Zifiri karanlığa gömülen binanın alt katındaki dev çelik kasanın önündeyiz. Acil durum yeşil ışıkları loş bir şekilde yanarken, sığınaktaki Baran telsizden bağırdı: "Çocuklar! Ana jeneratör devre dışı ama sistem 90 saniye içinde yedek pillere geçecek. O piller devreye girmeden kasanın elektro-manyetik kilidini patlatmanız lazım!"
Kuzey ve Dimitri, yüzlerinde taktik maskeleriyle kasanın dev kapısına ulaştılar. Dimitri, sırt çantasından çıkardığı C4 patlayıcıları kasanın kilit noktalarına hızla yerleştirmeye başladı. Parmakları dondurucu soğuğa rağmen titizlikle hareket ediyordu.
Kuzey ise koridordan gelebilecek herhangi bir tehdide karşı susturuculu tüfeğiyle siper aldı. Görsel 'deki o yara izli, keskin yüz hatları yeşil loş ışıkta adeta bir gölge gibi görünüyordu.
"Dimitri, durum ne?" diye sordu Kuzey, gözünü koridorun sonundan ayırmayarak.
"Son 5 saniye Aslan parçası... Çekil!" Dimitri fünyenin düğmesine bastı.
GÜÜÜM!
Boğuk bir patlamayla devasa çelik kapı menteşelerinden sökülerek içeri doğru devrildi. İçeride, Konsey’in dünyayı yönetmek için kullandığı milyarlarca sterlinlik altın külçeleri, gizli tahviller ve en önemlisi Sir Thomas’ın tüm kara para ağını ifşa edecek olan kripto sunucu duruyordu.
Dimitri hemen çantalara altınları ve belgeleri doldurmaya başlarken, Baran telsizden tekrar girdi: "Yedek piller devreye giriyor! Işıklar açıldığı an sistem kapıları kilitleyecek, hemen çıkın!"
Tam o sırada binanın tüm ışıkları ÇAT diye geri geldi. Koridorun başında, Sir Thomas'ın hastane odasından gönderdiği en seçkin koruma timi belirdi. Elleri tetikte, odayı taramaya başladılar.
Kuzey, görsel 'deki o intikam ateşiyle parlayan altın sarısı gözünü timin komutanına kilitledi. Dimitri’nin önüne siper oldu ve silahını ateşledi. Kasadan çıkış, girişten çok daha kanlı olacaktı!