İyi Okumalar 🦋
____________
M: "İki varlık da çok çabuk unutuyor.."
Bu sefer gülümseyerek bakışlarımı akvaryumdan çektim ve cesaretimi toplayarak gözlerine baktım. Yanlış anlamayın gözlerine bakmak bana kötü hissetirmiyordu. Sadece.. o gözleri anlamlandıramamak sinirlerimi bozuyordu.
J: "Aslında arada göremediğin büyük bir fark var"
Gözlerimde olan gözleri beni çok dikkatli dinlediğini gösteriyordu. Bu güzel bir şeydi ama onun beni bu denli dikkatli dinlemesi içimi hoş ediyordu.
M: "Neymiş o büyük fark?"
Daha fazla ayakta durmayarak arkasını döndü ve masamın önündeki koltuğa yaylanarak oturdu, benim cevabımı duymayı bekledi.
Ben de aynı onun gibi davranarak rahat bir şekilde sandalyeme doğru yürüdüm ve sırtımı rahat koltuğuma yaslayarak oturdum.
J: "Balıklar her şeyi unutmaya mahkumdurlar, lakin insanlar unutmak istediklerini unuturlar"
Başını sallayarak dirseklerini dizine yasladı ve ellerini önünde birleştirerek gözlerimin en derinlerine baktı.
M: "Ya da hatırlayacak kadar değerli bulmadıkları şeyleri unuturlar dimi doktor?"
J: "İnsan kişiliklerine göre değişir tabi"
Tekrar beni onaylayarak başını salladığında oturduğum koltuğumdan kalkarak masanın etrafında dolandım. Gözlerini bir an olsun bile üzerimden çekmemesi beni afallatıyordu.
Onun yanındaki koltuğa geçerek oturdum ve kenardaki küçük sehpahı ikimizin ortasına çektim. Birazdan kavheler gelecekti ve konuşurken onun mimiklerini daha yakından izlemek istiyordum. Belki biraz da yakışıklı yüzünü daha yakından süzmek istemiş olabilirim.
J: "Bugün neler yaptın biraz anlatsana"
Dirseğini koltuğun kol kısmına yaslayıp, başını yan bir şekilde eğerek eline yasladı ve beni çıldırtacak şekilde gülümsedi.
Gülümserken kaşları hafif çatılıyordu ve bu onu fazlasıyla çekici ve yakışıklı gösteriyordu. Hastam hakkında böyle şeyler düşünmem hiç doğru değildi.
M: "Temizlik"
Daha fazlasını duymak için başımı sallayarak onu dinlemeye devam ettim ama ağzından sözcükleri söküp almak o kadar zordu ki.
J: "İşiniz ne? Nerede çalışıyorsunuz?"
M: "Dünyayı mikroplardan temizleyen bir şirkette çalışıyorum"
Ellerimi dizlerime yaslayarak sakin bir şekilde gülümsedim. Eğer bir şeyleri yürütecektikse bunun için onun da çabalaması gerekiyordu.
Sadece suratına bakıp, derdini anlamamı, ona yardım etmemi bekleyemezdi. Bu mümkün de dedğildi. O bana bir şeyler vermeliydi ki ben de ona yardımcı olayım.
J: "Minho seni rahatsız eden şeylerden kurtulmak istiyorsan bana hayatını anlatman gerekiyor."
Başını elinden uzaklaştırarak kolunu kaldırdı ve olabildiğince sakin bir şekilde elini kazağımın yakasına sararak avcunun içinde sıkıştırıp beni kendisine doğru çekti.
Böyle bir hareket karşısında tehlikede hissetmem gerekirken niye içimdeki ben fazlasıyla sakin ve onun bana zarar vermeyeceğine emindi?
