Sabah saat 9 sularıydı hemşire Minji yongbok'a kahvaltısını getirmişti kapıyı tıklatmış ve içeri girmişti.
M: günaydın yongbok
tepsiyi odada bulunan masaya bırakırken içinden bir şeyler düşünüyordu. yazıktı çok yazıktı bu çocuğa ailesi zengin ama oğulları hasta diye ona kucak açamayacak kadar da fakirdi onun gözünde, üstüne üstlük hastanede az buz şeyler de yaşamamıştı geldiğinden beri. minji işe ilk girdiği günden beri tanırdı yongbok'u o zamanlar daha 15 yaşında küçük bir çocuktu, gerçi şu anda küçük bir çocuktan farkı yoktu minji'nin gözünde
M: bay Yang emekliye ayrılmış tatlım, bugün yeni doktorun bay Hwang ile tanışırken uslu ol tamam mı?
yumuşak sarı tutamları okşamış ve küçük bedenin yanaklarını sıkmıştı.
yongbok üzgün yavru kedi bakışlarını minjiye çevirdi bay yang onun burda sevdiği tek doktordu ve şimdi gitmiş miydi? ama ona söz vermişti.. hani iyileşene kadar kalacaktı?
Y: sence iyi biri mi noona?
M: tabii ki iyi biri hangi doktor kötü k- yani bay hwang senin için iyi bir doktor bebeğim
yongbok sessizce kafasını sallamış ve kalkıp masasına oturarak kahvaltısını etmeye başlamıştı minji odadan çıkmış ve işlerine dönmüştü
----------
öğle saatleriydi Hyunjin doldurması gereken evrakları doldurmuş odasında hastasının dosyasını imceliyordu
H: Lee Felix.. kişilik bozukluğu
dosyayı en ince detaylarına kadar okumuştu aklını karıştıran birkaç şey vardı doktor kim kadrolu olarak gelse de birkaç ay sonra atılmıştı? fakat sebebi dosya da yazmıyordu daha sonra bu olayın peşine düşmek üzere dosyayı kapadı ve derin bi nefes alarak yongbok'un odasına ilerledi. içeri girmeden önce kapıyı tıklattı ve izin alınca girdi
H: merhaba
dosyada gördüğü kadarı ile felix kişiliğindeyse sesi kalın, yongbok kişiliğindeyse sesi daha tatlı ve inceydi
Y: merhaba?
sorgulayan bir ses tonuyla sormuş ve içeri giren yakışıklı bedeni süzmüştü kimdi bu adam?
H: Hwang Hyunjin ben yeni doktorunum
sıcak bir şekilde gülümsemiş ve masada oturan bedenin karşısına oturmuştu
Y: merhaba doktor bende yongbok, memnun oldum
tatlı bir şekilde gülümsemiş izlediği filme geri dönmüştü
H: bugün kan vermen gerekiyormuş değerlerine uzun zamandır bakılmamış kolunu uzatabilir misin?
dosyada gördüğü kadarıyla felix doktorlardan nefret ediyordu yongbok ise çekiniyor elinden geldiğince kaçıyordu.
Y: istemiyorum
H sadece kolundan kam alacağım, sana dokunmayacağım bile
yongbok'un tatlı bakışları yerini delici irislere bırakırken anlamıştı hyunjin felixin geldiğini
F: istemiyorum dedi değil mi?!
H: sana da merhaba felix
felix sert bakışlarını yumuşatmazken doktoru süzdü kafasında tartıyordu yongbok'a zarar verme potansiyelini
H: yapacağım tek şey kan almak felix istersen sen kal ona zarar verme gibi bir amacım yok
F: bunu en son diyen doktor ne yaptı biliyor musun?
sinirle çıkıştı büyük olana fakat onun aksine şefkatle bakan gözler biraz da olsa içine su serpmişti sonuçta her doktor bay kim gibi sapık değildi? değil mi? yeni doktoruna güvenmek istiyordu
F: eğer canını yakarsan bende senin canını yakarım hwang ona göre hareket et
H: canını yakmaya-
tekrar yumuşayan ve tatlı bakan irisleri görünce gülümsedi
Y: felix hyung canımı yakmayacağını söyledi..
--------------------
yarım saat içinde gerekli tüm testleri yapmış ve laboratuvara bırakmıştı defterine birkaç not almış ve küçük sarışınla tanışmak için tekrar odaya dönmüştü bir sandalye çekmiş ve yatağında peluş oyuncağına sarılarak oturan bedenin önüne oturmustu.
H: doğru düzgün tanışamadık beraber sohpet edelim, başlamak ister misin?
Y: başlayabilirim.. sanırım?
bir süre hyunjin gözlerine baktı ve düşündü tanışmak için ne anlatacaktı ki?
Y: ben yongbok
elleri ile saydı
Y: 1...2...3... 3 yaşındayım
hyunjin tebessüm ile izliyordu sarışını
Y: tatlıyı ve çileği çok severim ama burda ikisi de fazla olmuyordu
farkında olmadan büzdüğü dudakları ile ne kadar tatlı göründüğünden, doktorunun kalbini erittiğinden habersiz bir şekilde devam etti
Y: en sevdiğim renk mavi ve... ailem avusturalyada
H: peki ya sen neden burdasın?
yongbok soruyu yanlış anlamıştı ki yanlış anlaşılmaya açık bir soruydu yüzü düşmüştü dokunsan ağlayacaktı
Y: çok hastaymışım...
hyunjin paniklemiş ve içinden küfürler savurmuştu
H: hayır hayır hayır öyle değil yani neden seuldesin? avusturalya yerine neden seu- ah gerçi boşverelim bu konuyu
Y: kimsenin beni görmemesi gerekiyormuş.. özel olduğum için beni görürlerse babamın işi batarmış...
büyük olan konuyu değiştirmezse sarışının ağlayacağını fark etmiş olacak ki aklına gelen ilk şeyi sormuştu
H: lunaparkları sever misin?
sarışın olan ilk kez duyduğu şey ile kaşlarını çatıp düşündü neyi sever miydi? neydi bu garip isimli şey?
Y: o ne ki?
hyunjin nasıl yani der gibi baktı önündeki bedene
H: daha önce hiç gitmedin mi?
küçükten aldığı olumsuz cevap ile kalbinde küçük bir sızı hissetti, acıma duygusu muydu bu garip acı? yoksa çocukluğunu 4 duvar arasında yaşamış bir çocuğa karşı duyduğu empati miydi?
cebinden telefonunu çıkardı ve sarışına fotoğraflar ve videolarla göstermeye başladı lunaparkı kendine söz verdi bir gün yongbok'u lunaparka götürecekti
H: bak burası lunapark
.....................