İçeriğe geç

La Kasa Da Kasa

Bölüm 14 · 5 dk okuma

La Kasa Da Kasa

Bölüm 14

Filli Boya

Eylül : Naber prenses😉😉

Amparator : Prenses?

Amparator : Prenses kızlara denir yalnız, prens yazcaktın galiba

Eylül : Vay canına 😱😱

Eylül : Sen ciddi misin ya

Eylül : Ben bilmiyordum sanki amk

Eylül : Ayrıca sen prens olabileceğini mi sanıyorsun

Eylül : ĞUANWLXLALXLDPVLBŞV

Amparator : Küfür etme be

Amparator : Gerçi ben de ediyorum haklısın

Amparator : Hem sen bana ne demeye çalışıyorsun

Amparator : Prenses demeler falan

Amparator : Ayıp oluyor yani

Eylül : Sen de kız gibi trip atma o zaman

Eylül : Ağır abi falan takılıyorsun dışa karşı ama

Eylül : Sanki İran Prensesi amk

Eylül : Bir tripler, nazlar falan

Amparator : Eylül sen ne anlatıyorsun

Amparator : Ben niye sana nazlanayım

Eylül : Doğru

Eylül : Eylül kim ki zaten

Amparator : Eylül sen regl misin?

Amparator : Ne oldu bi anda anlamadım ki ben

Amparator : Bir mevzuyu kapatmaya çalışıyorum başka bir şeye alevleniyorsun

Eylül : Ben regl değilim de

Eylül : Sen yakında olursun

Eylül : Eylül demişti dersin

Amparator : Yok Eylül sen iyi değilsin

Amparator : Ben sabrım taşmadan gidiyorum

Amparator : Yoksa kendimi kontrol edemiyorum

Amparator : Kafanı dağıt gel olur mu?

Eylül : He aynen ondan

Eylül : İyi değilim doğru dedin

Amparator : Eylül gerçekten anlamıyorum

Amparator : Naber diye mesaj atan sen değil miydin bana

Amparator : Ne yapmış olabilirim yarım saatte amına koyayım

Eylül : Üç yanlış bir doğruyu götürür mevzusu vardır bilir misin paşam

Amparator : Ee?

Amparator : Buradaki yanlışlar ne oluyor?

Eylül : Kim var senin yanında şuan?

Amparator : Bizim çocuklar falan var Eylül ne diyosun?

Eylül : GÜLÇİN DE Mİ SİZİN ÇOCUKLARDAN SELİM?

Eylül : Abi

Eylül : Selim abi olacaktı o

Amparator : Gülçin ne alaka şuan Eylül

Amparator : Tatlı getirmiş kız

Amparator : O mu bu hikayedeki yanlış yani

Eylül : Bir dakika, bir dakika

Eylül : Tatlı getirmiş?

Eylül : Ve sen buna bir şey demiyorsun?

Eylül : Ben dün getirdiğimde istemediğini söylemiştin ama?

Eylül : Ne değişti

Amparator : Aynı şey mi Eylül?

Eylül : Haklısın pardon

Eylül : Haddim olmayarak karışmış bulundum

Eylül : Gülçin getirirse daha farklı olur tabii, yakınsınız sonuçta

Eylül : Ben niye getiriyorum ki

Eylül : Kolay gelsin.

Eylül çevrimdışı...

Amparator : Eylül onu kastetmedim

Amparator : Dün kızgındım sana biliyorsun

Amparator : Ayrıca kıza tatlıyı geri götür diyemem ki

Amparator : Off neyse

Amparator : Bakmayacaksın anlaşılan

Amparator : Eyvallah.

√√İletildi

Eylül yemekten sonra ailesiyle oturmuş, bir şeyler izliyordu. Dışarıda son ses "Müslüm Gürses-Affet" çalmasıyla dikkatler dağılmıştı. Babası televizyonun sesini yükseltirken, şarkının sesi hâlâ kulaklarda yankılanıyordu. Abisi evde değildi zaten evde olsaydı dışarıda piyasa yapan bu ergenleri bir güzel hırpalardı. Eylül bu düşünceyle sırıtırken babası sinirli bir soluk verdi.

-" Eylül, senin odandan bak bakayım, kimmiş bu terbiyesiz? " Eylül keyifle babasının bu hallerine sırıtırken, elini kaldırıp asker selamı verdi. Babasının arkasından " Eşşek! " dediğini duyuyordu. Odasına girdiğinde ses daha yakından gelmeye başladı. Kulaklarına dolan sözlerle bir süre daha bekledi odanın içinde, maksat babasını sinirlendirmekti.

