İçeriğe geç

LANETIN FISILTISI

Bölüm 1 · 7 dk okuma

LANETIN FISILTISI

Bölüm 1

Giriş

LANETİN FISILTISI: GİRİŞ ⚡ Yeni hayatımın başlangıcı burasıydı. Hissediyordum. Bu yol benim hayatım,ı kaderimi değiştirecekti. Şuan yolda geçerken gördüğüm patikanın önünde duruyordum. Beni kendine çekiyordu. Çağırıyordu, sesleniyordu sanki sesi varmış gibi. Beni oraya davet ediyordu. Kalbimin her yerinde hissediyordum bunu. Kalbimi dinlemeye karar verdim ve patikaya ilk adımımı attım. Girdiğim gibi etraf karanlığa bürünmüş tek aydınlık yer arkamda kalan yol olmuştu. Girdiğim gibi sanki içimde bir şeyler değişmişti. Huzur bulmuştum. Arkama döndüm ve karanlık ormanın tam tersi aydınlık olan yola baktım. Hiç bir şey için geç değildi hala oraya dönebilirdim, ama içimden gelmiyordu. Patikaya tekrardan döndüm. Sanki bu patikanın bir sonu vardı. Bu patika çıkmaza çıkıyor olamazdı ya. Yolu aklımda tutmalıydım böylece kaybolmadan geru dönerdim. Patikada biraz ilerlemeye başladım, her bir adımımda ayağımın altında ezilen kurumuş yaprak ve dalların çatırdısı kulağıma ulaşıyordu. Çantamda bulunan telefonumu çıkardım. Sinyal çekmiyordu. Böyle bir ormanda zaten çekiyor olsa şaşardım. Ne kadar geri dönmek istesem de geri dönmek bana yakışmazdı. Ormanda ilerledikçe rüzgar sesleri artıyordu etrafta kuş sesleri, baykuş sesleri duyuluyordu. Bu sesler dışında ormanda derin bir sessizlik hakimdi. Oldukça huzurlu duruyordu. Yolun sonu görünmeyen bu ormanda nereye varacağımı bilmiyordum. Kayboldum! "Ben hangi akılla girdiysem buraya." Sinirle ayağımla yaprakları ittire ittire ilerliyordum. "Belliydi böyle olacağı." Sanki ben ilerledikçe ormandaki yollar kapanıyordu. Başka yollar açılıyordu. Labirentteydim sanki. Ormanda artık kuş sesleri de kalmamıştı fırtına öncesi sessizlik gibiydi. O sırada kulaklarımı seslere daha çok odaklamaya çalıştığımda sanki insan sesi duyar gibi oldum yada bu beynimin bana oynadığı acımasız bir oyundu.Adımlarımı hızlandırarak sesleri duyduğumu düşündüğümı yere doğru ilerlemeye başladım. Sanki ilerde bir ışık görür gibi oldum. Evet! Burası gerçekten de bir çıkış yoluydu. Aydınlığa daha çok yaklaşırken ilerde yapılar görmeye başladım. Nereye gelmiştim ben. Ormandan çıktığıma emin olduğumda kendimi orta çağlardan fırlamış gibi görünen bir yerde buldum. Buraya ne demeliydim, bence kasaba çok doğru olurdu. Burası benim her zaman fantastik kitaplarda ve filmlerde gördüğüm kasabalara benziyordu. Kim bilirdi ki bir gün onlara benzer bir yer bulacağımı. Oraya gitmeye karar verdim. Etry yazan kocaman tabelanın yanından geçtiğimde kendimi insanların arasında ilerlerken buldum. Burada herkes neden orta çağdaymış gibi giyiniyor, haraket ediyordu. Bazı kadınların elinde sepetler, bazılarında çamaşır sepetleri vardı. Bir dakika çamaşır sepetleri mi? Eski zamanlarda ki gibi kıyafetleri dereye götürüp orda yıkamıyorlardır dimi? Etrafı iyice inceledim. Kulağıma gelen sesler çok fazlaydı, hepsini ayırt edemiyordum, burada olan sesler ormandaki sessizlikle tam zıttı. Demircilerden geldiğini düşündüğüm metal sesleri. Çocukların etrafta koşuştururken çıkardığı çığlıklar. Burası çok güzel görünüyordu. Sanki insanlar hayattan uzaklaşmak için orta çağdaymış gibi yaşıyorlardı. Şehirdeki gürültüden uzak sakin bir yaşam. Bu benim her zaman kurmak istediğim hayatlardan biriydi. Tam da şuan buraya yerleşmek istediğimi farkettim. Kasabanın sokaklarında yürürken cocuklar yanımdan zıplayarak geçiyor bazıları gülümseyerek el sallıyorlardı. Burada nerede kalacaktım? Buralarda kesin hanlarda vardır. Ama bende buranın para birimi yoktu ki acaba altın mı kullanıyorlardı? Ben düşüncelerimin arasında dalmışken omzuma bir şey şeyin dokunmasıyla irkildim. Düşüncelerimden ayrılarak arkama döndüm. Karşımda ortalama otuz beş, kırk yaşlarında bir kadın duruyordu. Saçları simsiyahtı. Burdaki çoğu kişi gibi üzerinde bir gömlek