Iyi okumalar.
☆☆☆
Her sabah olduğu gibi annemin odama bodoslama girip,yorganı üzerimden hızlıca çekilmesi ve vücuduma yayılan soğuk hava nedeniyle uykumun bir nebze de olsa dağılmasını sağlamıştı.
"Yaa anne neden her sabah aynı şeyi yapmak zorundasın." yüzümü yastığa dayadığım için sesim boğuk çıkmıştı.
"Sus eşşek sıpası! Eğer ben her sabah bunu yapmasam, okula falan gideceğin yok. Şimdi kalkıyorsun ve elini yüzünü yıkayıp aşağı kahvaltıya iniyorsun sonra da doğru Jimin ile okula, hadi bakayım."
Bu kadın nasıl oluyor da bu kadar hızlı konuşup aynı zaman da camı açıp, beni yataktan kaldırıp, odamı topladı? Hayret doğrusu. Senden hızlısı mezarda annecim.
Annem odamadan çıktıktan sonra banyoya gittim ve kısa bir duş aldım. Ardından üstümü giyinip saçlarımı düzelttim sonra da annemin dediği gibi kahvaltıya indim.
Kahvaltıdan sonra Jimin'i arayıp beraber okula gittik yol boyunca Jimin'in Yoongi ye olan aşkından bahsetmesini dinledim, Yoongi kim diye sorarsanız Jimin'in tabiriyle bad boy kediciği, Jimin tam olarak 5 yaşından itibaren yoongi'ye platonik yani şuan Jimin 17 yaşın da olduğuna göre yani demem o ki taş olsa çatlardı 'git söyle diyorum' ama 'yok' diyor neymiş onu 'o bad boy kedi patileriyle benzetirmiş' aptal!
Jimin ile okula geldiğimizde havanın soğuk olmasından dolayı hemen içeri girmiştik.
"Offf Jimin bir sus artık! Tamam anladım Min Yoongi'ye çok aşıksın, onu çok seviyorsun hatta ve hatta onun altına girersin, anladım ama yeter be kardeşim buna da kafa deniliyor."
Aniden ona dönmem ve çıkışmamdan dolayı yerinden sıçramıştı.
"Ne bağırıyorsun be! Seviyorum ne yapabilirim. Hem bir gün senin de başına gelirse seni görürüm ben."
"He jimin he ondan. Neyse gel hadi zil çalacak sınıfa çıkalım."
Onaylayarak kafasını salladı ve sınıfa çıktık.
°°°°°
"Off bugün çok yoruldum yaa! bedenci haşatımızı çıkardı."
Okul çıkışında Jimin ile otobüs durağına doğru gidiyorduk ve bu arada da sohbet ediyorduk. Otobüs durağına geldiğimizde Jimin kendi evine doğru gitmişti ben de otobüs geldiğinde binmiş ve evimin yolunu tutmuştum.
Eve geldigim de direkt annemgile selam verip odama çıkmış hemen duş almıştım sonra da eşofmanlarımı giyip kendimi- benim için özelikle ayırtırıp 2 ay içerisinde biriktirdiğim para ile aldığım- yumuşak yatağıma atmıştım.
"Ohhh be sonunda kendimi şu yatağa atabildim ya, benden mutlusu yok."
Yatakta biraz oyalandıktan sonra bugün hiç elime alamadığım telefonumu aldım ekranı açtığımda ilk gözüme çarpan şey tarih olmuştu.
01.09.2017
"Bugün benim doğum günümdü. İnanamıyorum! ben...Ben nasıl unuturum. Of Jeongguk insan hiç kendi doğum gününü unutur mu!?"
Birden telefon titremeye başladı ve ekranda Jin hyungun adı çıktı. İyide neden beni bu saatte arıyor ki? Daha fazla bekletmeden telefonu açtım.
"Alo!Jin hyung ne oldu?"biraz bekleyip Jin hyung konuşmaya başladı.
"Şey gguk bize gelsene biraz konuşalım olur mu?"sesi gergin geliyordu.
