İyi Okumalar 🦋
___________
"Felix hadi çabuk ol seni bekliyoruz"
Felix salondan annesinin sesini duyar duymaz telefondan Hyunjin ile mesajlaşmayı bırakmış ve cips doldurduğu kaseyi eline alarak hızlıca salona geçmişti.
Hyunjin ile bugün sarılmadan ayrıldığı için üzgündü ama şu an bunu düşünmeyecek ve uzun bir aradan sonra ailesi ile birlikte vakit geçirmenin tadını çıkaracaktı.
Sarışın olan civcivli pijamaları ve elindeki cips kasesi ile koltuğa atlamış, kedi gibi anne ve babasının arasına sokularak onları ayırmıştı.
Anne ve babası da gülümseyerek ona yer açmış ve mücizeleri olan tek bebeklerini aralarına alarak rahat bir şekilde koltukta oturmuşlardı.
"Filmi açıyorum o zaman"
Felix babasını onayladıktan sonra film oynatılmış ve tüm dikkatler televizyona kaymıştı.
Anne ve baba ile vakit geçirmek tüm problemlerden uzaklaşıp, bulutların arasında huzura kavuşmakla aynıydı.
Herkes sakince fil izlerken tabii ki Felix heyecandan koltukta yerinde duramıyordu, aksiyon dolu filmi nefesini tutarak izliyordu.
İlk başlarda her şey güzeldi ta ki Felix yorulup, başını annesinin, bacaklarını da babasının dizlerine yaslayarak uyuyana kadar.
Bay ve bayan Lee ise bundan kesinlikle memnunlardı...
İki alfa eşleşmesi olarak mucizevi bir şekilde bebekleri olmuştu. Çok fazla zorluk çekmişlerdi ama asla Felix'ten vazgeçmemişlerdi...
...
F: "Hayır ama beni uyandırmalıydınız, filmin sonunu izlemek istiyordum"
Felix kahvaltı masasında dün gece uyuya kaldığı için mızıkçılık yapıyordu. Filmin ilk başlarını sevmişti ve sonunu da izlemek istiyordu. Uyuduğu için de anne ve babasını suçluyordu resmen.
"Tamam bu akşam sonunu tekrar izleriz seninle birlikte sıkma canını"
Bayan Lee yeni yaptığı sıcak pankekleri oğlunun önüne koyarken başını okşamış ve konuşmuştu. Felix ise aldığı cevaptan memnun bir şekilde başını salladı.
F: "Babacım bugün beni üniversiteye bırakabilir misin?"
"Sırık neden bırakmıyor seni?"
Babası kaşlarını çatarak Felix'e baktığında, sarışın olan kıkır kıkır gülüyordu babasının kıllandığı ifadeye.
F: "Bugün teslim etmesi gereken tasarım varmış onun için işyerine gitti erkenden"
Bay Lee başını onaylar anlamda sallarken Felix hala gülüyordu. Babasının onu kıskanması çok hoşuna gidiyordu. Yanaklarını ısırası geliyordu.
Ama bir taraftan da üzgündü Hyunjin ile gidemeyeceği için. Okulda da Hyunjin olmayacaktı ve yalnız kalacaktı.
Evet başka arkadaşları da vardı, onlar yanında olacaktı ama o, Hyunjin'i istiyordu, ya da bilemiyorum onun, kendisini bayıltana kadar öpmesini falan...
...
Felix sınıfa girdiğinde yine en ön sırada oturan Jeongin'e el sallamış ve koşarak yanına gitmişti. Arkadaşının yanına varır varmaz Jeongin ona sıkıca sarılmıştı.
IN: "İyileştin mi? Daha iyi misin?"
Felix omega olduğunu veya kızgınlığa girdiğini diyemeyeceği için arkadaşına hasta olduğundan gelemediğini açıklamıştı ve onu yalandan endişelendirmek Felix'i üzmüştü.
Arkadaşlarına yalan söylüyordu ama bunu sadece mecbur olduğu için yapıyordu.
