İçeriğe geç

Lanet

Bölüm 2 · 8 dk okuma

Lanet

Bölüm 2

1.Bölüm: Karanlık Miras

Bölüm Şarkısı: Demons, Imagine Dragons "Aynı güneş tutulmasında, farklı yıllarda doğan iki hayat; biri geçmişin karanlık mirasını, diğeri ise bu mirasın devam eden acısını taşır." Mutlu sonlar sadece masallarda mı olur? Peki,masallara konu olabilecek bir insanın hayatı da masallardaki gibi mutlu sonla bitemez mi? Ay’ın ve Güneş’in gökyüzündeki dansı, farklı zaman dilimlerinde iki hayatı başlattı. Güneş’in altın sarısı ışıkları, bu iki genç bir kadının saçlarına dokunarak onlara ölümsüz bir ışıltı kattı; Dünya’nın derin mavi ve yeşil tonları ise gözlerinde hayat buldu, sanki her bakışında evrenin en güzel renklerini taşıyordu. Ancak Ay’ın karanlık örtüsü, hayatlarına bir karabasan gibi çöktü; bu karabasan, yıldızların altında yaşadıkları tüm güzellikleri adeta silip süpürdü. Masalların sonlarına erişemeyen bu hayatlar, belki de kendi mutlu sonlarını bulacakları bir yolculuğun içindeydiler; tıpkı yıldızların arasında kaybolmuş umutlar gibi. Güneş tutulması efsanesine göre çok eski bir zaman da İngiltere’de bir şehir kadar büyük bir kasaba varmış insanları dışarıya kapalı bir hayat yaşıyormuş moda da ve diğer birçok şey de gelişselerde batıl inançlarını bırakamamışlar o zamanlarda vampir sanılan kadın veya erkekler kasaba meydanında önce idam edilip yakılıyormuş. Kasaba insanları güneş tutulmasını uğurlu olarak sayıyorlarmış. 16 Nisan 1500’de kasabanın en meraklı ve zeki kadını olan Rosalita’nın kızı tam güneş tutulurken doğmuş. Herkes bebek doğduğunda kadını kınamış bebek sarışın ve iki gözü birbirinden farklı renkteymiş. Rosalita güneş tutulamasında göklerden ona verilen bir hediye olduğunu düşünmüş. Adını göksel ve ilahi anlamına gelen Diana koymuş. Ancak kızının büyüyünce cadı olacağını düşüneceklerini akıl ederek Diana’yı eve kapatmış kasabaya ise bebeğinin doğarken öldüğünü söylemiş bunu Rosa ailesi dışında kimse bilmiyormuş. Diana büyüdükçe ortaya farklı farklı güçleri çıkmaya başlamış. Annesi dışında herkes ondan güçleri yüzünden nefret ediyormuş bu yüzden annesi ona sihirli bir tılsım yaptırmış ve Diana’ya tek başınayken çıkarmasını söylemiş. Diana dışarıya çok meraklı olsa da korkusundan cam bile açamazmış. Annesi yıllarca ona bütün bildiklerini öğreterek büyütmüş. Annesinden bile güzel elbiseler dikmeye başlamış. Ancak emeğinin övgüsünü Lilat Rosa yani kendisinden küçük kardeşi alıyormuş annesi ona yapmamasını söylese de Lilat gece ablasının odasına girer diktiği elbiseleri alıp aile dükkanında kendisinin diktiğini söyleyerek övünürmüş. Diana bu yaptıklarına kızsa da kendisi dışarı çıkamadığı için kimseye gerçeği söyleyemezmiş. Büyüdükçe dışarıya olan merakı artıyormuş annesini söylediğindeyse hep red cevabı almış 18 yaşına geldiğinde kararını vermiş evden kaçacakmış. Kuzeni Nancy’yle planı kurmuşlar ve bir gece vakti kuzenin yardımıyla evden kaçıp kasabaya inmiş. Karanlık olduğu için dışarda olanlar Diana’nın gözlerini fark etmemiş ancak yabancı olduğunu sandıkları için ona garip garip bakmaya başlayınca Dian bu sefer de ormanın derinlerine inmiş. Yanında götürdüğü sepetten yemek ihtiyacını karşılamaya başlamış. Yıllarca kapalı kaldığı odada