafam kadar ama"
"Hiç hoş değil!"
"Bana göre havalar hoş"
Ya bi si-
"Hıı sormadım."
Alakasız bi soru sorasım geldi bismillahirrahmanırrahim ebemle kavuşabilirim.
"Devlerin aşkı büyük olur demişler bu konu hakkında ne düşünüyosun"
Ciddimisin der gibi baktı. Ya tamam kabul gerizekalıyım valla gerizekalıyım yüzüme vurmayın
"Kaç devden hoşlandın"
Oha lan ne diyim ben sadc.şkaydi
Cevap vermedim.
Yüzüme baktı. Ben ise bir ona bakıp bir gittiğimiz yere bakıyordum.
"Ne bakıyon"
Dediğimde tek kaşı kalktı. Bütün romantikliğin içine sıçtım.
"Sivilcene"
Sikecem ha!
"Ya ben senin kıçınla dalga geçiyomuyum?"
"Hani bakmıyodun?"
"Tamam kabul ama senin kasada bakılmicak gibi değil ki"
Diye söylendim.
"Namus elden gitti gidiyor"
Konuyu değiştirmeye çalıştım.
"Nerede bu adam ya!"
Etrafa baktığımda tarla gibi bir yere gelmiştik. Lan biz buraya ne ara geldik?
İleriye doğru baktığımda 6-7 tane asker vardı. Hepside ayakta konuşuyorlardı. Aralarında 2-3 tane kadın askerler vardı. Hayalim...
"Biz nereye geldik?"
"Mehmet komutanım buralarda olmalı."
"Nereden biliyosun?"
"Odasında olmayınca buralara geliyo."
Uzakta çınar ağacı vardı. Orayı parmağı işer işaretleyerek bana gösterdi.
"Baban hep burada kafa dağıtmaya geliyordu."
Gün batımına denk gelmiştik.
Çok güzel bir manzaraydı...
Babamın ağacın dibine oturmuş sırtını ağaca yaslamıştı. Bir eli ile leblebi yiyordu.
Bir anda karşısına çıkıp
"Ben geldiiimmm"
Dedim. Oturuşunu hiç bozmadan ona sarıldım ve yanağına bir öpücük kondurdum.
"Kızım?"
Dediğinde yüzüne baktım.
"Kim getirdi seni?"
"Ayla ile sizi ziyarete geldik. Seni odanda görmeyince Alparslan abiye sordum.
Alparslana baktım o sırada. Alparslanda adının geçtiğini duyunca bana bakmıştı. Yüzünü gün batımına çevirdi. Ben ise ona bakarak konuşmaya devam ettim.
"O sağolsun gerirdi beni yanına."
Babam Alparslana bakıp kafasını onaylar bir şekilde salladı. Alpraslan baş selamı verip önüne döndü.
"Burası çok güzelmiş"
Dedim gün batımını hayranlık ile izlerken. Cevap vermedi.Ortamda ölüm sessizliği vardı resmen. Sadece kuş cıvıltılarının birde yaz sıcağının tatlı gelen rüzgarın ağacın yapraklarının savurulma sesi geliyordu. Çok huzurluydu. Ortamdaki sessizliği babam bozdu.
"Lavin kızım?"
Dediğinde yeniden ona baktım.
"Seninle konuşmam gereken bir konu var."
Gülümsemem sönmüştü. Babam benimle ne konuşmak istiyordu? Meraklı gözler ile babama baktığımda sözüne devam etti. Alparslan bir kaç adım ötemizdeydi. Yani konuştuklarımızı duyabilecek bir mesafedeydi. Gözüm ikidebir oraya kayıp duruyordu.
"Şimdi biliyorsun anneannen annen benimle evlendiği için bizi sevmiyor."
Kaşlarımı çattım.
"Seni, kardeşini ve abinide torun olaraktan görmüyordu."
"Evet?"
"Ben gerizekalılık yaptım. Özür dilerim."
Ne için özür diliyordu? Başımı onaylamaz bir şekilde salladım.
"Anlamadım? Neden özür diliyorsun baba?"
"Sizin hiç bir suçunuz yoktu. Bunun olmasına izin vermeyecektim. Hepsi benim yüzümden. Çocukluğundan özür dilerim lavin."
Diyip beni kendine çekip sarıldı. Ne demek biliyordu? Biliyordu ve sessiz kaldı... ağzım açık duyduğum şeyleri idrak etmeye çalışıyordum ama... olmuyordu. Omuzlarıma ellerini yerleştirip beni kendinden ayırdı.
