"Görüşürüz hocam " dedim. Leyla hoca bu yıl okulumuza gelmiş olsada kendini çok çabuk sevdirmeyi başarmıştı .
"Görüşürüz lara " dedi leyla hoca .
Okuldan ayrılıp eve doğru yürümeye başladım. Eve geldiğimde babam evde yoktu.
"Ben geldim anne " dedim .
Ve odama geçtim. Çantamı çıkarıp bir kenara fırlattım . Sonra Odadan ayrılıp mutfağa geçtim . Annem kurabiye yapıyordu .
"Günün nasıl geçti ? İki gün önce yapılan denemenin sonuçları belli olmuş lara sonuçların nasıl kızım ?" Annemin aniden gelen sorusundan dolayı dipini sıyırdıgım krem şanti boğazımda kaldı. Öksürmekten ciğerlerim soldu resmen .
"İyi misin tatlım?" Dedi annem elimede bir bardak su tutuşturdu . Öksürmeye devam ederken zorla "iyiyim " diyebildim. Öksürük bittikten sonra bardağın dipinde kalan suyu içtim . Annem bir yandan kurabiyeleri fırından çıkarırken bir yandanda ,
"Akşama asel yemeye davet etti . Mert ve çağanlarda orada olacak. " dedi
Başımla onayladım . Bu harika bir haberdi. Asel gerçekten çok hamarat bir kızdı birde üzerine mertle çaganda orada olacaktı . Mert, çağan ve asel annemin ve babamın çocukluk arkadaşlarının çocuklarydı .Anne ve babalarımızın bu dostlukları bizide birbirimiz bağladı.
Annem odama geçmem gerektiğini ve bu yılda taktir belgesini kaçırırsam çok kötü şeylerin olacağını söyledi. Annelere karşı çıkmak mümkün mü ? Dediğini yapmak zorundaydım . Odama geçip ders çalışma masamın başına oturdum . Çalışmaya günün tekrarıyla başladım . Evet çalışıyordum ama bazen gerçekten bir hiç uğruna vakit kaybettiğimi düşünüyorum.
...
Gözümü açtığımda Akşam olduğunu fark ettim. Masanın başında uyuya kalmıştım . Annemin seslendigini ve kapımı tıkladığını Duyduğumda" gel. " dedim. Ağzım iyice kurumuştu.
"Hadi kızım daha hazırlanmamışsın bizi bekliyorlar " dedi annem odaya girip etrafın dağınıklığını fark etmiş olacak ki söylenerek yerde ki kirli kıyafetlerini alıp odadan çıktı. Bende hızlıca üzerim bir şey giyip yanıma sırt çantamıda alarak çıktım. İçini kontrol etmeyi unutmadım . Olması gereken her şey burdaydı. Oturma odasında babam oturmuş TV izliyordu .
"Hadi geç kalıyoruz biraz hızlı olun. " diye uyardı annem tekrardan.
"Sakin ol daha yemeğe yarım saat var " dedi babam . Annemin bu paniği babamın bu sakinliği benim kafamı karıştırdı . Acele etmeli miyim ? Yoksa rahat mı davranmalıyım ?
"Evet yarım saat var . Ama bizimkilerin huyunu bilmiyor musun sen ? Yarım saat önceden giderler onlar zaten . " dedi annem .
"Pekala herkes hazırsa çıkalım "diyerek ayaklandı babam .
"Hazırız hazırız " dedi annem .
Ve yola çıktık sonunda . Asellere giderken yolda bir kedi yavrusu gördüm . Yağmur yağmıştı ben uyurken her yer ıslanmıştı. Bu kedide öyle . Tam sevmek için elimi uzatırken
"Bırak o pis hayvanı lara " diye bir uyarıda daha bulundu annem. Annemin hayvanlara olan düşmanlığını bir türlü anlayamıyorum. Zavallı hayvanı geride bırakarak yola devam ettim . Asellerin evi zaten bize yakın olduğu için kısa sürede vardık. Bahçe kapısını açan babam önden arkasından annem en sonda ben bahçeye girdim. Babam kapıyı çaldı . Ve Zeynep teyze kapıyı açtı . Zeynep teyze mertin annesiydi . Annem haklıydı . Onlar çoktan gelmiş birde Zeynep teyze merve teyze ve asele yardım bile etmeye başlamıştı. Merve teyzede aselin annesiydi .
"Hoş geldiniz gelin, bizde sizi bekliyorduk " dedi. Zeynep teyze . Annem babama doğru bir zafer gülüşü attı .