bütün güçlerini kullanmayı öğrense de dışarda denemediği için nasıl bir etki olacağını bilmiyormuş. Yavaş yavaş korkularının üzerine gitmiş ilk başta hayvanlarla konuşmaya sonra suları kontrol etmeye başlamış ardından ateşle beraber hava doğa bir çok bilinmeyen güç daha Diana gün geçtikçe daha çok güçlenmiş. Bir gün güçlerini kullanırken cadıları avlayıp yakan kasabanın en güçlü ailelerinden olan Hunter ailesinin ortanca oğlu Liam Diana’yı gördüğü anda ona vurulmuş. Her gün ormana gelip bu güzel cadıyı izlemeye başlamış. Diana günlük hayatına devam etsede Liam’ın onu izlediğini hatta ona yemek getirdiğine kadar biliyormuş bir gün ikisi de aşklarını itiraf etmiş. Evlenmeleri çok ani olduğu için kasaba da sadece birkaç kişi biliyormuş ailesi ilk başta Diana’yı yargılasa da farklı olan her şeyine bir bahane bulup ailenin içini rahatlatmışlar. Bu mutlu çiftin tabii bir de kız çocuğu olmuş tabii siz şimdi şey diyorsunuz Diana’nın ailesi nasıl bu kadar zaman kızlarını bulamadı. Her yere haber salsalarda kızı kimse görmediğini söyleyip umursamıyormuş Liam’ın ailesi de kasabanın en güçlü ailelerinden olsalarda Rosa ailesinin bir şey sakladıklarını düşündükleri için yıllardır bu aileyle küs yaşıyorlarmış. Bu yüzden Rosa ailesi hem Diana’nın durumunu hem de nerde olduğunu öğrenememişler. 1,5 yılın ardından her yıl düzenlenen bahar balosunda belki kızımı bulurum ümidiyle Rosalita bu baloya katılmış. Yanında Lilat’ı da götürmüş kızın zoruyla Lilat yıllardır Liam’dan hoşlanıyormuş. Liam iki aile küs de olsa Rosa ailesinden alışveriş yapmayı bırakmamış. Lilat da zaten onun gözüne girebilmek için Diana’nın elbiselerini çalıp satmaya başlamış ki eli her işi tutuyor gibi gösterip Liam’ın onu gelini olarak seçeceğini düşünmüş. Baloya Liam ve eşi Diana’da katılmış tabii ki Rosalita kızını görür görmez boynuna atlamış. Kızının orkide kokan kokusunu içine çekip özlem gidermiş. Liam’la evlendiğini duyunca Rosalita hem mutlu olup hem de Hunter ailesiyle arasındaki küslüğü bitirmeye karar vermiş. Ancak Lilat ucube olarak gördüğü ablasının yıllardır aşık olduğu adamla evlendiğini öğrenince resmen delirmiş. Baloya herkesin kursağında bırakmış. Diana’ya vurmaya kalkıştığında Liam eşinin önüne geçip tokatı yemiş. Lilat beni seçmeliydin demiş onu değil beni diyerek ağlamaya başlamış. Liam eşinin elinin elinden tutup çıkmaya yeltendiğinde Lilat önleri kesip neden o diye bağırmış. Liam gülümseyerek cevabını vermiş yerle gök birleşse bile asla seçmem seni diyerek salondan çıkmış. Diana ve Liam evlerine gittiklerinde hiç konuşmamışlar. Liam uyumadan önce Diana’ya son kez bakmış ve kırmızı sana çok yakışıyor demiş. Ancak nerden bilebilirlerdi ki beraber son geceleri olduğunu onlar huzurla uyurken Lilat intikam peşinde koşmuş önceden yaptırdığı zehirli büyüyle yaptırdığı bıçağını almış. Sonra kasaba meydanında herkese ablasının bir cadı olduğunu ve Liam’ın onun yardımcısı olduğunu bütün köyü lanetlemeyi planladıklarını söylemiş. Diana uyandığında bedenin yandığını hissetmiş gözlerini açtığında bunun ateş değilde demir zincir olduğunu görmüş yan tarafına döndüğünde eşinin halatla bağlandığını görmüş güçlerini kullanmaya çalışsa da zincir engelliyormuş kasaba halkı yakalım