Adora ve ikizi Emma. Solaris ve ikizi Anna. Dört kız odadaki sobanın sönmekte olan ateşine odun atarak onu korumaya çalışıyordu. Etrafta garip bir sessizlik vardı diyemiyeceğim. Etrafta garip bir seslilik vardı. Sanki hayaletimsi varlıklar duvarların içinden geçiyormuş gibi. Ayrıca sanki fısıldıyorlardı. Fısıltılardan endişe akıyordu. Ya da sadece onlara öyle gelmişti. Belki de rüzgardı. Solaris tek ısınma kaynakları olan ateşin önünden kalkıp odada turlamaya başladı.
Solaris: Varsayalım bu bir rüzgar sesi tamam mı? O zaman bu fısıldaşma sesleri ne? Bu bize bunun rüzgar olmadığını kanıtlıyor. Belki de bu ruhani varlıklardır.
Solaris ve Adora'nın gözleri ışıldamaya başlamıştı. Emma ve Anna titriyorlardı. Ama hayır soğuktan değil. Korkuyorlardı.
Adora: Hadi kızlar kalkın.
Emma: Niye?! Biz burada gayet iyi ısınıyoruz az olsa bile.
Solaris: Niye olsun? Tabi ki sesin kaynağına bakacağız!
Anna: Ne gerek var şimdi burada oturmak varken.
Adora: He anladım sizi ben. Korkuyorsunuz! Korkaklar!
Emma: Sensin o! Hiçte bile korkmuyoruz. Değil mi Anna?
Anna: Evet korkmuyoruz! Bizde geliyoruz!
Adora kahkaha attı. Solaris ise sırıttı. Anna ve Emma bundan rahatsız oldular.
Adora: Gelmenizin sebebi kesin burada kalmaktan korkuyorsunuz. Biz olmasak sizi kim koruyacak sonuçta!
Emma: Öyle birşey yok Adora! Biz siz olmadan da iyiyiz.
Adora: Bana Adora demeyeceksin! Ben senin ablanım!
Anna: Hayır bir kere! Dördümüz de aynı salisede doğduk! Sadece hastane hazretleri sen ve Solaris'i bizden bir dakika önce doğmuş gibi yaptı.
Solaris: Sen karışma Anna.
Anna: Niyeymiş o?! Beni mi öldüreceksin prenses Solaris?!
Kavga şimdiden esmeye başlamıştı. Ne olacaktı bu kızların hali?
Adora: Yeteeeeeeer! İyi ki bir şey dedik ya! Şimdi sadece sesin kaynağını bulmaya odaklanalım!
Kızlar homurdanarak ayağa kalktılar. Yerler yürüdükçe gıcırdıyordu. Kapı da açılınca gıcırdadı. Ama aynı zamanda sesler kesildi. Şimdi gıcırtılardan başka hiçbir ses yoktu. Sessizlik karanlığa hükmediyordu.
Emma ve Anna korkarken Adora ve Solaris'in sırıtması, şaka yapıyorlarmış gibi bir hale büründürüyordu. O anda alt kattan bir çığlık sesi yükseldi! Çığlık sessizliği yırttı ve korku karanlığa hükmetmeye başladı. Koşarak gıcırdayan merdiven basamaklarını indiler. Ses Lily'nin odasından geliyordu.
Lily'nin odasına ulaştıklarında, Lily yerde kanla birlikte yatıyordu. Son nefesini çoktan vermişti. Üstüne gözyaşları akıyordu. Hıçkırıklardan başka bir şey duyulmuyordu. Adora polisi ve ambulansı arıyordu. Bu bir cinayetten başka bir şey değildi. O anda komidinin üzerindeki sandığı farketti. Sandığın üzerinde bir not vardı. Notta bir şey yaşıyordu.
Sevgili torunlarım...
Bunu okuduğunuza göre ben çoktan son nefesimi vermişimdir. Bu sandığı benim cenazemden sonra açmanızı ve içinde ne yazıyorsa yapmanızı istiyorum...
Adora sandığı tekrar komidine koydu.
Ardından polis sirenleriyle karışmış ambulans sirenleri duyuldu. Ve aynı anda gıcırtılar yükseldi. Eski ahşap malikanenin içinde neredeyse 50 kadar insan vardı. Telaşla bir yerden bir yere koşuşturuluyor, gıcırtılar dinmiyordu. Lily'nin cesedi ambulans aracılığıyla morga götürülüyordu. Ölüm sebebinin belirlenmesi gerekiyordu. Polisler ise kızları sorgulamak için arabaya bindiriyorlardı.
Adora: Polis bey söylediğim gibi ben ve kızlar odada ısınmaya çalışıyorduk sonra dışarıdan fısıltıya benzer bir ses geldi. Biz dışarıya çıkıp ses kaynağını bulmak istedik ama çıkar çıkmaz sesler kesildi. Sonra alt kattan çığlık sesi yükseldi. Aşağıya indiğimizde anneannemi yerde kanlar içinde yatarken bulduk. Sonra da sizi aradık.
Polis: Evet, söyledikleriniz kardeşin ve kuzenlerinin söyledikleriyle uyuşuyor.
Peki söyler misiniz Lily'den başka tanıdığınız var mı?
Adora: Yok polis bey. Annemiz doğduğumuz gün ölmüş ve babamız doğduğumuz gün garip bir şekilde kaybolmuş. Yirmi yıldır anneannem ile yaşıyoruz.
Polis: Tamamdır. Sonuçlar haftaya açıklanacak...
...
Şuan Lily'nin mezarı gözlerinin önündeydi. Cenazede sadece onlar vardı. İmam, Adora, Emma, Solaris ve Anna. Sonuçlara göre Lily kalp krizi geçirmişti. Tabi ki kızlar inanmıyordu. O zaman kanlar nereden gelmişti?
...
Kızlar evin gıcırtılarıyla baş başa kalmışlardı. Adora sandık konusunu bir türlü açamamıştı.
Adora: Kızlar Lily komidinin üzerine bu sandığı ve notu bırakmış.
Sandık beyazdı ve altın kenarları vardı.


En yakın bunu buldum
Kızlar sobanın önünde çember oluşturdular ve sandığı açtılar. Sandık gıcırdamamıştı. Evdeki tek gıcırdamayan şey o olabilirdi. İçinden bir not ve rulo şeklinde bir kağıt vardı. Kağıt kırmızı bir şeritle bağlanmıştı. Notta bunlar yazıyordu...
Sevgili torunlarım...
Benim için asla üzülmeyin başta bunu söylemek istedim. Sandığın içindeki bir harita. Haritada işaretlediğim şey bir kolyenin yeridir. Rivayetlere göre kolye her istediğinizi yerine getirir. Ona sahip olmak istemiştim ama vaktim olmamıştı. Şimdi lütfen gerçekleştiremediğim hayalimi gerçekleştirin...
Harita yanlarındaki ormandan. Geçip bir bataklığa ulaşıyordu. Sonra uzun bir patikadan geçip bir ağaca ulaşıyordu. İşte o ağaç işaretlenmişti. Ertesi gün yolculuklarına başlayacaklardı...