İçeriğe geç

L'appel du vide (MinSung)

Bölüm 7 · 6 dk okuma

L'appel du vide (MinSung)

Bölüm 7

{7}

İyi okumalar 🦋

____________

~Minho~

Ben, ızgaranın üzerindeki etleri küçük parçalara ayırarak daha çabuk pişmesi için çevirdiğimde Jisung boş mideye kaçıncı shot soju içiyordu saymamıştım bile.

Bugün tek hedefi vardı sanki, tüm bu olanları unutana kadar içmek. Onu iyi tamıyordum. Üstesinden gelemeyeceği bir şey olduğunda her zaman kaçmayı, sarhoş olmayı seçiyordu.

Onu o kadar iyi tanıyordum ki birazdan boynuna kadar kızaracağını biliyordum. Azıcık alkol bile onu hemen sarhoş ediyordu.

Aklıma dolan anılara gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım ve pişen etlerden birkaç parça Jisung'un tabağına bıraktım.

J: "İnsan sevdiğini nasıl öldürür ya!"

Çoktan vücudunu alkole kaptıran beden bağırdığında tüm bakışları üzerimize çekmişti. Elindeki şişeyi ondan alsam iyi olacaktı.

Karşısında oturduğum için ayağa kalkarak yanındaki sandalyeyi çektim ve oturduktan sonra soju şişesini elime aldım.

M: "Önce biraz bir şeyler ye"

Bana taraf dönerek elimdeki soju şişesine sonra da bana baktı. Yuvarlak gözlerinin içine yakından bakmayı bile özlemişim.

J: "Birazcık daha içeyim"

Dudaklarını büzerek konuştuğunda içim titremişti. İstemsizce sanki aylardır susuz kalmışım gibi yutkundum ve dudaklarımı yaladım.

Birisine karşı bu kadar özlem duymak normal olmamalıydı. Sanki yıllar öncesine gitmiştim. Sanki daha dün gibi dudaklarının tadı damağımdaydı.

Çoktan yanakları kızaran beden şişeyi dalgınlığımı kullanarak elimden almış ve gülümseyerek kendi ve benim bardağımı doldurmuştu.

J: "İçelim hadi!"

Bardağı bana uzattığında tereddüt etmeden aldım ve tek seferde bitirdim. Ayık kalırsam karşımda özleminden geberdiğim kişiyi sadece izlemekle yetinemezdim.

...

Elimdeki bardağı aceleci bir şekilde masaya bıraktıktan sonra elimi masaya yasladım. Jisung'un başı masaya düşmek üzereydi.

Kulaklarına, boynuna, gözlerinin içine kadar kızarmıştı. Yuvarlak yanaklarıyla domatese benziyordu.

Başı, yumuşak elimin içine temas ettiğinde o da ben de gülümsedik. Yıllar sonra onun gülüşünü bu kadar yakından gördüğüm için çok mutluydum. Ama bu yaptığımın da yanlış olduğunu biliyordum.

Sonuçta onu korumak için hayatımdan çıkaran kişi bendim. Yine aynı yanlışı yapıp ona tekrar bağlanıyor, onu tekrar hayatıma alıyordum.

Aşk insanı fazla aptallaştırıyor..

J: "Senin.."

Çok fazla içtiği için minik bir şekilde hıçkırmış ve yanağının elimin içine sürtünmesine neden olmuştu. Acaba onu şimdi doya doya öpersem ertesi gün unutur mu?

J: "Senin dövmeni gördüm"

Tekrar hıçkırarak elini havaya kaldırdı ve tam bir şekilde azıcık bile yanılma olmadan işaret parmağını tam dövmemin üzerine bastırdı.

J: "Neden yaptırdın onu? Anlamı ne?"

Gülümseyerek yanağına yaslı olan elimin baş parmağını kıpırdattım ve yumuşak yanağını okşadım.

Her zamanki Jisung.. yine beni gülümsetmeyi, iyileştirmeyi biliyordu işte.

