Gece çatırdayan bir sessizlikle yarıldı.Akaza ilk hamleyi yaptı. Yumruğu havayı parçalayarak önümden geçti; rüzgârın basıncı bile yanaklarımı kesmeye yetti.Daki’nin kuşakları gökyüzünde kıvrılan yılanlar gibi etrafımızı sardı.Ve yukarıda, buz gibi bir tebessümle süzülen Douma…“Ne kadar da heveslisiniz,” dedi Douma yumuşak bir sesle. “Ama bu kadar yaklaşmanız… talihsiz.”O an anladım. Biz onları sarmamıştık.Onlar bizi merkeze çekmişti.Zemin bir anda kristal gibi parladı. Ay ışığı mor bir titreşimle ayaklarımın altında toplandı. Soğuk, dizlerime kadar yükseldi. Nefesim buhara dönüştü.“Abi… ciddi misiniz?” diye homurdandım dişlerimin arasından. “Madem koştunuz, bari planı dinleyeydin.”Daki’nin kuşakları üzerime inerken sağ ayağımı sertçe yere bastım.ÇAT.Toprak buzla kaplandı. Mor ışık ince çatlaklar halinde yayıldı ve sembol açığa çıktı: hilalin ortasında çiçek desenli bir kar tanesi.Başımı kaldırdım.“Kan Sanatı: Mor Ayaz.”Hava bir anda kesildi.Mor sis ayak bileklerinden yükseldi. Daki’nin kuşakları buz kristallerine çarpar gibi takıldı; üzerlerinde ince kırağı oluştu. Akaza yeniden atıldı—ama zemin kaygan bir ayna olmuştu. Yumruğu boşluğu deldi.Douma hafifçe gülümsedi. “Ne hoş bir soğuk…”“Hoşuna gidecek,” dedim sakin bir sesle.Ellerimi açtım. Havada ametist buz çiçekleri belirdi. Döndüler. Parladılar.Ve aynı anda patladılar.Mor kıvılcımlar geceyi doldururken soğuk, sadece deriyi değil, hareketi de dondurdu.Ama içimde bir his vardı.Bu daha başlangıçtı.
Bölüm 11
Bu daha başlangıç
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.