İçeriğe geç

Kutsal güç

Bölüm 1 · 9 dk okuma

Kutsal güç

Bölüm 1

1 bölüm

herkes normal bir hayat ister ,

ama bazı nadir insanlar bundan çok sıkılmışa ve hayatlarındaki tüm fırsatı değerlendirerek birazda olsa heyecan katmaya çalışır.

ben avanda ve normal sıkcı hayatımdan oldukça sıkılmış bulunmaktayım .her gün programlanmış robot gibi kalkiyo örümcek ağlar ile kaplı ve yılardır ne mektup ne dergi gönderilemeyen posta kutusuna bakıp günümün ilk hayal kırıklılığı ile başlıyorum işte bundan çok sıkılıyorum.

okul için giydiğim kıyafet ve gitiğim yol hep aynı sınıflar ve insanlar aynı dersler bile aynı daha ne kadar aynıların içinde yaşıyacağım bilmiyorum. Ama bu gün sanki periler dileklerimi ve şikayetimi duymuş gibi hiçde normal geçmemişti.

Ben avanda sıkıcı ve aynılarla dolu hayatımın nası değiştiğini size tüm detayı ve hisleri ile anlatıcam nasıl hayatımı ters düz ediyorum izle mucizeyi.

her gün günün ilk hayal kırıklılığına sebep olan posta kutusundaki mektup vardı bu sefer üzerinde

" sen oraya ait değilsin sana ihtiyacımız var gün doğumundan 6 saat sonra 3 çan çalmadan saat kulesinde bizimle buluş "

gün doğumundan 6 saat sonra mı günün doğuş saati bölgeye göre uzaya yada gecikebilirdi bu bana hayataki zorluklardan bazen geç bazen erken ders almamızı hatırlattı bazende hayat biz dersimizi alana ve akılanana kadar aynı sınavı farklı biçimde karşımıza çıkartırdı ve ders alana kadar güneş doğmazdı ama aslında güneşin en tepede olduğu vakit o sınavdan geçmek için çabaladığımız saatlerdir güneş ne kadar tepede olursa hava o kadar sıcak ve biz ne kadar inkar ve direnmeye çalışırsak o kadar çok yanardık ama sözde o sınavı geçene kadar güneş doğmazdı.

şimdi ben hangi saate göre güneşin doğumundan 6 saat sonrasını hesaplicaktım galiba kimsenin üzerinde yoğun edebiyat yağmadığı saaten

bir süre nota baktım tekrar ve tekrar okudum ve anlamaya çalıştım bu aynılar dışında bir şeydi ve ne kadar istesemde alışkın değildim karar vermek yada harekete geçmek,çok anı bir tercih olabilirdi. ama gitmemek içinde kendime bahane sunmuyordum.

güneşin doğuşunda 6 saat sonra cümleyi aklımdan tekrar geçirdim.güneşin doğuşunu ortalama sabah 6 gibi düşünürsek oğlen 12 de orda olmam lazımdı emin değildim .

hem belki bunu çevredeki zorba kişiler yapmıştır sonuçta etrafımdaki herkes aynılardan ne kadar rahatsız olduğumu biliyordu

yol boyunca ne kadar istemesemde ne kadar korksamda mektubu düşünüp durdum .

........

saat 11:59 ve saat kulesinin önünde bekliyordum bir şey olabileceğine pek inanmıyordum ama içimden farklı bir şey olması için dua ediyordum. büyük ve çok yüksekte olmasına rağmen sayıları çok kolay seçilebilen görkemli saate baktım.yelkovan yavaşça 12 ye doğru sürükleniyordu.

birinci çan

.........

ikinci çan

.........