"Hyung bir sorun mu var?Neden sesin gergin geliyor?" Endişelenmiştim.
"Hayır, hayır bir sorun yok sadece... Biraz dertleşmek istedim, tabi müsaitsen."
"Tamam bir kaç dakikaya çıkarım."
"Tamam görüşürüz gguk."
Telefonu kapatıp üstümü değiştirdim siyah bir pantalon ve üzerinede sarı bir kazak giymiştim mağlum akşam hava soğuk olyor.
Telefonumu ve montumu alıp evden çıktım tabi bunların öncesinde annemgile açıklama yapmak zorunda kalmıştım.
Karanlık sokakta Jin'in evine doğru giderken içim de hafiften oluşan koruya engel olamıyordum çünkü evimizin olduğu sokakta iti kopuğu, içeni,bağımlısı bizim sokaktaydı yani anlayacağınız eğer böyle bir sokakta oturup gece dışarı çıkarsanız yanınızda ya bir göz yaşartıcı sprey -ki bunun pek bir işe yarayacağını sanmam- ya da yanınızda bir bıçak olamalı ve en kötüsü bunların ikisi de bende yoktu.
Ben kaldırımda elerim cebim de ve montuma daha cok sokulurken bunları düşünürken düşüncelerimi bölen bir ses duydum bu ses yanından geçtiğim karanlık ve sadece yukarda yanıp sönen bir lamba ile aydınlanan bir ara sokakta durup kafamı ara sokağa doğru çevirdiğimde bedenimin kas katı kesimlesini, o dakikada beynimin durmasını ve kan akışımın hızlanmasını sağlayan o sahneyi gördüm.
Ne mi oluyordu? Şu an lambanın aydınlattığı ara sokakta bir cinayete şahitlik yapıyordum ama bu sıradan bir cinayet değildi çünkü hiçbir insan diğer insanı el sürmeden öldürmez yani daha açıklayıcı anlatırsam şu an karşımdaki uzun boylu, siyah saçlı ve lambanın aydınlattığı kadarıyla üzerinde siyah bir kürk olan kişi karşısında ki adamın üstünde uçan siyah bir yaratığı havada tutup çekdi ve elinde tuttuğu kafes benzeri şeye koydu, koymasıyla beraber kafes bir anda kayboldu.
Öbür tarafta ki adam o siyah yaratığın gitmesiyle beraber sanki içinden bir şey çıkıyormuş gibi ilk önce göğsü havaya kalktı ve o yaratığın kafese konulmasıyla beraber adam yere yığıldı sonra da siyah bir duman çıkartarak ortadan kayboldu.
Ben de bu olayların karşısında şoktan çıkıp bir anda vücuduma yayılan adrenalin ile olan olayları idrak edip dudaklarımdan yüksek bir çığlık çıktı. Bu çığlıktan sonra hızla bana dönen siyah saçlı bedenin kömür karası siyah irisleri ile benim kahverengi irislerimin buluşması sadece salise sürmüştü.
Bana dönmesiyle birlikte korkarak geriye gittim, o da beni görmesiyele birlikte tamamen bana dönüp, sinsi bir şekilde gülüp bana doğru adımlamaya başladı. Kaçmak istiyordum ama bedenimi hareket ettiremiyordum, tam ara sokağın başına geldi ve durdu. Ben ona bakarken bir an da kelimeler ağzımdan döküldü.
"S-sen de kim-kimsin." Uzun bir süredir konuşmadığım için sesim hafif kısık ve çatlamış çıkmıştı.
"Azrailine merhaba de jeon jeongguk."
Merhaba yeni ficimi nasıl buldunuz eğer yazım hatalarım olduysa affedin. Beğendiyseniz oy vermeyi unutmayın ve bol bol yorum yapın.
Sizi seviyorum.
•Tatiana•
aşağıda sırasıyla kanatlarınin görünümü 2. kanatları kapalıyken 3. ise gözleri




