İçeriğe geç

LAVİNİALP

Bölüm 12 · 15 dk okuma

LAVİNİALP

Bölüm 12

12.bölüm

HERKESE ME-RA-BA CANLARIIIIIMM🫂

Nasılsınızzz🫶🏻🫶🏻🫶🏻

Büyümeye başlıyoruz farkettiniz miiğ?🥹🫂💕

Sizleri çok çok seviyorum okuyan herkese teşekkür etmek istiyorum VE BÖLÜME GEÇMEK İSTİYORUM EFENİM İZNİNİZ İLE.

☀️

"TABURU BASACAĞIZ."

ne demek taburu basıcaz? ne taburu! Tabur ne? NE OLUYOR?

"Nasıl yani?"

"Madem abim sana rahat vermiyor senden uzak durmak istemiyor.."

Ellerinin birini yukarı birini aşağı olacak şekilde yön vermişti Ayla.

"sende sürekli karşına çıkarsın."

Elerini aynı hizzaya getirdi ve birden elini birleştirdiğinde irkildim. O ise konuşmasına devam etti.

"Ve olay eşitlenir."

Dediğide serap ve yaren abla gaza gelmişti.

"Evet haklı olaraktan yapman lazım Lavin."

Dedi Yaren abla. Haklı olabilirdi. Olmayadabilirdi.

"Lavin kalkar mısın kaldırayım mı?"

"Olma-"

Dediğinde ben daha cevap vermeden Ayla ve serap elimden tutup beni ayağa kaldırdılar.

"Öncelikle şu pijamandan bir kurtulalım..."

🐚🐚🐚

"Ya.. oldum mu ki?"

Boydan aynadan kendime bakıyordum. Beni neye çevirmişlerdi böyle?

"Oldun oldun taş gibi oldun" dedi Serap.

"Maşallah maşallah civcivime!" Dedi yaren abla

"Güzel oldun güzel." Dedi ayla.

Uzun, mavi çiçekli bi etek giydirmişlerdi bana. Dolabımın bir köşesinde sıkıştırılmış duran kıyafetlerdendi. Ne zaman aldığımı hatırlamıyordum.

"Ya.. ben böyle giyinmeye alışık değilim ben bir kumaş pantolon giyeyim." Diye hareketlendiğimde hemen kolumdan tutup bağırmaya başladılar.

"Hayır Lavin!" Dedi yaren abla.

"Hep şort-pantolon-crop döngüsüne takılmışsın sen. Sadece sus ve bize bırak."

Haklılardı. Gerçekten hep şort pantolon crop giymeye alışıktım. Ne yapabilirim rahat giyinmeyi seviyordum. Herbiride suratına birer ciddi ifadeler kuşanmışlardı.

Eğer bizim kızları ciddi görmek istiyorsanız..

Ayla'yı kombin yaparken ciddi görebilirsiniz.

Yaren'i makyaj yaparken ciddi görebilirsiniz.

Serap'ı ise saç yaparken ciddi görebilirdiniz.

Bu üç kişide üç konu kendilerinden önemli olarak var sayıyorlardı.

"Ya doğruyu söyleyin abartılı mı oldu?" Diye telaşla konuştuğumda serap konuşmaya başladı.

"Ya ne abartısı sade bile oldu" dedi serap.

"Sade mi oldu? Değiştireyim o zaman" dediğimde ayla "hayır" diye kolumdan tutup durdurdu. Serapa ise imalı bakışlar attı.

"Ya sade değil abartı oldu demek istedim."

"Abartı mı? Bakın işte değiştireceğim!"

Dedimde Üçüde "HAYIR!" Diyerek üzerime hücum etmişlerdi.

"Serap sus istersen yengeciğim"

"Bencede sus serap!" Dedi sitemle ayla. Serap kafasını yere eğip özür dilediğini belirten mırıltılar çıkardı. Sonra Ayla, sıkıca tuttuğu kolumdaki elleri gevşedi. Yavaşça beni kendisine çevirdi.