"Hoşbulduk " dedi. Babam. Hep beraber içeri girdik . İçeri girdikten sonra Fatih amca Ayağa kalktı .
"Ooooo... hoşgeldiniz Murat bey , Nazan Hanım gözümüz yollarda kaldı . " dedi fatih amca
Fatih amcada mertin babasıydı .
"Aaaaa... hiç öyle şey olur mu ? Tam zamanında geldiniz bizde tam yemeği hazır ettik zaten. " dedi. Merve teyzede.
"Neyse hadi geçelim soğutmayalım. " dedi mehmet amcada . Mehmet amcada aselin babasıydı .
Tam sofraya ilerlerken , Zil çaldı .
"Ben bakarım Merve teyze ." Dedim . Kapıyı açmaya giderken tekrar zil çaldı .
"Geldim geldim. " diyip hızlıca kapıya koştum . Kapıyı açtığımda karşımda yağmurdan ıslanmış ve çenesinden damlayan yağmur damlalarıyla çağan vardı .
"Merhaba bizde tam yemeğe oturuyorduk gel hadi ."
Kafasıyla onaylayarak içeri girdi . Hepberaber içeride yemek yiyorduk .
...
Zeynep teyze ve Merve teyze sofrayı toplarken bizde aselle kuruyemişleri ve çayları getirdik .
"Annen nasıl oldu çağan ? Durumu nasıl ? Doktorlardan iyi bir haber var mı ? " dedi fatih amca
"Malesef iyi bir haber yok aksine annemin durumu gün gittikçe dahada kötü oluyor . Henüz otuzlu yaşlarında olmasına rağmen hastalığı onu çok erken güçten düşürdü . " dedi çağan ve bunları söylerken gözleri doldu .
Annem çağanın yanına oturup ,
" Korkma annen iyileşecek " dedi .
"Ya iyileşmezse ? Ya babam gibi .... ? " dedi. Çağan ama cümlesinin sonunu getiremedi . onun sözlerinin devamını hiç kimse dile getiremedi . Ardından salonda bi sesizlik oluştu . Beş , altı dakika sonra sessizliği bozan babam oldu.
"Çocuklar kasabamızın üst tarafında bir dağ var bu dağın ismi ise lanetli dağ olarak anılır peki bunun nedenini biliyor musunuz ? " dedi Babam .
"Hayır." dedi .Mert .
" Hayır " dedi .Asel .
.
" Peki o halde benim size anlatmamız ister misiniz ? "
.
"Olur " dedim .
"Peki madem beni iyi dinleyin. " dedi babam ve anlatmaya başladı.
Bundan yıllar önce dedelerimizin zamanındaydık . Bizler daha sizler gibi on iki , on üç yaşlarındaydık . Bir gün hep beraber parkta buluşmak için toplandık . Ben salıncakdaydım , fatih amcanız yanımda ki salıncakdaydı , Zeynep, merve , yeşil ve Nazan ise kırmızı kaydırağı etrafına toplanmış evcilik oynuyorlar . Çetin amcanız ve Mehmet amcanız ise oyuncak arabasıyla kumda oyun oynuyordu . Hava gayet güzeldi ama bir anda yağmur başladı . Evlere dağılacaktık hep birlikte kasabanın yollarında ilerliyorduk . Hep beraber en yakın Eve girmek zorundaydık çünkü yağmur çok şiddetli yağıyordu . Yani mehmetlerın evine . Evde kimse yoktu . Mutfaktan bir şeyler alıp karnımızı doyurduk . O gün yanımızda iki arkadaşımız eksikti. Sare ve Fatma onlar baba ve annelerine yardım ediyorlardı . Kasaba halkı hep birlikte kışa hazırlık yapıyordu . Annelerimiz ve babalarımızın bizi kasabada kalıp hayvanlarla ilgilenmemizi
İstedi ve O gün köyün üst tarafında odun kesimi vardı. Yani dağın yanında . Evde oturmuş kendi aramızda oyun oynarken kapı yumruklandı. Önce açmakda tereddüt ettik çünkü büyüklerimiz bu saatte kasabaya kötü bir şey olmadıkça inmezlerdi . Yeşil ne yapacağımızı sordu fatih ise açmamız gerektiğini önemli bir şey olabileceğini belirtti . Kapının arka kilidini açtığımızda karşımda babam vardı . Babam hemen sobanın üzerine sıcak su koymamı istedi . Sonra bir at geldi atın üzerinde ki Fatmaydı . Gözleri kapalıydı . Ağzında ise bir sıvı almıştı. Sıvı hala ağzının kenarındaydı . Çabuk olun diye bağırdı bir ses . Biz hepimiz dona kalmıştık . Kızım yaşayacak mı diye çığlık attı bir ses sonra doktor geldi ve ...
