Viktoriya ailesiyle birlikte akşam yemeğinden sonra uyumak için odasina gitdi. Uyurken düşüncelere daldı. Keçmişi hatırladı. Iki yil once az kalsin hayatina veda edicekdi. Böbrekleri hastaydi. Ona böbreğini verecek biri olmasaydı hayatını kayb edecekdi. Ona uygun börek Alice de vardi. Uygunlugu bir mucizeydi. Viktoriya bunu asla unutamazdi. Alice bir can borçluydu. Hayatina reng katmakla kalmamış dünyasını kurtarmişdı. Viktoriya o zamandan beri Alice ile daha da yakinlaşmiş, güvenini kazanmiş bu kizla abla gibi olmuşdular. Hatta bir seferinde Viktoriya bir çocuğu bile dövmüşdu. Çünki çocuk Alicin kalbini kırmışdı.
Kuşların sesi, güneşin gururlu ışınları odani kaplamişdı.
- Viktorya hadi kızım sabah oldu. Bu gün acelemiz var. Erkenden gitmek zorundayiz.
Annesi şevkatle kızını sesliyordu. Babasi telaşla işe hazirlaniyor, çünkü kız kardeşi ağlıyor,abisi ise artık yemeğini yiyordu. Viktorya hazırlanıp mutfaka endi. Şu sirada bir telefon geldi . Halasi onları akşam yemeğine davet etmişdi. Aslında halası yakinda oturuyordu. Ama birge ailece yemek eylenceli oluyordu. O yüzden annesi kabul etmişdi.
- Alicede bizle gelsin anne. Biliyorsunuz çocukların içinde sıkılırım.
- Sanki çocukça davranan benim kizim değil. Tamam nasil istersen. Benim acele çıkmam gerek. Lütfen ablana yardim edersin. Biliyorsun yemeğini yerken uslu olmuyor. Seni seviyorum.
Bende demek istese de artık annesi çıkmıştı. Büyük abla sorumluluk diye düşündü yine. Sonra akşamı düşünüb bir az kendini topladı. Aslında o anlıyordu. Sadece bazen hayat yorucu oluyordu.