İçeriğe geç

Lara-gerçek ailem

Bölüm 9 · 5 dk okuma

Lara-gerçek ailem

Bölüm 9

9 Bölüm

Oyunun Kuralları – Lara & Timur

Cezaevinden çıkarken içimde garip bir his vardı. Bu işin içine girdikçe, geri dönmenin imkânsız olduğunu daha net anlıyordum. Timur’un sözleri aklımda yankılanıyordu: “Sen bu savaşta nereye kadar gideceksin?”

Arabaya bindiğimde, telefonumu çıkardım ve Lena’ya mesaj attım: "Ofise geçiyorum. Detayları sonra konuşuruz."

Motoru çalıştırırken, arka dikiz aynasından bir aracın yavaşça hareket ettiğini fark ettim. Takip ediliyordum.

Derin bir nefes alıp, sakin kaldım. Oyunun kurallarını değiştireceğimi söylemiştim. Şimdi onları, kendi oyunlarına çekme zamanıydı.

---

Avukatın Hamlesi

Ofisime vardığımda, kapımı kilitleyip perdeyi çektim. Masama oturdum ve Timur’un davasıyla ilgili tüm belgeleri önüme yaydım. Ona isnat edilen suçların çoğu, sağlam kanıtlarla desteklenmemişti. Delillerin çoğu ya sahteydi ya da eksikti.

Ama en önemlisi… Timur’un düşmanları kimdi?

Bilgisayarımı açıp, elimdeki bağlantıları kullanarak bazı araştırmalar yaptım. Rize’de yeraltı dünyasını elinde tutmak isteyen birkaç isim vardı, ancak Timur'un en büyük rakibi Necdet Karaye görünüyordu.

Necdet, iş dünyasında saygın bir isimdi ama perde arkasında illegal işlere bulaştığı biliniyordu. Ve Timur içerideyken, onun gücü daha da artmıştı.

Telefonumu alıp derin bir nefes verdim. Bir numara tuşladım.

“Lara Hanım?” diye açtı ses, tanıdıktı.

“Demir,” dedim hızlıca. “Sana ihtiyacım var. Timur’un davasında bir şeyler dönüyor ve artık işin perde arkasını öğrenmem gerekiyor.”

Demir bir an duraksadı. “Bunun tehlikeli olduğunu biliyorsun, değil mi?”

Gözlerimi kıstım. “Biliyorum. Ama artık geri dönüş yok.”

Demir iç çekti. “Tamam. O zaman bu gece, güvenli bir yerde buluşalım.”

---

Gölge Oyunu

O gece, sahilde Demir ile buluştuğumda, her şeyin daha da karmaşık hale geleceğini biliyordum.

Demir ceketinin cebinden bir dosya çıkardı ve bana uzattı. “Bu, Necdet Karayel’in son altı ay içindeki iş ilişkilerinin kaydı. Ve sana bir şey söyleyeyim mi?”

Dosyayı açarken ona baktım. “Ne?”

Demir gözlerini kısmıştı. “Timur’un içeri girmesiyle, Necdet’in gücü inanılmaz derecede arttı. Ama işin ilginç tarafı şu…”

Nefesimi tuttum. “Söyle.”

Demir hafifçe eğildi. “Timur’un tutuklanması için delil sağlayan polislerden biri, Necdet’in adamı çıktı.”

Gözlerimi kapattım. Şimdi taşlar yerine oturuyordu.

“Yani Timur’un hapse girmesi planlıydı,” diye fısıldadım.

Demir başını salladı. “Aynen öyle.”

Telefonum cebimde titredi. Çıkardım ve ekrana baktım.

Timur Arslan – 1 Yeni Mesaj

"Lara, zaman daralıyor. Eğer benim dışarı çıkmamı istiyorsan, harekete geçmelisin. Oyun şimdi başlıyor."

Ekrana baktım, sonra Demir’e döndüm.

“Hazır mısın?” diye sordum.

Demir hafifçe gülümsedi. “Sen hazır mısın?”

Gözlerimi kıstım. “Artık olmalıyım.”

Biliyordum ki, bu noktadan sonra işler daha tehlikeli olacaktı. Ama bir şey kesindi…

Bu savaşı ben kazanacaktım.

Güç Dengesi – Lara & Timur

Ekrandaki mesajı bir kez daha okudum. “Oyun şimdi başlıyor.” Timur’un sözleri kafamda yankılanırken, içimde garip bir his vardı. Bu sadece bir hukuk savaşı değildi. Bu, güç dengesinin tamamen değişeceği bir oyundu.

Telefonumu cebime koyup Demir’e döndüm. “Necdet Karayel’in adamı olan polis hakkında daha fazla bilgiye ihtiyacım var. Eğer onu açığa çıkarırsak, Timur’un davasını sarsabiliriz.”

Demir başını salladı. “Bunun için içerden bir kaynağa ihtiyacımız var. Polis teşkilatında bizimle konuşmaya razı olacak biri lazım.”

Gözlerimi kıstım. “Bunu kim yapabilir?”