üçüncü çan

........

gözlerimi kapatım nefesimi tutum olucak şeyin hakında hiç bir fikriniz olmadığı şeyi bekleyebilir miydiniz.ben bekliyordum ,bekliyorum,bekliyorum

hiç bir şey olmadı gözlerimi yavaşça açtım herşey normaldi yine ve yine. umutsuzca arkama dönup eve doğru yürüdüm nedense çok umutlanmış ve sevinçliydim belli etmesemde bir şeylerin değişmesini istiyordum. mektubu asla suçlu bulmayarak yada yalan olma ihtimalini tekrar düşünmeden acaba saati mi yanlış hesapladım diyerek hatayı kendimde arıyordum nedense içimde hayatımı bu mektubun değiştireceğini haykıran bir ses vardı ve nedense o sese çok inanıyordum

.......

yeni bi günün sabahı normalikler ile süreklileyen rutinimi aksatmadan devam etirdim ve okula doğru yola çıktım yolda belki yine bir mesaj alırım diye çevreme bakınarak gidiyordum ama hayır şey gerektiğinden fazla normaldi YİNE

...

Okula varmış ve koridorda sınıfıma doğru yavaşça yürüyordum kafamı eğmiş adımlarımı izliyordum sınıfın yeri de aynı olduğu için önüme bakmadan gidebilirdim sonuçta aynı yoldan gidiyordum düşünceler ile dolu kafamla meşgülken omzumdaki hafif sancı ve sarsılmamamla yere düşmem bir oldu benimle birlikte okulda hiç görmediğim bi çocuk ve elindeki 10 larca küçük büyük kağıtlarla yere düştü bana çarpmış ve elindeki herşeyi düşürmüştü ondan özür dileyip kağıtları toplamasına yardımcı olmak istedim ama o çoktan tüm kağıtları alıp koşarak uzaklaşmıştı ben hala yerde kalkmaya bile fırsat bulamamışken bu hız normal mi hayır değildi ve ben anormalere alışkın değildim .yavaş yavaş ayağa kalkarken yerde bir kağıt kaldığını gördüm çok küçük ve kenarları yırtılmıştı dedeminki acayip çocuğa ait olmalıydı sonuçta çok hızlı hareket etmişti kalkarken

Elimi kağıda koyarken aynı zamanda yerden destek alıp kalktım bir öylece durdum ve kağıdın boş tarafı ile bir süre bakıştım merakım ve anormalliklere olan alışmışlığın dışındaki ilgime yenik düşüp kağıdı tersine çevirdim. hoş ve zarif bi yazı ile yazılmış bir yazı beni karşıladı "sen oraya ait değilsin sana ihtiyacımız var gün doğumundan 6 saat sonra 3 çan çalmadan saat külesinde bizimle buluş " aynı mektup... acaba bu mektupta mi normaleşicek korkusu ile kaplandım .aslında sevindim umudumu tekrar kazanmış ve bir şeylerin değişeceğine olan inancım tekrar ateşlendi yüzümde istemsiz bir gülümseme belirdi .şansımı tekrar deneyecektim.peki bu sefer hangi saate göre ilerlicektim aslında güneş sabah 6 da değil de 5 de mi doğuyordu geçen sefer çok mu geç davranmıştım

heyecanlıydım okulun bitişini bekleyip yarına ulaşmayı merakla bekliyordum.tıpkı büyümeyi merakla bekleyen ve hemen büyümek isteyen o masum çocukar gibi bir zamanlar istediği renkte şekeri bulamama derdindeki o masum çocuk karnını doyurma derdindeki yaşlara gelmek için acele ediyordu işte bu çok masum bir istekti bir çocuğa göre

......

bu sefer erken davranıp saat sabah 4 :49 Da saat külesindeydim gözlerimi hafif şişmiş ve hala yorgundum ecele etmicek kadar yorgun ve uykuluydum kulağıma gelen tiz ses beni bi nevi uyandırdı

birinci çan....

.......

ikinci çan...

.....

üçüncü çan...

