Son kez... İyi Okumalar 🦋
_____________
~jisung~
Somi'nin ağlayan anne ve babasını karakolda bırakarak dışarı çıktım. Zifiri karanlık olan gecede içimi aydınlatacak tek bir şey bile yoktu.
Adımlarım düz ilerliyordu. Sadece uzaklaşmak istiyordum her şeyden. Tüm gerçeklerden uzaklaşmak istiyordum.
Telefonumu çıkararak son kez tuşladım Minho'nun numarasını.
"Numara bulunamamıştır"
Canımın yandığını belli edecek bir şekilde gülümseyerek telefonu cebime attım. Yine tek başıma kalmıştım.
Ama yardıma ihtiyacım vardı.. tüm bu şeylerden, düşüncelerden kurtulmak için bana umut olacak bir şeye.
Karakolda bulunmam lazımdı ama umrumda değildi. Bu sefer kendimi düşünecektim. Elimi kaldırarak yoldan geçen bir taksiyi durdurdum ve arka koltuğa binerek gideceğimiz yerin adresini verdim.
Araba, gece olduğu için sakin olan yolda ilerlerken yolu aydınlatan ışıklara baktım. Koskaca dünyanın bile aydınlanması için ay ışığı yetmiyordu. Ama benim içimdeki küçük karanlığı aydınlatmak için küçük bir umut yeterdi.
Uzun süren yolun ardından taksi durduğunda parayı şoföre uzattım ve arkasını dönerek gülümsedi bana...
Artık en küçük detayları bile hatırlıyor olmam beni korkutmuştu.. bu taksi şöförü.. yaklaşık 8 sene önce buradan beni eve götüren taksi şöförüydü. Ya da ben kafayı yemiştim.
Saçlarının arasında gözüken beyazlık yılların ne kadar uzun olduğunu gösteriyordu. Ben de buruk bir şekilde gülümseyerek ona karşılık verdim ve arabadan inerek hala taşlarla dolu olan yolda yürüdüm.
"Bayım lütfen yardım edin bana. Öldürecekler beni"
"Tamamdır Han Jisung. Şimdi gidebilirsin ama unutma gözüm üzerinde olacak! Tek şüpheli hareketinde bitersin!"
Bana fazlasıyla tanıdık olan bu yolda attığım her adımda aklıma dolan konuşmalar bu halde bile beni gülümsetmeyi beceriyordu.
Zordu.. o kadar zordu ki sevmek. Ondan kaçarken yine kendimi onda, onun anılarında buluyordum.
Dolan gözlerimi kırpıştırarak damlaların akmasına izin verdim ve gözlerimdeki yaşları sildim.
En ihtiyacım olan zamanda niye yanımda değildi ki? Biz niye birlikte olamıyorduk ki. Mutlu olmayı hak etmiyor muyduk?
Cebimde hissettiğim titreşim yüzünden burnumu çekerek elimi cebime attım ve telefonu çıkararak karanlık havada ışığının yüzümü aydınlatmasına izin verdim.
Bilinmeyen numaradan bir mesaj
Dudaklarımın arasından kaçan hıçkırığı tutmak için elimi ağzıma bastırdım ve mesajın üzerine tıklayarak uzun metine baktım.
"Bebeğim.. özür dilerim..
polisler geç geldiği için en yakın arkadaşını kaybettin. Yine adalet hiçbir boka yaramadı. Ama ben de yoruldum güzelim..
Jisung sen her zaman benim tatil evim gibiydin, dinlenmek istediğimde sığındığım bir evdin. Seni hep kullandım. Dinlenebilmek, bu zor hayatımdan kaçabilmek için seni kullandım. Kirli hayatımın içindeki tek masum küçük bir nokta gibiydin.
Seni seviyorum, hep sevdim ama güzelim buna bir son gerekiyordu değil mi?
Sana zarar veriyordum, kendime zarar veriyordum. Han Jisung bunca şeye rağmen yıllar sonra neden döndüm biliyor musun?
Bu aşkı ikimizin de unutmasından korktuğum için. Sana dündüm, her şeyi hatırlaman için çünkü benim unutmam gerekiyordu. Benim bu kirli hayatta kurtulabilmem için olanları unutmam gerekiyordu.
Sen bu mesajı okurken bu sefer o demir parçalarına bağlı olan kişi ben olacağım. Ama ağlama, üzülme. Bir kez daha benim yüzümden ağlama.
Küçük sincabım.. günlerdir ne yapıyordum biliyor musun? Tüm arkadaşlarımın ve bu yolda benim yanımda olan kişilerin kendi hayatına dönmesini izliyordum. Hepsine bırakmasını emrettim. ilk başta karşı çıktılar ama sonra onlar da mutlu hayatlarını seçtiler. Şimdi aileleri, çocukları, arkadaşları, sevgilileriyle birlikte mutlular. Changbin hyung'un sevgilisine evlenme teklifi etti.
Jisung ben şimdi yaşadığımı anladım. Ben seninle yaşadığımı anladım. Sevdiklerim mutluyken ben de mutluyum sikerim adaletini.
Ama.. benim için bu kadar kolay değildi. Kirli geçmişimi arkamda bırakıp gidemeyeceğimi biliyordum. O yüzden tüm bunların silinmesini istedim.
Benim güzel bebeğim sen de bu kirli geçmişin masum bir parçası olduğun için seni de unutmak zorundayım. Sen hatırla bu güzel sevgimizi hatırla güzelim asla unutma.
