İçeriğe geç

Lara-gerçek ailem

Bölüm 7 · 5 dk okuma

Lara-gerçek ailem

Bölüm 7

7 Bölüm

Bir Hafta Sonra – Lara

Bu dava, sıradan bir dosya değildi.

Bunu en başından beri biliyordum ama şimdi, bir hafta geçtikten sonra daha da netleşmişti. Timur aslan Karahan’ın adı Rize’nin yeraltı dünyasında büyük bir yankı uyandırıyordu. Ama o, tipik bir mafya lideri gibi değildi. Hakkındaki suçlamalar ağırdı—kaçakçılık, yasa dışı bahis, silah ticareti… Ancak ne ilginçtir ki, hiçbiri doğrudan ona bağlanamıyordu.

O, bir gölge gibiydi. Herkes ondan bahsediyor ama kimse gerçekten ona dokunamıyordu.

Ama şimdi hapisteydi.

Ve ben, nedenini öğrenmek için her yolu deniyordum.

Bu hafta boyunca onun hakkında her şeyi araştırdım. Dosyalar, gazeteler, mahkeme kayıtları… Geçmişini, ailesini, kurduğu ilişkileri tek tek inceledim. Ama asıl ilginç olan şey, karşıma çıkan çelişkilerdi.

Timur’un adı hep suçlarla anılıyordu ama onu ele verecek somut hiçbir delil yoktu. Sahte tanıklar, eksik kanıtlar, kaybolan belgeler… Bütün bunlar sanki birileri tarafından bilinçli olarak düzenlenmiş gibiydi.

Peki ama neden?

Ve daha da önemlisi… Kim?

Bir hafta boyunca her şeyi inceledikten sonra, artık bildiğim tek bir şey vardı: Timur Karahan, düşmanlarının kurduğu bir tuzağa düşmüştü.

Ve ben, bunu kanıtlamaya kararlıydım.

---

Hapishane Görüşmesi

Dosyam elimde, hapishanenin soğuk duvarları arasında yürüyordum. Bu, ikinci görüşmem olacaktı. İlkinde, Timur sadece beni süzmüş, birkaç kısa cevap verip susmuştu. Ama bu sefer daha fazlasını öğrenmeye niyetliydim.

Görüşme odasına girdiğimde, o her zamanki gibi sakin ve kendinden emin duruşuyla karşımdaki sandalyede oturuyordu.

Gözleri hemen benimkilere kilitlendi. “Avukat Hanım, yine geldiniz.”

Sesi derin ve sakindi. Ama bu sefer bakışlarında hafif bir merak vardı.

Dosyayı masaya koyup gözlerini üzerimde hissettiğim halde sakince konuştum. “Geldim. Çünkü seninle ilgili öğrendiklerim, hikâyenin bana anlatıldığı gibi olmadığını gösteriyor.”

Kaşlarını hafifçe kaldırdı. “Ne öğrendin bakalım?”

Dosyayı açıp belgeleri önüme serdim. “Bu suçlamaların hiçbiri seni doğrudan bağlamıyor. Tanıkların çoğu ya kayıp ya da ifadeleri çelişkili. Seninle çalışan insanların bazıları ortadan kaybolmuş, bazıları ise susturulmuş.”

Timur bir süre sessizce bana baktı. Sonra hafifçe gülümsedi. “Fena değilsin.”

“Biliyorum,” dedim tereddütsüz. “Ama hâlâ bilmediğim çok şey var. Seni kim oyuna getirdi, Timur?”

Yüzündeki gülümseme silindi. Gözleri karanlık bir ifadeyle benimkilerle buluştu.

Ve o an anladım.

Bu, sadece bir davadan ibaret değildi.

Bu, bir savaşın başlangıcıydı.

Ve ben, artık içindeydim.

Gölgenin Ardındaki Gerçek – Lara & Timur

Timur gözlerini benden ayırmadan bir süre sessiz kaldı. Parmaklarını masanın üzerinde yavaşça gezdirdi, sanki kafasında bir şeyleri tartıyordu. Sonra, sesi her zamanki gibi sakin ama bir o kadar da karanlık çıktı:

“Sence kim?”

Bu soruyu beklemiyordum. Ama işte buradaydık, bir haftadır peşinde olduğum gerçeğe bir adım daha yakındım.

Derin bir nefes aldım, gözlerimi onunkilere sabitledim. “Sana en yakın olan biri. Yıllardır yanında bulunan, senin düşeceğin anı bekleyen biri.”

Timur başını hafifçe yana eğdi, dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu. “Fena bir çıkarım değil, Avukat Hanım. Ama bu iş o kadar basit değil.”

Ellerimi masanın üzerine koyarak ona doğru eğildim. “O zaman anlat. Gerçeği söyle, Timur.”

Oturduğu yerde geriye yaslandı, kollarını göğsünde kavuşturdu. “Gerçek… herkese göre değişir. Ama benim için tek bir gerçek var: Beni buraya koyan kişi, beni tanıyan biri.”

Bu cevap, zaten bildiklerimi doğruluyordu. Ama yeterli değildi. “Bir isim istiyorum.”

Timur derin bir nefes aldı, başını yavaşça iki yana salladı. “İsimler güçtür, Lara. Yanlış kişiye söylersen, hayatını değiştirebilir.”

