Tam o dakikalarda malikânenin devasa kapısı şiddetle dövülmeye başlandı. İçeriye karla kaplı bir gölge sarsılarak girdi. Bu, arabası karda mahsur kalan Dedektif Aras’tı. Üzerindeki karı silkeleyip içerideki paniği gördüğünde, tatil planlarının yerini mesleki içgüdüleri aldı.
"Ben Aras. Cinayet Büro’danım," dedi, ıslak kimliğini masaya bırakırken. Kütüphaneye girdiğinde burnuna çarpan o keskin kokuyu hemen tanıdı: Acı badem. "Siyanür," diye mırıldandı. Aras cesede yaklaşmadan önce odadakileri süzdü. Elif koltukta titriyor, eski ortak Yavuz ise mavi zarfa sanki kendi idam fermanıymış gibi bakıyordu. "Kapı kilitli, pencereler mandallı," dedi Aras. "Katil ya duvarların içinden geçti ya da bu odaya hiç girmeden öldürmeyi başardı."