Bana söylemiştin ya "seven her şeye rağmen affeder", eğer yine her şeye rağmen affetmek istiyorsan bul beni Jisung'um.. bul beni.. bul beni ama bana bir şey hatırlatma, bu sefer yeniden, sıfırdan başlayalım. Bu sefer aramızda kirli işler olmasın. Sadece masum anılar biriktirelim. Bekleyeceğim seni. Biliyorsun, zihnim silinmiş olsa bile kalbim hala sana ait. Geldiğin an sana tekrar aşık olacağıma eminim. Yeni anılarda tekrar buluşalım sincabım..
Affet beni.. lütfen affet. Bir kez daha şans ver bize"
Mesajın sonuna vardığımda telefonu elimden yere düşürerek dizlerimin üzerine çöktüm. Daha fazla dayanamayarak taşlarla dolu zemine uzandım ve bacaklarımı karnıma doğru çekerek ağladım.
Bu sokakta, bu saatte kimsenin beni duyamayacağına emin olarak bağıra çağıra, hıçkırarak ağladım.
Gidene mi zormuş, kalana mı? Anıları tek başına kalbinde taşımak daha zormuş. İki kişilik anıyı bir hiçmiş gibi omzularında taşımak zormuş.
Bir kez daha Lee Minho bizi boşluğa çekmişti..
Lee Minho boşluğun en tatlı çağırısıydı.
...
2 sene sonra
J: "Daha çok bekler miyiz?"
Öne doğru eğilerek şöföre bininci sorumu sorduğumda adam bıkkın bir nefes vermişti. Kocaman trafiğin ortasındaydım yani adam nasıl bilebilirdi ki ne kadar süreceğini.
Bana ters ters baktığında gergin bir şekilde gülümseyerek ekranda yazan parayı ona uzattım ve arabadan indim.
Hayatımda ilk defa ödül alacaktım ve törene geç kalıyordum. Kendi psikolojisi bok gibi olmasına rağmen başkalarının psikolojisini düzeltebilen kişi ödülünü alacaktım.
Şaka.. son zamanlarda biraz fazla ünlü olmuş olabilirdim. Ve şimdi Avustralya'da küçük bir ödül törenine davetliydim.
Ellerimi cebime sokarak yaya yoluna çıktım ve yürümeye devam ettim. Havası çok güzeldi. Her an töreni ekip denize yüzmeye gidebilirdim.
Bir süre mutlu insanlar, durmadan çalan korna sesi eşliğinde yürüdüğümde sonunda trafiğin başladığı noktaya varmıştım.
Işıklar çalışmadığ için trafik durmuştu. Tanrım.. gerçekten güzel bir ülkeydi. Kore'de olsa muhtemelen hala araba kullanmaya devam ederlerdi.
Madem arabalar durmuştu ve yol boştu karşıya geçmemde sorun yoktu değil mi?
Konuma bakmak için telefonumu cebimden çıkardığımda "Bay Han sizi bekliyoruz" mesajını gördüğümde gözlerimi sonuna kadar açtım.
Trafik beklerken zaman çok hızlı geçmiş olmalıydı. Hemen konuma bakarak ödül salonun 700 metre ileride olduğunu görmüş ve telefonu cebime atarak koşmaya başlamıştım.
Ama işte ben Jisung'um ya.. hiçbir işim yolunda gidemezdi.
Daha koşmaya yeni başlamıştım, birkaç adım atmıştım ki birine çarparak geri sendeledim. Tam düşecekmiş gibi hissettiğim için elimi öne doğru uzattım ve elim adamın beline sarıldı.
O da panikle anlaşılan bemim düşmemem için elini belime sarmıştı. İri gözlerimi adamın yüzüne çıkardığımda ağzım açık kaldı.
Kadere inanır mıydınız? Ben hayır derdim. Kaderden çok tesadüflere inanırdım.
M: "Özür dilerim iyi misiniz?"
Sesini duyduğumda dünya benim için tekrar dönmeye başladı. Meğerse ben iki yıldır nefes dahi almıyormuşum.
Gözlerimden yaşlar seller sular gibi akarken adam şok olmuş bir şekilde beni daha da kendisine doğru çekti.
M: "Pardon canınızı mı yaktım? Çok özür dilerim"
Başımı hayır anlamında sallayarak ellerimi onun belinden uzaklaştırdım ve gözlerimden akan yaşları silerek gülümsemeye çalıştım.
M: "Ben çok özür dilerim. Kendimi nasıl affetire bilirim?"
J: "Kahve içelim mi?"
M: "Olur"
Duraksamadan beni onayladığında kocaman gülümsedim. O da gülümsediğinde içimde tekrardan çiçekler açmaya başlamıştı.
Yeni, masum, kirli hiçbir şey olmayan bir aşkta daha buluşmuştuk. Ben onu tekrar bulmuştum ve başına bela olmaya hazırdım.
_________________
Bitti..
Nasıldı? 🥹🥹
Ben kaos yazamıyorum, tekrarda özürler. Zaten bir daha da yazmam kaoslu fic.
Bu kitapta da aşkın aptallık olduğunu her koşulda affetiğimizi belirttim öaödşwödş şaka
Onların ne kadar güçlü bağlarının olduğunu ve bunca olaya rağmen hala aşklarının kalplerinde saklı kaldığını vurgulamak istedim.
Umarım beğenmişsinizdir..
Başka kitaplarıma göz atmayı, beni takip etmeyi unutmayınn.
Özel bölümlerde ve diğer kitaplarımda tekrar buluşalım Bluees'lerim 🦋♥️
İnsta: @\\keenblues