"Abim seni görünce peynir gibi eriyeceğine yemin edebilirim." Dediğinde side eyes atmıştım. Ne alakaydı şimdi?

"Ben abin için gitmiyorum." Dediğimde hüzün dolu bakışlar atmıştı.

"Şuan seninle konuşsa ne yaparsın Lavin?" Dedi Yaren abla. Harbi. Ne yapardım? Yüzümü aynaya dönüp yanaklarıma allık sürerken konuşmaya başladım.

"Artık hiç bir şey eskisi gibi değil Yaren abla. Artık sadece abim olarak görüyorum onu. Nede olsa bunu isteyen oydu."

Dediğimde hepsinin buruk bakışlarının üzerimde olduğunu hissettim. Boğazımdaki yumru ile onlara dönüp "Hem.. istemiyorsa istemiyor zorla kendime aşık ettirecek değilim. Ama sevmiştim. Kendimden çok sevmiştim, herkesten çok sevmiştim."

Ne deseler, ne düşünseler haklılardı. Ben bebekliğimden beri Alparslan'dan hoşlanıyordum. Onun beni sevebileceğini hiç düşünmedim. Önceden sevmemiş sonradanda sevmezdi artık.

"Aras'ı seviyor musun?" Dedi bir anda serap.

"Serap!" Dedi yaren abla. Ama sonra oda meraklı gözlerle bana baktı. Üçüde benden cevap bekliyordu. Meraklı gözler ile bakıyorlardı. Ne diyeceğimi bilmiyordum. Kendime gerçekten sormamıştım. Acaba gerçekten Aras'ı seviyor muydum? Yoksa Alparslan için onu kullanıyor muydum..

"Arasla daha yeni karşılaştık. Eskiden benden hoşlanıyordu ve hala hoşlanıyor biliyorsunuz ben asla yüz vermemiştim. Ama şimdi.. garip hissediyorum.. asla eskisi gibi değil."

Kafamı yere eğip konuşmama devam ettim.

"Yani.. Alparslan beni red edince gerçekten gözüm açıldı gibi. Şimdi ise her şey eskisi gibi değil. Baya değişen şeyler var yani farkındayım."

Alparslan'ın bana karşı boş olmayıp bana yalan söylemesi gibi. Aras'ın benden hala hoşlanması gibi.

"Aras mı iyi davranıyordu yoksa Alparslan mı?"

Donuk kalmıştım. Ne diyeceğimi bilmiyordum. Kafamı kaşıyıp dudaklarını büzerek düşünmeden konuşmaya başladım.

"O yokken Alparslan vardı."

Dediğimde aydınlanmış gibi bir surat ifadesi yerleşti yüzüne. Benim yeniden gözlerim dolmuştu. Yaren abla bir anda konuşmaya başladı.

"Amaaaan! Elini sallasan ellisi be? Ne olucak o sarı çiyana gitti diye. Etrafına bak senin için kaç kişi kaç tur atıyor resmen"

Diye imayla konuştu yaren abla. Azda olsa gülümseyip boğazımın düğümüyle konuşmaya başladım.

"Artık eskiye bakmıyorum ya. Ne hali varsa görsün." Dediğimde "Devran dönücek ortalık karışacak benden demesi." Dedi serap.

İnşallahtı. Alparslan sana sesleniyorum yavrum.

Elbet gün gelir devran döner. Senin benden çekeceğin var.

Sonra Ayla bir anda olduğu yerde doğrulup ayağa kalkıp elini yumruk işareti yaparak yukarı doğru hızla kaldırıp bağırdı.

"Asker! Rahat!"

Dediğinde hepimiz ayağa kalkıp verilen komuta uymuştuk. Çevresi asker olan kızların en iyi eğlencesi..

"Hazır ol!"

Dediğinde yeniden verilen komuta uymuştuk.

"Meraba asker!"

"Sağol!" Dedik üçümüzde aynı anda.

"Nasılsın asker?"

"Sağol!"

Dedik yeniden aynı anda. Askerlerin arasında büyüyen kızlardık biz.

"Asker, marşı söyle!"

"Jandarmanın alayları koğuştur! koğuştur!

