Douma ve Daki'yi gördüğüm an koşarak Douma'ya sarıldım, Douma da sarılmamı reddetmeyerek bana sarıldı, vücudu çok sıcaktı sanki benim için özel olarak ısıtmıştı. Sarılmamız devam ederken Daki
-"Sarılmanız bittiyse gidebilir miyiz"dedi bıkkın bir ses tonuyla. Daki'nin sesini duyar duymaz ayrıldık ve el ele yürümeye başladık. Birkaç dakika süren sessiz konuşmamız ardından Akaza mübarek ağzını açtı ve
-"Az önce topuklularla yürümekte zorlanıyordun şimdi zorlanmıyorsun. Rol mü yapıyordun az önce? "Daiye sordu ben tam cevap verecekken araya
-" Beni görünce bütün ağrıları gitmiştir net ama hala ağrıyorsa seni taşıyabilirim canım"diyerek Douma girdi cümlenin sonundaki canım kelimesini söylerken ki vurgusunu kaçırmamıştım ama takmadım. Douma bana baktı ben de başımı salladım ve beni kucağına almasına izin verdim. Kucağı çok rahattı aynı bir bebek gibi hissediyordum Daki bizi görünce göz devirdi ama birşey söylemedi biraz zaman sonra Sonsuzluk Kalesi'ne ulaştık önce Muzan'a rapor verdikten sonra oradan ayrıldık ben Daki ile beraber Daki'nin odasına gittik ve yatağına oturduk çünkü dedikodu yatakta daha iyi sarıyor. Neredeyse bütün iblislerin dedikodularını yaptıktan sonra saatin geç olduğunu fark ettik ve ben kendi odama dönmek için kalktım tam kapıdan çıkacakken Daki
-"Hazırlıklı ol"dedi sırıtarak ne dediğini anlamadan oradan ayrıldım ve kendi odama döndüm. Douma yatağıma oturmuş beni bekliyordu ben içeri girdiğimde ayağa kalktı ve ellerimi tuttu
-"Akaza neden sana gülümsüyordu? "Diye sordu masum ve bi o kadar da kıskanç bir ses tonuyla. Kıskanç ses tonuna karşı sırıttım ve kollarımı onun boynuna sardım
-" Ne o kıskandın mı? "Diye sordum sırıtırken. Douma eliyle belimi kavradı ve biraz sıktı
-" Soruma cevap verir misin? "Diye sordu bu sefer de sesi bu sefer daha sert ve daha otoriterdi. Douma'nın sorusunu duyunca ayaklarımın üstüne biraz yükselip onu öptüm. İlk başta öpüşmemiz yumuşak ve sakindi ama Douma bir anda öpüşmemizi derinleştirdi ve beni şaşırttı...