bulunuyordu. Belindeki kahverengi korse ile belinin inceliği belli oluyordu. Hemen altında bulunan siyah pantolonu ile kombinini tamamlamıştı. Yaşına göre fiziği yirmi beş, otuz yaşlarında birine aitmiş gibi görünüyordu. "Kızım burada yenisin galiba" yüzüme bir tebessüm kondurdum. "Evet Hanımefendi yeni geldim" gülümsedi. "Bana 'Aisia Teyze' de kızım" başımı sallayarak kabul ettim. "Hadi gel benle hanım kız. Kaybolma burada sen şimdi." Kasabanın sokaklarında yürümeye başladığında gülerek peşine takıldım. "Adın nedir kızım." Doğru ben adımı söylememiştim. "Sora, Teyzecim."yürümeye devam ettik. Meydan olduğunu düşündüğüm yere göz gezdirdim. Etrafta esnaflar vardı. Aisia Teyze terzi olduğunu düşündüğüm binaya ilerledi. Kapının önünde kumaşların bulunduğu sepetler ve bir iki masa vardı. Bazıları masaya serilmişti. Aisia Teyze içeri girdiğinde bende geride kalmadan içeri girdim. Duvarlarda düzenli raflar bulunuyordu. Hepsinde renk renk kumaşlar vardı, bir raf ise derilere ayrılmıştı bunlarla pantolon ve korseler yapılıyordu. Bir haraketlilikle o tarafa döndüm. Bir kız tezgahın ardından doğruldu. Kız benden beş altı yaş büyük görünüyordu. Kahverengi saçlara ve kahverengi rengi gözlere sahipti. Saçlarını iki yandan örmüştü. Üzerinde orta çağlarda bulunan elbiselerden vardı. Gerçi böyle bir yerde tişört giyen birini beklemek de saçmaydı. Elbisesine göz attım. Sanki bir filmden fırlamış gibiydi. Zaten burası kendi başına öyle görünüyordu. Haremlerdeki cariyelerin giydiği elbiselere benzettim her zaman öyle elbiselere ilgim vardı. Sadece buradakiler daha sadeydi. Elbisesi bordo rengindeydi ve elbisesinde hafif bir göğüs dekolitesi bulunuyordu. Kare yakalıydı, kolları dar şekilde gelirken dirsekten sonrası açılıyordu. Üzerine bir korse takmıştı korse elbisesinin rengiyle oldukça uyumluydu ve belini oldukça ince gösteriyordu. Genelde orta çağda korse sütyen görevi de görüyordu. Elbisesinin eteği  ayaklarını bile saklıyordu. Kız gülümseyerek Aisia teyzeye ilerledi. "Hoşgeldin Aisia teyzecim" diyerek kadına sıkıca sarıldı. "Neredesin be teyzem özlettin kendini" Aisia teyze ondan ayrıldı. "Ne yapalım iş güçle uğraşıyoruz be kızım." Kızın gözleri bana dokundu. Aisia teyze de onun bana baktığını farkettiğinden bana döndü. "Kızım bu Sora, senden Sora kızımızın beden ölçülerini almanı isteyeceğim."kız bana gülümsedi hemen. Geldiğimden beri hiç konuşmadığımı farkettim. "Merhaba." dedim sakince. Elimi uzatarak "Sora" dedim. O da elimi havada bırakmayarak sıktı. "Ely" "Hadi gel vücudunun beden ölçülerini alalım hayatım." Gözüme çok sakin ve samimi bir kadın gibi gelmişti. Neşeli bir kıza da benziyor gibiydi. Tezgahın yanına gitti ve bir tane mezura alarak yanıma geri geldi. "Kollarını kaldır lütfen" O ölçülerimi alırken ben de etrafı incelemeye devam etmiştim. Dükkanın tavanında odundan kolonlar bulunuyordu ve bir yerde merdiven vardı. Muhtemelen orayı depo olarak kullanıyorlardı. Ely benden uzaklaşınca ölçü alma işleminin bittiğini anladım. "Kızım gel bir kumaşlara göz at" Aisia Teyzenin sesiyle ona döndüm. Yanına gidip incelediği kumaşlara baktım. "Teyzecim gerçekten hiç gerek yok." dediğim sırada eliyle susmamı işaret etti. "İttiraz istemiyorum kızım." Muhtemelen üzerimdeki kıyafetler içinde onlara göre çok komik görünüyordum, onlar orta çağdaymış gibi yaşamaya alışmış insanlardı, belki de uzun zamandır bu geleneği sürdürdüklerinden, böyle giyimleri bilmiyorlardı bile. Üzerimde kargo pantolon ve kısa kollu beyaz bir tişört vardı. "Elbise mi yapılacak" diyen Ely ile düşüncelerimden ayrıldım. "Farketmez" diyerek cevap verdim burda tam olarak ne giydiklerini bilmiyordum. Yanlış bir şey söylemek istemiyordum. "Kızım sen bize elbiseler için mavi, gri, beyaz, yeşil tonlarında kumaşlar hazırla. Sora kızımıza o renklerin daha çok yakışacağına eminim." Aisia Teyze bir kaç kumaşı da elinde tutuyordu.

