Gözlerini yavaşça açtın ne olup bittiğinden gram fikrin yoktu. Tek bildiğin çiçek toplarken yere düşmendi ama bir dakika sen şu an bi ağaca yaslanmış oturuyosun. Bu nasıl olduki? Yakından bi grup insanın adım sesleri geliyor. Aniden yerinden kalkıyosun daha bi adım atmadan yere yapışıyosun. Kendini tutamayıp acı bi çığlık atıyosun "Hass-Ahhh". Topuğunda hiç olmadığı kadar bi acı var. " Yavaş olun leydim.Yere o kadar sert basmayın lütfen." Yabancı senin önünde durmuştu seni izliyodu kafanı yukarı kaldırdın "Ne-ne leydisi? Ne saçmalıyosun sen?! " Dedin agrasifçe. Yabancı kıkırdadı "Ben sadece nazik olmaya çalışıyosum prenses. Canınızı sıkan bişey mi var? ". Tam ona cevap vermek üzereyken bi ses yükseldi " KEVİN!! Oyalanmayı kes ve onu buraya getir! Seni aptal! "Bağran kişinin sabrının çoktan tükenmiş olduğu belliydi. Kevin seni yerden kaldırıldı ve bir yere götürmeye başladı. İsmi tanıdık gelmişti. Sanki daha önce duymuştun. Aklına biri geliyodu ama o yıllar önce krallıktan ayrılmıştı o olmazdı değilmi? Yoksa olabilirmiydi? Sen bu soruları çözmek için kafa yorarken. Bi ses bütün odağını bozdu "Nerde kaldın seni salak? " Karşında hayatında gördüğün en tatlı insanlardan biri vardı ama sözleri ve gözleri tatlıdan daha çok nefret kusuyordu.Kadın yaranı fark etti ve bir kaç saniye sonra birisi topuğuna dokundu. O acı gitmişti. Daha önce bir sürü şifa büyüsü görmüştüm ama bu diğerlerinden farklıydı. "Sende ki-" Kevin daha cümleni bitirmeden seni yere bıraktı ve sertçe düştün "NE OLUYOR LAN!! " Dedin sinirin belli oluyordu. "Upssii... Elim kaydı! Özür dilerim. " . Sen tam bişey söylicekken biri konuştu "Öhöm... Kevin sana daha kaç defa bunu yapmamamını söylicem? " Dedi ellerini birleştirirken. "La-laura sen burdamıydın güzelim? " Dedi Kevin sanki hatasını görmemesi için çırpınıtken. "Kevin... Gördüm" Dedi sakince Laura. "Off tamam bi daha olmicak. Özür dilerim. " Dedi tripli bi şekilde Kevin. Laura gülümsedi ve yavaşça yanınıza yürüdü. Laura kalkman için elini sana uzattı. Laura cidden nazik birine benziyodu. Elini tutun ve kalktın. Kalktığın gibi Kevin Laura yı kendine doğru çekti. Elin havada bok lalesi gibi kalmıştın. Kevin, Laura'nın kafasını yana çevirdi ve hızlıca onu öptü. Tam o sırada seni iyileştiren şifacı araya girdi. "Selam ben Aoi. Arkadaşın kusurun bakma biraz kafadan kontakta." Dedi mutlu bi şekilde. "L-lan benim zihinsel sorunlarım falan yok! " Dedi Kevin sinirli bi şekilde. "Şey... O hep böylemi? Diye sordun Aoi'ye." Yani sadece kızdığında veya kıskandığında. ". Onaylarcasına başını salladın ve kendini tanıtın. " Selam ben Yuna " . Ortama sesizlik hakim oldu. Bi adam ve kız bi anda çıka geldi. "Sizde kim-" . "Selam ben Victoria ve buna David. " Olanları anlamamıştın kafanda bütün parçaları birleştirmeye çalışırken bi ses daha geldi "Yuna! Nerdesin? " Bu abindi."hehehe şansa bakın tamda tamda eve gidiyodum görüşürüz! "Tam arkanı dönücekken biri seni belinden sarılıyo ve biri senin kulağına fısıldıyo "Benden kaçabileceğinimi sandın tilkicik?" Bu senin koruman Glich. "Glich... Biz şuan sevgili gibi duruyoruz biliyosun değilmi? " Dedin fıldıyarak. "Hadi ama ben senden nerdeyse 100 yaş büyüğüm" Derken belini bırakıyo.Arkanı döndün ve sinirlendiğinde annenin yaptığı gibi işaret parmağını aşağı yukarı salladın sonra söze girdin "Sen beni korumamsın or-" Abin bi anda çalılıkların arasından çıktı ve lafını böldü "Çok ayıp Yuna özellikle sizin gibi bir HANIM için" Dedi. "Ben bir şovalye olucam aptal! Bi şovalye!" dedin Sinirlice. "Yuna sen bi prenses olarak doğdun ve bir kraliçe olarak ölüceksin" Dedi abin. Kıkırdadı ve sana düşürdüğün çiçeği uzattı. "Cidden şovalye olmak ıstıyosan çok şey yapmalısın Yuna. Mesela ölmemekle başlayabilirsin. Tam sana göre" Dedi abin sanki hergün ölüyomuşsun gibi. "O sadece... Niye prenses oldumki? Bu siktiğimin hayatı hep aynı! Ben farklı şeyler istiyorum! Dövüşmek gibi mesela! " Diğerleri bu sözünle sustu. Abin kıkırdadı ve sinirden kahka atarcasına şöyle dedi " İyi tamam, istediğin olucak AMA bir şartım var dayı olucam. "Sen daha tepki veremeden diyer abin Diego konuşmaya başladı " Dayı olucaz demek istedin galiba Ren"dedi.