Koğuştur, koğuştur!

Benim yârim jandarmada çavuştur! çavuştur!

Çavuştur, çavuştur!"

🐚🐚🐚

Sonunda tabura gelmiştik.

Korkuyormuydum? Evet.

Arlanırmıydım? Hayır.

Kola girme takıntım olduğu için ayla'nın koluna girmiştim. Serap, berat abiye görünmemek için sevgilisini başka yere çağırıp buluşmuşlardı. Yaren abla ise serap için berat abiyi oyalama adlı çalışmalarını sürdürüyordu. Ayla'nın gözü ise abimi arıyordu.

Kim? Ben mi? Yoo tabiki babamdan abimi arıyorum saçmalamayın. Alparslan umrumda değil yani artık.

Ya tamam!

Birazcık... birazcık onu arıyor olabilirim. Ama birazcık valla!

Abim dibimizde bitince ikimizde şaşırmıştık. Abim beni bastan aşiağı süzdüğüne eteğimin iki yanını elime alıp gülerek raz eğilip hemen geri doğruldum.

"Lavin bu sen misin güzelim?"

"Nasıl olmuş?"

Ben asla etek giyenlerden değildim. Şaşırmakta haklılardı yani.

"Hep böyle takılma bak erken evleniceksin diye korkuyorum"

"Abi ben 24 yaşındayım!"

Dediğimde gülmüştü. Sonra Ayla'ya göz kırpıp,

"İzin verirseniz eğer, tam yanıbaşınızda olan biricik sevgilimi almak istiyorum güzel Hanımefendi."

Dedi abim bana doğru. Güldüm.

"Sizin aranızı ben yaptım"

Dediğimde abim gelip yanağımdan öpmüştü. Duygulanmıştım. Abime asla, hiçbir şekilde ümit vermeyen Ayla bile abim ile sevgili olmuştu.

"Bu teşekkürü neye borçluyuz acaba Hanımefendi?"

Dediğinde bende gülerek abimin yanağından öpüp hemen adımlamıştım yanlarından. Ee tek kaldık şimdi. Arkamı dönüp baktığımda ikisi, el ele tutuşmuş gülerek yürüyorlardı. Ayla nazlı nazlı cilve yapıyordu abime.

Oe! Anca bana dinazorluğu tutar! Babamı merak ediyordum.

Bazı askerler dışarıda dolanıyordu bazıları kendi odalarındaydı bazıları ise spor yapıyorlardı.

Teşekkür ederim asker abiler. Bugünde gözümüzü şenlendirdik Elhamdülillah.

Tam taburdan içeri girecekken kapının önünde nöbetçi asker,

"Hoşgeldiniz Lavinia hanım."

Yeni mi gelmişti? Hiç tanıdık bir yüzü yoktu.

"Hoşbuldum.. da siz yeni mi geldiniz?"

Asla bana bakmadan ve sorumu cevaplamadan karşıya bakmaya devam etmişti. Ay valla benim sorduğum soruda soru gerçekten. Adam işini yapıyordu. Ama oda hu kadar kaba olmasa sorumu cevaplayabilirdi? Sonuçta ben Albay'ın kızıydım. Tek kaşımı kaldırıp sorguladım bir süre. Dudaklarımı büzüp, babamın odasına doğru yol aldım.

Tam babamın odasının önünde durdum.

ALB. MEHMET SIRAÇ GÜNOĞDU

Adımın yazılmasını en çok istediğim 2. Yer olabilir. 1. Yer mi? Oda Alparslan ile bizim nikah cüzda- tamam tamam şaka yaptım.

Kalbim çıkacak gibi atıyordu. Ben neden heyecanlandım ki şimdi! İçimde bir his vardı. Hafif duyulmayan konuşma sesleri geliyordu. Babam hafif sesi yüksek ama sakince konuşuyordu. Önemli bir toplantıda olmamasını umarak kapıyı tıklattım ve beklemeden içeri daldım.

"Hoşgeldin kızım."