"Olanlardan haberin vardı..."
"Hayır dayın olacak oros-"
Sözünü tamamlamadan gözlerini kapattı. Sinirlenmişti.
"Her bilmem kimin çocuğuysa cezasını çekti kızım. Dahada çekeceği var merak etme..."
Dudaklarını alnıma bastırdı.
"Senin bir suçun yokki?"
Dediğimde cevap vermedi.
"Sen.. sen hep anneni korumaya çalıştın."
Dediğinde bulanık görmeye başladım. Gözlerim dolmuştu. Boğazım düğümlenmişti. Elimin tersi ile hızlıca göz yaşımı silip gün batımına döndüm.
"Lavin."
Dediğinde cevap vermedim.
"Gözlerime bak kızım."
Dediğinde söylediğini yaparak gözlerine baktım. Babamın gözlerinde hüzün görüyordum. Tamamen duygusuz bi adamın gözlerinde hüzünü bulmuştum...
"Senin suçun değil..."
Sesim fısıltı gibi çıkmıştı. Beni kendine çekip sarıldı. Bu kez tek sarılan o değildi. Bende kollarımı babamın omuzuna dolamıştım.
"Sana söz veriyorum. Onlara gün yüzü göstermeyeceğim."
Dediğinde tuttuğum göz yaşlarımı bıraktım. Dudaklarını saçlarıma bastırdı. Ardından fısıldayarak birşey mırıldandığını duydum.
"Sana söz veriyorum kızım. Asker sözü."
20 yıl önce...
4 yaşındaydım. Beni ananemlere görürmüşlerdi. Annemin önemli bi işi çıkmıştı. Beni bırakacak kimse yoktu. Annemin abimi hastaneye götürmesi lazımdı. Kardeşim eva daha bebekti. Annemsiz yapamazdı. Uzak bir yolculuktan sonra ananemlere varmıştık. Ananem bana tiksinti ile baktığını görmüştüm. Ben ise o zamanlar küçük olduğum için hiç bir şey bilmiyordum. Hiç Bir şeyden haberim yoktu..
"Bu çocuğun burada ne işi var? Boşa masraf ödüyoruz halimize bakın!"
Dedi dedem. Sonrada bana gülerek bakıp
"Neyseki doğum günü harçlıkların bende"
İyi bişey sandım. Bende gülümsemiştim.
"Salak bu çocuk"
Diyip kahkaha attı teyzem. Konuşursam ceza yiyeceğimi söylüyorlardı. Salağın kötü bir söz olduğunu biliyordum. O yüzden gülümsemem sönmüştü. Ardından devam etti.
"Aynı annesi gibi yabani buda"
Dedikten sonra yeniden gülmeye başlamıştı. Çaresizce kolumdaki peluş ayıcığıma sarılarak gülümsemeye çalıştım.
"Lavin, seni gezmeye götüreyimmi?"
Dedi dayım. Gezme sözünü duyduğumda neşelenmiştim. Kafamı olumlu anlamda salladığımda elimden tutarak beni evden çıkardı.
"Gel bakalım küçük kız"
Diyip beni kucağına aldı. En sevdiğim oyuncağım küçük ayıcık peluşum elimdeydi. Babam almıştı bana. Şuan babam görevdeydi. Onu aramak, konuşmak istiyordum. Ama bunu söyleyeceğim için dayak yiyeceğimide biliyordum.
Teyzem dayımın kolundan tutarak ciddi bi ifade ile
"İşini çabuk tut. Çevresi kalabalık canımızı tehlikeye atacak bir şey yaparsan seni yakarım."
Demişti. Çok korkmaya başlamıştım. Kısa yolculuk sonrasında beni bir yere getirmişti.
Terk edilmiş pislik içinde ev gibi bir yere gelmiştik. Odanın köşelerinde hamam böcekleri, Ölü fareler vardı. Duvarlarda akrepler ve kertenkeleler yürüyordu. Çok korkutucu bir yerdi... dayım beni yere indirdi. Gömleğinin eteklerinden tutup çaresice çekiştirmeye çalıştım.
Ayaklarımın dibinden farklı türlerde sayısız böcekler geçiyordu. Korktuğum için kollarımı ona uzattım. Bu hareket 'beni kucağına yeniden al' demekti. Ellerimden tutup beni yittirdiğinde yere düştüm. Avucumun içi soyulmuştu.