diye bağırıyorlarmış en başlarında da Lilat. Diana aşkının uyandığında kolları açılıp kırbaş vurulmaya başlandığını görünce sinirlenip kendisini daha fazla zorlayarak. Zinciri canını çok yaksa da kırmış. Herkes üstüne gelse de hepsini teker teker püskürtmüş. Aşkını korumak için ona doğru yürüsede kalabalık çoğalıyormuş Diana aşkının çığlıklarıyla kendini kaybedip herkesi ezze de arkasında duran Lilat’ı fark etmemiş. Sırtında ve boynunu birkaç kez çizerek Diana’nın yere düşmesini sağlamış. Zehir vücuduna yayıldıkça Diana acıdan kıvranmaya başlamış. Lilat kulağına eğilip aşkına öbür dünyada da kavuşamıyacaksın bu büyü senin arafta kalmanı sağlıyor aile de senin gibi biri daha doğup ölmeli sonra yeniden doğmalı ki dünyadan ayrılabilesin. Ama bizim ailemizde böyle biri doğmayacak her türlü tedbiri alacağım. Diyerek son darbeyi saplayıp bayıltmış son duyduğu şey Liam’ın kendine bir söz vermiş herkesten intikam almak için. Diana’nın ölümü Liam’ın çığlıklarıyla beraber gerçekleşmiş. İkisininde bedenlerini yakıp küllerini toprağa gömmüşler. Diana’nın öldüğü bıçakta onla beraber gömülmüş. Sıra gelmiş Rosa ailesine Hunter ailesi oğullarını kendi elleriyle öldürdükleri için onlara güvenselerde özellikle Rosalita gözünde yaş kalmayana kadar ağladığı için aile de başka cadıların olduğunu düşünmeye başlamışlar. Aileyi de lanetli ilan edip sürgün etmişler. Diana’nın annesi Rosalita son kez kızını görmeye gittiğinde mezar taşında kırmızı bir kurdele bağlıymış tamamen yaklaştığında mezarın üzerinde büyük harflerle kanla yazılmış bir İNTİKAM yazdığını yazdığını görmüş toprağına doğru baktığında ise 18’e yakın orkidenin üstlerine kan sıçramış şekilde bulmuş.. Tabii ki yanlış bir şey yapmaması için Rosalita’nın yanında kasabadan birkaç kişi daha onunla gittiği için bu garip şeyleri onlarda görmüş. Yanındaki kişiler korkup mezarı açıp bakmaya karar vermişler. Toprağı açtıklarında Diana’nın ne külleri ne de öldürüldüğü bıçak duruyormuş herkesi bir korku sarmış. Dirilmesinin imkansız olduğunu söyleyenler ve onun bir cadı olduğunu belki de yerine başkasının küllerini koyduğunu söyleyenler olmuş. Hatta buna benzer birçok başka iftira. Liam’ın toprağını açtıklarında külleri de boğdukları halat ve işkence ettikleri bıçakta yerli yerinde duruyormuş. Rosalita halk onları kasabadan kovalamadan önce ellerini açıp gökyüzüne bakarak kızının hala bir yerlerde yaşayabileceği düşüncesiyle şükredip ağlamış. Kızının mezarından gizlice aldığı kanlı orkideyle beraber ailesinin yanında gitmiş. Halk daha fazla kalmalarına tahammül edemeyip Rosa ailesini kovalamaya başlamışlar. Yakalayamayınca pes edip peşlerini bırakmışlar. Rosa ailesi gemiler aracılığıyla hiç bilmedikleri topraklara adım atmışlar yani Anadolu’ya. Dillerini bilmedikleri bu ırk onlara çok misafirperver davranmış birçok aile onlara evlerini açmış. Çalışabilecek durumda olanlar demirci ustalar gibi birçok kişinin yanında çırak olarak işe başlamış. Ayrıca Rosalita’nın Anadolu’ya ayak bastıktan sonra kendi kızı Lilat’ı zehirleyerek elleriyle öldürdüğü de söylenir. Yıllar geçtikçe Rosa ailesi bu tanıştıkları milletin kültürünü ve dilini öğrenmiş isimlerini değiştirmişler. Soyadı kanunu ilk çıktığı zamanlarda soyadlarını Altan olarak değiştirmişler. Devir iyice ilerledikçe kendi şirketlerini açmışlar ve saygın bir aile haline gelmeye başlamışlar. Altan ailesi mutlu bir şekilde yaşarken geçmişin yankıları yeniden onları bulmuş. Esra Altan ve Adem Aydemir çifti çok aşıklarmış birbirlerine ikiz bebeklerinin doğmasını heyecanla bekliyorlarmış. 