Babam sandalyesinin arkasındaki Atatürk tablosuna bakıyordu. Ellerini arkasında birleştirmişti. Ve... ve masanın önündeki sandalyede Alparslan dikkatle babamı dinliyordu. Babam hala arkası dönükken Alparslan tek kaşını kaldırmış beni sorguluyordu.

Kapıyı görmemesine rağmen benim olduğumu nasıl anlamıştı!

"Benim olduğumu nasıl anladın?"

"Ben gel demeden içeri giren tek kişi sen olduğun için"

'Hmm' diyip sessizleşmiştim. Alparslana baktığımda beni baştan aşağı süzüyordu. Hafif dudağı yukarı kıvrıldığını gördüm.

Sen hayırdır Alparslan efendi?

Elimi belime yerleştirip sağ bacağıma yükümü vererek sol ayağımı öne almıştım.

"Ne için geldin kızım?"

"Sizi görmeye geldim baba? Gelmesemiydim?"

"İyiki gelmişsin. Bizde Alparslan ile tim değiştiren askerlerimizi, Yara Timi'ne yeni gelen arkadaşları konuşuyorduk."

Alparslan'ın yanında sert görünmeye çalışıyordu Allahım yiyeceğim şindi bu adamı. Babama sözünü geçirebilen tek üç insan vardı.

Ben, annem ve kız kardeşim.

Alparslan'a gözüm kaydığında alt dudağını ısırdığını görmüştüm. Gülmesini mi saklıyordu o? Offf kesin anlamıştı. Onun için böyle giyindiğimi kesin anlamıştı!

"Önemli bi konuşma mı yapıyordunuz?"

Dediğimde babam arkasını döndü ve beni baştan aşağı süzdü. Başımı kaşırken yüzümü kapatmaya çalışıyordum. Utanıyordum işte!

"İstersen dışarıda bekle beni geleceğim."

Dediğinde kafamı sallayıp gülümsedim. Ve ardından çıkışa doğru yol aldım. Çok utanıyordum. Zort olmuştum resmen! Hepsi bizim kızların yüzündendi!

Yavaş adımlarla banka oturup beklemeye başlamıştım. Ben beklerken düşünmeye başlamıştım. Parmaklarımı bebek kumralı saçlarıma dolayıp öbür tarafa attım. Terlemiştim. Ve nedense rahat nefes alamıyordum. Stresten düştüğüm hale bakın. Ben beklerken telefonuma bildirim geldi.

Arascık

Lavinciğim?

Babama yardım ediyordum kusura bakma mesajını

simdi gördüm

Siz; Oylemi?

Aras

ŞDÖDÖDLCÖRLÖGŞDÖĞEŞVÜFLGÜD

Babama bakıyordum gerçekten

şimdi geldim

Siz

Peki.

Aras

Naptın ben gittikten sonra

bu arada babamın selamı var

Siz

Aleykümselam

Sen gittikten sonra kızlar geldi

Şimdide tabura geldik babamı bekliyorum

Aras

Hm iyi

Babamın yanına gitmem gerekiyor

sonra konuşalım.

Siz

👍🏻

🐚🐚🐚

Telefonumu kucağıma indirip etrafıma bakındım. Yanımda bir hareketlilik ve omuzuma bir kol hissettim. Bi an şaşırıp etrafa baktığımda yanımda Batuhan abim vardı.

"Batuhan abi sen miydin? Serap nerede?"

Dediğimde gülümsedi. Derin bir nefes verip arkama yaslandım.

"Abisinin ve yengesinin yanında. Berat görüyordu az daha çarpılıyorduk vallaha"

Dediğinde kıkırdamıştım.

"Lavinim?"

Dediğinde yüzüne baktım. Hafif bir tebessüm ile 'hm' dedim.

"Seninle konuşa bilirmiyim?" Diye bir sonu yönelttiğinde dudaklarımdaki tebessüm yavaş yavaş silinmeye başlamıştı, ciddiliğe dönmüştüm. Kafamı onaylar bir şekilde salladığımda konuşmaya başladı.

