İçeriğe geç

LAVİNİALP

Bölüm 15 · 13 dk okuma

LAVİNİALP

Bölüm 15

15. Bölüm

Hellooo bebitolu milkshakelerim🍯

Nasılsınız umarım iyisinizdir!

Kimin bedduası tuttuysa Allah onun cezasını versin

İzlenmelerim düştü bokunda boğulasın emi🎀

Sevgi sözcüklerim bittiğine göre bölüme

Geçebiliriz iyi okumalar!

💗

—-

Oh birde!

Lütfen hikayemi oylarmısınızz? Bide yorumlarınızı

Çok merak ediyorum bol bol yorum yapınn🥹🙏🏻💛

🎀

~Yazarın anlatımı ile~

Alparslan, gece saat 03;25'te çalan telefonu ile uyanmak zorunda kalmıştı. Telefonu eline alıp daha tam açılmamış gözlerini aralayıp arayan kişiye baktığında 'Mehmet Albay' yani Lavin'in babasının aradığını gördü. Ya Lavin'in yokluğunu anladı ise diye düşünüp durdu.

Korkmuyordu. Lavin için korkuyordu. Lavin'e zarar vermesinden korkuyordu. Çünkü Mehmet komutan, fazlasıyla ters bir insandı. Aşırı zor anlaşılırdı. Ne istediğini her zaman bi kendisi bilirdi, ama çıldırtmak için asla ne istediğini söylemezdi. Lavin'e yeni yeni yaklaştığını görüyordu. Lavin'in kendisinden 5 yaş küçük olan 19 yaşındaki kız kardeşi Eva, evden kaçtığı günden beri Lavin ile doğru düzgün konuşmuşluğu yoktu. Ne olursa olsun tüm suçu Lavin'in üzerine atan Eva'ya inanmışlardı.

Hiç bekletmeden ismi gördüğü gibi telefonu açıp kulağına yerleştirdi. Ve sanki hiç uyumamış, o aramayı bekliyormuş gibi "Emredin komutanım."Dedi. Ne kadar yorgun olsada sesi sert çıkmak zorundaydı.

"Timi topla. Sınıra gideceksiniz." Dediğinde

"Baş üstüne komuta..." Derken yüzüne kapanan telefon ile bir küfür yuvarladı ağzının içinde. Ne kadar sinirlensede, en nefret ettiği hareketlerden olsada sonsuza kadar saygı duyuyordu, zorundaydı. Bu küfürü Mehmet Komutanına değil, sinirine etmişti.

Hemen yan tarafına döndü. Baktı, bakındı. Ama Lavin yoktu? Kıyafetleri yerde dağınık bir şekilde duruyordu. Onu görünce Lavin'in gitmediğini anlamıştı. Ama yanında değildi? Alparslan oturur bir hale geldi. Ayağa kalkıp kollarını iki yana açarak esnedi. Ve yeniden arkasına dönüp bir göz attı.

Ve farketti ki; Lavin onun sırtının tam arkasına bir yere pusmuştu. Alparslan'ın sırtına sığınmıştı. Alparslan bu görüntüyü görünce yüzünde anlam veremediği bir tebessüm oluştu. Yatağın yanına çöküverdi. Lavin iki elinide kalbinin üzerine koymuş yüzünün yarısını yastığa, yarısınıda Alparslan'ın sırtına gizlemişti. Ama Alparslan o yataktan kalkınca yüzü açıkta kalmıştı. Bir kaç sarı saç tutamları düşmüştü yüzüne. Dizlerini karnına kadar çekmiş, yanındaki boşluğu uykusunda farketmiş olacak ki kıpırdanmaya başladı. Bu onu üşütmüştü. Ani bir şekilde uykusunda irkilince Alparslan ellerinden tutup sakinleştirmeye çalıştı.

Telaşlanmıştı. Yüzündeki tebessümü hemen silerek "Şşhh tamam tamam.." diyerek ona hafif bir şekilde sarıldı. Lavin çok korkuyordu.