.....

meraka etrafa baktım bir değişiklik ya olmuştuda ben mi fark edemiyordum ama bu imkansız normaler arasındaki en ufak farklılık bile göze batardı .ve benim gözüme batan hiçbir şey yoktu

zaten ne bekliyordum düşüncesi ile umutsuzluğa kapılmadan yönümü değiştirdim bir süre normalere alışmak için çabalicaktım çünkü farklılıklara ne kadar düşkün olursam onları da normaleştirirdim ve bunu istemezdim.

....3 gün sonra ....

3 gündür sanki arkadaşımı beklermiş gibi mektup bekliyo ve özlüyorum belli belirsiz bi mektupla aramda bağ kurduğuma inanmiyorum cidden.

ne kadar beklesemde hergün olduğu gibi normaller içinde kayboluyorum ne kadar alışmaya çalışsamda ben normaliğe ait değilim pencerenin önündeki çalışma masamda defter açmış karaliyordum artık ne düşüncelerimi engelemiyo ne kadar saçmalasalarda onları dinliyordum en azından her dakika değişen tek onlar vardı "gün doğumu"

diye mırıldandım kafamı defterden kaldırıp şişkin şişkin parlayan aya bakarak gözlerimi kapattım

"GÜN DOĞUMU" evet evet gün doğumu saat 6 5 yada 4 değil gün benim için ben ne zaman güne başlarsam doğar saat 5 de değil uyandığım saaten 6 saat sonrasını hesaplicam.içimdeki umut tavan yapmış hemen uyumak istiyordum ,ama bu heyecanla uyur muydum bilmiyorum.içimdeki tüm şüphe ve kaygıların yok olması ve yarın bir şeylerin değişeceğine olan inancımın tam olması beni hatırlatıyordu.

yatağıma yattım ve tüm heyecanımla gözlerimi kapatım "bu gün geçirdiğim son normal gündü "

.......

ne zaman uyudum nası uyandım ve ne ara buraya geldim bilmiyorum ama geldim sanki önemli bi iş görüşmesine gidecek gibi stresliydim birini bekliyo gibi etrafı da inceliyordum kesin dışardan çok değişik görunuyorumdur.

kafama bir şimşek gibi çarpan çan sesleri duyulunca kalbim daha hızlı çarptı .

birinci çan ....

.....

ikinci çan....

....

üçüncü çan...

....

duyduğum fısıltılar ve sesleri algılamaya çalışıyordum gözümü açmak istiyordum ama göz kapaklarım çok ağırdı onları açamıyordum.

duyduğum yakışıklı ses ile evet yakışıklı ses bir ses nasıl yakışıklı olur diye sormayın çokda yakışıklı ve karizma bir sesti .

"şş sende ne abartın be"

göz kapaklarım hafifleyince bende gözlerimi gözlerimi yavaş yavaş açtım etrafımdaki bulunıklığın gitmesini bekliyordum gözümün önünde salanan zarif ince parmaklı eli görünce her her şey netleşti .

bilmediğim bir yerde ve tanımadığım insanlarla dolu bir odadaydım insanlarla dolu dediğim sadece 1 kişi.



İg: christiandaloii_

yakışıklı sesin sahibi olduğuna inandığım iri yarı uzun siyah saçlı ve bebek poposu gibi yüzünde ciddi bi ifade takınmış kaslı ve büyük kolarını kodlarından bile büyük göğsünde birleştirmiş kas yığını gibi bana bakiyordu .nerde neden ve ne zaman dan beri burdayım hiç sorgulamadım.böyle büyük kas yığınlı bir erkeğin yanımda olması bana zarar vermezdi.

tabi bana o zarar vermiyecekse .

