Kitabın başında mutlu sonlar sadece masallar da mı olur? Demiştim.
Evet mutlu sonlar sadece masallar da olur gibi geliyor hem de baş
karakterimiz Işık masallara konu olabilecek bir karakterken yine de sonu
kötü bitti. Merak etmeyin bu hikayede kötülerin yanına kalmadı. Işığın
cesedini bulduktan yaklaşık 10 15 dakika kadar sonra polis kapıya
dayandı. İlk önce Esra’yı aldılar sonra da onun iş birlikçilerini. Belki de
Işığa bütün hikaye boyunca saf salak bir kız dediniz ancak öyle değildi.
Esra daha plan için insanları aradığında Işığın her şeyden haberi vardı. E
siz de diyeceksiniz şimdi niye o zaman anlatırken iç sesinde bunu belli
etmedi. Farkındaysanız son bölüm de Tayla’nın da gerçek yüzünü
gördük. Her şey son da ortaya çıktı. Ama Işık ilk başından beri sizin onu
izlediğinizi biliyordu.
Diğer karakterlerimize gelirsek Giray bir daha kimseyi sevemedi. Ama
Işığı öyle bir sevdi ki hayallerini gerçekleştirmek için kendisi stilist oldu.
Doğru duydunuz çok çabaladı, Işığın o çok sevdiği Asena Kuzgun’la
beraber çalıştı. Hatta Işığın ne kadar çizimi varsa beraber diktiler. Giray
bir gün bile mezarına gitmeyi unutmadı. Işık Giray için ilk ve son aşkı
olarak kaldı. Kalbindeki yaraydı Işık onun için. Sonunun böyle biteceğini
biliyordu çünkü bu yüzyıllar önce yaşanmıştı ama tek fark bu sefer
kendisi yaşıyor sevdiği kadın ise mezarında uyuyordu. Giray sadece
boynundaki orkide ve kolundaki Işık yazan dövmeye bir de Işığın eski
resimlerine tutunuyordu. Işıl ikizinin cesedini ve mektubu bulduktan sonra kafayı yedi. Şuan akıl
hastanesinde küçük bir odanın içinde oturmuş sayıklıyor. Evet tam olarak
sevememişti kardeşini ama doğum günlerinde ikizinin o halini görüp
mektubunu okumak çıldırtmıştı onu. “O ölmedi o ölmedi bakın hala
benimle.” Çok ağır gelmişti Işıl’a ikizinin ölmesi. Yıllardır da hala o akıl
hastanesinde ağır hasta olarak kapalı tutuluyor.
Herkesin favori çifti olduğunu düşündüğüm Kubilay ve Efsun tabii ki
evlendiler. Hem de ikiz kızları oldu. Efsun çok tatlı bir anne oldu. Onları
da kardeşlerini büyüttüğü gibi özenle büyüttü. Onlar büyürken sürekli Işık
teyzelerini anlattılar Kubilay’La beraber çocuklar Işık teyzelerine hayran
olarak büyüdüler özellikle de Giray amcalarının anlattığı hikayeler onları
çok heyecanlanıyordu.
Elisa ve Erkan da evlenip yuvalarını kurdular. Onların ufak bir oğulları
var biraz fazla yaramaz aynı Işık gibi.
Aşkın ve Alya onlar ülke ülke dolaşıyor hayatlarına bakıyorlar.
Ancak her sene 16 Nisan da hepsi bir araya gelip önce mezarına
gidiyorlar. Sonra toplanıp Işık’la olan anılarından bahsediyorlar. Hepsi
Işığa olan sözünü tuttu birbirlerinden hiç ayrılmadılar. Işık her 16 Nisan
da onları ziyaret etti. Giray bu yüzden her yıl o gün gelsin diye
bekliyordu. Tek aşkı sevgilisini sadece o gün görüyordu. Ancak bu bir
sırdı ve kimse bilmiyordu. Hikayenin sonu en çok Giray ve Işık için kötü
bitti. Şuan onlarda kendi çocuklarına anılarını anlatıp gülebilirlerdi. Ama
izin vermediler. Işık doğduğundan beri herkes için sıkıntıydı. Ona bu
hissettirilerek büyümüştü. Değersiz bir parça olarak görüyordu kendini
yıllar sonra çocukluk aşkını bulsa da çok geçti. Yaşadığı şeyler kolay
olmadı halbuki istemese bunlar yaşanamazdı çünkü planın tıkır tıkır
işlemesini sağlayan onun isteğiydi. Hepimiz onun da güzel bir hayata
başlıyacağını düşündük ama o kendi hiç ait hissedemedi hissettiği
zamanda ise ondan o duyguyu aldılar. Hayata yeni atan bir kızdan ne
istedi Esra dış görünüş bu kadar önemliydi işte onun için ve lanet. Güneş
tutulması laneti bir kere daha tekrar etti hayatlarının baharındaki iki
kişinin daha hayatını mahvetti.
Bu kitabın aslında devam kitabı olacaktı Işıl, Işığın eski okuluna gidip
herkesten intikam alacaktı. Hatta kitabın sonunu yazdığımda çoktan
devam edecek yazmıştım. Ama bir an dedim ki hayır bu kitap burada
bitmeli çünkü hepimiz için en iyisi buydu.