Sevdiklerine bir şey olmasından, anne tarafından, en büyük kabusu olan dayısından ve en büyük korkusu olan Hissizliğe kapılmaktan..

Çok kırılmıştı. Kırmışlardı. Ve Alparslan, kırıldığının farkındaydı. Sadece annesi, Esra teyzesi, Ayla, Serap ve Yaren ablası gibi asker yareni olmak istemişti. O ise yenilmişti. Bu yüzden aşka olan inancı kalmamıştı. Olan olmuştu. Olması gereken yerde olmadığı için istemiyordu artık Lavin, Alparslan'ı. Alparslan ise hala kararsızdı. Oda korkuyordu. Yıllardır sevdiğini asla kabullenmemişti. Şimdi ise onun için her şeyi yapmaya hazırdı.

Alparslan, kendi telefonunu çıkarıp düzgün bir yere geçerek Lavin'in en masum duran uyurkenki halini çekmişti.

Bu çektiği fotoğrafa ömrü boyunca bakabilirdi. Ölünür diye düşündü Alparslan. Gerçektende düşündüğü gibi bu kıza ölünürdü. Kocaman olan nasırlı eli Lavin'in yüzüne düşen saç tutamlarına gitti. Sanki incinmiş bir kuş severmişçesine kulağının arkasına yerleştirdi. Çok güzeldi. Ona ait her bir parçası. Sarılarına bitiyordu. Yüzündeki tebessüm dahada büyüdü. Lavin rahatsızca kıpırdanmaya başlayınca hemen ayağa kalktı.

Uyandığında karşısında ilk Alparslan'ı görünce sorun çıkarabilirdi. Geriye çekilip bi baktı Alparslan. Masumluğuna dayanamayıp yanağına tüy kadar hafif bir öpücük kondurdu. Ardından bir kere daha öptü. Ardından bir kere daha.. 3 kere öpmüştü tamı tamına.

1. Dayanamadığı için, 2. Onu affetmesi için, 3. ise göreve gideceği, onu yalnız bırakacağı içindi...

Ardından oyalandığı aklına gelince hemen ayağa kalktı. Time yazmak için kendi aralarında kurdukları ve görev anında konuşmaları için kurdukları gruba girdi.

YARA TİMİ (Whatsapp grubu)

Siz

(3;34)Asker

Metehanım

Emredin komutanım.(3;34)

Beratım

Emrinizdeyiz komutanım.

Kartal teğmen

Emredin komutanım.

Canım Doğan (Asb. K.Ç)

Emredin komutanım.

Aybars Özoğul (Asb. Ü.Ç)

Emredin komutanım.

Tolga Sarıca (Asb. K.Ç)

Emrinizdeyiz komutanım.

Tuğsem Aydın (Asb. Ü.Ç))

Günaydın, Emredin komutanım. (3;37)

Siz

Metehan uyandır şu gusülsüzü

Metehanım

Emredersiniz komutanım. (3;39)

Batuhanım

Emrinizdeyiz komutanım! (3;42)

Siz

Günaydın güzelim.

Nasıl uyumuş benim camışım?

Batuhanım

Siz uyandırana kadar kötüydü

komutanım.

Siz

ne yapmalıymışsın?

Batuhanım

7/24 sizden haber beklemeliymişim

komutanım.

Uyumamalıydım komutanım.

Siz

Güzel.

Berat Yaren yengeye söyle Ayla'yı

bizim eve göndersin

Beratım

Emredersiniz komutanım.

Canım Doğan (Asb. K.Ç)

Tuğsem hadi biraz hızlı bekleyen var

(Tuğsem "👍🏼" ifd. bıraktı.)

Tolga Sarıca (Asb. Ü.Ç.)

Neden hızlı oluyo nereyi bekliyorsunuz

Aybars Özoğul (Asb. K.Ç.)

Harbi bende merak ettim şimdi.

Canım Doğan (Asb. Ü.Ç)

Hayırdır?

Tuğsem Aydın (Asb. K.Ç.)

Seni nasıl öldüreceğimide merak etmek ister misin Aybars?

Aybars Özoğul (Asb. K.Ç)

Öleceksem senin elinden öleyim be Asenam!