M: "Birinden hatıra bana"

J: "Kimden?"

M: "Özel birinden"

Kaşlarını çatarak başını kaldırdı. Yumuşacık saçları dağılmıştı. Onları okşayarak düzeltmemek için kendimi zor tuttum.

Bakışlarını gözlerimden çekti ve etrafına bakındı kısık gözlerle. Saat çok geç olduğu için mekanda sadece birkaç kişi vardı. Müzik bile sessizleşmişti.

Yine hıçkırarak tekrar bana taraf döndü. Yüzünü yüzüme yaklaştırıp iyice aramızdaki mesafeyi kapattı ve fısıldayarak konuştu.

J: "Bende de aynısı var biliyor musun?"

Aklıma dolan anılar beni anlık olarak duraksatsa da yakın olan yüzlerimiz hemen kendime gelmemi sağlamıştı.

Çok iyi biliyordum aynısının onda da olduğunu..

J: "İnanmıyor musun?"

Başını yan bir şekilde eğmiş, kaşlarını çatarak bana bakıyor, benden cevap bekliyordu. Görmeyeli daha da tatlılaşmış sanki..

J: "Bak tam burada göğsümde"

Bir anda üzerindeki kazağı çıkarmak için kaldırdığında panikleyerek hemen ellerimi kollarına sardım ve onu durdurdum.

Çok hızlı hareket ediyordu ve yetişemezsem neredeyse mekanda kendisini çıplak bırakacaktı.

M: "İnanıyorum. Sadece dövme. İnsanlarda aynı dövmeler olabilir."

Dudağını büzerek başını salladı ve şişeyi alarak bardağını doldurup tek nefeste kafasına dikti. Daha fazla içmemesi için soju şişesini elime aldım ve şişeyi kafama dikerek bitirdim.

J: "Bana bırakmadım ama!"

M: "Yeter bu kadar. Hadi kalkalım seni eve bırakayım"

Kollarını önünde birleştirerek başını hayır anlamında salladı. Sarhoş olduğunda bebek gibi davranıyordu. Günlük hayatta ne kadar özlü konuşmaya, ciddi durmaya çalışsa da aslında onun nasıl birisi olduğunu çok iyi biliyordum.

J: "Birazcık daha"

Ayağa kalktığımda öne doğru atılarak alkol yüzünden sıcacık olan elini koluma sardı ve diğer elinin işaret ve baş parmağını birbirine yaklaştırarak konuştu.

J: "Birazcık, şukadarcık, azıcık"

M: "Tamam gel evde içeceksin"

Ben hesabı öderken Jisung beni dışarıda arabanın önünde beklemişti. Garson hesabı alırken durmadan arkama dönüp bakıyordum. Sarhoş Jisung her an her şeyi yapabilirdi.

İşim biter bitmez hemen arabanın kaputuna oturan bedenin yanına gittim ve karşısında dikildim. Bakışları çok fazla bayık değildi. Anlaşılan soğuk hava biraz ayılmasına yardım etmişti.

Ama üzgündü.. hastasına bu denli bağlı olması doğru değildi. Kalbi o kadar yumuşaktı ki çok kısa sürede birisine bağlanıyor, ona güveniyordu.

Arabaya binmek için kaputun üzerinden indiğinde hala tam ayılmadığı için sendeleyerek koluma tutunmuştu. Bana her temasında vücudum yanıyordu. Onu ne denli özlediğimi tahmin bile edemezsiniz.

Ama varlığım ona zarar vermekten bir işe yaramıyordu. Gerçi beni hatırlamıyordu bile. Bazen gözlerinde ışık görsem de benim hevesimden başka bir şey değildi. Hatırlayamayacaktı beni..

Özlemime karşı çıkamayarak elimi beline sardım ve vücudunu göğsüme yapıştırarak kokusunu içime çektim. Asla unutmam kokusunu demiştim ama meğersem unutmuşum.