M: "Beni iyi dinle. Böyle boş şeylere harcayacak zamanım yok. Sen kardeşime benim iyi olduğumu ve psikolojik hiçbir desteğe ihtiyacım olmadığını söylüyorsun ben de-"
Aynı onun gibi sakin bir şekilde elimi yakamı sıkan eline sardım. Tenim, tenine temas ettiğinde ikimizi de elektrik çarpmıştı.
Elini sıkıca sararak yakamdan uzaklaştırdım lakin tutmayı bırakmadım. Bırakmak istemedim. O da elini çekmeyince öyle kaldı ellerimiz. Tenimin, tenine karşı özlemi vardı..
J: "Arkadaşıma asla yalan söylemeyeceğim. Herşeyden önce işime asla ihanet etmem. Daha önce gittiğin doktorlar iki yakalarını sıktın diye korkup kaçmış olmalı ama özür dilerim Lee Minho ben o kadar kolay lokma değilim"
Alaycı bir şekilde gülümseyerek omuzlarını silkti. Odaklanmaya çalışıyordum ama hala onun elini sıkıca tuttuğum için tüm odağım oraya kayıyordu.
Beynim tüm fonksiyonlarını kapatıp sadece onun teninin sıcaklığını hissetmem için beni tehdit ediyordu.
M: "Han Jisung, asla kolay lokma olmadın"
Tüylerim diken diken olurken zor da olsa düşüncelerimi birleşik olan ellerimizden ayırarak gözlerinin içine baktım.
Yine aynısı oluyordu. Tüm vücudum her şeyi hatırlıyordu beynim hariç. Beynim koca bir boşluktaydı.
Odanın kapısı çalınarak açıldığında bakışlarımız oraya döndü. Kahveler tam zamanında gelmişti yoksa ben yine onun bakışlarında kaybolup kafayı yiyecektim.
Somi sessiz bir şekilde bize yaklaşarak tepsideki kahveleri bize doğru uzattı. Hala garip hissediyordum. Sanki tüm gece içmiştim ve sabah uyandığımda o sarhoşluk bedenimi ele geçirmiş durumdaydı.
Kahveyi almak için elimi kaldırdığımda, hala Minho'nun elini sıkıca tuttuğumdan habersizdim. Elimi aniden kaldırdığım için sıkıca tuttuğum Minho'nun elini de kaldırmıştım.
Bu hareketim yüzünden Minho'nun kolu sert bir şekilde tepsiye çarparak sıcak kahvelerin dökülmesine neden oldu.
Hala beynim ne yaptığımı algılamazken Minho, tepsiyi dirseğiyle daha da yukarı kaldırdı. Tepsiye dökülen sıcak kahve onun koluna aktığında anlamıştım benim yanmamam için bunu yaptığını.
Her şeyi daha yeni kavramış bir şekilde gözlerimi sonuna kadar açarak ayağa kalktım ve tepsiyi şok olmuş Somi'nin elinden alarak sehpanın üzerine bırkatım.
J: "Yandın mı? Çok mu sıcak? Somi hemen acil yardım dolabından krem getir"
Sekreterim hemen odadan çıktığında sakin bir şekilde duran Minho'nun önüne geçtim. Dirseğiyle tepsiyi uzaklaştırmaya çalıştığı için omzuna kadar dökülmüştü sıcak kahve. Hepsi benim yüzümdendi. Şu sıralar aptal gibi dalgındım hep.
M: "Çok sıcak değildi endişelenme"
J: "Buharı üstünde tütüyordu!"
Sanki komik şaka yapmışım gibi gülümsedi. Tam Somi'nin nerede kaldığını sormak için arkamı dönecekken onu gördüm ve elindeki ilacı aldım. O ise bir şey demeden tepsiyi alarak odadan çıktı.
J: "Hemen krem sürelim çok hasar kalmasın"
Düşünmeden elimi, üzerindeki kazağın boynuna attım. Omzu da ıslandığı için boynuna da gelebileceğinden endişelenmiştim. Hemen elimi kazağın boynundan içeri sokarak kazağı aşağı indirdim.