Beratım

Ebenizi bekliyolar siktirtmeyin lan ecdadınızı!

Kusura bakmayın,

Tuğsem Aydın (Asb. K.Ç)

Sorun değil komutanım.

Siz

Siz iyi bi boş yaptınız gibi.

30 dakika içerisinde buluşalım.

Aybars ve Tolga, Siz 30 saniye içerisinde

ortamda bulunun.

Aybars Özoğul (Asb. Ü.Ç)

Emredersiniz komutanım.

Tolga Sarıca (Asb. K.Ç)

Baş üstüne komutanım.

🐚

Alparslan mutfakta oturduğu yerden kalktı. Üniformasını giyinip gitmesi gerekiyordu. Yeniden kendi odasına girdi. Ancak Lavin'in titrediğini farketti. Donuklaşarak dün açtığı klimanın derecesini yükseltti. Klimanın vurduğu soğuk hava yavaştan ılık hava vurmaya başlayınca klimayı yerine bıraktı. Ardından arkasını döndüğünde Lavin'in yere atılmış kıyafetlerini farketti. Hemen daha çıkarıldığı gibi duran eteği yerden aldı ve katladı.

Aklına dün gece geldi. Sadece bir hareketle eteğin, kalın bacaklarından aşağı doğru süzülüşü geçti gözünün önünden. Ardından Alparslan'ın onun sütyenini çıkartırkenki sıcak ve beyaz teni, iki yana savrulan sütyen çıtçıtları..

Alparslan bunları düşündükçe işler yolunda gitmemeye başlamıştı. Boğazını temizleyip yutkundu. Bir Lavin'e. Baktı birde ellerine. Bu eller dün gece o kadının tenine değmişti...

Eteği katlayıp komidinin üzerine bıraktı. Ardından o üstündeki beyaz cropada aynısını yaptı. Sıra en son, Lavin'in bordo sütyeni'ne gelmişti..

Alparslan eline elinde evirip çevirerek incelemeye başladı. Ardından çıtçıtının tam yanındaki etikete takıldı gözleri.

90 B...

Alparslan yüzündeki piç gülüşü ile elindeki sütyene daha fazla bakındı. Parmakları sütyenin iç tarafında dolaştı.. dolaştı..

Lavin'in göğüs tarafına kaydı gözü. Meme uçları belli oluyordu. Tişörtün yaka kısmı biraz açık olduğu için çatalı görünebiliyordu. Ve tişörtün etekleri beline kadar sıyrıldığı için kalçaları ve belide açıkta kalıyordu...

badem elması büyük bir şekilde hareket ederek yutkundu. Sonra düşündü.

"Ben napıyorum amına koyayım?!" Diye küfür ederek geçirdi içinden. Ve düzgün bir şekilde katlı kıyafetlerin üzerine yerleştirdi.

Lavin aslında ne dese haklıydı diye düşündü. Çünkü Alparslan ona ilk başta istemediğini ve şuan ona gelmesini istiyordu. Araya Damla ve Aras'ta girişince olaylar iyi bir açılmıştı.

Aslında Damla tamamen boştu yanlarında. Ama anneleri öyle bir anlaşmışları ki Alparslan'a resmen 20 yıldır evli kadınlar gibi peşinde dolaşıyordu.

Alparslan ona onu istemediğini söylesede Damla, elbet bir gün sever dercesine yapışıyordu. Damla güzel bir kızdı. Tercihlik kızdı aslında ama Alparslan'a göre değildi. Lavin kendisinden soğuduktan sonra her şeyin farkına varmıştı. Artık Lavin istermiydi gerisi malumdu ama ne yaparsa yapsın asla bu işin peşini bırakmamakta son derece kararlıydı Alparslan.

Hiç bir zaman bırakmadığı gibi.

Şimdi ise göreve gitmek için hazırlanıyorlardı. Alparslan odasına girip askeri üniformasını aldı. Ve Lavin'in rahatsız olmaması için anne ve babasının odasında giyinmeye başlamıştı.

