Killian, Lyra'nın üzerinde donmuş haldeydi. Dışarıdan gelen ayak sesleri yaklaşıyordu. Lyra'nın çıplak teni hâlâ avuçlarının altında titriyordu.
"Giyin," diye tısladı, yatağın kenarına fırlayarak.
Lyra'nın elleri titreyerek gömleğini kaparken, Killian kılıcını çekmiş, kapıya kitlenmişti. Göz bebekleri genişlemiş, nefesi hâlâ düzensizdi.
"Vaughn! Biliyoruz ki içeridesin!"
Lyra, Killian'ın sırtındaki kasların nasıl gerildiğini görebiliyordu. "Kaçabilir miyiz?" diye fısıldadı.
Killian başını iki yana salladı. "Hayır. Ama bir anlaşma yapacağız." Aniden döndü, Lyra'yı çenesinden yakalayarak ona baktı. "Beni dinle. Onlara senin bir köle olduğunu, benimse seni yakalayıp götürdüğümü söyleyeceğim. Kabul edersen—"
"Yalan söyleyeceğim," diye kesintiye uğrattı Lyra, gözlerinde bir meydan okumayla. "Ama senin kurallarına göre değil."
Kapı bir darbe ile sarsıldı.
Killian'in gözleri genişledi. "Ne yapıyorsun—"
Lyra aniden öne atıldı, Killian'ın dudaklarını kendi dudaklarıyla kapattı. Bir anda onun üzerine çıktı, bacakları Killian'ın kalçalarına kenetlenirken, ellerini onun saçlarında dolaştırdı.
Kapı kırıldığında, avcılar içeri iki sevgilinin tutkuyla sarılmış halini gördüler.
Şok oldular.
Lyra, Killian'ın dudaklarından yavaşça çekildi, bir eli hâlâ onun çenesindeydi. "Efendimin özel anını bölmeye cesaret eden kim?" diye sordu, sesi tatlı ama tehlikeli bir tınıyla.
En öndeki avcı şaşkınlıkla kekeledi: "Biz... Vaughn'ı arıyorduk."
Killian'ın elleri Lyra'nın belinde sıkıca duruyordu. Gözleri bir katilin soğukluğuyla avcılara dikildi. "Şimdi buldunuz."
Avcılar geri çekildi. "Özür dileriz. Biz... başka yerde arayacağız."
Kapı kapandığında, Killian Lyra'yı tekrar yatağa devirdi. "Lanet olasıca küçük cadı," diye hırladı, nefesi Lyra'nın dudaklarına çarparken. "Bu çok tehlikeli bir oyundu."
Lyra gülümsedi. "Ama işe yaradı."
Killian'ın gözleri karanlıklaştı. "Henüz bitmedi."
Ve sonra—
Dışarıda bir çığlık yankılandı.
Killian aniden doğruldu. "Hayır," diye fısıldadı, yüzünde bir korku belirdi. "Bu ses..."
Kapı pat diye açıldı. Girişte, siyah pelerinli bir kadın duruyordu. Yüzünde ölüm gülümsemesi vardı.
"Merhaba, Killian," diye fısıldadı. "Uzun zaman oldu."
Lyra, Killian'ın ilk kez gerçekten korktuğunu gördü.
"Selene," diye homurdandı Killian, Lyra'yı arkasına iterek. "Ölmedin mi?"
Kadın güldü. "Ölmem imkansız, sevgili eski öğrencim. Tıpkı senin gibi." Sonra gözleri Lyra'ya kaydı. "Ah... Demek *o* bu. Ne kadar... tatlı."
Killian'ın kılıcı havada bir şimşek gibi çaktı. "Ona dokunamazsın!"
Selene'nin gülümsemesi genişledi. "Ah, Killian... Zaten dokundum."
Ve sonra Lyra çığlık attı— elleri aniden siyah bir enerjiyle dolarken.