Uzunca Bir kontrolün ardından
" Fatmayı kurtaramadık... Başınız sağolsun. " dedi Doktor. herkes ağlıyordu. Fatmanın annesi ise kızının cesetine sarıldı. Ölmedi diye sürekli sayıklıyordu ama bu Fatmanın ölmüş olması gerçeğini değiştirmezdi .
...
Ertesi gün cenaze bittikten sonra bile Fatma' nın annesi ölmedi diye sayıklıyordu . Herkes baş sağlığı dinledikten sonra evlerine dağılmıştı. Sonra bir anda melek abla ayaklandı . ( Fatmanın annesi ) kulübeye girdi . Elinde bir kazmayla çıktı .
"Herşey ... Herşey o dağ yüzünden oldu ." Dedi melek abla
"Hayır Melek eceli geldide öldü kızın orayla bir ilgisi yok " dedi Annem .
" Var Gül var o dağ uğursuz anladın mı ? " dedi .Melek abla .
Elinde kazmayla dağ doğru yöneldi ve dağa baktı . Sonrada hızlı adımlarla dağa giden yola çıktı. Arkasından annem dur demesine rağmen gitmeye devam etti .
"Oğlum peşinden git , bir delilik etmesin ."
"Tamam anne ." Dedim Ve bende hızlıca peşine düştüm .
Kadın hiç durmadan devam etti yol boyunca ancak dağın dipine kadar gelince durdu .
"Sen benim kızımın ölümüne sebep oldun , bende sen yıkılıncaya kadar durmayacağım . " dedi ve elinde ki kazmayla vurmaya başladı . Amaçı neydi bu kadının o elinde ki kazayla koskoca dağı yıkabilecegini mı sanıyordu gerçekten .
"Durun lütfen durun ." Dedim ama beni duymadı veya duymazlıkdan geldi .
Arkamdan bir ses ,
"Dur melek " dedi . Arkamı döndüğümde selim amca oradaydı. Melek teyzenin eşi .
Durdu. Ve yere yığıldı.
...
Olayın üzerinden tam 1 hafta geçmişti ama Melek teyze hiç bir zaman kendine gelemedi. Ve yataktan kalkamaz , kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak hale geldi .
...
" Allah sabır versin kızıma ölmüştü. " Dedi . Mehmetin annesi.
Melek teyzenin narin bedeni kızının acısını kaldıramadı . Oda kızının ölümünden bir ay sonra vefat etti .
...
Ve 3 ay sonra bütün acılar unutuldu . Kasabalılar
Kendi ihayatlarını sürdürmeye devam ederken yine bir yandanda dağın yanında kesim yapılıyordu . Bizde kasabanın üzerini örten beyaz manzarayı izliyorduk . Kar sonunda kasabaya yağmıştı. Ama Sare hem annesini ölümü hemde ikisinin ölümünden sonra üzerine binen yük çok fazla olmuştu. Yine günler böyle devam ederken bir sabah çığlıklarla uyandık .
"Kızım yok kızım yok " diye hıçkıra hıçkıra ağlayan selim amca dizlerinin üzerine çökmüştü .
"Sakin ol selim hem her yere bakmadan delallenme . " dedi babam .
"Her yere baktı. Hiç bir yerde yok . Hayattaki tek var olma sebepimde artık yok hem bak mektup bırakmış . Ben artık dayanamıyorum diye " dedi . Selim amca .
Yeşilin babası mektubu eline aldı . Ve okumaya başladı .
"Dağ ... dağa gitmiş olmasın ? " dedi . Kaya amca ( yaşilin babası )
Babam yanına bir kaç kişi alıp aramaya başladı. Dağa doğru gittik. Dağın her yerine baktık ama Sare orda yoktu . Hiçbir yerde bulamadık.
...
Ve bir ölü daha hem hayat arkadaşını hem iki kızını kaybetmiş, selim amca dayanamayıp dağın üzerinden kendini atmıştı .
Sare ise hiçbir zaman bulunamamıştı .
O günlerden sonra kasaba halkı dağa lanetli dağ demişti .
Lanetli dağın sonradan etrafında cesetler bulunmuştu . Hatta öyle insanlar vardı ki daha kik olduklarını bile anlayamadan toprağa verilmişti.