F: "Hmhm iyileştim çok iyiyim"
Jeongin arkadaşının iyi olmasına sevinerek gözleri kaybolana kadar kocaman gülümsemiş ve sarışına tekrar sarılmıştı.
En son bar olayından sonra Jeongin ve Changbin aralarında olanları konuşup halletmişlerdi. Yani Jeongin'in söylediği bunlardı.
İkili eskisi gibi birbirlerine yakınlardı ama sanki adalarında başka bir şeyler de dönüyor gibiydi. Felix ne zaman bu konudan soru sorsa Jeongin elini havada boşver anlamında sallıyor ve geçiştiriyordu.
Felix de çok üstüne gitmiyordu, nasıl olsa yakında kokusu çıkacaktı..
Hoca sınıfa girdiğinde ikili birbirine sarılmayı bırakmış ve dikkatlerini 2 saat sürecek, baş ağrısı ile dolu derse vermişlerdi..
...
Felix, çilekli sütünün pipetini takarken göz ucuyla kantinin en uzak köşesinde ağız ağıza girmiş konuşan Jeongin ve Changbin'e bakıyordu.
Sarışın olan yaslandığı masadan gülümseyerek sütünü içiyordu ve artık Jeongin'i kenara kıstırma zamanının geldiğini düşünüyordu.
Felix, bu akşam Jeongin'i evlerine davet edip, birlikte son yaşadıklarını konuşmak için pijama partisi yapmalıydı.
Uzaktan izlese bile ikilinin çok hararetli birkaç gün geçirdiği apaçık ortadaydı. Hala aralarında çözemedikleri bir şeyler vardı ama yüz kilometre uzaktan bile aralarındaki çekim hissediliyordu.
Durmadan çilekli sütünü içen sarışın yaklaşık 2 saattir ders dinlediği için beyninin büzüştüğüne yemin edebilirdi.
Masada duran telefonunu kaldırmış ve Hyunjin'den hala bildirim olmadığını görünce offlayarak telefonu geri bırakmıştı.
Hava yağmur yağacakmış gibi boğunuk olduğu için biraz can sıkıyordu. Felix güneşli havaları daha çok seviyordu ve böyle havalarda modu düşük oluyordu, ya da Hyunjin yanında olmadığında.
Küçük olan başını çevirmiş ve Jeongin'in Changbin'i bırakıp gelmeyeceğini anladığı için derin bir nefes alarak sırtını sandalyesine yaslamıştı.
Çok yorulduğu için gözlerini kapatmış ve gözlerini açtığında Hyunjin'den mesaj almayı dilemişti. Ama... daha gözlerini kapatalı birkaç saniye olmadan boynuna sarılan büyük el onu o kadar nefessiz bırakmıştı ki gözlerini sonuna kadar açmak zorunda kalmıştı.
Boynundan sert bir şekilde tutulup sürüklenen küçük beden zorla ayağa kaldırıldığında sandalye yere düşüp tüm kantinde yankılanmıştı.
Felix, içgüdüsel olarak küçük ellerini, boynunu saran büyük elin bileğine dolayıp sıktığında gözgöze gelmişti Wooyoung'la.
W: "Senin ne olduğunu bulacağımı söylemiştim"
F: "Bırak"
Sarışın olan son nefes kırıntıları ile tuttuğu eli sıkarak boğuk sesi ile çığlık atmaya çalışmıştı. Etrafına bakamayacak kadar şoktaydı ama duyduğu seslerden tüm kantinin etraflarına toplandığına emindi.
W: "Hyunjin'le senin bir işler çevirdiğinize emindim. Demek omega olduğunu saklıyormuşsunuz"
Felix, duyduğu kelimelerden sonra çabalamayı ve tuttuğu bileği sıkmayı bırakmış ve iki elinin de yanına düşmesine neden olmuştu.
Hala onu nefessiz bırakan el yerini korurken küçük olan morarmaya başlayan dudakları arasından kendini kurtarmak için son kurtuluş kırıntılarını kullanıyordu.