"Bak Lavin belki beni sürekli şaka yapan, asla ciddi olamayan bir ağabeyin olarak görmüşsündür. Bunların hepsini bir kenara bırakmanı, benimle en ciddi konuşmanı yapmanı istiyorum Lavin."

Derin bir nefes alıp konuşmaya başladı.

"Şimdi burada yanlış anlaşılmakta istemiyorum ama sizin ikinizinde birbirinizden bir farkınız yok."

"Nasıl yani?" Dediğimde başını iki yana sallayarak, "onu benden değil, siz kendiniz farkediceksiniz."

Dediğinde kafamı yere eğdim.

"Sen Alparslan'a açıldıktan sonra Alparslan o lavaboya girdiğinde sizi sarılarak görmüş doğru mu?"

Evet, sanırım gerçekten çıldıracağım.

"Ben Aras'a sarılmadı.."

"Lavin doğru mu dedim senden açıklama istemiyorum" diye sözümü yarıda kesti.

"Evet. Gördü." Dedim sakinliğimi koruyarak.

"Öğrendiğim kadarıyla o çocuğun sana karşı hisleri varmış ."

Dediğinde şaşırmıştım. Abim anlatmıştı kesinlikle. Allah bilir kaç kişi öğrenmişti..

"Kendisi benim orta okul ve lise arkadaşımdı. Lise bırakma olaylarımı az çok biliyosundur zaten. Ondan beri birbirimizi görmemiştik. Bu süreç içerisinde beni hep aramış" Sesim titreye titreye konuşmuştum. Onuzlarımdan tutup beni tamamen kendisine çevirip ellerimi tutarak konuşmaya başladı.

"Lavin'im. Güzelim benim, güzeller güzeli kız kardeşim. Sana onu sev, bunu sevme demiyorum. İstediğini yaşamakta özgürsün tabiki. Sana ailen dahil kimse bu konuda sana karışamaz. Beni yanlış anlamadan olayı çözmene yardımcı oluyorum"

Dudaklarım titremeye başlamıştı.

"Eğer alparslan seni sevmeseydi, sana değer göstermeseydi neden Arastan nefret etsin ki? Aras'a sarılman neden bu kadar Alparslanın zoruna gider ki? Bana bunu söyler misin?"

Bir an ona açıldığımda bana söyledikleri gözümün önüne serilmişti.

"Ne yapmamı bekliyordun Lavin? Sana kollarımı açacağımı seni öpeceğimi falan mı? Nasıl yan gözle bakmamı beklersin?"

Dedi ciddi bir ses tonuyla.

"Bir umu.."

"Benden böyle bir şeyi bekliyor muydun cidden Lavin. Şimdi ne olacak? Bir öpücük iki iltifat üç sarılma ile olacak şeyler mi sence? Ben senin istediğin gibi bir adam olamam. Ben sadece mesleğine düşkün bir adamım. Hepte öyle olacak."

•••

"Eğer Alparslan beni sevseydi bana ben arası görmeden önceki konuşmayı yapmazdı Batuhan abi. O sadece mesleğine aşık bir adam. Hem.. belkide böylesi iyi oldu?" Derin nefes alıp konuşmaya başladı Batuhan abi.

"Niye böylesi daha iyi olsun abiciğim? Bak gençsin, güzelsin, MaşAllah'ın var. Kötü hissettiğinde bile hala senin yanında duracak sapasağlam abilerin, sevdiğin adam var." dediğinde gülümsemek istemiştim. Ama genzimin sızlaması yüzüne yapamıyordum.

"Sevdiğim adam beni sevseydi görücü usülü kızını kabul etmezdi." Dediğimde ağzı açık kaldı. Benim ise yanaklarıma hücum eden göz yaşlarımı silmek ile meşguldüm.

"Alparslan görücü usülünü kabul mü etti?" Dediğinde hüzünlü bi bakış ile Batuhan abinin, açık kahvelerinin en derinine baktım. Fazlasıyla yeterli bir cevaptı.

"Alparslan görücü usülünü asla kabul etmez Lavin. Belki Esra teyzenin arkadaşlarının dedikodu çıkarmaması içindir?" Olabilirdi. Olasılıktı. Çünkü Alparslan beni kabul etmediyse başkasınıda kabul etmezdi.

