Eylül : Naber prenses😉😉
Amparator : Prenses?
Amparator : Prenses kızlara denir yalnız, prens yazcaktın galiba
Eylül : Vay canına 😱😱
Eylül : Sen ciddi misin ya
Eylül : Ben bilmiyordum sanki amk
Eylül : Ayrıca sen prens olabileceğini mi sanıyorsun
Eylül : ĞUANWLXLALXLDPVLBŞV
Amparator : Küfür etme be
Amparator : Gerçi ben de ediyorum haklısın
Amparator : Hem sen bana ne demeye çalışıyorsun
Amparator : Prenses demeler falan
Amparator : Ayıp oluyor yani
Eylül : Sen de kız gibi trip atma o zaman
Eylül : Ağır abi falan takılıyorsun dışa karşı ama
Eylül : Sanki İran Prensesi amk
Eylül : Bir tripler, nazlar falan
Amparator : Eylül sen ne anlatıyorsun
Amparator : Ben niye sana nazlanayım
Eylül : Doğru
Eylül : Eylül kim ki zaten
Amparator : Eylül sen regl misin?
Amparator : Ne oldu bi anda anlamadım ki ben
Amparator : Bir mevzuyu kapatmaya çalışıyorum başka bir şeye alevleniyorsun
Eylül : Ben regl değilim de
Eylül : Sen yakında olursun
Eylül : Eylül demişti dersin
Amparator : Yok Eylül sen iyi değilsin
Amparator : Ben sabrım taşmadan gidiyorum
Amparator : Yoksa kendimi kontrol edemiyorum
Amparator : Kafanı dağıt gel olur mu?
Eylül : He aynen ondan
Eylül : İyi değilim doğru dedin
Amparator : Eylül gerçekten anlamıyorum
Amparator : Naber diye mesaj atan sen değil miydin bana
Amparator : Ne yapmış olabilirim yarım saatte amına koyayım
Eylül : Üç yanlış bir doğruyu götürür mevzusu vardır bilir misin paşam
Amparator : Ee?
Amparator : Buradaki yanlışlar ne oluyor?
Eylül : Kim var senin yanında şuan?
Amparator : Bizim çocuklar falan var Eylül ne diyosun?
Eylül : GÜLÇİN DE Mİ SİZİN ÇOCUKLARDAN SELİM?
Eylül : Abi
Eylül : Selim abi olacaktı o
Amparator : Gülçin ne alaka şuan Eylül
Amparator : Tatlı getirmiş kız
Amparator : O mu bu hikayedeki yanlış yani
Eylül : Bir dakika, bir dakika
Eylül : Tatlı getirmiş?
Eylül : Ve sen buna bir şey demiyorsun?
Eylül : Ben dün getirdiğimde istemediğini söylemiştin ama?
Eylül : Ne değişti
Amparator : Aynı şey mi Eylül?
Eylül : Haklısın pardon
Eylül : Haddim olmayarak karışmış bulundum
Eylül : Gülçin getirirse daha farklı olur tabii, yakınsınız sonuçta
Eylül : Ben niye getiriyorum ki
Eylül : Kolay gelsin.
Eylül çevrimdışı...
Amparator : Eylül onu kastetmedim
Amparator : Dün kızgındım sana biliyorsun
Amparator : Ayrıca kıza tatlıyı geri götür diyemem ki
Amparator : Off neyse
Amparator : Bakmayacaksın anlaşılan
Amparator : Eyvallah.
√√İletildi
Eylül yemekten sonra ailesiyle oturmuş, bir şeyler izliyordu. Dışarıda son ses "Müslüm Gürses-Affet" çalmasıyla dikkatler dağılmıştı. Babası televizyonun sesini yükseltirken, şarkının sesi hâlâ kulaklarda yankılanıyordu. Abisi evde değildi zaten evde olsaydı dışarıda piyasa yapan bu ergenleri bir güzel hırpalardı. Eylül bu düşünceyle sırıtırken babası sinirli bir soluk verdi.
-" Eylül, senin odandan bak bakayım, kimmiş bu terbiyesiz? " Eylül keyifle babasının bu hallerine sırıtırken, elini kaldırıp asker selamı verdi. Babasının arkasından " Eşşek! " dediğini duyuyordu. Odasına girdiğinde ses daha yakından gelmeye başladı. Kulaklarına dolan sözlerle bir süre daha bekledi odanın içinde, maksat babasını sinirlendirmekti.
Affet beni akşamüstü
Gölgen uzanırken
Öğleden sonra affet
Ne zaman istersen
Affet beni gece vakti
Ay doğmuş, süzülürken
Sabaha kalmadan affet
Tam, "Ayrıldık" derken
Eş zamanlı telefonuna gelen bildirimle elini cebine atarken yatağına oturdu. Gelen mesaja girdiğinde gözleri fal taşı gibi açılmıştı.
