İçeriğe geç

lamia

Bölüm 10 · 2 dk okuma

lamia

Bölüm 10

TEHLİKELİ OYUNLAR

Şatonun kabul salonu, yüksek sütunları ve gölgeleriyle son derece ihtişamlı görünüyordu. Salondaki tahtında oturan Taehyung, bacak bacak üstüne atmış, elindeki gümüş kadehi çeviriyordu. Yanında ise pelerinini sıkıca kapatmış duran Jungkook duruyordu.

Salonun devasa kapıları açıldı. İçeri, ipek kıyafetler içinde, sarı saçları ve büyüleyici, alaycı tebessümüyle Park Jimin girdi. Arkasında siyah zırhlı Konsey muhafızları vardı.

"Ah, sevgili dostum Taehyung," dedi Jimin, sesi bir kemanın en ince teli kadar tatlı ama zehirliydi. "Eski şaton yine her zamanki gibi kasvetli."

"Sadede gel Jimin," dedi Taehyung soğukça. "Konsey beni ziyaret etmen için izin vermez. Buraya ne cüretle geldin?"

Jimin’in bakışları Taehyung’un yanındaki Jungkook’a kaydı. Gözlerinde sinsi bir hayranlık belirdi. Yavaş adımlarla onlara doğru yaklaştı.

"Demek efsanevi kanın taşıyıcısı bu küçük çocuk..." dedi Jimin, elini Jungkook’a doğru uzatarak. "Ne kadar da narin, ne kadar da lezzetli görünüyor."

Taehyung bir salisede tahtından fırladı. Jimin’in uzanan elini bileğinden yakaladı ve kemiklerini kıracakmış gibi sıktı.

"Ona dokunursan, o elini koparır sana yediririm Jimin," dedi Taehyung hırlayarak. Kızıl gözleri alev alev yanıyordu.

Jimin acıyla yüzünü buruşturdu ama tebessümünü bozmadı. "Sakin ol Taehyung. Konsey, senin bu çocuğu bir insan gibi saklamandan rahatsız. Onu Konsey Meclisi’ne teslim etmelisin. Aksi takdirde şatona savaş açılacak."

"Savaş mı?" dedi Taehyung, Jimin’i geriye doğru savurarak. "Gidin ve Konsey’e söyleyin. Eğer o bunak lordlar bu çocuğa tek bir adım dahi yaklaşırsa, Kutsal Kan Kalesi’ni onların mezarı yaparım!"

Jimin üzerini düzeltti. Bakışlarını Jungkook’a çevirdi, göz kırptı. "Yazık... Bu kadar güzel bir şeyin bu karanlık kalede yok olup gidecek olması ne acı. Yakında görüşeceğiz küçük kuş."

Jimin ve muhafızları salondan ayrılırken, şatoda yeni ve daha büyük bir savaşın ayak sesleri duyulmaya başlandı.

Taehyung, arkasını dönüp Jungkook’a baktı. Genç adamın titreyen ellerini tuttu.

"Seni kimseye vermeyeceğim," dedi Taehyung, sesinde ilk kez hafif bir endişe ve derin bir tutkuyla. "Dünyayı ateşe vermem gerekse bile..."

Jungkook, Vampir Lordu’nun gözlerindeki o derin aşka baktı. Artık kaçmak istemediğini, bu karanlık adama tamamen ait olduğunu hissetti.

"Biliyorum," dedi Jungkook, Taehyung’un yanağına elini koyarak. "Ben de senden gitmeyeceğim."

İkili, yaklaşan büyük felaketin gölgesinde birbirlerine sarılırken, kaderlerinin kanla yazılmış sonraki sayfalarına doğru adım atıyorlardı...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.