Bir saniye.. belki bir saniye bile sürmedi. Hemen elimi bileğinden sıkıca kavrayarak boynundan uzaklaştırdı. Gözlerimin içine bakıyordu emindim ama ben ona bakamıyordum. Gözlerim hala az önce gördüğüm şeyin gerçekliğini sorguluyordu.
Boynunun alt kısmında köprücük kemiğine doğru uzanan kompas dövmesi vardı. Benim göğsümün sol tarafındakiyle aynı. Ne zaman yaptırdığımı hatırlamadığım, arladaşlarımın arasında sarhoşken dövme yaptırdım sonra da hatırlamadım diye dalga geçilen dövmemin aynısıydı.
İkimizde de kompas dövmesi olmuş olabilirdi. Ama aynılardı.. tamamen aynılardı.
Sesli bir şekilde yutkunarak gözlerimi gözlerine çıkardım. Mimiklerini çok iyi gizleyebiliyordu belki ama gözlerindeki korkuyu görmüştüm. Bir şeylerden korkuyordu.
M: "Sadece koluma döküldü"
Daha fazla gözlerimizin temas etmesine izin vermeyerek elini bileğimden uzaklaştırdı ve kazağının kolunu omzuna kadar kaldırdı.
Benim de bakışlarım çok geçmeden kırmızı olan koluna dönmüştü. Hiç acıdığını belli etmiyordu ama çok kötü yanmıştı.
Acıyı kendi vücudumda bile hissedebiliyordum. Yüzümü buruşturarak kremin kapağını açtım ve buz gibi olan yanık merhemini parmağıma sıkarak dikkatli bir şekilde kızarıklığın üzerinde gezindirdim.
M: "John Keats"
Duraksayarak başımı kaldırdım ve gözlerinin içine baktım. Bana olan bakışları fazlasıyla derindi. Öyle ki eğer güçlüysen karşılık verebilirsin, lakin tek zayıflığında altında ezilirsin.
M: "Hep dokunmanın da hafızası olduğunu vurgulayan bir yazar"
Başımı onaylayarak salladım. Neyi onayladığımı neden başımı salladığımı da bilmiyordum. Gözlerimiz birbirine meydan okurcasına kitlenmişken parmağım hala kıvrak hareketleri ile kızarıklığın üzerinde gezinerek kremi deriye iyice yediriyordu.
Artık kendimi toparlamak adına ondan uzaklaştım ve kremin kapağını kapatarak öylece önünde dikildim. Bence bugünü bitirsem iyi olacaktı. Gelecek sefer bir hastamın yeri boşaldığı için Minho'ya iş saatlerim arasında bir seans verebilirdim.
O zaman bu dalgınlığıma çok çalışmamı bahane olarak gösteremezdim en azından.
Ayağa kalkarak benim geriye gittiğim mesafeyi aramızda kapattı ve önümde dikilerek yine altında ezileceğim bakışlarını sundu bana.
M: "Çok sevdiğim birisi "Her anısı değerli olan bir geçmiş, kalbimizde hep yaşar" demişti."
Gözlerimi kırpıştırarak söylediklerini anlamaya çalıştım. Deminden beri ağzını bıçak açmıyordu ama şimdi kendi isteğiyle bir şeyler anlatıyordu.
M: "Benden bir şeyler duymak istiyorsun ya doktor. Ben bana bunu söyleyen kişinin kalbinde hala anıların yaşadığına inanmak istiyorum"
_________________
Bölüm yazarken zorluk çekmekten balkondan aşağı sarkıtacağım kendimi.
MinSung hep komedi ship'im olmuştur tüm ficlerimde. Şimdi onları ciddi yazmak garip.
Neyse. Kitap nasıl gidiyor? Sizi tatmin ediyor mu?
⚠️ Vize sınavlarım olduğu için 2 hafta aktif olamayacağım