Kimi kandırıyorum ki ben? Belkide ederdi.

Sonuçta onun Hayatıydı. Ama bunu bana yapmazdı.

"Aklıma bir ihtimal geliyor ama yanlış anlarsın diye.." dediğinde kafamı onaylamaz bir şekilde sallayarak "saçmalama Batuhan abi" dediğimde gözlerime bakarak konuşmaya başladı.

"Seni o çocuktan kıskanıyor diye yorumlamıştık ya hani.. acaba o da seni o kız ile mi.." dediğinde cıkladım.

"Cık. Alparslan uğraşmaz, üşenir." Dediğimde kafasını sallayıp

"Onu unuttuk" dediğinde göz yaşlarım arasında gülümsemiştim. "Şimdi." Diyip yüzümü ellerinin arasına alıp baş parmakları ile göz yaşlrımı silerek yanaklarımı sıktı.

"Sil göz yaşlarını kalk ayağa yapış! Atıl be kızım! Süründür onu."

Dediğinde gülmüştüm. Kerimcan durmaz 'ÖLDÜR ONUUĞĞ' dediği gibi söylemişti.

"Serap ile ciddi olamıyormuşsunuz" dediğimde yüzü asılmıştı.

"Sorma ya kız benden soğusa şaşırmayın"

"Niye Batuhan abi neden ya"

Dedim gülerek. Tuttuğu yanaklarımdan dahada sıkıp, kafamı sallayarak;

"Gülme kız! Senin güldüğün şey benim dramım.." dediğinde daha çok güldüm.

"Ya tam böyle.. aşktan bahsediyor ben ise asla ciddi olamıyorum ortamı bozuyorum"

"Neden peki? Bi nedeni olmalı bunun"

Dediğimde yanaklarımı bırakıp dudaklarını büzerek düşünmeye başladı.

"Yapamıyorum ya. 40 yılın başında ilk defa sevgilim olucak onuda mahvettim amı-"

Diyecekti ki sustu. Ve yeniden konuşmaya başladı.

"Kusura bakma reis bi an askerlik arkadaşım gibi hissettirdin." Dediğinde kahkaha atmıştım. Sonra birden ciddiye dönüp

Bana yaptığı gibi bende onun kafasını ellerimin arasına alıp sallayarak konuşmaya başladım.

"Umudunu yitirmeyeceksin Batuhan abi. Sen sadıksın yaparsın güveniyoruz sana"

"Haydi be Lavinim! Gazı verdin valla sadıklığı senden öğrendik bizde" dediğinde buruk bir gülümseme ile konuşmaya başladım.

"Ben 24 yıllık hayatımda kalbimde tek bir insanı yaşatan birisiydim. Ama kalbimde yaşayan insan, insan olmadığı için dağıldım." Diye alayla konuştuğumda beni ciddiye alarak hüzün dolu bakışlar atıyordu.

BONUS; Alparslan'ın bakış açısından-

Ne oluyordu bana? Neden Lavin gözüme her zamankinden daha güzel görünmüştü? O kapıdan ilk girdiği an içim ısınmıştı resmen.

Bal kumralı salık saçları, sapsarı civciv gibi kehribar gözleri, pembe tatlı yanakları, haddinden kırmızı ve doğal dudakları...

Hele o dudaklar? Öpülesi bir şekilde duruyordu..

Hayır Alparslan. Kendine gel! Hem kızı tersleyip atıp hemde kızdan hoşlanmazsın!

Ama hoşlanılmayacak gibi değildi..

"Dediğim gibi. En yakın zamanda göreve çıkacaksınız. Timi hazırlıklı tut."

"Emredersiniz Komutanım."

Diyip ayağa kalkarak baş selamı verdim. Ve kapıya yöneldiğimde

"Alparslan" diye Mehmet Albayımın adımı seslenmesiyle arkamı dönüp ona baktım.