Affet beni akşamüstü

Gölgen uzanırken

Öğleden sonra affet

Ne zaman istersen

Affet beni gece vakti

Ay doğmuş, süzülürken

Sabaha kalmadan affet

Tam, "Ayrıldık" derken

Eş zamanlı telefonuna gelen bildirimle elini cebine atarken yatağına oturdu. Gelen mesaja girdiğinde gözleri fal taşı gibi açılmıştı.

Amparator : Cama çıksana.

Eylül cama koşmak üzereyken bu karardan vazgeçti. Meraklısı gibi hemen çıkmak olmazdı. Biraz bekletme kararı aldı. Bu sürede babam delirmez umarım diye geçirdi içinden. Aradan beş dakika geçince bu sefer telefonu çalmaya başladı. Telefonu açıp cama doğru ilerlerken aşağıda arabanın önünde bekleyen Selim'i görmeyi planlıyordu. Sadece planladı tabii. Aşağıdan gelen müzik sesi Selim'e ait değildi çünkü.Karşı komşusu Mustafa abi, eşine kendini affettirmeye çalışıyordu büyük ihtimalle. Eylül sinirle karşısındakinin konuşmasını beklerken sakinleşmeye çalıştı.

-" Heh Eylül açtın mı? "

-" Sence açmamış gibi miyim? Ne var, niye aradın beni? "

-" Sen hâlâ sinirli misin bana? "

-" Ya boşver söyle artık niye aradın? Cama çık yazmışsın bi de? "

-" Hmm şey diyecektim... Senin kapatıcı mı ne varya, izleri kapatıyo? Bana atar mısın camdan onu? "

-' Niye, harbiden prenses olmaya mı karar verdin? "

-" Ya dalga geçme kızım, Ali yüzünden belaya bulaştık yine. Annem görmesin şimdi izleri, üzülüyor yoksa. "

-" İyi vereyim de sen biliyor musun nasıl kullanacağını?"

-" Krem gibi sürerim herhalde? " Eylül kahkahalarına engel olamazken, bir anlık tatlı geldi bu halleri gözüne.

-" Sen bizim evin önüne gel, ben aşağıya inip hallederim tamam mı? Gelince yaz bana. "

-" Valla mı? Ya kralsın he. Geliyorum ben hemen. Hadi eyvallah! " Selim'in heyecanlı sesi kulaklarını doldururken tekrar güldü kendi kendine. Kapatıcıyı ve süngeri alıp oturma odasına ilerlerken, müziğin sesi de azalmıştı.

-" Eylül kimmiş o sapansız? Gece gece rahatsız ediyor milleti! " Annesinin söylediklerine kıkırdarken müzik tamamen kesildi.

-" Mustafa abi anne. Eşiyle tartışmış herhalde, kapıda kalmış. " Ev halkı bu duruma kahkaha atarken telefonuna düşen bildirim sesiyle ayaklandı Eylül.

-" Damla benden bir şeyler istedi de, aşağıya inip vericem iki dakika... " Babası filme odaklanmış şekilde başını sallarken, annesinden şüpheci bir bakış yemişti. Hemen kapıya koşup aşağıya indiğinde gördüğü yüz, tüm ciddiyetini bozmuştu. Büyük bir kahkaha patlatırken, Selim sabır çekiyordu.

-" Bu yüzü ancak boyayla saklayabiliriz yalnız."

-" Ee bu ne kızım, boyuyosunuz işte kendinizi her gün. "

-" Aman tamam gel şuraya otur. Boyuna yetişemem. "

-" Bücür! "

-" Bana bak! Kapatmam bu izleri de, annenden yersin bir dayak! " Selim teslim olmuşçasına ellerini kaldırırken oturdu istenilen yere. Eylül de karşısına oturup, büyük bir dikkatle izleri kapatmaya başladı. Allah'tan kanayan yarası yoktu. Yoksa mikrop kapabilirdi. Morluk ve kızarıklıkları kapatınca, şöyle bir baktı eserine. O sırada fark ettiği yoğun bakışlarla irkildi. Selim öyle bir bakıyordu ki, içini görecekti neredeyse. Eylül bir an irkilse de yalandan öksürüp ayaklandı.

-" Eskisinden bile sağlıklı görünüyor yüzün.Ben olmasam napardın bilmiyorum artık... " Selim karşısında tatlı tatlı konuşan kıza gülümsedi. Telefonunu çıkarıp yüzünü inceledi. Gerçekten hiçbir şey fark edilemezdi. Telefonu tekrar cebine atarken elini kızın saçlarına daldırdı, karıştırdı.

-" Eyvallah Eylül Hanım. Unutmayız bu iyiliğini."

-" Off napıyorsun ya! Saçımı dağıttın iki saniyede!"

-" Ne olacak sanki? Kim görecek seni bu saatten sonra?"

-" Ne alaka şuan? Neyse gidiyorum ben. İyi geceler sana. "

-" İyi geceler. "

Bölüm sonu

4 yorum