İçeriğe geç

Lanetlilerin Yalanları

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Lanetlilerin Yalanları

Bölüm 1

1

Bu küçük, sevimli ve sessiz kasabada ilk defa bir cinayet işlenmişti. Bazıları bu durumu o kadar saçma bulmuştu ki zavallı yaşlı Bay Rogers'ın intihar ettiğini söylemişlerdi ama hayır. Bu bir intihar değildi, cinayetti. Polisler bunu onaylamıştı. Çünkü cinayet silahı ortalıklarda yoktu, bir adam kendisini öldürdükten sonra nasıl cinayet silahını yok etsin? Bu sözler kasabada olan yaşlılar için bir şey ifade etmiyordu. Hâlâ intihar olduğunda ısrarcılardı ve polislerin bu işi bırakması gerektiğini söylüyorlardı. Hatta bazı yaşlılar cesedi bulan Erika'ya baskı kurup bunun bir intihar olduğunu söylemesini istiyorlarlardı ama kasabaya FBI gelince bunun basit bir intihar olmadığını anladılar, Bay Rogers öldürülmüştü. Artık Erika gibi herkes bunu biliyordu. Kasabada -bu şirin ve güvenilir yerde- katil vardı.

"Ben Ajan London ve yardımcım Beck, Bayan Erika Evans ile görüşebilir miyiz?" diye sordu rozetini uzatan yeşil gözlü adam.

Erika elindeki kitapları tezgaha koydu ve ajana gülümsedi. "Erika Evans ben oluyorum." Çekingen ses tonuyla cevap verdi. Bay Rogers'ın ölümüyle ilgili sorular soracakları kesindi.

"Bay Rogers'ın cesedini bulan sizmişsiniz. Hiç tuhaf bir şey farketiniz mi? Mesela sülfür gibi?" Bu sefer soruları soran kişi uzun boylu ve kahverengi saçlı olan ajandı.

"Sülfür mü? Hayır, hiç tuhaf bir şey de yoktu." Soruyu cevaplarken hâlâ diğer ajana bakıyor ve aklına yaklaşık bir buçuk gün önce olanlar geliyordu. Adamın ölümü zaten gizemliydi. Bir de Erika'nın hipnoz olmuş gibi ölen kişinin evine gitmesi daha da garip kılıyordu.

"Peki neden o saatte Bay Rogers'ın evine gittiniz?" Soruları sıra sıra soruyor gibiydiler ve bu sefer soran London olmuştu.

"Matt Rogers bir eşyasını unutmuştu, ben de onu vermek için gittim. Burası genelde saat dokuza kadar açık olur, dükkanı toparlamayı ve kapatmayı falan için işine katarsak saat onu buluyor. Hem Bay Rogers buraya yaklaşık kırk beş dakikalık mesafede oturuyor." Yalan söylememişti ama eksik söylemişti. Bay Rogers eşyasını unuttuğunu fark etse hemen gelip alırdı ama almaya gelmemişti o gün. Erika da adamın eşyasını görünce hipnoz olmuş gibi adamın evine gitmişti. Nasıl gittiğinin farkında bile değildi.

"Neden sabah vermeyi düşünmediniz?" Bu sefer soruyu daha sert bir tavırla sorulmuş, kızın içinden kendisini kemirmesine sebep olmuştu.

"Önemli olabileceğini düşündüm. Bazen sabaları erkenden -bu genelde sabah beş ve altı arası- kasabadan gitmesi gerekiyor. Gene öyle yapacaktı ve bir hafta bende dursun istemedim ayrıca işi için lazım olabilirdi." Doğruları söylerken ilk defa bu kadar kötü hissediyordu kendisini. Bu durumda böyleyse yalan söylese kim bilir ne halde olurdu? Halbuki kolayca yalan söyleyebilen bir insandı. Şimdi ise doğruları söylemesine rağmen bayılacak gibiydi. Bunu dışarı yansıtmıyor oluşuna sevindi.

"Bize ş-" Ajan Beck, diğerinin konuşmasını engellemek için Erika'ya teşekkür edip gülümsedi ve iki ajan dükkandan çıktılar. Erika da olanları düşünmemek için işinin başına

döndü.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.