"Sabahtan beri bir yere dalmışsın gidiyorsun. Benim dediklerimide doğru dinlemedin." Diye korkutucu bi sakinlikle konuştuğunda ne yapacağımı bilemedim.

"Benim kız seni mal etmiş belli. Madem seviyordun neden kabul etmedin?"

"Size bu saygısızlığı yapamam Komutanım."

Dediğimde dudağı yukarı kıvrıldı ve yavaş adımlarla Benim yanıma ulaşmıştı.

"Aşık olmak saygısızlık değil oğlum. Ben farkında değil miyim Lavin'in sana nasıl baktığını, senin kızıma nasıl baktığını?"

Herkes her şeyi biliyordu resmen.

"Siz bizi salak mı zannediyorsunuz oğlum?"

"Estağfirullah komutanım.."

"Seviyorsan adam akıllı sev yoksada uzaklaş kızımdan Alparslan." Dediğinde kafamı yere eğdim. Elini omuzuma koyarak net konuştu.

"İstesen sana canımı bile veririm ama eğer kızım senin yüzüne bir damla daha yaş dökerse onun göz yaşlarıyla yıkarım ölünü." Dediğinde buz kesilmiştim. Ne yapmam gerektiğini düşünmeye başlamıştım. Ama bende o cesaret yoktu.

"Baş üstüne konutanım." Diyip odadan çıkacakken omuzumdaki eli sıkılaşınca durdum.

"Sana herkesten çok güveniyorum oğlum. Lavin'im emanet." Diyip bana sarıldığında şaşırmıştım. Benimde kollarım dostça Albaya mesafeli bir şekilde sarıldı. Sırtıma hafif hafif vurarak sarılıyordu.

Kayınbabadan da izini aldığımıza göre..

Lavin'i görmem lazımdı. Odadan çıkıp dılarıya gittiğimde Batuhan'ın elleri Lavin'in yanaklarında, Lavin'in elleri ise Batuhan'ın yanaklarında kahkahlarla bir birlerime bir şeyler anlatıyorlardı. Bunlar neden yakındı böyle?

Çatık kaşlar ile oturdukları banka doğru ilerledim.

"Alparslan?" Dedi sesinde huzur bulduğum.

"Alparslan komutanım?" Dedi aynı zamanda cismini siktiğim.

Batuhan ellerini indirdiğinde reflex olarak Lavin'de indirmişti. Lavin şaşkındı benim hareketlerimi izliyordu. Ben ise gözlerimi asla ondan ayırmak istemeyerek yanındaki cisime çevirdim.

Elim ensesine gittiğinde Batuhan reflex olarak kafasını geriye attı. Ensesinden tiki vardı çünkü. Ve bu benim en büyük kozumdu. Ensesinden tuttuğum gibi ayağa kalktığında asker selamı verdi.

"Emredersiniz komutanım!" Diyip ayaklarını münasip yerine vura bura tüy olmuştu. Lavin ise fındığı elinden alınmış bir sincap gibi bana bakıyordu.

"Napıyosun sen ya! Hayret ediyorum artık gerçekten Abilerimle bile konuşamıyorum!"

Kıskandığımdandı. Kuranıma şerefsizliğimden değil ha demek istemiştim.

"Serap orada sizi izliyordu o yüzden yaptım." Dedim omuz silkerek. Yalandı. Üzgünüm Lavin'im üzülmeni istemem ama baş başa kalmamız lazımdı.

"Ne! Serap bizi yanlış mı anlamıştı?"

Dediğinde kafamı onaylamaz şekilde sallayarak

"Saçmalama serap öyle bi insan değil. Sevgili olamadıkları için üzülüyor."

Dediğimde ise şaşırmıştı. Büyük ihtimalle Bu davar nereden biliyor diyordu içinden. Oturduğu yerin yanına oturarak, az önce Mehmet Albay'ın dedikleri kulağımda çınlıyordu.

"Seviyorsan adam akıllı sev yoksada uzaklaş kızımdan Alparslan."

"İstesen sana canımı bile veririm ama eğer kızım senin yüzüne bir damla daha yaş dökerse onun göz yaşlarıyla yıkarım ölünü."