"günaydın şükür ki oyandın çünlü 1 dakika daha senin bu şımarık halini çekemezdim"

şaşkınlıkla yakışıklı yüzünü izledim sandalyede oturuyorum bağlı değildim ama hareketce etmiyordum

"bravo İŞE YARAMİYACAĞINI SÖYLEMİŞTİM BU BOZUK "

diğe bağırdı kapıya doğru .kapı yavaşça açılıp içeriye 2 kişi daha girdi şikayet edemiyo tepki bile veremiyordum .dostum bu anormalliğin de ötesinde bir şeydir hele ki şu kas yığını o zaten farklı bi boyut

"sonunda "

dedi genç yaşlarda kumral yeşil gözlü çocuk

sempatik ve güven verici birine benziyordu

diğeri kadar olmasada oda kaslı sayılırdı



İg: vinniehacker

"Ben lucas ve yanımdakide nalla İyi olmana ve sonunda uyanabilmene çok sevindik"

dedi sıcak bir gülümsemeyle ,bana yaklaşıp elini uzattı bende ortama ayak uydurmak dışında bir şey yapmıyordum hareketsiz kolumu uzatıp sıktım ardında nalla isimli beyaz tenli yeşil gözlü oldukça zarif ve şık bir güzeliği olan kız elini uzatı onu da sıktım ikiside çok sempatik ve enerjikti ama şu kas yığını...

ne ismini söylemişdi ve lanet olsun hiçde sempatik değildi

"elini kırmamı istersen sıkışabiliriz "

dedi sahte bir gülümsemeyle ve aynı sahte samimiyetde elini uzatarak.

"carlos laf atmak yerine kendini tanıtsan daha nazik olmaz mıydı hm?"

dedi lucas adını kendisinden olmasada öğrenmiştim

"hayır ben kaba olmayı seçiyorum "

"onlar kavga ederken bana adını söylemeye ne dersin "

dedi nalla heyecanla yanımda belirerek



"Ben avanda"



İg:gracie.mckenna_

carlos ve lucasın gözleri aniden bana döndü tartışmayı kesip beni izliyolardı

"tartışma bitiyse kim bana ne olduğunu anlatıcak"

carlos şaşırmış gibi bana baktı

"wağw konuşabiliyormuş"

dedi sırıtarak

lucas bıkmış gibi derin bi nefes alıp elini carlosun yüzüne doğru dönürdü onun döndürmesi ile carlosun yüzü topraktan kirlenmesi ve öksürmeye başlaması bir oldu carlos sinirle lucası itip yere düşmesini sağladı yanına yaklaşmadan elini ona doğru uzatıcaken nalla hızlı davrandı ve ona doğru fırtına kadar güçlü bir rüzgar estirdirdi tabi buna rüzgar denilirse çünkü carlosun bir hamle yapamadan yere düşmesine sebep oldu

"canınız ceheneme"

diyip ayağa kalktı,kapıyı çarpıp gitti nalla yere düşerken lucas ona doğru koşup tutu. kafasını bacağına koyup yanaklarını okşuyordu. yanında duran çantayı karıştırıp içinden küçücük bir şişe çıkardı ve telaşla nallaya ıçirdi nalla haliszce bayılmak üzereydi lucas endişeyle nalanıny yanağını okşuyo ona bir şeyler fısıldıyordu sonra telaşla onu kucağına alıp kapıya doğru gitti,çıkacakken kafasını bile çevirmeden Sakince

"böyle öğrenmeni istemezdim"

kafasını bana doğru döndürüp

"biz 4 elementin koruyucusuyuz ve sende bizden birisin "

diyip odadan çıktı

şaşırmak için çok fazla şeyler yaşamıştım ve tepki veremiyordum 4 elementin ne anlama geldiğini de tam olarak çözemiyordum ama kendimi tehlikede hissetmediğim için korkmuyo yada streslenmiyordum acaba normaliklere çok alıştığım için vücüdüm anormal şeylere olan tepkisini yitirmiş miydi geri kazansa iyi olur çünkü anormal olan çok şey var gibi duruyo.

bir süre anormal olan heryeri asılı ince kumaşlarla dolu odamı inceledikten sonra hayatımdaki en yumuşak yuvarlak sade yatağım

a uzandım pamuk şeklinde pamuk kadar yumuşaktı ve hayatın tam tersine toz pembeydi.....

Devam edicek...

Diğer bölümler çok daha güzel olucak okumaya devam edin (:

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.