Sınırdalardı. Sürekli göreve gidip geliyordu. Lavin ile evlendiğinde onu yalnız bırakmaktan, başına kötü bir şey gelmesinden korkuyordu. Hatay kötü bir yerdi. Arada görevi Suriye sınırında arada Mardin, Diyarbakır, Urfa, Van ve Adana gibi sınırlarda yerine getiriyorlardı görevlerini. Onlar şehit olmaktan değil, sevdiklerine yokluğu alıştırmaktan korkuyorlardı.

Alparslan son bir kez odasına, yani Lavin'e bir bakış atıp evden çıktı. Tam kapıyı açtığında karşısında Ayla'yı gördü.

"Gidiyormusunuz?"

Dediğinde Alparslan kafasını salladı. Ayla ona kırgında olsa onun kız kardeşi olduğu için dolu gözler ile kollarını abisinin boynuna doladı. Alparslan ise hiç beklemeden ellerini Kız kardeşinin belime doladı. Ayla'da seviyordu. Hatta bu geve Metehan'ın yanında kalmıştı. Ama bunu Alparslan bilmiyordu. Berat abisi oyun oynamıştı. Alparslan bu oyunu öğrenirse çok kızıcaktı ve bunların farkındalardı. Ayla geriye bir adım atarak abisinden ayrıldı.

"Lavin nerede?"

"Odamda." Dedi sadece. Ayla'nın küçük ellerimi büyük avucunun içine aldı. Ve gözlerine hüzünle bakıp ilk defa yalvarırcasına konuşmaya başladı.

"Onu yalnız bırakma. Ne olursa olsun yanında dur, uyandığında eğer bir şey hatırlamazsa üstünü senin değiştirdiğini söyle. Hatırlarsada zaten yanlış bişey yapmadım sadece tişörtünü giymesine yardımcı oldum. Dikkatli olun. Sana, size güvenim sonsuz. Ve ne olursa olsun o Aras piçinden uzak tut Lavin'i."

Dediğinde Ayla'nın ağzı açık kalmıştı. En son ağzını kapatıp bişey diyemeyip kafasını onaylar şekilde salladı. Sonra Alparslan, Ayla'nın başına ufak bir öpücük kondurdu.

"Tekrar söylüyorum. Sana ve size güvenim sonsuz Ayla. Dikkatli olun."

"Tamam." Dedi Ayla sadece. Alparslan onaylar şekilde kafasını salladıktan sonra binanın dışına çıktı. Ayla Alparslan'ın odasına girdiğinde yatan bir Lavin gördüğünde şaşırmamıştı. Saat daha fazlasıyla erken olduğu için haliyle gece korktuğu ve uyuyamadığı için Metehanın yanına gittiğinde sadece 1-2 saat uyuyabilme şansı olmuştu.

O yorgunlukla hiç bir şeyi umursamayıp klimalı odanın içindeki iki kişilik yatakta Lavin'in yanına kıvrılarak uyumaya başlamışlardı.

🐚🐚🐚

Gözlerimi hafif aralamaya çalıştım. Ancak üstüme çöken yorgunluk ve yoğun baş ağrım kafa tasımı çatlatacak hale gelmişti.

Neydi bu benim yorgunluğum?

Arkamı döndüğümde kimseyi görmememle şaşırdım. Hemen doğrulduğumda başıma resmen kramp girmesi bir olmuştu.

Dün gece en son içmeye gitmiştim?

Sonra şarkı çalmaya başlamıştı...

Sonra ben dans etmeye başlamıştım..

Sonra Alparslan ile mükemmel bir şekilde öpüşmüş-

Lan? Bi dakika. NE? LAN BİZ ÖPÜŞTÜK MÜ ŞİMDİ? Ee neyiz bi şimdi? TÖVBE!

Hemen doğrulduğumda baş dönmesi ve göz kararması sonucu geri yerime oturdum.

Ayağa kalkıp mavi eteğimin fermuarını açarak bacaklarımdan aşağı süzülmesine izin verdim. Boğazını sertçe temizleyip kafasını öbür tarafa çevirince anlamamıştım ne olduğunu.