"Ah minik kız aahh"
Diyip elbisemi açmaya çalıştı... hızlı hızlı nefesler alıp verirken dayımın elini yitmeye çalıştım. Çok korkuyordum. Bir eli ile ellerimi kelepçeledi resmen. Asla hareket edemiyordum.
Elbisemin arka fermuarını açıp beni sırt üstü sertçe yere yatırdı. Elbisemin ön kısmından tutup aşağı doğru çekince elbisem ayaklarımdan çıkmıştı. İç çamaşırlarım ile kalmıştım. Çaresizce bağırışlarım fayda etmiyordu. Kimseler yoktu etrafta.
Diğer eli ile ağzıma sertçe bastırıp dişlerinşn arasından fısıldadı...
"Sesin çıkarsa seni öldürürüm!"
Tam o sırada yere hızla değen adım sesleri odada yankılanmaya başladı.
"BIRAK ONU OROSPU ÇOCUĞU!"
Diye bağırdı Erdem amcam (alparslanın babası) elindeki tabancanın namlusunu tam olarak üstümde olan dayımın başına dayamıştı... Erdem amca dayımın yakasından tutup duvara fırlattı.
"UTANMIYOMUSUN EL KADAR KIZ LAN OROSPUNUN ÇOCUĞU!"
Tam o sırada eve Alparslan girdi.
"İyimisin?"
Dediğinde göz yaşlarım arasında kafamı onaylar şeklinde salladım. Elimden tuttu. Göz yaşlarım bitmek bilmiyordu. Alparslan beni ayağa kaldırdı. Arkasını dönüp hafif eğildi.
"Atla!"
Dediğinde küçük kollarımı çaresizce Alparslan'ın boynuna doladığımda doğrulması ile ayaklarım yerden kesildi. Alparslan beni sırtlamıştı. Erdem amca hala o adamı dövüyordu.ben sırtındayken dışarıya doğru koşarak çıkardı. Eğer Erdem amca ve Alparslan bir kaç dakika geç kalsaydı...
Günümüz Lavin...
O günden beri asla ananemlere gitmek istemedim...
Gün batımına dalmış bir şekildeydim. Etrafıma bakarak elimde tuttuğum saklama kabını aramaya başladım. Kucağında tuttuğumu farkedince alıp babama gösterdim. Göz yaşlarım arasında gülümseyip
"Browni?"
Dediğimde babamın dudağının sağ kısmı yukarı kıvrıldı. Gülümsüyordu. Babam gülümsüyordu! Mehmet gündoğdu gülümsüyordu...
Babam arkasını dönüp Alparslana baktı. Alparslan babamda bir hareketlenme görür görmez direkt gözü bize kaydı.
"Damat sende gel"
Damat mı- DAMATMI DEDİ O? YANLIŞ DUYMADIM DEĞİLMİ?
Gözlerimi fal taşı gibi açıp bi alparslana bi babama baktım. Babam ise dudakları daha çok yukarı kıvrıldı. Alnından öpecem şimdi bu adamın. Ama çok utandım. Alparslanda şaşırmıştı damat dediğinde.
"Sağolun komutanım siz yiyin afiyet olsun"
Dedi Alparslan.
"Eeh... baba benim gitmem lazım ayla beni arıyordur."
"Tamam kızım sen git ben biraz daha oturacağım."
Babam Alparslan'a baktı. Alparslan babamın hareketliliğini görünce hemen babama bakıp cevap bekledi. Babam sadece üç saniyelik bir bakış attı. Alparslan'a birşey dememesine rağmen
"Emredersiniz komutanım"
Diyip baş selamı verdi.Babama sarıldıktan sonra ayağa kalkıp üstümü sirkeleyip alparslana doğru yürüdüm. Yüzümde hiç mimik yoktu. Çünkü az önce babamın beklenmedik hareketi yüzüne utançtan taburu sırtlayabilirdim.
Alparslanın yüzünde güller açıyordu resmen.
"Ne gülüyon ya"
Dediğimde resmen içine sığdıramadığı gülmesini saldı. Gülmemek elde değildi. Sırıtarak
"Neye gülüyosun"
"Kızardın"
Dediğinde ellerim yanaklarıma doğru gitti. Yanaklarım resmen yanıyordu! Yüzümü öbür tarafa çevirdim.
Abimin ve aylanın bize doğru yürüdüğünü gördüm. İkisininde yüzü gülüyordu.
"Noldu lan"
Dedi alparslan.
"Gülmiyimi oğlum"
"Gül gülde yüzünde güller açıyo kardeşim nazar değicek bak"
Abim işaret parmağını yanağına bastırıp dudaklarını büzdü.