Terziden çıktığımızda meydanda yine ilerlemeye başladık etrafı ezberlemeye çalışıyordum. Bir kaç sokaktan geçmiştik, ama çok kalabalık olduğundan çok etrafa göz atamamıştım. Kalabalığın daha az olduğu bir sokağa girmiştik. Burda ilerlerken karşılaştığımız kadınlar Aisia Teyzeye selam veriyorlardı. Sanki tanışıyorladı. Sokak artık taş döşeli patikalara dönüşmüştü ormanın içinde yürüyor gibiydik. Etrafta sadece ağaçlar vardı. Adımlarım taş döşeli patikada yankılanırken, ağaçların arasından süzülen gün ışığı yüzüme vurdu. Hava tazeydi; çimen kokusu, uzaklardan gelen kuş sesleriyle birleşiyor, içimde tuhaf bir huzur bırakıyordu. Patika sonunda geniş, elips biçimli bir alana açıldı. Gördüğüm manzara karşısında bir an durup nefesimi tuttum. Etrafımı çevreleyen evler... Çok güzel duruyordu. Odundan temelleri, yosun kaplı çatıları, incecik işlenmiş ahşap pencereleriyle bu evler bir çember oluşturuyordu. Her biri yaşanmışlık kokuyor, her biri sıcak ve koruyucu görünüyordu. Pencerelerden sızan solgun ışıklar, içerideki hayatları fısıldar gibiydi. Kapı önlerinde sarkan sarmaşıklar, pencere kenarlarında dizili çiçek kutuları... Hepsi, bu dünyanın ait olmak isteyeceğim bir parçası gibiydi. Gözüm meydanın tam ortasındaki eski taş çeşmeye kaydı. Üzerindeki oyma desenler yıpranmıştı ama yine de zarafetini koruyordu. Çeşmeden dökülen suyun sesi, kalbimdeki tuhaf çırpınışa karıştı. Sakin, ama canlıydı burası. Ve sonra çocukları gördüm. Mutlulardı, oyun oynuyorlardı, eğleniyorlardı. O an bir şey oldu içimde. Gözlerimi kapattım—çok kısa bir an—ve keşke dedim... keşke ben de burada büyümüş olsaydım. Ayağımı bir adım daha ileri attım. Kalbim hafifçe hızlandı. Burası, sadece bir meydan değildi. Burası, ait olmayı hayal ettiğim ilk yerdi. Buraya taşınmaya karar verdim. Nasıl yapacağımı bilmiyordum ama paramı kazanacak burda geçimimi sağlayacaktım.

