Londra’nın lüks finans merkezinin göbeğinde, Konsey’in milyarlarca sterlinlik yasa dışı altın ve nakit parasını sakladığı "Blackwood" yer altı kasasının önündeyiz. Dışarıda sağanak bir yağmur var; şehir karanlığa bürünmüş durumda.
Baran, sığınaktaki ekranlarından kasaya ait siber koruma duvarını incelerken fısıldar: "Çocuklar, şifreli bellekten çıkan koordinatlar doğru. Sir Thomas’ın tüm serveti bu binanın alt katında. Ancak buranın koruma sistemi Londra Kulesi'nden daha sıkı. Ana kasaya giden elektriği kesmemiz gerekiyor ama jeneratör odası doğrudan yüksek voltajlı bir siber kilit altında."
Kuzey, görsel 'deki o yara izli yüzünü dikiz aynasından kontrol edip siyah taktik maskesini yukarı çekti. "Dimitri ile biz içerideyiz Baran. Sen siber kilidi kır, gerisini bize bırak."
Kuzey ve Dimitri, binanın havalandırma boşluğundan sızarak ana jeneratör odasının kapısına ulaştılar. Dimitri, babasından kalan o eski Rus askeri taktikleriyle kapıdaki iki İngiliz korumayı tek bir hamlede yere serip silahlarını aldı.
Baran parmaklarını klavyede uçurarak bağırdı: "Siber duvarı deldim! Jeneratörlerin gücünü kapatmak için tam 45 saniyeniz var, yoksa tüm bina kırmızı alarma geçer!"
Kuzey, odanın içine dalarak dev şalterlerin olduğu panele ulaştı. Tam şalteri indirecekken, odanın gizli köşesinde saklanan Konsey'in elit tetikçilerinden biri Kuzey’in üzerine atıldı. İkili kordonların ve yüksek voltajlı kabloların arasında ölümcül bir boğuşmaya tutuştu.
Dimitri, kapıdan yaklaşan diğer korumalara ateş açarken bağırdı: "Kuzey! Süre bitiyor, şalteri indir!"
Kuzey, görsel 'deki o tek parlak altın sarısı gözüyle tetikçinin boğazına yapıştı, onu devasa elektrik panosuna doğru fırlatarak saf dışı bıraktı ve bitime tam 2 saniye kala ana şalteri aşağı indirdi!
ÇAAAT!
Tüm Blackwood binasının ve finans caddesinin ışıkları büyük bir gürültüyle söndü. Kasa dairesi zifiri karanlığa gömülürken, Sir Thomas’ın imparatorluğunu çökertecek o büyük soygun resmen başlamıştı!