16 Nisan 2012 Esra güneş tutulmasıyla beraber bir de bugün ailenin laneti günü olduğu için çok tedirgin girmiş doğuma güneş tutulması sırasında ilk bebeği doğmuş güneş tutulması bittikten birkaç dakika sonra da ikincisi. Çiftimiz heyecanla bebeklerinin getirilmesini bekleseler de Esra’nın içini bir endişe kemiriyormuş. Heyecanlı bekleyiş bittiğinde bebekleriyle beraber güzel bir hemşire girmiş. İlk önce ikinci doğan bebeklerini göstermiş sıra ilk doğan bebeğe geldiğinde Esra çığlığı basmış. Kız sarışın ve iki gözü birbirinden farklı renkteymiş. Sinir krizi geçirmeye başlamış. Kızı ona masum masum bakarken o ölmesini diliyormuş. Kocasına dönüp: “Bir tanesi bize yeter Adem baksana şunun suratına lütfen bunu yok et gözümün önünden.” Diyerek isyan etse de Adem karısının böyle şeyler dediğine inanamamış bebekleri için heyecanlı olan karısı resmen kızları daha farklı doğduğu için onu öldürmesini istiyordu. Adam aşık olduğu kadının gözlerine bakmış kadının gözlerinde korku ve nefret görmüş. Hayatında ilk defa kadınını tanıyamamış. Vazgeçmemiş ve kadını kızını bırakmıyacağına ikna etmiş. Esra kalmasına izin verse de kabulleştikleri ona koymasına izin vermemiş. Lanetli olarak adlandırdığı kızının adını Işık el bebek gül bebek sarmalayıp büyüteceği kızının adını ise Işıl Ayperi koymuş. Işık’ın Ayperi ismi ise sadece babasının ısrarıyla ezanla kulağına okunmuş sadece. Işık, geçmişin karanlık sırlarından doğmuş bir lanet olarak dünyaya geldi. Bu lanet, yüzyılların saklı kalmış eski bir sırrının mirasıydı. Doğduğu andan itibaren, çevresindeki enerji ve güç, hayatının her anını etkisi altına aldı. Küçüklüğünden itibaren, çevresindeki birkaç kişi dışında herkes tarafından lanetli bir varlık olarak görüldü; adeta asla doğmaması gereken biriymiş gibi yetiştirildi. Kimse onun gerçek doğasını anlamaya cesaret edemedi; daha da fazlası, onu aşağılayarak, sevgi yerine küçümsemeyle yaklaştılar. Sevgiyi bir kenara bırakıp, onu dışladılar ve değersizleştirdiler. Oysa ki, eğer onun içindeki derin yaralara ve karmaşaya yaklaşabilmiş olsalardı, sevdiklerinde kalıcı bir bağımlılık yaratacaklarını biliyorlardı; özellikle annesi, bu sevgiyi hissetmiş olsaydı, bir daha asla bırakmak istemeyecekti. Peki, Işık tüm bu zorluklara ve başına gelen felaketlere rağmen nasıl bir mücadele verecek? Geçmişin karanlık sırlarının ağırlığı altında ezilirken, kendini sevmeyi başarabilecek mi? Kendi içindeki derin yaralarla ve geçmişin gölgeleriyle yüzleşirken, içsel gücünü bulup kendini kabul edebilecek mi? Zamanla karşılaştığı her engel, onun ruhunda açılan yaraların derinliğini artırırken, aynı zamanda kendini yeniden keşfetme ve geçmişin gölgelerinden kurtulma yolunda bir fırsat mı olacak? Işık, karanlığın içinde parlayan bir umut ışığı bulabilecek mi, yoksa geçmişin karanlık sırları onun üzerinde baskı kurmaya devam mı edecek? (…)

Bölüm sonu

1 yorum