"Tişört?" Diye bir soru yönelttim sadece sütyenle duruyordum.. gözlerim yüzünden ayrılmıyordu. O ise bakmamaya özen gösteriyordu. Ve ben bunun farkındaydım.

Kafamdan geçirilen tişört ile otomatikten kollarım kalktığında kollarımı geçirmeden beni durdurdu. Yüzüme yaklaşmaya başladı... nefesi dudaklarıma çarpıyordu. Bu kadar etkileyici şekilde davranması normal miydi? Yoksa ben mi çok çabuk kanıyordum..

Büyük elleri bel oyuntularımdan başlayarak sırtıma doğru ilerledi ve sütyenimin askılarında parmaklarını hissedince hemen geri çekilerek kafama geçirilmiş tişört ile göğüslerimi kapatmaya çalıştım.

"Tamam.. tamam, bişey yapmıyorum yanlış anladın." Diyerek elini teslim olarak havaya kaldırdı.

"Ne yapmaya çalışıyorsun?" Diye bir soru yönelttiğimde

"Üstünü giyinmene yardım ediyorum. Halledebilirsen kendin yap" dedi. kolumu kaldıracak gücüm yoktu. Salak salak bakmaktan başka yapabildiğim bir şey yoktu. yeniden ellerini sırtımın arkasından geçirerek sütyenimin çıtçıtını açtı. Gözleri gözlerime kilitlenmişti. Dudaklarım ve dudaklarının arasında sadece birbirine çarpışan nefeslerimiz vardı.

Sütyen askılarımı omuzlarımdan aşağıya indirerek tişörtümün kollarını kollarımdan geçirdi ve düzeltmeye başladı.

Bana bakmamaya özen gösteriyordu. Önümde diz çöktüğünü görünce fazlasıyla şaşırmıştım. Diz çökünce sadece benden biraz kısalıyordu. Elindeki şortu bir ayağımdan geçirdi. İnatlaşmalarım sonucu şortu giydirmeyi başarmıştı.

"Bu arada.. senin şu kan şeyin bitti mi?" Diye bir soru yönelttiğinde boka bakar gibi baktım. Ciddi mi?

"Onun üstünden 1 buçuk aydan fazla geçti Alparslan. Daha ondan sonra bir kez daha olup bitti." Dedim.

Sonrasını kesik kesik hatırlıyordum. Yatağa geçtiğimde tam üzerimi örtecekken kolumu boynuna sarıp onu kendime çekip sımsıkı sarılarak uykuya daldıktan sonra başka bir şey hatırlamıyordum..

REZİLLİK! Bakın tek kelime ile tamamen, REZİLLİK. Öncelikle hangisine utançlık krizine gireyim..

Herkesin içinde dans etmememi?

Dans ettikten sonra onu öpmeme mi?

Bordo sütyenimi görmesine mi?

Adamın kedili baksırımı görmesine mi?

Regl'imin bittiğini sormasına mı YOKSA YANIMA ÇEKİP ONA SARILARAK UYUMAMAMI!!!

Daha nasıl yüzüne bakardım?

Hemen ayağa kalkarak mutfağa girdiğimde Ayla'nın kahvaltı ile uğraştığını gördüm. Kafasını benim olduğum yöne çevirip bana bi bakış attı ve gülümsedi.

"Günaydın uykucu"

Alparslan neredeydi?..

"Ayla!" Dedim korku dolu titreyen sesim ile. Ayla bu tepkimi görünce yüzündeki tebessüm silindi ve anında yanıma ışınlandı.

"Lavin?"

"B..ben b-biz Alparslan'la.. dün gece.. Öpüş.. o beni.. çıplak.. beni giyd.."

"Şş tamam gel bi otur dur önce bi sakin ol"

Dedi beni sandalyeye oturttu ve bir bardak su verdi. Titreyen ellerim ile sudan zar zor bir iki yudum aldıktan sonra masanın üzerine bıraktım. Korkumdan konuşamıyordum..

"İyimisin? Ha iyimisin kendini yorma"saçlarımı geriye doğru taradı. Terlemiştim. "Dün geceyi hstırlıyor musun?"