"Sana herkesten çok güveniyorum evladım. Lavin'im sana emanet."

Sanırım ömrüm boyunca bu kelimeleri unutamayacaktım. Ben bu kızı hak etmiyordum.

Aras mı? Kusura bakmayın ama, o başını yerdi. Neyin mi başını yerdi? Bence siz anladınız şimdi yemeyin beni.

Benim değilse kimsenindi. Kimsenin değilse benimdi. Eninde sonunda benimdi bu kız.

"Yakışmış," dediğimde saçını kulağının arkasına alarak 'hm' diye bir mırıltı çıkardı. Yemin ederim Sincap yanaklarını ısırmamak için kendimi çok zor tutuyordum.

"Bu tarz.. sana yakışmış." Dediğimde yanakları kızarmıştı ve ne tepki vereceğini bilmiyordu. "Teşekkürler" diyip sessizleştiğinde ben konuşmaya başladım.

"Seninle bir konu konuşabilir miyim?"

"Ne gibi" dediğinde biraz düşünerek durdum.ve ardından düşündüklerimi söylemeye başladım.

"Ben eski seni özledim Lavin. Artık aramızdaki bu küslük bitsin istiyorum." Dediğimde inanamaz gibi baktı.

"Na-nasıl yani?" Kekelemeni yerim.

"Yani.. eskiden bizim tatlı atışmalarımızı, Abi- Kardeş ilişkimizi bunlar hiç yaşanmamış gibi davranmamızı istiyorum." Dediğimde hayal kırıklığıyla bana baktı..

"Abi kardeş ilişkisi mi? Ne abi kardeş ilişkisi lan? Ben sana seni sevdiğimi söyledim! Ve bunlar hiç yaşanmamış gibi davranmamı mı istiyorsun benden?" Diye öfkeyle bağırarak konuşarak ayağa kalktı.

"Sende haklısın. Sonuçta evleniceksin ben daha niye senin için çabalayayım ki? Sana ilişkinde mutluluklar dilerim Alparslan abi. Farzet hiç tanışmadık." Diyip çantasını eline aldı.

Ney? Nasıl evlenicem! Lan? LAN EVLENİYORUM HABERİM YOK?

Tam gidecekken bileğinden yakalayıp

"Ne evlenmesi?" Dediğimde inanamaz gibi baktı ve alayla güldü.

"Bana yalan konuşmana gerek yok Alparslan abi. Zaten evlenecekmişsin. Az öncede uyarını yaptın bana zaten. Tamam sözünde durup uzak duracağım." Diye sesi titreye titreye konuşup bileğini çekmeye çalıştığında asla bırakmadım. Dahada sıkı kavradım.

"Ben sana benden uzak dur demedim." Dediğimde artık taşmak üzere olan gözlerindeki göz yaşlarını bırakıvermişti. Ve dahada alayla gülerek

"Daha dediklerinin farkında bile değilsin."

Abi kardeş ilişkisi dememeliydim. Lanet olsun ki dememeliydim!

Yeniden bileğini çekecekti ki elimdeki küçük bileği bırakmadan odama doğru gitmeye başladım. Ben yürüken oda arkamdan sürükleniyordu.

"Ne yaptığını sanıyorsun?! Babam görücek! Bıraksana!" Dediklerini asla dinlemiyordum.

Kim görürse görsün. Sikimde bike değilsiniz.

Odama çekip kapıyı sertçe kapatıp kilitledim.

"Alparslan abi diyo.."

Duvara sertçe yaslayıp duvara yumruk attım sinir ile.

"Bir daha abi de bak o zaman ne oluyo!"

Duvara yumruk attığım için korkmuştu. Hay sikeyim ya. Elleri ile göğüsüme sertçe vurunca geriye adım attım.

"NE İSTİYOSUN BENDEN ALLAHIN BELASI!" Diye bağırdığında susmamıştım.

"SENİ İSTİYORUM!"

🎀🎀🎀

Alparslan yola geldin sanki aslanım he?

Sonraki bölümde görüşmek üzere

Öptüm!😚

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.