Demir düşündü, sonra telefonunu çıkardı. “Birini tanıyorum. Eski bir istihbaratçı. Şu an özel dedektiflik yapıyor. Onunla buluşabiliriz ama bu adam kolay kolay konuşmaz.”

Kollarımı kavuşturdum. “O konuşacak.”

Demir kaşlarını kaldırdı. “Timur’un sana bu özgüveni aşıladığını düşünüyorum.”

Gülümsedim. “Hayır, ben zaten böyleydim.”

---

Gizli Görüşme

Ertesi gün, eski bir tersanede buluşma ayarlandı. Hava kapalıydı, rüzgâr denizden sert esiyordu. Uzaktan, gri pardösülü bir adam ağır adımlarla bize doğru yaklaştı.

Demir hafifçe eğildi. “İşte, Bekir.”

Bekir’in yüzü sertti. Gözleri, bir bakışta insanın içini okuyacak kadar keskindi. Bize yaklaşınca, doğrudan bana baktı. “Avukatsın, değil mi?”

Başımı salladım. “Lara.”

Bekir kısa bir kahkaha attı. “Beni buraya çağıran adam, sadece bir avukatla çalışıyor olamaz.”

Demir araya girdi. “Bize bir cevap borcun var, Bekir. Karayel’in içerideki adamı kim?”

Bekir elini cebine soktu, sigarasını çıkardı ve yaktı. Derin bir nefes aldıktan sonra, gözlerini tekrar bana dikti. “Bunu öğrenmek için ne kadar ileri gitmeye hazırsın?”

Sertçe baktım. “Gerektiği kadar.”

Bekir, sigarasından bir nefes daha çekip hafifçe gülümsedi. “Sana bir isim veririm. Ama bu ismi öğrendikten sonra, geri dönüş yok.”

Omuzlarımı dikleştirdim. “Zaten geri dönmeye niyetim yok.”

Bekir, cebinden küçük bir kâğıt parçası çıkarıp bana uzattı. Kâğıdı aldım ve gözlerimi kıstım. Üzerinde bir isim yazıyordu:

Komiser Celal Yavuz.

Demir hemen kâğıdı elimden aldı ve gözlerini devirdi. “Bu adam mı? Karayel’in adamı olduğu asla kanıtlanamamıştı.”

Bekir başını salladı. “Ama şimdi elinizde bir şey var. Doğru hamleyle bu adamı sıkıştırırsanız, size Necdet Karayel hakkında konuşmak zorunda kalır.”

Derin bir nefes aldım. Bu, büyük bir fırsattı. Celal Yavuz, Necdet Karayel’in içerdeki bağlantısıysa, onu açığa çıkarmak Timur’un özgürlüğüne giden yolu açabilirdi.

Bekir gözlerini bana dikti. “Bu bilgiyi nasıl kullanacağın sana kalmış, avukat hanım. Ama şunu unutma…”

Başını hafifçe yana eğdi. “Yeraltı dünyasında bir taş oynatılırsa, geri kalan her şey düşer.”

Gözlerimi kıstım. “Ve ben doğru taşları oynayacağım.”

Bekir hafifçe gülümsedi. “Öyleyse iyi şanslar.”

---

Hamle Zamanı

Arabaya bindiğimizde, Demir direksiyona geçerken derin bir iç çekti. “Bu adamı nasıl konuşturacağız?”

Telefonumu çıkardım ve numaraları karıştırdım. Birini buldum ve aradım.

Karşı taraftan derin bir erkek sesi geldi. “Lara?”

Gülümsedim. “Merhaba, Savcı Bey. Size ilginç bir teklifle geliyorum.”

Savcı birkaç saniye sessiz kaldı, sonra ilgisini belli eden bir ses tonuyla konuştu. “Dinliyorum.”

Camdan dışarı baktım, şehir ışıkları gökyüzüne yansıyordu. “Bir davayı sarsacak kadar büyük bir polis yolsuzluğu hakkında bilgi sahibiyim. Ama karşılığında bana yardımcı olmanız gerekecek.”

Savcı’nın sesi dikkat kesildi. “Kimden bahsediyoruz?”

Gözlerimi kıstım. “Komiser Celal Yavuz.”

Sessizlik.

Sonra bir iç çekme sesi geldi. “Bu büyük oynadığını gösteriyor, Lara.”

Başımı yasladım. “Biliyorum. Ve ben kazanmaya alışığım.”

Demir bana dönüp kaşlarını kaldırdı. Telefonu kapattım ve ona döndüm.

“Şimdi Celal Yavuz’u sıkıştırma zamanı.”

Demir hafifçe gülümsedi. “Timur bu halini görseydi, kesinlikle gurur duyardı.”

Gözlerimi kıstım. “Onu özgürlüğüne kavuşturduğumda, emin ol ki bunu bana kendisi söyleyecek.”

Araba hızla geceye karışırken, içimde bir his vardı.

Bu savaş yeni başlıyordu.

Ve ben kazanmaya hazırdım.

DEVAM EDECEK…

Bahsettiğim kişiler ve kurumlar gerçek hayatta yoktur ve hepsi de hayali karakterler

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.