Derin bir nefes aldıktan sonra anlatmaya başladım.

"Dün beni istediğini söyledi ben ise inanmak istemeyip yalnız kalmak istedim içmeye gittim sarhoş olmuşum heralde" Ayla kaşlarını çatmış kafasını onaylar şekillerde sallayarak beni dinliyordu.

"Sonra.. sonra sanırım o sarhoşluk ile Alparslanı öpmüştüm..."

"NE! Abim? Abim be yaptı peki?" Hatırlamıyorum! Lanet olsun ki hatırlamıyorum tam o anı!"

"Lavin sen abimi istiyormusun?.."

Derken telefonuma bir bildirim geldi.

——-

Bilinmeyen numara

1.Foto…

(Alparslan ile Lavin’in dün gece mekandaki fotosu, fotoğraf konulmuyo, üzgünüm)

Bilimmeyen numara;

Hmm..

Açık olmak gerekirse.. bu fotoğraf beni

çok kırdı Limonlu şeker:)

Eğer.. saat 4'te Esat marketin önüne gelmezsen

Bu fotoyu babana gönderir, o çok sevdiğin

yavuklun mesleğinden ederim.

(Görüldü.)

Bilinmeyen numara;

Saat doluyor şekercik, sorgulamaya

vakit yok;)

Tik.. tak.. tik.. tak!

————

"Bu.. bune?..."

Hangisine şaşıracağımı bilememiştim... Alparslan'ın öpüşüme karşılık vermesine mi? Bu fotoğrafın hangi ara çekildiğine mi? Yoksa bu numaranın kim olduğuna mı..

Her şey üstüme fazlasıyla geliyordu..

Elim ile burun direğimi, şakağımı ve başımı okşayarak baş ağrımı geçirmeye çalışıyordum. Zar zor nefes almaya başlamıştım. Artık dayanamayıp gözümde duran göz yaşlarımı salıvermiştim. Yanaklarıma hücum eden göz yaşlarımı görünce Ayla, hemen telefonu elimden alıp mesajlara baktı.

Limonlu şeker.. şekercik... Esat market?

Çok tanıdık geliyordu?! Esat market Damla'nın çalıştığı marketti...

"Siktir!"

Oda neye şaşıracağına karar verememişti. Anlamıştım.

"Napıcağız?!"

Dediğinde göz yaşlarım arasında ona baktım. Bulanık görüyordum. Takatim kalmamıştı.

Ayağa kalkarak telefonu aldı ve bir kaç tuşa bastıktan sonra kulağına koydu.

"O kim?!" Dediğimde cevaplamadı ilk başta.

"Siktir, siktir!" Dişlerinin arasından ettiği küfür ile telefonu masaya savurdu.

"Ayla kimi aradın!"

Dememle telefonu çaldı. Ekranına baktığımda başlıkta

'Abiciğim🤍'

Yazdığımı gördüm.

"Alparslanı mı aradın?!" Diye hayretle konuştuğumda

"Başka çaremiz mi var?"

"Ayla hayır söyleme! Lütfen hayır söyleme"

Diye göz yaşlarım arasında konuştuğumda bana hüzünle baktı. Kafasını onaylamaz şekilde salladı. "Yalvarırım lütfen.." diye söylediğimde onunda gözleri doldu.

"Lavin yapma... abime ve Metehan'a söyleyelim yapma.."

Korkuyordum... artık bitsin bu çile nerde kaldıysam oradan yaşamaya devam etmek istiyordum.. Telefonu çalıyordu hala. Telefonu açıp kulağına yerleştirdi.

"Alo"

Göz yaşlarım etrafı sel götürürken kafamı onaylamaz şekilde salladım.

"İyiyiz abi sen nasılsın"

***

"Bizde iyiyiz kahvaltı yapıyoruz."

***

Hüzünle gülümsedi.

"Uyandı. Kahvaltı yapıyoruz." Gözleri irice açıldı. Onun bu tepkisini görünce bende paniğe kapıldım. Hemen ayağa kalkıp telefona yaklaştım.

