İncime,
Seni çok özledim. Canım çıkarcasına ağlamaktan yoruldum, incim. Gözlerimden düşen her yaşın bir yenisini sürüklemesinden boğuldum. Anla beni. Yalvarırım, kafamın içindeki kuşkuları yok et. Onlara karşı sen akla beni.
Eğer gerçek olmayacaksa Tanrı neden böyle hayaller kurduruyor, böyle rüyalar gördürüyor?
O hâlde yani eğer tekrar kavuşamayacaksak izin verin benliğimi sileyim daha fazla ne size ne bir başkasına yük olmasın. Beni yendin Ayçiçeği. Fransa Prens'ini. Louis de Paris'i.
Sarayın avlusunda dolanırken dedikoduları işittim. Prens delirdi diyorlar. Haklılar. Delirdim. Lakin kabul edin bu iş sizin suçunuz.
Sizin narin parmaklarınız aklımı da valizinize sıkıştırmayı başarmış sessizce. Yanlış anlamayın, siz nasıl lütfederseniz öylesi uygundur lakin en azından aklımı bana bırakamaz mıydınız ? Çünkü artık ne yapacağımı bilmediğim büsbütün bir karanlıktayım.
Biliyorum gitmek zorundaydın, zorunda olmasan kalırdın. Yalvarırım siz de beni anlayın mucizesini kaybetmiş bir hayalperest oldum sayenizde.
Gözlerinizi çizmeye çalıştım ama yapamadım bir şey eksik kalıyordu hep. Defalarca çizdim. Her çizdiğim bir diğerinden güzel olsada o eksik hep kaldı. O an tekrar anladım siz taklit edilemeyecek bir sanat eserisiniz.
Çizdiğim resmi mektuba iliştirdim umarım beğenirsiniz. Eğer güzel olmamışsa biliniz ki bu da sizin suçunuz ve aşkınızın sarhoşluğunun etkisidir. Köleniz.
Louis de Paris