Sinirlerim gerilmeye başlamıştı. “Ben buraya oyun oynamaya gelmedim, Timur. Eğer sana gerçekten yardım etmemi istiyorsan, açık konuş.”

Gözleri bir an için farklı bir parıltıyla ışıldadı. Sanki meydan okuduğumu görmek onu memnun etmişti.

“Tamam,” dedi sonunda, sesi kısık ama keskin. “Bu oyunu oynayalım.”

Sonra bana eğilerek fısıldadı:

“Kadir Sagın.”

İçimde bir şey buz gibi oldu.

Kadir Sagın… Rize’nin en güçlü ailelerinden birinin adı. Yeraltı dünyasında adını herkes fısıldayarak söylerdi. Timur’la yolları kesişmişti, evet, ama birlikte çalıştıklarını sanıyordum. Meğer düşman mıydılar?

Bunu beklemiyordum.

Gözlerimi kıstım. “Neden?”

Timur gözlerini benden ayırmadan, sanki hafızasındaki eski bir anıyı geri çağırıyormuş gibi derin bir nefes aldı.

“Çünkü o, benim yerime geçmek istiyor.”

---

Karanlık Geçmişin İzleri

Timur’un kelimeleri zihnimde yankılanırken, ellerimi bilinçsizce sıktım. Eğer dedikleri doğruysa, bu dava çok daha büyük bir savaşın parçasıydı.

“Kadir’in seni bitirmek için yaptığı şeyler sadece bu hapishane değil, değil mi?” diye sordum.

Timur başını iki yana salladı. “Hayır. Bu, sadece başlangıç.”

Bu adam, beni farkında olmadan tehlikeye sürüklüyordu. Ama geri çekilmek gibi bir niyetim yoktu.

Ona meydan okurcasına baktım. “O zaman oyunu değiştirelim.”

Bir kaşını kaldırarak hafifçe gülümsedi. “Ve nasıl yapacağız bunu?”

Dosyayı kapattım, kendimden emin bir şekilde gülümsedim. “Önce seni buradan çıkaracağız. Sonra, kimseyi arkanda bırakmayacağız.”

Timur, beni birkaç saniye süzdü. Sonra, sanki yıllardır bu anı bekliyormuş gibi gülümsedi.

“Tamam, Avukat Hanım. Bakalım gerçekten ne kadar iyisin.”

Ve böylece, karanlığın içinde başlamış olan oyun, yeni bir yön kazanıyordu.

Ama bu sefer, kuralları ben koyacaktım.

Tehlikeli Oyun – Lara & Timur

Bir haftadır bu davanın içindeydim ama artık bunun sadece bir dava olmadığını biliyordum. Timur’un içine düştüğü durum, basit bir ihanet hikâyesi değildi. Bu, yeraltı dünyasının en tepesinde kimlerin kalacağını belirleyen bir savaşın parçasıydı. Ve şimdi ben de bu savaşın içindeydim.

Timur’un söylediklerinden sonra gece boyunca uyuyamadım. Kadir Sagın’ın adını duyduğum andan itibaren içimde bir şeyler değişti. Artık geri dönemezdim.

Ertesi sabah erkenden ofise gittim. Masamda otururken elimde Timur’un dosyası vardı. Suçlamalar, sahte deliller, çelişkili tanık ifadeleri… Bütün bunları incelerken tek bir şey netleşiyordu: Biri onu içeri tıkmak için fazlasıyla uğraşmıştı.

Ve bu kişi, kesinlikle Kadir Sagın’dı.

Tam dosyanın içine gömülmüşken telefonum çaldı. Arayan numarayı tanımıyordum. Tereddüt ettim ama sonra açtım.

“Lara Hanım.”

Tanımadığım, soğuk bir erkek sesi…

“Elimde seninle ilgili önemli bilgiler var. Ama seninle yüz yüze konuşmamız gerekecek.”

Bedenim gerildi. “Kimsin?”

“Bu soruyu sormak yerine, ne bildiğimi merak etmelisin.”

Etrafıma bakındım, ofisin içinde kimse yoktu. “Nerede buluşacağız?”

Adam adresi söyledi ve telefon kapandı. İçimde kötü bir his vardı ama geri çekilmek gibi bir şansım yoktu.

---

Bilinmezlikle Randevu

Belirtilen mekâna vardığımda buranın eski, terkedilmiş bir depo olduğunu fark ettim. İçeri girdiğimde tek bir masa, bir de adam vardı.

Uzun boylu, siyah paltolu adam bana baktı. “Vakit kaybetmeden konuşalım, Lara Hanım.”

Gözlerimi kıstım. “Seni dinliyorum.”

Adam cebinden bir dosya çıkardı ve masanın üzerine koydu. “Bunlar, Timur aslan Karahan’ı içeri attıran sahte delillerin gerçek kaynağı.”

Nefesim kesildi. Dosyayı açtığımda, içindekiler kanımı dondurdu.

Kadir Sagın, yargıyı da satın almıştı.

Şimdi elimdeki bilgilerle, Timur’u hapisten çıkarmak için gerçek bir kozum vardı.

Ama bu savaş yeni başlıyordu.

Ve kaybetmek gibi bir seçeneğim yoktu.

---

Devamı gelecek…

Sizce nasıl bir bölümdü aşklarım

Oylarınız ve yorumlarınızı bekliyorum

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.