Bu gün onu ağlatmak için öğle tenefüs ünü bekleyemedim. Ya da onu görmek için.
Deku yu saçından tutup duvara fırlattım.
"Senin gibilerden hiç bir cacık olmaz . Seneye mezun olacağız ama hâlâ ne özgünlüğün var ne bir şeyin, 9 yıldır kahraman olmak için ne yaptın?" alaycı bir tonda sordum. Deku başı eğik bir şekilde cevap verdi. "B-ben-" konuşmasına izin vermedim. "UA lisesine gitmek istediğini söyleme bana! Aptal inek..." elimle yüzünü tuttum ve küçük bir patlama yarattım yüzünde. Şimdiden gözleri dolmuştu. Bileğimi tuttu ve elimi yüzünden çekmeye çabaladı. O her böyle çağre sizce çırpındığında kalbim sızlıyor. Ona özgğnlüğü olmadan kahraman olabileceğini anlatmanın başka bir yolu yok mu!? Onu ağlatmak istemiyorum artık! Deku yu yere fırlattım ve karnına sert bir tekme geçirdim."K-kacchan-..."gözlerinden bir kaç damla yaş akıyordu. Gözleri bakılmaya çok müsaitti, daha çok bakmak istedim onlara. Yakasını tutup kaldırdım onu. Titreyen vücudu ve yaşlı gözleriyle bakıyordu bana. O an aklımdan sadece Deku yu alnından öpüp özür dilemek geçti.AKLIMDAN NASIL BÖYLE BİR ŞEY GEÇİRİRİM BEN-!
İzuku nun "lütfen bırak beni"diye yalvaran bakışları beni bu düşüncelerden alı koydu. Yavaşça yakasınu bıraktım. Çantamı omzuma takarken öfkeli bir şekilde ""bu seferliğine kırtuldun ama sonrakinde yemin ederim kafanı uçuracağım ,inek" ona bakmadan tehtidkar bir şekilde söyledim. Eve gidiyor gibi yaparak fazla uzaklaşma dan ona yakın bir yere saklandım. Hep ben gidince gerçekten ağlardı.Deku duvarın kenarına oturdu, çantasını kucağına alıp sarıldı. Ağlamamak için uğraşırken kontrolü dışında gerçekleşen hıçkırıklarını durduramıyordu. Bulunduğum yerden bile sesi çok net duyuluyordu.