Amparator : Cama çıksana.
Eylül cama koşmak üzereyken bu karardan vazgeçti. Meraklısı gibi hemen çıkmak olmazdı. Biraz bekletme kararı aldı. Bu sürede babam delirmez umarım diye geçirdi içinden. Aradan beş dakika geçince bu sefer telefonu çalmaya başladı. Telefonu açıp cama doğru ilerlerken aşağıda arabanın önünde bekleyen Selim'i görmeyi planlıyordu. Sadece planladı tabii. Aşağıdan gelen müzik sesi Selim'e ait değildi çünkü.Karşı komşusu Mustafa abi, eşine kendini affettirmeye çalışıyordu büyük ihtimalle. Eylül sinirle karşısındakinin konuşmasını beklerken sakinleşmeye çalıştı.
-" Heh Eylül açtın mı? "
-" Sence açmamış gibi miyim? Ne var, niye aradın beni? "
-" Sen hâlâ sinirli misin bana? "
-" Ya boşver söyle artık niye aradın? Cama çık yazmışsın bi de? "
-" Hmm şey diyecektim... Senin kapatıcı mı ne varya, izleri kapatıyo? Bana atar mısın camdan onu? "
-' Niye, harbiden prenses olmaya mı karar verdin? "
-" Ya dalga geçme kızım, Ali yüzünden belaya bulaştık yine. Annem görmesin şimdi izleri, üzülüyor yoksa. "
-" İyi vereyim de sen biliyor musun nasıl kullanacağını?"
-" Krem gibi sürerim herhalde? " Eylül kahkahalarına engel olamazken, bir anlık tatlı geldi bu halleri gözüne.
-" Sen bizim evin önüne gel, ben aşağıya inip hallederim tamam mı? Gelince yaz bana. "
-" Valla mı? Ya kralsın he. Geliyorum ben hemen. Hadi eyvallah! " Selim'in heyecanlı sesi kulaklarını doldururken tekrar güldü kendi kendine. Kapatıcıyı ve süngeri alıp oturma odasına ilerlerken, müziğin sesi de azalmıştı.
-" Eylül kimmiş o sapansız? Gece gece rahatsız ediyor milleti! " Annesinin söylediklerine kıkırdarken müzik tamamen kesildi.
-" Mustafa abi anne. Eşiyle tartışmış herhalde, kapıda kalmış. " Ev halkı bu duruma kahkaha atarken telefonuna düşen bildirim sesiyle ayaklandı Eylül.
-" Damla benden bir şeyler istedi de, aşağıya inip vericem iki dakika... " Babası filme odaklanmış şekilde başını sallarken, annesinden şüpheci bir bakış yemişti. Hemen kapıya koşup aşağıya indiğinde gördüğü yüz, tüm ciddiyetini bozmuştu. Büyük bir kahkaha patlatırken, Selim sabır çekiyordu.
-" Bu yüzü ancak boyayla saklayabiliriz yalnız."
-" Ee bu ne kızım, boyuyosunuz işte kendinizi her gün. "
-" Aman tamam gel şuraya otur. Boyuna yetişemem. "
-" Bücür! "
-" Bana bak! Kapatmam bu izleri de, annenden yersin bir dayak! " Selim teslim olmuşçasına ellerini kaldırırken oturdu istenilen yere. Eylül de karşısına oturup, büyük bir dikkatle izleri kapatmaya başladı. Allah'tan kanayan yarası yoktu. Yoksa mikrop kapabilirdi. Morluk ve kızarıklıkları kapatınca, şöyle bir baktı eserine. O sırada fark ettiği yoğun bakışlarla irkildi. Selim öyle bir bakıyordu ki, içini görecekti neredeyse. Eylül bir an irkilse de yalandan öksürüp ayaklandı.
-" Eskisinden bile sağlıklı görünüyor yüzün.Ben olmasam napardın bilmiyorum artık... " Selim karşısında tatlı tatlı konuşan kıza gülümsedi. Telefonunu çıkarıp yüzünü inceledi. Gerçekten hiçbir şey fark edilemezdi. Telefonu tekrar cebine atarken elini kızın saçlarına daldırdı, karıştırdı.
-" Eyvallah Eylül Hanım. Unutmayız bu iyiliğini."
-" Off napıyorsun ya! Saçımı dağıttın iki saniyede!"
-" Ne olacak sanki? Kim görecek seni bu saatten sonra?"
-" Ne alaka şuan? Neyse gidiyorum ben. İyi geceler sana. "
-" İyi geceler. "