Aisia Teyze bir evin önünde durdu. Gidip kapının yanında ters duran saksının içinden bir anahtar aldı. Yanıma gelerek anahtarı bana uzattı. Nasıl yani bu evi bana mı veriyordu. "Bu evde kalabilirsin kızım sahibi yok zaten, artık sahibi sensin." Kalbim hızlandı bir evim olmuştu. Huzurla yaşayabileceğim bir ev. Anahtarı elinden aldım. "Şurası da benim evim kızım istediğin zaman gelebilirsin." Duygulanmıştım ama şuan ağlayamazdım. Ne kadar yeni tanışmış olsak da bana çok iyi davranmıştı. Şimdiden kanım ısınmıştı ona. "Çok teşekkürler, çok teşekkürler Aisia Teyze sen olmasan kim bilir ne yapardım." Hızla ona sarıldım. O da sırtımı sıvazladı hemen. "Ne demek her zaman kızım" ondan ayrıldığımda "Hadi iyi akşamlar hanım kız" diyerek arkasına döndü ve evine doğru ilerledi. "İyi akşamlar." Bende arkama dönüp evime baktım. Elimdeki anahtarı kapıdaki deliğe sokup çevirerek içeri doğru hareketlendim. Yeni hayatıma girişimin böyle olacağını hiç düşünmezdim ama ne yapalım hayat şaşırtıyordu bazen insanı.

Bölüm sonu

1 yorum

  • 🌙Merhaba Sevgili Yazar Dostum, Seni köklerini wattpad, çizgi studio ve kitappad gibi ilham verici platformlardan oluşturan 🌟Parlak Yıldızlar Kütüphanesi🌟 adlı discord sunucumuza davet ediyoruz.✨ ⭐Sunucumuzda seni bekleyen şeyler: ~📚Yazarlar için destek ve eleştiri turları, kitap tanıtım kanalları, tur sonrası röportajlar ve nice ödüller. ~💌Sohbetin ve muhabbetin bol olduğu kanallar. ~🎰Çeşit çeşit ses, chat ve pc oyunları. ~🕯️Bilgi alabileceğiniz çeşit çeşit gündem kanalları. ~🏆Düzenli olarak gerçekleşen yarışmalar. ~🎉Eğlencenin zirve yaptığı etkinlikler. ~💎Huzuru ve düzeni sağlayan yetkililer. Sunucumuz yeni açıldı ve senin gibi değerli yazarlarla birlikte büyümek istiyoruz.✨ Gel, sen de bu kütüphanedeki bir yıldız ol ve gökyüzünü parlat. Katılmak için tek yapman gereken: 🔗 https://discord.gg/2u6VFzb4ZJ Yukarıdaki linke tıklamak. Sevgilerle, Nova Yıldızları Ekibi ☀️