İkisinide çok seviyodun. Onlar seni her zaman korumuştu ama şimdi daha sevgilin bile yokken çocukmu? "Saçmalamayı kesin! Özellikle SEN Diego senin yüzünden hala oldum ben! " Dedin sinirli bir şekilde. "Eee o zaman dövüşmicen"dedi Diego sırıtırak " Sıçtığımın teklifini daha iyi yapamazmısınız? "Dedin trip atarken. " Yaaa o kadar zor bişey değil. Teklifler var zaten içinlerindeki en çekici olanı seçersin ve biter"dedi Ren sanki çocuk oyuncağıymış gibi. "Siktir git! Asıl sen ne zaman evlenicen Ren? 26 yaşına geldin artık. Ben daha 22 yaşındayım!" Alaycı bi tavrın abinin sinirini bozmuş gibiydi. Ren bi anda sağına baktı Aoi ve diğerlerinin size baktığını fark etti. Boğazını temizledi ve cümleye girdi " Şey... Benim için unutun"dedi gergince. Aoi tedirdinge cevap verdi "E-evet" Dedi. Ren homurdandı ve aklına bi fikir gelmiş gibiyidi. Diego nun yanına gitti ve kulağına bişeyler fısıldadı. Sen ise malca bakıp olayları anlamaya çalışıyodun ve hiçbi bok anlayamadın. Diego kafasını onaylarcasına salladı ve söze girdi " Sizin gibi saygın ve halkımızı koruyan krallığımızda ağırlamaktan mutluluk duyarız. "Dedi sanki teklif etmiyomuş gibiydi. Victoria şaşırmış bir şekilde " Cidden mi? "Diye sordu. " Evet " Dedi Ren "Bu büyük bi zevktir. " Diyerek sözünü bitirdi."Ben önden gidicem! "dedin heyecanlıca çünkü bunlar yıllardır haydut ekiplerini ve çoğu suçluyu bulmanız için yardım eden maceracılar ekibiydi. " Her işe burnunu sokmasan olmazmı?"dedi Ren bıkmış bi şekilde.Onlardan önce kapıya varıp beklemeye basladın. Yavaş adım sesleri duyuldu. "Offf bu yavaşlık ne yaaa? " Dedin. Kevin gözdevirdi "boyunu geçen laflar etmeyin bence prenses" Dedi ellerini dizlerine koyup eğildi artık aynı boydaydınız. "Öyle olsun uzun bey" Dedin kıkırdayarak. "Tamamdır cüce kız" Dedi siz birbirinize laf atarken Glich geldi ve seni omuzuna alıdı. "Birinin uyku zamanı gelmiş" Dedi neşeli bi sesle. Ne olduğunu anlamadın. Glich diğerlerine kapıyı açtı. İçeri girdiğinizde herkes size bakıyodu. Bi anlık sinirle Glich'in sırtına vurmaya ve bağırmaya başladın ama seni takan yoktu . Tam pes etmişken Glich odanın kapısına yöneldi. Seni yatağa attı. "Glich! Sen ne yapıyosun?! " Glich cevap vermedi ve bi şarkı mırıldanamya başladı. Glich senin kafanı okşadı ve "iyi uykular Tilkicik" Dedi. Kapıyı sertçe kapattı. Kapı kapandığı an kapı kulbuna koştun. Zorladın, zorladın ve daha çok zorladın ama açılmıyodu. Koridordan bi ses yükseldi " İki saat uyursan açarım! ". İçinden çok masum cümleler kurarak kitabını aldın ve okumaya başlamışladın. Zaman su gibi akıp geçti. Kapın çaldı. " Kim o? " Dedin kafanı kitaptan kaldırmadan. "Benim prensesim". Yavaşça kapı aralandı. " Hadi yemek vakti prensesim geceliklerini değiştir lütfen. Misafirlerimiz var. " Dedi ve kapıyı kapattı. "Off tam heyecanlı yerinde! Ciddimisin sen baba! " Söylenirken üstünü değiştirdin. Yavaşça merdivenlerden yemek salonuna indin. Selam vermek için başını yavaşça eğdin. Yemek salolunu fazla sessizdi. Glich babanın yanına gitti ve sana bakarak bişeyler fısıldadı. Gerginliği iliklerine kadar hissediyodun. Baban söze girdi "Yuna... Duyduğuma göre şövalye olmak istiyormuşsun" Sesi çok soğuk geliyodu."Yani e-evet öyle" Kelimeler boğazında düğümleniyordu. Baban birasından bi yudum aldı. "Yani prenses olmayı red ediyosun? "." Aslında biraz ama ben böyle kendim olamam baba. Sadece bi şans her şeyi yaparım"