"Yaaaa Alparslannnn"
Dedi abim. Ayla bunu duyunca kahkaha atmaya başladı.
"Siktir git lan göt"
Dedi Alparslan. Ayla bana vurarak anırmaya başladı. Tek kaşımı kaldırıp gülmesinin bitmesini bekledim. Benimle birlikte abim ve Alparslan'da garip bakışlarla aylanın gülmesini bekliyorduk.
"Siz nereye"
Dedi abim.
"Babamın yanından geliyoruz sizin yanınıza."
Dedim. Ardından Alparslan konuştu.
"Ya siz?"
"Bizde Komutanımı arıyorduk."
Babam taburdayken 'baba' diye hitap edilmesini tabiki kabul etmiyordu. O yüzden abim komutanım diyordu.
"Yalnız kalmak istiyo abi"
Dediğimde kafasını onaylar bir şekilde salladı.
"Abi ben ne öğrendim bugün biliyomusun!"
Dedi neşeyle Ayla. Merakla aylaya baktığımda konuşmasına devam etti.
"Berat abi evleniyomuş!"
Dediğinde abim alparslan aynı anda
"Ciddimisin"
Dedi. Abim Alparslanın ensesine vurdu.
"Seni doğurtan ebenin evveliyatından ecdadından erbabından üst üste koyup sallandıra sallandıra döndüre döndüre..."
Derken kendini durdurup ensesine elini koyarak gözünü kapattı Alparslan.
"Sen neredem öğrendin?"
Dedi abim. Alparslan orda abimin yedi ceddine girişirken abim ve Ayla hiç umursamadan konuşmaya devam ettiler.
"Serap söyledi. Bende ilk duyduğumda şok oldum en son aldatıldığı için asla ilişki istemiyorum diyordu"
Dedi Ayla. Alparslan konuşmaya başladı.
"Magazine gerek yok"
Dediğinde abim gülmeye başladı.
"Merak eden siz değilmisiniz bizde bildiğimizi söylüyoruz işte?"
Dediğimde abim,
"Yanlış anladın abici..."
"Sus bana abicim deme abi hem anlatmamızı istiyosunuz hemde laf sokuyosunuz"
Alparslan şaşırmış bir şekilde bana bakıyordu.
"Neden sevgili yapmıyorsun sorusunun cevabı olsun buda"
Dedi abim. Saçımı savurarak Aylanın koluna girip onu çekiştirerek önden kapıya doğru gitmeye başladık.
"Bunlarada iyilik yapılmıyo"
Dedi ayla. Arkama baktığımda abim, cebinden çekirdek çıkarmış, Alparslanın koluna girmiş sohbet ede ede geliyorlardı. Abim ona baktığımı farkedince,
"Düğün ne zaman nerede olacak?"
Dedi. Aylaya ne kadar sus desemde dayanamayıp cevap verdi.
"Pazartesi günü '...' düğün salonunda olacakmış. İnşallah denk getirebilirsiniz"
"İnşallah. Denk getiririz getirmesinede ne olur ne olmaz yılanın deliğinden çıkacağı zaman belli değil hazırlıklı olmamız lazım "
Dedi Alparslan.
"Hangi yılanlar sarı hediye paketi olanlarmı"
Diyip kahkaha attı abim. Arkamı dönüp işaret parmağım ile abimi gösterip göz kırptım.
"Bu iyiydi"
Dedim.
"Bugün bir işiniz varmı?"
Dedi abim.
"Benim yok"
Dediğimde Ayla başı ile onaylayıp "benimde yok" dedi. "O zaman adana kebap gömermiyiz?" Dedi abim alparslana bakarak. "Bana uyar" diye onayladığında abim, "bendensiniz yoksa yemem" dediğinde Alparslan güldü.
"Yok. Aramızda paranın lafı olmaz kardeşim ayıp ediyosun."
Dedi. Bugünüde böyle bitirmiştik.
🐚🐚🐚
OOHH NENNİ KOÇARİİ KOÇARİ KİMUN YARİ OOHH NENNİ KOÇARİİ KOÇARİ BENUM YARUM!
Şu sıralar dilimden düşmez oldu😂😂😂
Helüüüğğğ yine biiiizzz beratın düğününde çok güzel şeyler yapmayı düşünüyorum. Ama üzüleceğimiz sahnelerde OLABİLİR maalesefki:)
Lavin Alparslanın tadını çıkar yavrum🤭🤭
Okuduğunuz için teşekkürler kitaba oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayııın 💗