F: "Yalvarırım sus"
Felix'in yorgun gözlerinden durmadan akan yaşlar, yanaklardaki çiklerin üzerini okşayarak akıp, çenesinden Wooyoung'un eline damlıyordu.
W: "Susayım mı? Kim bilir belki de daha fazla omega saklıyorsunuz"
"Neler oluyor burada!"
Toplanan kalabalık bir anda ayrıldığında birkaç güvenlik görevlisi kantine dalmış ve Wooyoung'un iki omzundan tutarak onu Felix'ten uzaklaştırmışlardı.
Omega, boynundaki elden kurtulur kurtulmaz yere çökmüş hem ağzı ile hem burnu ile derin nefesler almaya çalışmıştı.
Wooyoung'dan açıklama almak için durmadan bağıran güvenlik görevlileri, birbirleri aralarında konuşan öğrenciler, olayları öğrenmek için yavaş yavaş toplanmaya başlayan öğretmenler.. hepsinin sesi birer ölüm çığlığı gibi yankılanıyordu yerdeki savunmasız bedenin kulaklarında.
IN: "Geldim Felix, görevlileri getirdim sorun yok geçti"
Felix, yanına çöken arkadaşına, sonra da hala wooyoung'u zorla tutan görevlilere baktı. Arkadaşlarına, onu korumak isteyen arkadaşlarına bile yalan söylemişti dimi...
W: "Bırakın beni ben haklıyım!"
Giderek daha çok bağırarak konuşan Wooyoung, kalabalığın dağılmak yerine daha da toplanmasına neden oluyordu.
Sarışın olan ona sarılan, parmakları ile nazikçe boynunu okşayan arkadaşına bakmış, sonra ise bakışlarını kalabalığın arasından gelen ilk yardım ekibine çevirmişti.
W: "Bırakın ona yardım etmeyin! Tüm insanlığı kandırdı o!"
Felix'in bakışları anında güvenlik tarafından tutulan, bağırarak konuşan wooyoung'a kaymıştı. Bir insanın gözleri konuşur muydu bilmiyorum ama Felix'in gözleri o an sadece yalvarıyordu...
W: " O BİR OMEGA!"
Wooyoung'un her zamankinden daha yüksek çıkan sesi, yüzlerce insan ile dolu olan kantinin ölüm sessizliğine bürünmesine neden olmuştu.
Ya herkes sussmuştu, ya da Felix artık konuşulanları duyamayacak kadar travma almıştı.
Yerde oturan küçük beden bakışlarını ilk önce ondan uzaklaşan Jeongin'e çevirmiş ve arkadaşının yüzündeki korkuyu görmüştü.
Herkes donup kalırken ya da zaman Felix için donarken küçük olan yüzlerdeki ifadelere bakıyordu. Kalabalığı ayırıp, ona doğru gelen sağlık ekipleri öylece kalırken Felix belki de son nefeslerini alıyordu.
Hala sanki herkes donmuş, bir anda kulakları duyma becerisini yitirmişti...
Aniden ona koşarak yaklaşmaya başlayan sağlıkçıları gören küçük beden tekrar kalabalığın sesslerini duymaya başladığında, sağlık ekiplerinin ayırdığı kalabalığın arasından ona doğru koşarak gelen birisini gördü...
Öyle biri ki hayatına kısa sürede girip, onun tüm hayatı olmayı başaran biri.
Hyunjin koşarak, bir nevi ışınlanarak Felix'in yanına çöktüğünde küçük olanı hemen kolları arasına almış ve kalabalığın sonunda ona bakan Minho, Jisung ve Chan'a gözleri ile tamam işaretini vermişti...
____________
👍🙂
Gel de kurtul şimdi güvenlik görevlilerinden 🙂👍
İnsta: @\keenblues
Her satıra yorum yapıp oy vermezseniz sonraki bölüm gelmezmiş. Öyle dedi bana yazar.














