Londra’nın dışında, terk edilmiş bir tren bakım istasyonundayız. Dışarıda şimşekler çakıyor, yağmur eski saç çatılara kurşun gibi vuruyor.
Baran, Blackwood kasasından çalınan kripto sunucuyu ana sisteme bağlamış, verileri deşifre ediyordu. Ekran birden kırmızı uyarılarla doldu. Baran kulaklığı düzeltip arkasında duran Kuzey ve Dimitri’ye döndü:
"Çocuklar... Sir Thomas hastaneden kaçmış. Daha doğrusu Konsey onu infaz edilmek üzere gözden çıkarmış. Çünkü tüm servetini ve sırlarını bize kaptırdı. Thomas şu an Londra’nın en yüksek binasındaki şahsi helikopter pistine doğru ilerliyor. Şehirden kaçıp izini kaybettirecek. Eğer o helikopter kalkarsa, onu bir daha dünyada kimse bulamaz."
Dimitri, elindeki bıçağı masaya sapladı, gözlerinde babasının intikam ateşi parlıyordu: "Bu gece Londra’dan çıkacak tek şey onun cesedi olacak."
Kuzey, görsel 'deki o yara izli yüzünü yağmurluğunun kapüşonuyla örttü. Altın sarısı gözü zifiri karanlıkta bir aslanınki gibi parladı. "Dimitri, arabayı çalıştır. Baran, sen binanın tüm güvenlik sistemlerini ve asansörlerini bizim için sabote et. Bu adamın fişini çekme vakti geldi."
Siyah, zırhlı araç gecenin karanlığında Londra’nın o devasa gökdelenine doğru son hızla ilerlerken telsizden Baran’ın sesi yükseldi: "Gökdelenin lobisine girdiniz. Sir Thomas yukarıda, çatı katında. Ancak Konsey’in onu susturmak için gönderdiği temizlik timi de binaya giriş yaptı. Şu an hem Sir Thomas’ı yakalamak hem de o timi geçmek zorundasınız. Avcıyken av olmayın!"
Kuzey silahının sürgüsünü çekti, görsel deki o ölümcül kararlılıkla Dimitri’ye baktı: "Biz avcıyız Dimitri. Onlar ise sadece hedef."
Asansörün kapıları 80. kat için açılırken, sezon finaline giden o büyük hesaplaşmanın fitili resmen ateşlenmişti!