"O nasıl oldu? İyi mi? Biraz onunla konuşabilir miyim?" Dediğinde hemen ayrılıp kafamı onaylamaz şekilde sallayarak yüzümü buruşturup boğazımı sıvazlar hareketler gösterdim. Kafasını onaylar şekilde salladı.

"Boğazı ağrıyormuş. Kendimi pek iyi hissetmiyorum dedi."

Yeniden telefona yaklaştım.

"Siktir. Klimayı açık bıraktığım için üşütmüş olmalı." Dediğinde daha çok göz yaşlarım akmaya başladı. Beni merak edip beni düşünüyordu...

"Olmazsa bi hastaneye gidin."

"Bi bakalım. Şimdi ben anneme söylerim mis gibi tavuk çorbasından yapar. Hiç bir şeyciği kalmaz"

"Banada bırakın bari." Dediğinde gülmüştü Ayla. Hüzünlü bi tebessüm ile dimlemiştim.

Ya o fotoğrafı babama atarsa?

Ya babam Alparslan'ın askerliğini yakarsa...

Babamdan nefret ediyorum.

"Ayla. Lavin'i yalnız bırakma. Ne olursa olsun yalnız bırakma."

Dediğinde resmen dizlerim kırılmıştı.. hissetmiş miydi? Yada öğrenmiş miydi?

Haberin yok, ben ölüyorum...

"Abi ben seni sonra arayayım mı?"

***

"Tamam sende Allah'a emanet ol."

***

"Tamam dikkat edeceğim abi hadi!"

Telefonu masanın üzerine fırlatırcasına savurarak dirseğimden tuttu ve beni ayağa kaldırmaya çalıştı.

"Alparslan'ın mesleği benim yüzümden yanıcak.." diye sesli bir şekilde ağlamaya başladığımda

"Böyle güçsüz olamazsın!" Diye sertçe çıkıştığında göz yaşlarım arasında ona baktım.

"Gidecek kadar saf değilsin değil mi Lavin?"

Kafamı onaylamaz şekilde salladım.

"Ama gitmesem.."

Gitmesem Alparslan mesleğimden olabilirdi...

"Salak saçma olaylar yüzüne kendini güçsüz göstermene gerek yok Lavin!

"Hadi beni geçiyorum. Benim hayatım zaten mahvolmuş. Abin?" Güçsüz bir şekilde masanın üzerindeki suyu alıp bir yudum daha aldım. Hıçkırıklarım arasında su içmekte zorlanıyordum.

"İkinizede bir şey olmayacak!"

"Aklıma bir plan geliyor ama.." dediğimde kafasını 'ne' der gibi salladı ve meraklı gözler ile bana bakmaya başladı.

"Aras'a söyleyeceğim. En azından numarayı sorgulasın.." hemen kafasını onaylamaz şekilde salladı.

"Saçmalama.. karıştırma şimdi Aras'ı falan. Kimseye ihtiyacımız yok. Olmayacakta!" Kafamı yere eğdim. Gerçekten ne yapacağımı bilmiyordum.

Benim yüzümden bir insanın mesleği yanamazdı.. Ayla yanıma geldi omuzuma elini koyarak konuşmaya başladı.

"Salak saçma tehditlere boyun eğecek kadar güçsüz değiliz biz Lavin. Senin asker çevren var."

Diye şefkatle konuştuğu zaman telefondan cızırtılı bir ses yükseldiğinde ikimizde buza kesilip dumura uğradık..

"Siz tehtid mi edildiniz?!"

🐚🐚🐚

Bana mutlu bölüm yazmak haram gibi

bişey heralde🥲

bunlar son üzücü bölümlerr🙏🏻

Bu bölümde kitabın konusu biraz daha belli olmuştur diye umuyorum. Çünkü baya hikayeye şimdilik dahil olmayan karakterlerden bahsettik.

Sizce nasıldı?

Tam 2570 kelime yazmışım. Biraz uzun oldu.

Umarım sıkılmamışsınızdır bir dahaki bölümde görüşmek üzere💗

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.