Kuzey, Demir’in malikanesinden sızdırdığı şifreli hard diskle birlikte Viyana’nın o balta girmemiş, karanlık orman sınırındaki eski bir dağ evine ulaştı. Burası, görsel 1000020963.png'deki o ağaçların arasında gizlenmiş, dışarıdan tamamen terk edilmiş gibi duran ama içi son teknoloji siber istihbarat cihazlarıyla donatılmış gizli bir sığınaktı.
Kuzey içeri girip ıslak taktik montunu çıkarırken, karanlık odadaki dev ekranların ışığında bilgisayar başında oturan biri arkasını döndü. Bu, Baran’dı. Bilal’in oğlu...
Baran, babası Bilal’in o keskin, her şeyi önceden hesaplayan gözlerine ve insanı ürküten soğukkanlı zekasına sahipti. Fiziksel dövüşten ziyade, operasyonların arkasındaki dahi beyindi. Siber dünyada onun aşamayacağı hiçbir duvar, çökertemeyeceği hiçbir sistem yoktu. Kuzey her ne kadar babası Eren gibi sahada tam bir ölüm makinesiyse, Baran da babası Bilal gibi o makineyi yönlendiren kusursuz bir stratejistti.
"Geç kaldın Aslan parçası," dedi Baran, hafif alaycı ama güven veren bir gülümsemeyle. "Demir'in adamları Viyana'yı ayağa kaldırmış. Telsiz frekanslarını dinliyorum, Volkov’a haber uçmuş bile."
Kuzey, cebinden çıkardığı hard diski masaya, Baran’ın önüne bıraktı. "Geç kalmadım, sadece gitmeden önce Volkov’a küçük bir kartvizit bıraktım. Artık kimin geldiğini biliyorlar."
Baran diski bilgisayara takıp parmaklarını klavyede adeta bir piyano çalar gibi hızla oynatmaya başladı. Siber yazılımları, Volkov’un şifreli ağını teker teker kırmaya başlarken ekrana yüzlerce veri, sevkiyat rotası ve gizli banka hesabı döküldü. Baran’ın gözleri parladı: "Babalarımızın 15 yıl önce canı pahasına çözemediği o yapının haritası işte tam karşımızda. Ama bir sorun var... Volkov durumu fark ettiği an bu hesapları ve rotaları donduracak. Elimizi çabuk tutmalıyız."
Kuzey, elindeki bıçağı masaya saplayarak ekranlardaki bir noktayı işaret etti. "İlk darbeyi vuracağımız yer burası. Volkov’un Münih’teki gizli yeraltı boks arenası ve kumarhanesi. Tüm nakit akışı oradan dönüyor. Oraya girip her şeyi havaya uçuracağız."
Baran geriye yaslandı, babası Bilal gibi çenesini sıvazlayarak gülümsedi: "Oraya silahla dümdüz dalarsan seni kalbura çevirirler Kuzey. Ama eğer arenadaki dövüşçülerden biri olarak içeri sızarsan... Ben de içerideki bahis sistemini ve güvenlik kameralarını hackler, parayı kendi hesaplarımıza aktarırken seni o cehennemden çıkarırım. Ne dersin? Babalarımızın ruhu için, eski günlerdeki gibi bir ortaklık?"
Kuzey, Baran’ın uzattığı eli sıktı. İki gencin gözlerinde, 15 yıl önce dondurucu Moskova kışında yarım kalan o büyük dostluğun ve intikamın ateşi yeniden alevlenmişti. Kurt ve aslan yavruları, babalarının intikamı için ilk ortak operasyonun düğmesine basmıştı. Volkov için çember daralıyordu!