Meğersem ne çok ihtiyacım varmış onu hissetmeye...

J: "Seninle olmak neden böyle hissettiriyor?"

Yüzü göğsüme gömülü olduğu için sesi boğuk çıkmıştı. Sıcak nefeslerini vücudumda hissetmek bana hiç iyi gelmemişti.

M: "Nasıl hissettiriyor?"

Kollarını kaldırarak belime sardı ve sarılmamızı sıkılaştırarak yüzünü göğsümden uzaklaştırıp yanağını yasladı göğsüme.

J: "Yabancı ama evimmiş gibi. Daha önce hiç sarılmamış ama hep sarılmışım gibi. Asla görmeyip hep yanında olmuşum gibi. Boşluktaymışım gibi. Ama o boşluk beni kendisine çekiyormuş gibi. Sanki hep seninle var olmuşum ama hiçbir zaman biz olmamışız gibi"

Söyledikleri boğazımın yanmasına neden olurken gözlerim dolmasın diye hızla kırpıştırdım. Başını kaldırarak çenesini göğsüme yasladı ve yuvarlak gözleriyle bana baktı. O gözleri ne kadar çok öpmek isterdim..

J: "Dudaklarını hiç tatmadım ama sanki sıcaklığını hep hissetmişim gibi"

Belime sarılı olan kollarından tekini çekerek elini kaldırdı ve sıcacık parmaklarını dudaklarımın üzerinde gezindirdi.

Canım yanıyordu. Bana her dokunuşunda, beni darmadağın ediyordu. Benliğimi bulduğum kişi, yıllarımı harcadığım kişi beni hatırlamıyor, aşkımızı hatırlamıyordu.

Canımın yanması bile haddime değildi. Her şeyin böyle olmasını ben istemiştim. O, başarılı hayatına devam ederken yine onun karşısına ben çıkmıştım.

Bu yaptığım yanlıştı. Ben aşkı haketmiyordum. Tekrar onu kendimle birlikte dipsiz bir kuyuya çekemezdim. Ondan uzak durmalıyım.

Dudaklarıma ulaşmak için hafif parmak uçlarına yükseldiğinde beline sarılı olan kollarımı sıkılaştırarak onu kendimden uzaklaştırdım ve ön kapıyı açtım.

M: "Geç olmadan seni eve bırakayım"

Sessiz bir şekilde başıyla beni onayladı ve arabaya geçti. Keşke haykırabilseydim o dudakları ne kadar çok istediğimi.

Ama bu yanlışı tekrar yapmayacaktım. Onu seviyorsam iyi bir hayat yaşaması için ondan uzak durmalıydım.

Aklımda yıllar öncesine dair anılar delicesine dolanırken gözlerimin dolduğuna emindim. Mutluydum. Ben sadece Han Jisung ile mutluydum. Ama onun mutlu olmasını istiyorsam onsuz olmalıydım.

Biz birlikte en kötüsüydük...

Ezbere bildiğim evin önüne vardığımda arabayı kenara çektim ve bakışlarımı yan koltukta oturan bedene çevirdim, ki o çoktan beni izliyordu.

Sorgulayıcı bakışlarıyla karşılaştığımda ne yaptığımın daha yeni farkına varmış gibi duraksadım.

Kafamı duvarlara vurmak istermişim gibi sakince gölzerimi kapattım. Bu kadar aptal olmamalıydım.

J: "Sana hiçbir zaman evimin adresini vermedim"

Sesi hala sarhoş geliyordu. Tamamen kendisinde değildi. En azından eve götürüp uyumasını sağlayabilirdim. Bunu ertesi gün unutur muydu bilmiyordum..

Tanıdığım Jisung asla unutmaz ve bunu çözene kadar peşini asla bırakmazdı.

J: "Kimsin sen?"

__________________

HAZIR MIYIZ 🤭🤭🤭

Bölüm sonu

23 yorum